Ana içeriğe atla

Kürtleri bölen hendek

Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin Rojava’ya kazdığı hendek Kürt’ün Kürt’e dayattığı yeni bir Sykes-Picot.
A member of Iraqi security forces looks on during the digging operations to build a trench on the northern Iraqi border with Syria to prevent people from crossing over into Iraq's autonomous Kurdistan region, on April 13, 2014 in Zakho.  AFP PHOTO/SAFIN HAMED        (Photo credit should read SAFIN HAMED/AFP/Getty Images)

Sykes-Picot’a en fazla lanet okuyan kimdir derseniz kuşkusuz yanıt Kürtler olur. İran ile Osmanlı arasında bölünmüş Kürdistan’ı bir kez daha parçaladığı için… Kimsenin içine sinmedi sınırlar, köyün köyle ilişkisinin adı çıktı kaçakçıya. Şair Ahmet Arif’in dediği gibi:

“Pasaporta ısınmamış içimiz / Budur katlimize sebep suçumuz / Gayrı eşkiyaya çıkar adımız / Kaçakçıya / Soyguncuya / Hayına …”

Bakur (Kuzey), Başur (Güney), Rojhilat (Doğu) ve Rojava (Batı) olarak Türkiye, Irak, İran ve Suriye’ye dağılmış Kürdistan’ın 4 yakasını buluşturacak modeller tartışılırken, Rojava’nın ‘de facto’ özerklik ilanıyla bir ‘Kürt Baharı’ söylemi alıp başını giderken Kürtlerin umutları bir hendekle bölündü.

Mesut Barzani liderliğindeki Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin (KBY) Suriye’nin kuzeyindeki Rojava ile Irak’ın kuzeyindeki Başur arasında kazmaya başladığı hendek Türkiye’deki Kürtleri de içine alan büyük bir tartışma kopardı. PKK’nın çatı örgütü KCK ardı ardına açıklamalarla hendeği kınadı.

Genişliği 3 metre derinliği 2 metre olan hendek, Dicle Nehri’nin Güney Kürdistan’la buluştuğu yerden Tilkoçer’in kuzeyinde peşmerge gücünün nöbet tuttuğu Velid Noktası’na kadar 17 km’lik alanda kazılıyor. Erbil yönetiminin Mayıs 2013’te kapattığından beri keyfe keder yer yer geçişlere izin verdiği Semelka (Peşhabur) kapısındaki portatif köprü de kaldırıldı. Rojavalıların şiddetli protesto gösterilerine zaman zaman peşmerge güçlerinin ateş açarak karşılık vermesi sonucu yaralananlar da oldu. Dirbespiye, Amude, Kamışlı, Tribespiye ve Girke Lege’den sınıra akın eden Kürtlerin protestosu kurulan 10 çadırla sürekli hale dönüştürüldü.

Bir başka ilginç gelişme, daha çok Güney Kürdistan içinde tartışmaya neden olan Peşhabur’daki KBY bayrağının indirilip Kürdistan Demokrat Parti (KDP) bayrağının asılmasıydı. Bunu, mevcut iktidarın küçük ortağı Kürdistan Yurtsever Birliği ile kurulacak yeni hükümetin olası ortağı Goran Hareketi, Erbil’deki yerel parlamento önünde düzenlenen gösteri ile protesto etti. 

Zihinsel çatışmanın dışavurumu

 Barzani yönetiminin Rojava ile Başur arasına kazdığı hendek, zihinlerdeki hendeğin aslında toprağa işlenmesinden başka bir şey değil. Bu, her şeyden önce Kürt’ün Kürt’le zihinsel çatışmasının dışa vurumudur. Rojavalı Kürtler Barzani’nin iyi ilişkiler geliştirdiği Türkiye’nin hatırına Kürt kardeşlerine ambargo dayattığını söylüyor. Ki Kürt kaynaklar Türkiye’nin de Rojava’nın Derik ve Afrin sınırına hendek kazdığını aktarıyor. Bölgesel ülkelerle kurulan ittifakların Kürtler arasındaki ‘bölücü’ etki yarattığı doğru. Bununla beraber hendek olayı, KDP’nin temsil ettiği aşiret bağlarına dayalı geleneksel siyasetle PKK-PYD’nin temsil ettiği ideolojik temelde gelişen siyaset arasındaki çatışmanın dışa vurumu sayılır. Hatta sahip oldukları geleneksel bağlara rağmen fikri altyapılarıyla KDP’den farklılaşan Yurtsever Birlik ile Goran’ın, Rojava’nın üç kantonlu özerkliğini tanımasında ve hendeği eleştirmesinde de bu ayrışmayı görüyoruz. Konvansiyonel aşiret siyaseti, ideolojik bağlamları olan modern siyaseti bir tehdit olarak görüyor.

Tarafların argümanları

 Hendeğin amacı ve kimin kararı olduğuna dair tarafların iddiaları birbiriyle çatışıyor.

  • Barzani yönetimine göre hendeğin amacı kaçak geçişleri, özellikle de silahlı grupların sızmasını önlemek. Peşmerge Bakan Yardımcısı Enver Hacı Osman, Rudaw’a demecinde hendeği şöyle gerekçelendirdi: “Bölgede teröristler ortaya çıktı. Aynı planı Erbil ve Kerkük’te de geliştirdik. Şimdiye kadar sınırda yaklaşık 1000 kişi silahlarıyla yakalandı.”
  • Rojava’nin hakim gücü Demokratik Birlik Partisi (PYD) ise ‘teröristlerin asıl güneyden batıya geçtiğini’ söylüyor. Suriyeli bir Kürt kaynak, Al Monitor’a “Rojava’ya saldıran Irak-Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) öldürülen üyelerinden 32’sinin Başur’dan geldiği tespit edildi. Kaide ile savaşan taraf Rojava. Halk Savunma Birliği’nin (YPG) kontrol ettiği bölgelerden IŞİD üyelerinin geçip Kürdistan’a geçmesi çok zor” dedi. 
  • PYD, hendeğin Rojava’ya tecrit planının bir parçası olduğunu düşünüyor ve hendekten tüm Kürdistan yönetimini değil Barzani’nin liderliğindeki KDP’yi sorumlu tutuyor.
  • Bir Permerge komutanı, hendeğin Erbil ile Bağdat yönetimlerinin ortak kararı olduğunu açıkladı. Komutana göre 17 km’lik hendek Irak-Suriye sınırına kazılan 605 km’lik hendeğin bir parçası. Ancak Irak Başbakanı Nuri Maliki’nin danışmanı Ali Musavi hükümetin böyle bir kararı olmadığı yanıtını verdi. Hendeğin KBY hükümeti değil KDP’nin karar olduğuna ilişkin iddiaya ise Hacı Osman “Bu KBY’nin kararı ve Peşmerge Bakanlığı’nın siyaseti” yanıtını verdi. Ancak bu konuda da Peşmerge Bakanlığı Sekreteri Cebbar Yaver, “Bakanlıkla ilgisi yok” diyerek Osman’ı açığa düşürdü.

Kürt hükümetinin küçük ortağı Yurtsever Birlik yetkilisi Adil Murad da “KDP liderliğinin aldığı bu karar Suriye’deki Kürt özgürlük hareketini boğmaya çalışan Türk politikasına hizmet ediyor” diyerek Barzani’yi suçladı.

Siyasi hesaplar 

KDP’li yetkililerin sürekli restleştikleri Bağdat yönetimiyle gerekçeklendirmesi inandırıcı değil. Ayrıca Al Monitor’a konuşan Kürt kaynaklar, 1000 kadar IŞİD üyesinin sınırdan geçerken yakalandığı izahatını aldatıcı buluyor. IŞİD geçiş için daha çok Musul’un altından Ramadi bölgesine doğru inen yerleri kullanıyor. Haliyle hendeğin en fazla etkileyeceği kesim silahlı gruplar değil farklı yerlerden araçlarıyla geçiş yapan kaçakçılar. Kaçakçılık şu anda hem Türkiye hem Güney Kürdistan’ın abluka altına almaya çalıştığı Rojava’nın ekonomisini besleyen ‘yasadışı’ bir damar. Hendeğin siyasi hesabını işte tam burada aramak gerekiyor. Kaçakçılığın önlenmesi dolaylı olarak ekonomik sıkıntıya, bu da PYD’nin başarısının sorgulanmasına yol açabilir. PYD bu şekilde zayıflar ve kontrolü kaybederse Barzanici partilerin önü açılabilir! Hesap bu.

Fakat KDP’nin Suriye uzantısı partilerin Rojava’da varlık gösterememesi ve giderek tabela partilerine dönüşmesi gibi bir realite var. Elbette Rojava’yı kontrol ediyor olsalardı belki Kürt’ün Kürt’e ambargosu gibi bir tartışmaya tanık olmayacaktık. Başından beri sorun PYD’nin hem siyaseten hem güvenlik güçleri açısından baskın çıkması, Erbil-Ankara hattının bunu kabullenememesinden kaynaklanıyor. Liderleri bile Rojava’da yaşamayan Barzanici partilerin şimdiye kadar hep şunu söyledi: “PYD, 2012’de imzalanan Erbil Anlaşması’na uymuyor; Suriye rejimle işbirliği yapıyor.” Barzani de Sky News’e demecinde köprüleri tamamen atarcasına suçlamayı bir ileri noktaya taşıdı: “PYD rejimin lehine Kürtlere savaşı dayattı. Silah zoruyla bölgeye el koydu. Kazanımlar dönemsel, varlık nedenleri ortadan kalkınca o da gidecek.”

Halbuki ABD Dışişleri’nin 2009 tarihli gizli belgelerinden şunu öğreniyoruz: 2004’de Kamışlı’da bir futbol karşılaşması sırasında başlayan ve etkisini Rojava’nın ötesinde Halep ve Şam’da bile gösteren mini Kürt isyanından sonra PYD kök salarken Abdulhakim Beşar gibi Barzanici liderler rejimiyle işbirliğinin yollarını arıyordu.

Özetle bu kavga Barzani’nin siyasi projesinin Rojava’da karşılıksız çıkması nedeniyle başladı ve giderek kızışıyor. Şimdi Barzanici partileri Rojava’ya taşıyacak yeni bir proje devrede: Barzani, El Parti, Azadi, Azadi (2) ve Yekiti’yi 3 Nisan’da Erbil’de ‘Suriye Kürdistan Demokrat Partisi’nde (KDP-S) birleştirdi. Yeni partinin liderliğine Rojava’dan Suud Mele seçildi. Böylece “Tutunamazlar çünkü liderleri bile Rojava’da yaşamıyor” eleştirisi bertaraf edildi. Bu kez de Rojavalı delegelerin yeni yapıda etkili olamadığı eleştirileri yapılıyor. Bu nedenle yeni hamlenin başarı şansı sanıldığı gibi yüksek olmayabilir. Yeni partinin bir başka realiteyle tanışması da geç olmadı. Delegeler Rojava’ya dönüşte gözaltına alındı ya da geri gönderildi. Silah zoruyla bölgeyi ele geçirdiği ve başka partilere hayat hakkı tanımadığı eleştirilerine maruz kalan PYD, YPG’nin aldığı böylesi bir önlemle rakiplerinin eline koz verdi. Ama kaynaklar bunun tepkisel bir durum olduğunu ve sonunda delegelerin Rojava’ya girişine izin verileceğini düşünüyor. Kürtleri bölen hendeğin kime mezar kime siper olacağına gelince: Bu da Rojava’nın özerkliğini ne kadar koruyabileceğine bağlı.