Ana içeriğe atla

ÖSO Suudi destekli cephenin gölgesinde solup gidiyor

ABD ve İngiltere, gönderdikleri teçhizatın yanlış ellere düşeceği endişesiyle Suriye muhalefetine sağladıkları öldürücü olmayan yardımları durdurdu.
A member of the Islamic State of Iraq and the Levant carries his weapon as he looks through a hole in a wall in Sheikh Saeed neighbourhood December 4, 2013. REUTERS/Molhem Barakat (SYRIA - Tags: POLITICS CIVIL UNREST CONFLICT MILITARY) - RTX163J6

HALEP, Suriye — Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) Yüksek Askeri Komutası’ndan General Salim İdris’in El Kaide bağlantılı gruplara karşı rejimle güç birliği yapmak istediğine dair sözleri, geçen hafta gündeme bomba gibi düştü. Yine de bu sözlerin anlamı yeterince irdelenmedi. İdris de zaten sonradan açıklamasını sulandırıp geri adım atmaya çalıştı. Dikkatli gözlemciler için İdris’in örtülü mesajı aslında son derece netti: Suriye’deki Batı destekli “ılımlı” ÖSO isyancılarının dayanacak hâli kalmadı. Çaresiz ve tükenmek üzereler. Onlar için bundan ötesi yok.

Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ı asla muhatap almamaya ve onu devirmeye yemin etmiş olan ÖSO’nun şimdi bu çaresiz sözleri sarf etmesi, Suriye’deki çatışmada dönen hileler ve oyunlar hakkında çok şey söylüyor. Üçüncü yılını doldurmak üzere olan savaş, her geçen gün daha derin ve kaotik bir bataklığa saplanıyor.

İdris’in ılımlı isyancıları, rejimin üstün ateş gücüyle yarışacak durumda değildi ve hezimet üstüne hezimet yaşadı. Muhalefet içinde ise tamamen farklı bir hedef ve ideolojiyle hareket eden ve daha güçlü finansman ve örgütlenmeye sahip olan cihatçı İslamcılar, ÖSO’nun önüne geçti. Bu sıkışmışlık hâli belki de örgütün akıbetini nihai olarak belirledi. İdris’in adamları kendileri gibi bahtsız Suriye Ulusal Koalisyonu ile kader birliği yaptı. Koalisyon lideri Ahmet El Cabra da küresel güçlerden “güvence” aldıklarını söyleyerek muzaffer bir edayla kavganın içine atladı.

Olup bitenler, 22 Ocak’ta yapılması planlanan Cenevre-2 Konferansı’yla yakından ilgili. Konferans muhtemelen Suriye sahasında kimin kimden daha üstün olduğunu gösterecek. En iyi takımlarını sahaya süren taraflar, bir yandan rakiplerine çalım atıp mümkün olan en yüksek puanı toplamaya çalışırken, diğer yandan da verilen süre içinde mümkün olan en çok tavizi koparmaya çalışıyor.

Kimi tarafların topla oynamaması ya da en azından oyunu kurallara göre oynamaması işleri bozuyor. Bunların başında, kendi “İslami Cephesi”ni kurmaya karar veren Suudi Arabistan yer alıyor. Suudi destekli bu yeni İslami Cephe, ideolojik bakımdan El Kaide’ye bağlı Irak-Şam İslam Devleti (IŞİD) ve Nusra Cephesi kadar aşırı olmayan, ama hiçbir şekilde de ÖSO kadar ana akım olmayan Selefi cihatçı grupların bir araya gelmesiyle oluştu. Laik demokrasiyi değil, açıkça İslami şeriat yönetimini savunan bu oluşumun adı, İnsan Hakları İzleme Örgütü’nce belgelenen Lazkiye olayları dâhil mezhepsel savaş suçlarına karışmıştı.

El Kaide’nin özellikle Kuzey Suriye’de artan gücüne karşı bir araya gelen grup, Batı destekli ÖSO’nun da altını oydu. IŞİD’in suçladığı iki ÖSO subayının yakın zamanda suikasta uğraması, akabinde de IŞİD’in bir yıldır ÖSO’nun elinde olan Türkiye sınırındaki stratejik Bab El Hava sınır kapısına taarruz etmesi, durumu anlatmaya yeterli. IŞİD saldırıya geçince ÖSO, şimdi İslami Cephe’nin içinde yer alan Ahrar El Şam grubundan yardım istedi. Çağrıya icabet eden Ahrar El Şam, IŞİD’i geri püskürttü. Ancak bu arada “muhafaza etmek” üzere ÖSO’nun mevzilerine, depolarına ve ağır silahlarına el koydu.

Ilımlı ÖSO’nun bu şekilde lime lime edilmesi Batı başkentlerinde alarm zillerini çaldırdı. Çok yakında artık ÖSO diye bir şey kalmayacak, en azından sahada fiili bir varlığı olmayacak. Daha da kötüsü, Kuzey Suriye’de El Kaide’nin hâkim olduğu Rakka vilayetinde ÖSO’dan geriye kalan birlikler de dağılmış durumda. Ahfad El Resul Taburu farklı parçalara dağılırken, bunların çoğu sonradan IŞİD’e bağlılık bildirdi. Aynı hikâye petrol zengini Deir Ez Zor’da da tekrarlandı. Bölgenin aşiret önderleri, El Kaide varlığına meydan okumaktansa onu kabullenmeyi tercih etti.

ÖSO birlikleri Halep’te de gittikçe sıkışıyor. IŞİD, kuzeydeki ÖSO komutası ve mevzilerini açıkça tehdit ederken, rejim kuvvetleri Halep’in güney kırsalında mesafe kat edip hâkimiyetini sağlamlaştırıyor.

İşte böylece Suriye’de uygulanabilir bir çözüm bulmak için zamana ve hatta kimi müttefiklere karşı yarış başlamış durumda. Aşırı İslamcı militanlar başta olmak üzere savaşta yer alan birçok grubun olası bir anlaşmaya uymayacağı ortada. Diğer tarafların uzlaşması hâlinde bu gruplar “yeni Suriye”nin gelecekteki düşmanı olacak.

Cenevre-2 öncesindeki hummalı çalışmalar ve diplomatik bilek güreşinden anlaşıldığı üzere birinci öncelik, gelmekte olan El Kaide tehdidine karşı herkesi bir araya getirmek. Nitekim birbiriyle dost veya düşman olsun, herkes El Kaide’nin hem kendi çıkarlarına hem bölgesel ve küresel istikrara yönelmiş en büyük tehdit olduğunu kabul ediyor.

Ne Ruslar ne Amerikalılar ne de bunların müttefikleri, Suriye’nin küresel bir cihatçı hareketin sıçrama tahtasına dönüşmesini istemiyor. Avrupa özellikle tedirgin. Zira kimi Avrupa vatandaşları da Suriye’deki El Kaide saflarına katılmış durumda. Hatta bu militanların iyice radikalleşip ülkelerine dönmesiyle yaşanacak olumsuzluklardan kaygılanan kimi hükümetler, üst düzey güvenlik yetkililerini Şam’a gönderdi.

Anlaşılan Esad’ı iktidardan uzaklaştırma konusu çok daha ivedi bir meselenin gerisine düşmüş durumda. El Kaide tehdidine karşı rejimle muhalefeti etkin bir koalisyon içinde birleştirmek, olası herhangi bir siyasi çözümüm ilk hedefi olarak görünüyor. Bu öncelik, Suudi Arabistan hariç Suriye savaşındaki tüm ana oyuncular tarafından destekleniyor.

Görüldüğü kadarıyla Suudilerin İslami Cephe’yi açıkça destekleyip finanse etmesi, doğrudan böyle bir uzlaşmayı engellemeye yönelik. Suudiler açısından bir numaralı stratejik hedef, Orta Doğu’da İran etkisinin önüne geçmek. Anlaşılan Riyad’a göre, Sünni radikaller yönteminde düşkün bir devlet, Suriye’de İran dostu herhangi bir rejimin varlığından iyidir. İslami Cephe üzerinden kartlarını oynayan Suudi Arabistan’ın ABD’nin El Kaide karşıtı bir koalisyon oluşturma girişimine bilfiil meydan okuyup okumayacağını ise zaman gösterecek.

More from Edward Dark

Recommended Articles