Ana içeriğe atla

Noel Baba’yı neden sünnet ettiler?

Yılbaşı kutlamalarına karşı yürütülen kampanya, 2000’li yıllarda Türkiye’de salgın gibi yayılan ve ardından saldırılara dönüşen anti-Hristiyan kampanyanın yeniden başlayabileceği kaygısını yaratıyor.
Turkish Islamist protesters shout slogans against Noel celebrations as they hold an inflatable Santa Claus toy during a demonstration at Beyazit Square in Istanbul December 26, 2013. The sign (front, 2nd) reads: "Christmas is a blow to our Islamism". REUTERS/Osman Orsal (TURKEY - Tags: RELIGION CIVIL UNREST) - RTX16UF4

Türkiye büyük çoğunluğu Müslüman olan bir ülke. Zaman zaman anti-Hristiyan kampanyalar görülse ve hatta bunlar trajik sonuçlara yol açsa da, bugüne kadar yılbaşı kutlamalarının ciddi protestolarla karşılaştığına tanık olunmamıştı. Önceki yıllarda İslami bazı yayın organları yılbaşı kutlamalarını gayri İslami olduğu için eleştirmişse de, bu güne kadar, kutlamaları yapanları tehdit eden veya engelleyen eylemler söz konusu olmamıştı.

Bu açıdan 2014 yılbaşı öncesinde yaşananlar Türkiye için bir ilk niteliğindedir. İlk olarak Noel Baba’nın, dindar Müslüman görünümlü bir kişi tarafından yumruklanmasını gösteren resim-poster İstanbul’un değişik semtlerinde asıldı. Posterin altında “Yılbaşı ve Noel kutlamalarına hayır” yazıyordu. Poster, İslami muhafazakâr değerleri savunan Saadet Partisi’nin gençlik kolları olarak bilinen Anadolu Gençlik Derneği adlı bir grup tarafından hazırlanıp asılmıştı.

Bu grubun halka dağıttıkları bildiride, “...ülkemizde kutlanan yılbaşı ve Noel kutlamalarının yanlış olduğunu ve bunun Müslümanlığımıza indirilen bir darbe olduğunu haykırıyoruz” deniliyordu. Yine aynı bildiride “Noel’in Müslümanlarca benimsenip uygulanması ise dinsel ve kültürel bir yozlaşma olarak görülmeli; böylesi bir tutumun; kendi dini inançlarımızdan, değerlerimizden uzaklaşma ve başkalaşma sürecini hızlandırdığı, halkımıza-ülkemize yönelik Hıristiyan misyonerliği için de oldukça elverişli bir durum oluşturacağı gözden uzak tutulmamalıdır”.

Özellikle bildirideki son cümle, 2000’li yıllarda Türkiye’yi bir salgın hastalık gibi kaplayan ve ardından Hristiyanlara yönelik saldırılara dönüşen anti-Hristiyan kampanyanın yeniden başlayabileceği kaygısını yaratıyor.

2005 ve 2006 yıllarında Türkiye’de neredeyse bütün ulusal gazetelerde Hristiyanları ve özellikle de misyonerleri hedef alan haberler yer alıyordu. Misyonerlerin Türkiye’yi istila ettiği paranoyası o kadar yaygın bir hal almıştı ki, askerlerin ve hükümet üyelerinin ülkenin en önemli güvenlik sorunlarını tartıştıkları Milli Güvenlik Kurulu, misyonerliği Türkiye’nin en önemli güvenlik sorunlarından birisi olarak tanımlamıştı. 2008 yılında başlatılan, ağırlıklı olarak askeri darbe iddialarını soruşturan Ergenekon davalarında, misyonerlikle ilgili kampanyanın Ergenekon örgütünün içindeki bir grup tarafından oldukça sistematik bir şekilde yürütüldüğü ortaya çıkmıştı.

O dönem yürütülen anti-Hristiyan kampanya bütün Türkiye çapında yüzlerce Hristiyan’ın ve Kiliselerin sözlü ve fiziki saldırıya uğramasına yol açmıştı. 2006 yılında Trabzon’da Katolik Rahip Santoro’nun; 2007’de Ermeni asıllı gazeteci Hrant Dink’in ve Malatya’da üç Hristiyan’ın öldürülmeleri şüphesiz ki yaygın şekilde yürütülen bu anti-Hristiyan kampanya ile yakından ilgiliydi.

Yakın geçmişte Hristiyanlara yönelik böylesi kanlı saldırılara sahne olan Türkiye’de bir grubun yeniden Hristiyanlığı ve Hristiyanları konu alan bir nefret kampanyasına girişmesi hiç şüphesiz ki Türkiye’nin dini azınlıklarında kaygı yaratıyor.

Noel Baba’yı yumruklayan afişlerin asılmasıyla başlayan kampanya, 26 Aralık günü İstanbul’da Beyazıt meydanında yapılan bir gösteriyle daha da kaygı verici boyutlara ulaştı. Posterleri asan aynı gençlik grubu yanlarında getirdikleri bir şişme Noel Baba’yı ilk olarak ellerindeki bıçakla sembolik olarak “sünnet” ettikten sonra, bıçakladılar. Yine bu eylem sırasında “Yılbaşı ve Noel kutlamalarına hayır” sloganları atıldı.

Bu eylemlerin ardından haftalık Ermenice-Türkçe çıkan Agos gazetesinin Türkiyeli Hristiyanlarla yaptığı mülakatlar, eylemlerin ne kadar ciddi bir kaygı yarattığını gözler önüne seriyor.

Episkopos Sahag Maşalyan, maket üzerinde yapılan saldırının daha sonra insanlara da yönelebileceğinden duyduğu kaygıyı dile getiriyor:

“Bir avuç Hıristiyan kalmış ülkede, bu tür eylemler doğal olarak bir korkuya neden oluyor. Bu eylemler tedirgin edici, bugün bunu yapanlar yarın Noel Baba kostümü giymiş canlı birine de saldırılar. Bu bir prova gibi. Bugün birçok eğlence ve alışveriş merkezinde Noel Baba kostümü giyen bir sürü insan var, dengesizin ya da fanatiğin biri bu insanlara saldırabilir. Misyonerler de böyle nefret kampanyalarından sonra vahşi saldırılara uğrayarak katledildiler.”

Gedikpaşa Ermeni Protestan Kilisesi Pastörü Krikor Ağabaloğlu ise bu saldırının Hristiyanlığı hedef aldığını ifade ediyor:

“Noel Baba’yı sünnet edip bıçaklıyorlar. Acaba Noel Baba’yı bıçaklarken kimi düşünüyorlar, bunu sormak lazım önce. Bizim Doğuş Bayramı olarak kutladığımız, İsa Mesih’in doğumudur.  Noel Baba simgesini kullanarak İsa Mesih’i bıçaklıyorlarsa bu çok düşündürücü…”

Protestan İhsan Özbek de eylemin kendisinde yarattığı dehşet duygusunu şu sözlerle ifade ediyor:

“Hristiyan düşmanlığı adına Türkiye’de 21. Yüzyılda insanların şişme Noel Baba yapıp onu sünnet edip sonra da bıçaklamaları, korkunç ve dehşet verici bir olay. Umarım bundan sonrası için daha ahlaklı eylemler yaparlar”.

Türkiye’de Müslümanların değerleriyle alay edildiği gerekçesiyle “dini değerleri aşağıladıkları” nedeniyle pek çok kişi hakkında dava açılırken, Hristiyanlara karşı açık bir kışkırtma içeren bu tür eylemlerin hiç bir ceza soruşturmasına uğramaması ve Hristiyanları hedef alan nefret söylemlerinin görmezden gelinmesi kaygı duyulmasına yol açıyor.

2014 yılı ilk defa yılbaşı kutlamalarının saldırgan protestolara konu olmasıyla da Türkiye için özel bir tarih olarak kayda geçmiş bulunuyor. 

More from Orhan Kemal Cengiz