Ana içeriğe atla

Mısır müzeleri isyanlarda talan edildi

Mısır’daki çalkantı ve kargaşa, hırsızlara ülkenin birçok müzesini yağmalama fırsatı verdi. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Security guard the main gate of the closed Islamic Art Museum, which was damaged by a car bomb attack targeting the nearby Cairo Security Directorate on Friday, in downtown Cairo January 26, 2014. Egypt will hold a presidential vote before electing parliament, President Adly Mansour said on Sunday, reneging on a roadmap and increasing the likelihood that army chief General Abdel Fattah al-Sisi will be elected as head of state within months. Parliamentary elections were supposed to happen first under the tim

Mısır’daki isyan dalgaları ve kargaşadan en çok tarihi eser hırsızları fayda sağlıyor ve bu yoldan servet yapıyor. Her isyan dalgasıyla yeni eserler çalınıyor, sonra da bu eserler kara borsada satılıyor. Talanların belki de en büyüğü, 28 Ocak 2011 olaylarında Mısır Müzesi’nde yaşandı. Bu felaketin ardından, Rabiatül Adeviyye ve Nahda meydanlarındaki oturma eylemlerinin dağıtıldığı 14 Ağustos 2013 günü Malavi Müzesi, 24Ocak’ta da İslam Sanatları Müzesi yağmalandı.

Bu olaylar, başka hırsızları da isyanlardan istifade edip yağma yapmaya teşvik ediyor. Olaylar sırasındaki güvenlik kargaşası polisi meşgul ederken, müzeler ve arkeolojik alanların hedef alınması yaygın bir hâl aldı. Mısır’da neredeyse her hafta çalıntı eser taşıyan birileri tutuklanıyor ya da çalıntı müze parçaları ele geçiriliyor.

Kriz, Mısır müzelerinin yağmalanmasından arkeolojik kazı alanlarının talan edilmesine kadar uzanmış durumda. Bunlar o denli pervasız saldırılar ki sanki birtakım insanlar, tarihi anıtları yağmalayarak devletten aşırı yoksulluk ve dışlanmışlığın intikamını alıyor.

Mısır’ın tarihi eserler başmüfettişi Hiba Salih’e göre, durumu daha da kötü hâle getiren, nadide eserlerin değerinden bihaber hırsızların bazen bu eserlerin bulunduğu tarihi alanları da tahrip etmesi.

Salih Al-Monitor’a şu değerlendirmeyi yapıyor: “2011’den önce, bu tip eylemleri yürüten tarihi eser mafyası, ellerindeki eserlerin değerini bildiği için tahribata neden olmayan aletler ve özel teknikler kullanıyordu. Oysa şu an durum böyle değil. Nereden bakarsanız bakın bu bir felaket, çünkü isyanlardan istifade ederek yaptıkları bu soygunlarla tarih ve uygarlığımızı mahvediyorlar. Müzeden eser çalmak ile arkeolojik değeri bulunan alanları gelişigüzel kazılarla talan etmek aynı şey değil. Şöyle ki, müzelerdeki eserler kayıtlıdır, yurt dışına kaçırıldıkları takdirde bu eserlerin izi sürülebilir ve UNESCO kuralları kapsamında geri alınmaları sağlanabilir. Yağmacılar, firavun dönemine ait mezarların civarındaki evleri kullanmak suretiyle farklı dönemlere ait tarihi eserlere ulaşıp bu eserleri yerlerinden çıkarıyor. Böylece hem eserlerin kendi değeri hem de yerlerinde kaldıklarında elde edebileceğimiz bilgiler yok ediliyor, örneğin eserlerin ait olduğu dönemin belirlenmesine yarayacak bilgiler. Ait oldukları döneme dair herhangi bir ibare taşımayan yeni bulunan eserler, orijinal yerleri bilinmediği müddetçe hiçbir değer taşımaz. Tehlikeli olan şu ki hırsızlar, polisin ele geçirdiği birçok tarihi eseri nereden çaldıklarını da söylemiyor.’’

Tarihi Eserler Bakanlığı’nın müzeler biriminin müdürü Ahmed Şeref de Al-Monitor’a şu açıklamayı yapıyor: “Geçtiğimiz dönemdeki isyan dalgaları birçok kayba, tahribata ve müze soygununa sebep oldu. 28 Ocak 2011’de Mısır Müzesi’ne üst kattaki ışık odalarından girildi. Hırsızlar sonra salonlara indi ve 54 parçayı çaldı. Şu ana dek bu parçaların 28’i bulundu. Rabia Meydanı’ndaki oturma eyleminin dağıtıldığı gün, hırsızlar Malavi Müzesi’ne girdi. Müzedeki 1079 eserden 1000’i çalındı, 14’ü tahrip edildi. Polis, bugüne kadar 900 eseri bulabildi. Son olarak da İslam Sanatları Müzesi tahrip edildi.”

Şeref şöyle devam ediyor: “Şu anda müzenin hem elektronik güvenliğini hem de güvenlik personelini arttırmaya çalışıyoruz. Louvre gibi dünya çapındaki diğer müzelerde olduğu gibi, kurşungeçirmez camlar takma planımız var. Bunu, İskenderiye’deki kraliyet odalarında, Mısır Müzesi’ndeki Tutankhamun Galerisi’nin bir bölümünde ve mumya salonlarında test etmeye başladık. Mısır’da, geliştirilme veya inşaat hâlinde olanlar dâhil, 50 civarında müzemiz var. Tüm müzeleri bu sisteme göre düzenleyip iç güvenlik krizini çözmek için en az 400 milyon avroya (546 milyon dolar) ihtiyaç var.’’

Şeref, devamında şu bilgileri veriyor: “UNESCO şu sıralar, Mısır anıtlarını kurtarmak ve İslam Sanatları Müzesi’ni restore etmek için gereken parayı toplamak üzere üçüncü bir kampanyanın hazırlığını yapıyor. Birinci kampanya Nubya anıtlarını kurtarmak için yapıldı. İkincisi de Fustat’taki Medeniyet Müzesi’ni kurmak içindi. Ayrıca, uluslararası örgütlere de Çin Konferansı’nın tavsiyelerini uygulamaları için çağrıda bulunuyoruz ki Mısır’la Irak gibi kültürel mirası çalınan ülkeler, şarkılardan, müzik gösterilerinden ve başka alanlardan gelecek fikri mülkiyet hakkı paralarını kullanarak çalınan eserleri geri alıp restore edebilsin.”

Kahire’deki İslam Sanatları Müzesi Müdürü Mustafa Halid ise Al-Monitor’a şu bilgileri veriyor: “Müzeyi restore edip eski hâline getirmek için en az 100 milyon Mısır lirasına (14,4 milyon dolar) ihtiyacımız var. Şu ana kadar UNESCO’dan 100 bin dolar geldi, sanatçı Muhammed Suphi’den de 50 bin (7200 dolar) liralık bir bağış aldık. Mısır’daki terörü destekleyen gruplara sempati duyan dünyadaki tüm insanlara, terörle isyanların Mısır’ın müze ve tarihi eserlerine yaptığı tahribatın gösterilmesini istiyoruz. Bu insanlar, sadece isyanlarla soygunların değil, terörün de Mısır’ın mirasına yıkıcı bir darbe vurduğunu görmeli. Terör sıradan, tarihi veya arkeolojik mekânlar arasında ayrım yapmıyor.’’

Halid şöyle devam ediyor: “İslam Sanatları Müzesi tahrip edildi. Memluk dönemine ait büyük bir özel koleksiyonu, ayrıca Fatimi, Memluk ve Emevi dönemlerine ait nadide eserleri kaybettik. En çok zararı gören ise, Abbasi dönemine ait eserler oldu. Ayrıca, Hicri 77 yılına ait (Miladi 696) nadide altın paralar tahrip edildi. Tüm bu eserler, atalarımızdan bize kalan ve torunlarımız için muhafaza ettiğimiz mirasın parçasıydı, fakat terör onları tahrip etti.’’

Halid sözlerini şöyle tamamlıyor: “Müze, hırsızlığa ve yangına karşı sigortalıydı, ancak bombalı terör saldırılarının önüne kimse geçemiyor. Terör saldırısının ayrıntıları, müzenin 24 saat açık olan dış kameraları tarafından kaydedildi. Ancak her şey bir dakikadan kısa bir sürede olupbitti.’’