Ana içeriğe atla

Katar Suriye politikasını yeniliyor

Doha Suriye'de rejim değişikliği fikrinden uzaklaşarak, Hizbullah ile diyalog kanalı açıyor.
U.S. Secretary of Defense Chuck Hagel (L) meets with Qatar's Emir Sheikh Tamim bin Hamad in Doha December 10, 2013. Hagel briefed Qatari leaders on Tuesday about the effort to destroy Syria's chemical weapons, and he underscored U.S. support for Syria's moderate opposition. Picture taken December 10, 2013,  REUTERS/Mark Wilson/Pool  (QATAR - Tags: POLITICS) - RTX16DFR

BEYRUT- Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) iki yıl önce ortaya çıktığında başlıca mali yardım ve desteği Katar ve Türkiye'den gördü. İki ülke, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ve rejimini yıkma çabalarına öncülük ediyordu. ÖSO, farklı düşünce, hedef ve öğretilerine karşın Suriye’deki militanların çoğunluğunu bir araya getiren şemsiye bir örgüt oldu. ÖSO bir anlamda rejim karşıtı ana muhalefetin ordusu gibiydi. Rejim kuvvetlerinden kaçan askerler de bu yeni devrimci gücün kapısını çalar oldu.

Bugün ise ÖSO en kötü günlerini yaşıyor. ÖSO birlikleri aylarca hem rejime ve onun müttefiklerine hem de El Nusra ile Irak-Şam İslam Devleti'ne (IŞİD) bağlı devrimdaşlarına karşı birden fazla cephede savaştı. Edward Dark'ın Al-Monitor'da yayımlanan makalesi ÖSO'nun mevcut durumunu ayrıntılı bir şekilde anlattı.

Yeni durumun arkasındaki nedenler ne? Suriye'deki devrimcilere askeri destek sağlamış bir Arap ülkesinin yetkilisi, Al-Monitor'a bu durumun bölgesel sebeplerden kaynaklandığını açıkladı. Adının yazılmaması koşuluyla bilgi veren yetkiliye göre, Suriye'de siyasi çözümün sadece ülke için değil, bölge için de en iyi seçenek olacağı kanısına varan Türkiye ve Katar, Suriye batağından çekilme konusunda ortak bir karar aldı.

ÖSO kontrolündeki bölgeleri iki defa ziyaret eden bu yetkili, devrimcilere ilk başta verilen desteği "Esad ailesinin diktatörlüğünü yıkma ve Suriye halkının çoğunluğunun taleplerinin karşılanmasına yardımcı olma” hedefiyle açıkladı. Yetkili şöyle devam etti: “Katar'ın Beşar Esad ile mükemmel ilişkileri vardı. Bir önceki emirle Esad çok iyi dosttu, eşleri de arkadaştı. Emir ilk başta duruma bir çözüm bulunması için Esad'a yardımcı olmaya çalıştı. El Cezire bile Esad karşıtı yayın yapmıyordu. Ta ki Esad meclisteki birinci konuşmasından önce üzerinde mutabakata varılanlardan cayana kadar.”

Kaynak açıklamalarını şöyle sürdürdü: "Eski emir Esad'ı ilk meclis konuşmasında uzlaşmacı olmaya ve gerçek reformlar açıklamaya ikna etmişti. Konuşmanın ardından Katar Esad’a destek verecek, El Cezire de halka ilişkiler işini yürütecekti. Konuşma yazılmış ve okunmaya hazırdı. Hatta bir kopyası, son dakika haberlerinin hazırlanması için El Cezire'nin tepe yönetimine gönderilmişti." Konuşma taslağının Cumhurbaşkanı Yardımcısı Faruk El Şara tarafından kaleme alındığını söyleyen yetkili şöyle devam etti: "Konuşmaya iki saat kala her şey değişti ve konuşma birkaç saat sonrasına ertelendi. Daha sonra farklı şeyler duyduk. Bir değişim niyetinin olmadığı açıktı. Sokağa dökülen Suriye halkının yanında yer almak için talimatlar verildi. Halk sokaklara döküldüğü için Esad'ın altı ayda düşeceği algısı oluştu.”

Suriye'de 100 bini aşkın insanın ölümü ve El Kaide'nin yükselişiyle sonuçlanan ve neredeyse üç yıldır süren katliamlar Katarlılara ve Türklere açıkça yarınların bugünleri aratacağını göstermiş. Yetkili devamında şu ifadeleri kullandı: "Mısır’da Müslüman Kardeşler'in iktidardan düşmesinden bu yana bölgede pek çok şey değişti. Sanki hareketin bölgedeki müttefiklerine bir bedel ödetme kararı alındı. Bu durum Suriye’de apaçık ortadaydı. Suudi Arabistan destekli gruplar, rejimden ziyade ÖSO ile mücadele ediyordu. Tamamen farklı hedefleri olan ve rejimden çok ÖSO’yu düşman gören El Kaide bağlantılı örgütlerden bahsetmeye bile gerek yok."  

Eski emir tahtı bırakınca Katar’da ülke politikalarını gözden geçirme  kararı alınmış. "Katar büyük potansiyeli olan küçük bir ülke." diyen yetkili şöyle devam etti: "Ülkenin önceliklerini yeniden belirlemek gerekiyordu.  Kalkınma ve ticaret mi öncelikli olacaktı yoksa siyaset mi? İlk seçenek ağır bastı." Bu sürecin zaman aldığına işaret eden yetkili şöyle devam etti: "Başlıca bölgesel aktörlerin yardımı ve Suriye'de bir ufuk görünmediğine dair kesin bir kanı oluştuktan sonra karar alındı. Katar yine Suriye halkının yanında ve onlara yardım etmeye devam edecek, ama savaşa barışçıl çözüm bulma çabalarına artık daha çok yardımcı olacak."

Aynı yetkiliye göre Katarlı bir yetkili haftalar önce Lübnan'a giderek Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah ile görüştü. Kaynak bu görüşmeye ilişkin şu bilgileri verdi: "Bu, yaklaşık iki yıldır ilk görüşmeydi. Doha tüm taraflara eşit şekilde kulak vermek istedi. Yıllardır hasımlar arasında arabuluculuk yapmıştı ve rejimle ilişkileri kötü olsa da arada yardım edecek bazı gruplar vardı." Suriye rejimiyle doğrudan temas kurulduğu iddialarını ise reddeden yetkili, "Şimdilik gündemde böyle bir şey yok." dedi. Ancak bu satırların yazarı, Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı Naim Kasım ile Katar'ın yeni Beyrut Büyükelçisi Ali Bin Hamad El Merri arasında 16 Aralık'ta bir görüşmenin yapılacağı bilgisine sahip.

Geçen haftaki Manama Diyaloğu toplantısında konuşan Katar Dışişleri Bakanı Halid Bin Muhammed El Atiyye de Suriye’de askeri çözümden uzaklaşıldığının yeni bir işaretini verdi. Askeri seçeneği savunmaktan imtina eden bakan, insani müdahale için hararetli bir çağrı yaptı. Oysa Al-Monitor'un Geçtiğimiz Haftaya Bakış bölümünde de belirtildiği gibi Bakan, geçen yılki Manama Diyaloğu toplantısında Suriye Askeri Konseyi'nin genişlemesini övmüş, terörist sayılabilecek gruplar dâhil hiçbir kesimin Suriye muhalefetinden dışlanmamasını tavsiye etmişti. Bu grupları dışlayarak “uyuyan bir canavar” yaratılacağını, bunun “yanlış” olduğunu öne süren Atiyye şöyle demişti: “Oradaki herkesi bir araya getirmemiz, herkese eşit davranmamız lazım ve ideolojilerini değiştirmeleri için onlar üzerinde çalışmamız, yani düşünce biçimlerini değiştirmek için hep birlikte daha çok çaba sarf etmemiz lazım. Bugün Suriye’deki unsurlardan herhangi birini dışlarsak Suriye’ye kötülük eder, o canavarı kovalamak için başka bir müdahalenin kapısını açarız.”