Ana içeriğe atla

Kürtlerin Suriye’deki güç savaşı

Abdullah Öcalan liderliğindeki PKK ile Mesud Barzani’nin Kürdistan Demokratik Partisi arasındaki ilişkiler, bir dizi karşılıklı misillemeyle iyice bozuldu. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Iraqi Kurdish supporters of the Kurdistan Workers Party (PKK) hold flags bearing portraits of jailed PKK leader Abdullah Ocalan during a demonstration in Arbil on April 12, 2014 against the decision by Kurdish authorities to dig a trench along the border with neighboring Syria. The Kurdish autonomous region has backed Kurds in Syria against the extremists and has taken in some 200,000 refugees from the bloody conflict. AFP PHOTO / SAFIN HAMED        (Photo credit should read SAFIN HAMED/AFP/Getty Images)

LONDRA — Irak ve Suriye’deki Kürt partileri, gittikçe düşük yoğunluklu bir soğuk savaşa gömülüyor. Suriye’nin Kürt bölgelerinde oluşan iktidar boşluğu ile birlikte karşılıklı misillemeler arttı.  Taraflar daha fazla iş birliği yapmak yerine karşılıklı tutuklamalara, siyasi büroların kapatılmasına, sürgünlere, gösterilere, medya kampanyalarına ve sınır kapatmalarına başvuruyor.

Kürdistan İşçi Partisi’nin (PKK) hapisteki lideri Abdullah Öcalan ve  Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY) Başkanı Mesud Barzani yıllardır Kürtlerin liderliği için rekabet ediyor. Öcalan’ın PKK’si, Türkiye’nin en güçlü Kürt milliyetçi partisi. Barzani ise Irak’taki Kürdistan Demokratik Partisi’nin (KDP) başında. Suriye’deki iktidar boşluğu neticesinde PKK, kuzey Suriye’nin en etkin aktörü hâline geldi ve iki taraf arasında yeni bir çekişme başladı.

Suriye’deki Kürt güçleri, Barzani ve KDP’ye yakın Suriyeli Kürt siyasileri tutuklayıp kovdu. Irak Kürdistanı’ndaki güvenlik güçleri de buna misilleme olarak bölgelerinde faaliyet gösteren PKK’ye yakın büro ve kuruluşlara 19 Mayıs’ta baskınlar düzenledi.

Suriye’deki PKK bağlantılı Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) lideri Salih Müslim, Al-Monitor’a Londra’da verdiği demeçte tepkisini şöyle dile getirdi: “Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) Kürdistan’ın tüm parçalarını kapsayan ulusal bir kuruluştur. PYD’yle ilgisi yok. Bu insanları niçin tutukluyorlar, bürolarını niçin kapatıyorlar?”

Dahası, Suriyeli Kürt siyasiler, bölgede PKK’yle bağlantılı partilere düzenlenen bombalı saldırıların arkasında KDP’nin olduğunu iddia ediyor. Afrin’deki bir mahkeme geçtiğimiz günlerde KDP destekli bazı siyasileri  “terör saldırısı” düzenleme suçundan 10 ila 20 arasında değişen hapis cezalarına çarptırdı. Suriyeli Kürtler, KDP yetkililerini Suriyeli Kürtlerin kuyusunu kazmak için Şam’da görüşmeler yapmakla da suçluyor.

Suriye’deki Kürt güvenlik birimleri, bu gerginlikler üzerine yeni kurulan Barzani bağlantılı Suriye Kürdistan Demokratik Partisi  (KDP-S) üyelerini sınır dışı etmeye, tutuklamaya ve Suriye’ye sokmamaya başladı. Bunu tetikleyen bir diğer gelişme, KBY’nin Irak-Suriye sınırında nisan ayında kazdığı hendeklerdi.

KDP-S üyesi Beşar Emin 16 Mayıs’ta Haseki’deki evinde tutuklanıp pijama ve terlikleriyle Irak’a sınır dışı edildi. KDP güçleri de buna cevaben PKK yanlısı siyasetçi Nujin Yusuf’u iki gün gözaltında tuttuktan sonra 21 Mayıs’ta Irak’tan Suriye’ye sınır dışı etti.

PKK, KBY’yi Kürdistan’ı bölmekle suçladı. PKK yöneticilerinden Rıza Altun, Al-Monitor’a şöyle dedi: “Bu, onların Kürtlerin ulusal birliğini umursamadıklarını gösteriyor.”

Barzani’nin Zerevani (Muhafızlar) olarak bilinen 47 bin kişilik özel gücünün komutanlarından Tümgeneral Aziz Veysi ise suçlamaları reddetti. Veysi, Al-Monitor’a verdiği özel röportajda Sykes-Picot sınırları yüzünden Kürtlerin zaten tarihsel olarak bölündüğünü söyleyerek şöyle devam etti: “Eğer (Irak ve Suriye’de) iki Kürt devleti olsaydı araya hendek değil, Berlin Duvarı dikebilirdik. Ancak böyle bir şey yok. Böyle bir durum olsaydı bu duvardan kendini aşağı atan ilk ben olurdum. Ama onların derdi, Suriye’de PYD’den başka kimsenin faaliyet göstermemesi. Hendeklerin tek amacı da güvenliktir.”

Veysi, hendeklerin 29 Eylül’deki Erbil saldırısının Suriye’de planlandığının ortaya çıkmasının ardından kazıldığını savundu: “Erbil saldırısından sonra soruşturmamızı yaptık ve saldırganların sınırdan geçerek geldiğini tespit ettik. Suriye’den gelmişler, plan da orada yapılmış.”

PYD’ye göre ise KDP sınırı kapatarak PYD’yi Suriye’de Barzani destekli partilerle güç paylaşımına zorluyor, bunun KBY’nin güvenliğiyle ilgisi olmadığını düşünüyor.

Kürtler arasındaki soğuk savaş, geçen yıl eylülde yapılması planlanan Kürt Ulusal Konferansı’na  ve Suriye’de birleşik bir Kürt idaresinin kurulmasına engel oldu. KDP ile PKK, Cenevre-2 Konferansı’nda tek ses olma konusunda uzlaşamayınca, PKK bağlantılı PYD ocak 2014’te  üç kanton yönetimi kurduğunu açıkladı.

PYD, bu yönetimleri bölgedeki Araplar, Hristiyanlar ve küçük Kürt partileriyle birlikte oluşturuldu. Barzani destekli Kürt Ulusal Konseyi çatısında toplanan diğer Kürt partileri ise Batı destekli Suriye Ulusal Koalisyonu’na katıldı ve PYD’nin fiili kurumlarını tanımayı reddetti.

KDP-S’nin kıdemli isimlerinden Muhammed İsmail, Al-Monitor’a Erbil’de şöyle dedi: “Bize ancak kantonları tanımamız koşuluyla faaliyet izni veriyorlar.” İsmail’in bu sözleri, Suriye’deki PKK yanlısı Kürt makamlarının nisanda benimsediği yeni siyasi partiler kanuna işaret ediyor. Kanuna göre Kürt bölgelerindeki partilerin faaliyete geçebilmesi için önce kayıt yaptırması ve PYD liderliğindeki idareyi tanıması gerekiyor.

Barzani destekli Kürt partileri, diyaloğa açık olduklarını ve Suriye’nin Kürt bölgelerinde ortak yönetim öngören 2012 Erbil Anlaşması’nı  canlandırmaya hazır olduklarını belirtiyor. KBY dış ilişkiler sorumlusu Felah Mustafa Bekir de Erbil’de Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Tek şartımız, Suriye’deki Kürtlerin birlikte çalışması ve kararların tek bir grup tarafından değil birlikte alınmasıydı.”

PYD ise bunun için artık çok geç olduğunu söylüyor. PYD’ye göre Kürt Ulusal Konseyi’nin tek seçeneği, kanton yönetimlerini tanımak ve siyasi partiler kanunu gereğince kayıt yaptırmak, aksi hâlde de yasal takibata uğramak.

PYD lideri Salih Müslim, Al-Monitor’a ocakta Brüksel’de verdiği röportajda KDP-S’nin Erbil anlaşmasını canlandırma teklifine ilişkin şöyle demişti: “Şartlar değişti. Artık bu bölgelerde demokratik yönetimler var. (...) Kürtler, Araplar, Süryaniler hep bir arada.”

KDP-S ise adı geçen kanunu, onu yeni yönetimi tanımaya zorlamak için devreye konmuş bir yöntem olarak görüyor. Müslim ise Al-Monitor’a Londra’da yaptığı açıklamada şöyle diyor: “Mesele, siyasi partiler kanununu tanımamaları değil, yönetimi tümden reddediyorlar. Asayiş birimlerini ulusal bir güç olarak değil, PYD gücü olarak görüyorlar. YPG’yi bile öyle görüyorlar.”

More from Wladimir van Wilgenburg (Syria Pulse)

Recommended Articles