Ana içeriğe atla

Gül Erdoğan'ın uluslararası komplo iddiasını reddetti

Türkiye Cumhurbaşkanı "yolsuzluklara dair hiçbir şaibe kalmamalı" diyerek, yolsuzluk iddialarına ilişkin açık ve şeffaf bir soruşturmayı destekledi. İngilizce'den Türkçe'ye çevrilmiştir.
MUO_0740.JPG

KOPENHAG, Danimarka- Bu hafta büyük gazetelerin genel yayın yönetmeleri de dahil bir grup seçilmiş gazeteciyle birlikte Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e Danimarka'ya gerçekleştirdiği resmi ziyarette eşlik ettim. Bu vesileyle Cumhurbaşkanının Türkiye'deki siyasi gelişmelerden ne denli rahatsız olduğunu ilk elden görme şansı buldum.

Gül Türkiye'nin AB rotasına dönmesi ve Avrupa'nın temel yasal düzenlemelerini hayata geçirmesi gerektiğini vurguladı. Bu da hükümet tarafından getirilen anti-demokratik düzenlemeleri imzalamak zorunda bırakılmaktan rahatsız olduğuna dair güçlü bir izlenim yarattı.  

Cumhurbaşkanı, özel söyleşimiz sırasında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve AKP'liler tarafından sıkça tekrarlanan uluslararası komplo iddialarını da reddetti. Gül, bu tür iddiaların Türkiye'yi üçüncü dünya ülkeleri sınıfına soktuğunu belirtti.  

Cumhurbaşkanı Türkiye'nin fazlaca sert siyasi iklimine ilişkin sorular üzerine, bu tablodan büyük bir rahatsızlık ve üzüntü duyduğunu ve bundan kimsenin hoşnut olmadığını da söyledi. Gül, Türkiye'de son günlerde yaşanan birbirine rakip kitlesel cenaze törenlerinin de "eski Türkiye'yi" anımsattığını kaydetti.

Gül bu ifadeyle rakip fraksiyonlarca öldürülen sağcı ve solcu aktivistlerin, radikallerin, siyasilerin ve akademisyenlerin cenazelerinin damga vurduğu 1980 darbesi öncesindeki dönemi kast etti. Cumhurbaşkanı ailelerinin sorumlu davranışları sayesinde olayların rakip gruplar arasında bir çatışmaya dönüşmediğine işaret etti.

Türkiye'de bölünmeye, kutuplaşmaya ve çatışmaya dayanan siyasi geleneklerinin iyi olmadığının altını çizen Gül, ülkenin istenilen gelişmişlik düzeyine ulaşması için buların değişmesi gerektiğini sözlerine ekledi: "Seçimlerin neticesi ne olursa olsun seçim sonrası süratli bir şekilde reform sürecine devam etmek gerekiyor. Reformlara kaldığı yerden güçlü bir şekilde devam etmek gerek."

Avrupa Birliği'nin Türkiye için halen önemli bir dayanak noktası olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı, Avrupa'da Türkiye'nin üyeliğine çekimser yaklaşanlar olabileceğini ancak Türkiye’nin yine de AB için gereken reformları yapabileceğini anlattı ve şöyle devam etti: "Eğer yaparsak hukuk, yargı standartları, şeffaflık ve hesap verilebilirlik meseleleri kendiliğinden hallolacaktır." Gül mevcut sorunların kuralların ve yasal düzenlemelerin yetersizliğinden kaynaklandığını da sözlerine ekledi.  

"Kurallar açık seçik, Almanya ve Danimarka’da olduğu gibi olsa bu şikâyetlerin çoğu olmaz" diyen Gül mevcut durumun sürmesi halinde Türkiye'nin geriye gideceğini söyledi.

Cumhurbaşkanı, Hükümetin çıkardığı son yasalarla ülkenin AB'nin yasal standartlarının gerisine düştüğünün anımsatılması üzerine ise "Türkiye kendini ateşlemeli ve gerilemeden sıyrılmalı" dedi. Gül Türkiye'nin uluslararası alanda üç-dört sene önceki parlak havasını kaybettiğini de belirgin bir üzüntüyle ifade etti.

Cumhurbaşkanı, Başbakanın Gülen hareketi için kullandığı "paralel yapıya" inanıp inanmadığına ilişkin bir soruyu yanıtlarken ise oldukça ihtiyatlıydı: "Devlet kurumlarının içinde farklı dayanışmaların olduğunu görüyoruz. Dini inancı, ideolojisi fark etmeksizin herkes her kademeye gelebilir. Ama devlet kurumunda çalışıyorsa, referansı Anayasa, kanunlar, hiyerarşik amirleri olacaktır. Bunun dışında bir dayanışma söz konusu olduğunda buna hiç kimse müsaade etmez"

Gül, konuya ilişkin ısrarlı sorular üzerine ise konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bu tip dayanışmanın örnekleri var. Ancak buna müsaade edilemez. (...) Şimdi her şeyi hukuk çerçevesinde konuşmamız gerekir. Suçun karşılığı, cezası olur. Devlet yönetiminde güven diye bir konu var. Bütün bunlar hukuk çerçevesinde olur. Kanunsuzluklar yapanlar, suç işleyenler farklı referanslarla devlet sistemi içinde hareket edenlere yönelik yasal süreçler tabii ki işler. Bunun dışında insanların farklı fikirleri olur, suç işlemedilerse söyleyebileceğiniz bir şey yok”.

Cumhurbaşkanı hükümete ilişkin yolsuzluk iddialarının ve kamuoyundaki ‘yolsuzluk önlenemez’ algısının anımsatılması üzerine ise şöyle dedi: "Yolsuzluklarla ilgili hiçbir şaibe bırakılamaz. Bütün bunlarla ilgili ne gerekiyorsa, açık şeffaf bir biçimde soruşturmalar yapılır, hukuki süreçlerin hepsi çalıştırılır ve çalışması gerekir de. Hukuki süreçler devam eder."

Gül’ün en çarpıcı yanıtı ise Erdoğan'ın sıkça dile getirdiği "yabancı güçlerce" ortaya koyulan uluslararası komplo iddialarına ilişkindi. Cumhurbaşkanı şu ifadeleri kullandı: "Ben bunları kabul etmiyorum. Doğru bulmuyorum açık söyleyeyim. Tabii ki Türkiye’nin müzmin kararlı muhalifleri vardır. Ama bunlar belli çevrelerdir. (...) Tabii ki siz kendi yaranızı açık bırakırsanız oraya gelip sinekler konar. Önemli olan yaranızı açmamanız ve yumuşak karın ortaya çıkarmamanızdır."        

Geçen on yıl içinde Türkiye'yi öven yabancı devletlerin ve uluslararası basının birdenbire Türkiye'yi mahvetmek isteyen “yabancı şer odaklarına" dönüştüğü iddiasına kuşkuyla yaklaşan Gül, "Onları hemen Türkiye düşmanı ilan etmek biraz üçüncü dünya söylemi olur. Türkiye buradan kurtuldu.(...) Dolayısıyla o söylemlere çok itibar etmiyorum. Türkiye’yi yıkmak isteyen birileri varmış gibi komplo teorilerine inanmıyorum".

Bu açıklamaların Erdoğan ve kabine üyelerini rahatsız edeceği açık. Zira onlar bu görüşün tam zıttını iddia etmeyi sürdürüyor ve bu iddiayı saldırgan kampanyalarının merkezine yerleştiriyor. Muhalefete göre ise bu, dikkatleri geçen yaz ki Gezi Parkı protestolarının gerçek nedenlerinden ve 17 Aralık yolsuzluk skandalından uzak tutmak için yapılan bir taktik.

Cumhurbaşkanına Gezi Parkı protestoları sırasında kafasından gaz fişeği ile vurularak aylarca komada kaldıktan sonra hayatını kaybeden 15 yaşındaki Berkin Elvan da soruldu. Elvan'ın geçen haftaki cenazesine on binlerce kişi katılmıştı.

Hem Elvan hem de hükümet yanlısı diğer gösterici ile gösteriler sırasında kalp krizi geçiren polis memurunun ölümlerinin acı verdiğini  söyleyen Gül şöyle konuştu: "Bunların tekrarlanmaması için faillerinin mutlaka ortaya çıkarılması lazım. İşte hukuk devleti dediğimiz şey bu. Caydırıcılık olmalı ki bir daha bunlar olmasın".  

Gül'ün açıklamaları Elvan'ı terörist olmakla suçlayan Erdoğan ve hükümete yönelik dolaylı bir eleştiri olarak değerlendirilebilir. Zira hükümet yaygın olarak Elvan'ı öldürenleri yargı önüne çıkarmamakla suçlanıyor.

Özetle Erdoğan'ın, Cumhurbaşkanının Kopenhag'da bize yaptığı bu açıklamalardan hoşnut olması ihtimal dahilinde değil, hatta bunlara öfkelenebilir. Zira Başbakanın öfkeli ve değişken mizacı malum. Lakin yine de Erdoğan'ın Gül'e doğrudan yanıt vermesi beklenmiyor.

Gül'ün bu aşamda neden böylesi bir çıkış yaptığına gelince, Cumhurbaşkanı son zamanlarda Erdoğan tarafından zor bir pozisyonda bırakıldı. Zira hem içeride hem de Avrupa'da "anti demokratik" diye eleştirilen yasal düzenlemeleri kendi saygınlığı pahasına imzalamak zorunda kaldı ve güven kaybetti. Bir diğer neden ise Erdoğan’ın söylediği ve yaptığı kimi şeylerin artık Cumhurbaşkanının vicdanına da dokunmaya başlamasıdır.

More from Semih Idiz

Recommended Articles