Ana içeriğe atla

Türkiye Bağdat'la '2009 Ruhunu' ariyor

Turkey's Energy Minister Taner Yildiz speaks at the Iraq-Kurdistan Oil and Gas Conference at Arbil in Iraq's Kurdistan region, December 2, 2013. Turkey said on Monday it stood by a bilateral oil deal with Iraq's Kurdistan region that bypassed central government but wanted to win Baghdad's support by drawing it into the arrangement. Reuters reported that Turkey and Iraqi Kurdistan signed a multi-billion-dollar energy package last week, infuriating a central Baghdad government which claims sole authority over

Türkiye Kuzey Irak’taki petrolün Ceyhan üzerinden dünya pazarlarına satışının “Bağdat’sız yapılamayacağını” gördü ve buna uygun yeni politika geliştirmeye başladı.

Maliki yönetimi ile ilişkilerin iyice bozulmaya başladığı 2011 yılından bu yana Türkiye Kuzey Irak’la ekonomik yönden entegre olmaya çalışıyor. Bölgedeki hastaneler, okullar, oteller, toplu konutlar, yollar, köprüler ve altyapı büyük ölçüde Türk şirketleri tarafından inşa edildi. Gıda maddeleri Türkiye’den gidiyor. Ancak anlaşmaların kapsamına petrol ve doğalgaz gibi enerji kaynakları da girince durum değişti.

Türkiye ve Kuzey Irak yönetimi, bölgede üretilen petrolün Ceyhan (Yumurtalık) üzerinden dış pazarlara satışı konusunda anlaşma sağlayınca ABD ve Bağdat bu durumdan rahatsız oldu.

ABDnin Ankara Büyükelçisi Ricciardone, 5 Şubat 2013 tarihinden gazetelerin Ankara Temsilcileri ile yaptığı sohbet toplantısında şu mesajı verdi:

 “Türkiye petrol ve gaz konusunda sadece yüzde 20’lik Kuzey Irak ile değil, Irak’ın geri kalan yüzde 80’i ile de ilişki kurmalıdır.”

Ricciardone bir başka toplantıda sözlerine şöyle açıklık getirdi:

 “Biz Irak Hükümetinin Türkiye ve Kürdistan Bölgesel Hükümeti arasındaki anlaşmadan mutlu olmasını isteriz. Ankara-Bağdat ve Erbil’in gaz ve petrol kaynaklarının ihracında ortak çıkarlar için birbirleriyle yakın ilişki içinde olmaları önemli.”

Bu açıklamalar “diplomatik üslupla” dile getirilmiş nazik uyarılardı.

Irak Merkezi Hükümeti Başbakanı Maliki de bu durumdan rahatsızdı ve Ankara-Bağdat ilişkileri gerilmeye başladı.

Oysa 10 Temmuz 2008 tarihinde Bağdat’ı ziyaret eden Başbakan Tayyip Erdoğan ile Irak Başbakanı Maliki arasında önemli bir anlaşma imzalanmış ve iki ülke arasında “Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi” kurulmuştu.

Bu adımı 2009 yılında imzalanan 36 anlaşma takip etti. İki ülke arasında; ulaştırma, sağlık, dış ticaret, bayındırlık ve iskan, tarım ve hayvancılık konularında yakın işbirliğini içeren yeni bir dönem başlıyordu.

Ama Türkiye-Irak ilişkileri bu projeleri hayata geçiremeden bozulmaya başladı.

Irak’taki şii-sunni gerilimi sırasında sunni Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık El Haşimi hakkında Irak Başbakanı Maliki’nin de aralarında bulunduğu şii liderlere suikast planlamaktan dolayı 2011 yılında tutuklama kararı çıkarıldı.

Haşimi önce Kuzey Irak’a sığında, 2012 yılı başında da Türkiye’ye geldi.

Maliki, Haşimi’nin iadesini istedi. Türkiye vermedi.

Sadece bu olay değil; Suriye politikasında da Türk Hükümeti ile Bağdat ayrı düştü. Maliki, İran-Suriye ekseninde yer aldı.

Gerilim, Maliki’nin Türkiye’yi “düşman” ilan etme noktasına kadar gitti.

…Ve 36 anlaşma rafa kaldırıldı.

Bu süreçte Türkiye, Kuzey Irak’la ilişkilerini iyice geliştirdi. Barzani yönetimi imar ve inşa işlerinde baş rolü Türk şirketlerine verdi. Petrol ve doğalgazda işbirliği anlaşmaları imzalandı. ürkiye ile Kuzey Irak arasında tam anlamıyla ekonomik entegrasyona gidildi. Bunu AK Parti Hükümetiyle Barzani arasındaki siyasi entegrasyon izledi!

Anlaşmaya göre, Kuzey Irak’tan ilk etapta yılda 10 milyar metreküp doğalgaz gelecek, bunun bir miktarı Türkiye’de tüketilecek, bir bölümü de Avrupa’ya ulaştırılacak.

Doğalgaz ithalatının 2015 yılında başlaması öngörülüyordu. Ancak, Al Monitor’un EPDK (Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu) kaynaklarından edindiği bilgiye göre doğalgaz alımı 2016, hatta 2017 yılına sarkabilecek.

Petrole gelince…

 Kuzey Irak’ta günlük petrol ihracatının 2015 yılına kadar 1 milyon varil, 2020 yılına kadar ise 2 milyon varile çıkarılması hedefleniyor.

Bölgedeki petrolün dünya pazarına ulaştırılmasında 70 milyon varil kapasiteli Kerkük- Yumurtalık (Ceyhan) boru hattı önemli rol oynayacak. Kuzey ırak yönetiminin inşa ettiği 300 bin varil kapasiteli yeni boru hattı Kerkük-Yumurtalık hattına eklenmiş ve Ocak ayı başından itibaren petrol pompalanmaya başlamıştı.

Ceyhan’daki depolar dolma noktasına geldi. Ama petrol satılamıyor.

Çünkü Irak Anayasasına göre, o petrolde payı olan Bağdat yönetiminin izin vermesi gerekiyor. Bağdat, potansiyel alıcıları da “ambargo uygulamakla” tehdit ediyor.

Toplam 143 milyar varillik petrol rezervi ile dünyada Suudi Arabistan ve Kanada’dan sonra 3. sırada bulunan Irak yönetiminin tehdidi, alıcıları caydırıyor.

Bu yüzden ilk zamanlarda “yanı başımızdaki enerji kaynaklarına kayıtsız kalamayız” diyen Türkiye’nin Irak Merkezi Hükümetini dışlayan tavrı değişmiş durumda.

Nitekim Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, 13 Mayıs 2014’te yaptığı bir açıklamada, petrolün sahibi olarak Irak’ı gösterdi. Yıldız “Bu petrol Irak’ın petrolü ve satacak olan da Iraklılar” dedi.

Kuzey Irak yönetimi ile Irak Merkezi Hükümeti arasındaki görüşmeler sonucu petrol satışındaki “Bağdat engelinin” aşıldığına ilişkin haberler geliyor.

Enerji Bakanı Yıldız, konuyla ilgili son açıklamasında şu bilgiyi verdi:

“Kuzey Irak’a ayırdığımız tanklar doldu. Ceyhan’da 2,5 milyon varil petrol bulunuyor. Satış için herhangi bir problem bulunmamakta. Biz Bağdat ile ilişkilerimizi kamuoyunun algısından çok daha üst düzeyde götürmek durumundayız ve onu yapıyoruz. Irak bizim için önemli, biz de Irak için önemliyiz. Irak ile ilişkilerimizi son derece iyi seviyede götürüyoruz…”

Bu cümleler Türkiye’nin Irak politikasındaki değişikliği net bir şekilde gösteriyor.

Gerilim içerisinde geçen uzun bir süreçten sonra Türkiye-Irak ilişkilerinde “2009 ruhunu” yakalama isteği ve sinyalleri var.

Irak ve Türkiye Dışişleri Bakanları, Enerji Bakanları ve Meclis Başkanlarının 2013 yılında yaptıkları karşılıklı ziyaretler işbirliğinin gelişeceği yolunda umutları besliyor. İki ülke arasında “Başbakan” düzeyinde ziyaretlerin gerçekleşmesi için de çalışma yapılıyor.

İlk aşamada askıya alınan anlaşmaların raftan indirilmesi hedefleniyor.

Al Monitor’un edindiği bilgilere göre Bağdat’la ilişkilerin geliştirilmesinde önemli bir engel olan görülen Kuzey ırak petrolü konusunda Türkiye’nin son pozisyonu şöyle:

Türkiye Kuzey Irak petrolünü “Irak’ın bütününe ait” olarak görüyor ve taşımasında hukuken engel bulunmadığını düşünüyor. Türkiye’nin tek beklentisi var: Satış bedelinin Halkbank’a yatırılması ve bilgilerin hem Bağdat hem de Erbil’le şeffaf olarak paylaşılması.

Ceyhan’da (Yumurtalık) bekletilen petrole uluslar arası piyasada müşteri aranırken, potansiyel alıcılar içerisinde TÜPRAŞ’ın da (Türkiye Petrol Rafinerileri Anonim Şirketi) adı geçiyor. Ancak TÜPRAŞ, Bağdat’ın ‘kara listesine” girmemek için şu anda alıma mesafeli duruyor…

More from Mehmet Cetingulec

The Middle East in your inbox

Deepen your knowledge of the Middle East

Recommended Articles