Ana içeriğe atla

Kürt partisi güven artırıcı karşı adımlar bekliyor

Kürt partisi güven artırıcı karşı adımlar bekliyor
Gultan Kisanak (C), co-leader of Turkey's pro-Kurdish opposition Peace and Democracy Party (BDP), makes a speech on the killing of three female Kurdish activist during a demonstration in Diyarbakir, southeastern Turkey, January 10, 2013. Three female Kurdish activists including a founding member of the PKK rebel group were shot dead in Paris overnight in execution-style killings condemned by Turkish politicians trying to broker a peace deal. REUTERS/Sertac Kayar (TURKEY - Tags: POLITICS CIVIL UNREST) - RTR3

PKK’nın kurucu lideri Abdullah Öcalan, 23 Şubat’ta kendisini, müebbet cezasını çekmekte olduğu Marmara Denizi’ndeki İmralı adasında bulunan cezaevinde ziyaret etmelerine izin verilen üç Barış ve Demokrasi Partisi (BDP-Kürt yanlısı) milletvekiline, dönüşlerine kamuoyuyla paylaşmaları için kısa bir mesaj vermişti.

BDP milletvekilleri, medyanın “İmralı süreci” adını verdiği, Öcalan ve AKP hükümetini temsil eden istihbarat görevlileri arasında 5 ay önce başladığı anlaşılan barış amaçlı görüşmelerin geldiği bir aşama sayesinde bu hükümlüyle görüşmüşlerdi.

Adadan dönüşlerinde BDP’nin kadın milletvekili Pervin Buldan tarafından iskelede kendilerini bekleyen medya mensuplarına hitaben okunan kısa açıklamada şunlar yazıyordu:

“Bu görüşme tarihi bir adımdır, tarihi bir süreç yaşıyoruz. Bütün taraflar, bu süreçte çok dikkatli ve duyarlı olmalıdır. Devletin elinde tutsaklar var. PKK’nın elinde tutsaklar var. PKK, elindeki tutsaklara iyi davranmalı. Umarım en kısa zamanda ailelerine kavuşurlar.”

BDP milletvekillerinin kendisinden saygıyla bahsettikleri bu müebbet hükümlüsünün temennisi Irak Kürdistanı’ndaki Zağros dağlarının Kandil bölgesinde üslenen Kürt hareketinin silahlı kanadının karargahında, “PKK’nın devlet görevlisi tutsakları serbest bırakması yönünde bir talimat” olarak algılandı. Ve bu “talimat” geçen çarşamba yerine getirildi.

PKK biri kaymakam adayı, ikisi polis, biri astsubay, biri uzman çavuş ve üçü er, toplam sekiz devlet görevlisini serbest bıraktı.

PKK Türkiye topraklarında kaçırdığı bu devlet görevlilerini Irak Kürdistanı’ndaki üslerine nakletmişti. PKK tarafından Kürdistan Bölgesel Hükümeti topraklarında kendilerini almaya gelen 2 BDP milletvekili ve sivil toplum örgütü temsilcilerinden oluşan bir heyete teslim edildi.

Böylece bu rehinelerin en uzunu 640, en kısası 559 gün sürmüş olan esaretleri sona ererken, “İmralı süreci”nin sonucu olan ilk “güven artırıcı adım” PKK tarafından atılmış oluyordu.

PKK’nın elinde bu serbest bırakılanların dışında 11 de sivilin uzun süredir tutsak durumda olduğu bildiriliyor.

PKK’nın elindeki bütün devlet görevlilerini serbest bırakması, ilk somut adım olmanın ötesinde ne anlama geliyor?

Bu adım, geçen perşembe İstanbul’da küçük bir grup Türk gazeteciyle sohbet eden BDP Eş Genel Başkanı ve BDP Milletvekili Gültan Kışanak’a göre de bir “iyi niyet ve güven geliştirme adımı”...

Ancak, Kışanak’ın devlet görevlilerinin serbest bırakılmasının aşırı iyimser ve gerçekçi olmayan beklentiler yaratmasını arzulamıyor olmalıydı ki ihtiyatlı konuşmayı tercih ediyordu:

“Şu anki (İmralı) görüşmelerinin müzakereye evrilmesi gerekli. Şu anda daha biz konuşmaya başlamadık. Şu an yeni bir kulvara geçişin ön aşamasında olduğumuzu düşünüyoruz. Bir kavşaktayız; bu kez de konuşmayı beceremezsek savaşın, şiddetin faturası daha ağır olur. Bu işin ilk temaslardan sonra sağlıklı sürmesi için bazı komisyonlar kurulur, mekanizmalar kurulur, öyle devam eder.”

Kışanak, “Bu kez de konuşmayı beceremezsek” derken, eski başarısızlıklara gönderme yapıyor. 2009’da AKP hükümetinin Kürt sorununa ilk siyasi çözüm egzersizi olan “Açılım” sürecinin başarısızlığa uğramasının ardından ve haziran 2011’deki genel seçimleri izleyen dönemlerde Türkiye şiddet dalgalarıyla yüz yüze kalmıştı.

Kışanak’ın “Şimdi şiddetin faturası daha ağır olur” diye konuşmasını, Türkiye’nin Kürt sorununun Suriye’deki çatışmanın neticesinde artık bölgeselleşmiş olduğu gerçeğinin ışığında değerlendirmek lazım.

AKP Türkiye’sini Kürtlerle barışa yönelten nedenlerden biri, Suriye’de izlediği müdahaleci rejim değişikliği stratejisinin köklü bir politika değişikliğine el vermeyecek ölçüde çıkmazda olmasıydı. Bu nedenle Ankara köklü değişikliği Kürt sorununda yapmayı tercih etti. İstenen sonuç, PKK’yı eklemlendiği Tahran-Şam mihverinden soyutlayarak örgütün kendisine tehdit oluşturmasının önüne geçmekti ki bunda şu ana kadar başarılı olunduğu görülüyor.

Suriye’deki kriz sürdüğü ve Ankara politikalarının Tahran-Şam mihveri tarafından hayati ve stratejik tehdit olarak algılanmaya devam ede geldiği sürece, “İmralı süreci”nin başarısızlığının sonuçları Türkiye açısından vahim olacaktır.

BDP Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak bu bakımdan hem ihtiyatı elden bırakmıyor hem de kamuoyunda çözüm sürecinin başarısı açısından Öcalan’ın rolü hakkında oluşturulan aşırı beklentilerden de rahatsız:

“Biz bu işi biraz da Ortadoğulu bir halk oluşumuzdan dolayı Öcalan’a bağlamış durumdayız. Sanki Öcalan’ın elinde bir sihirli değnek var; bir çağrı yapacak ve bir gecede Kürt sorunu çözülecek. Halbuki dünyadaki diğer örneklerde mekanizmalar, komisyonlar kurulmuştur; parlamentolar kararlar almıştır.”

Kışanak, AKP hükümetinden çözüm sürecinin mekanizmalarının oluşturulmasını ve şu güven artırıcı adımların atılmasını istiyor:

“Parlamentodan bir karar çıkması lazım bu yeni sürece dair. İmralı görüşmelerinin beraberinde yapılması gereken şey bir demokratikleşme programı. Parlamentoda demokratikleşme programının tartışılması için bir komisyon oluşturulmalı.

Görüşmelerden bağımsız olarak, fikri beğenilmeyen insanların terörist diye tutuklanmasının önüne geçilmesi için yasal düzenlemeler yapılması lazım. Son 10 yılda 50 bini aşkın kişi anti-terör yasalarından kovuşturmaya uğradı.”

“İmralı süreci”nin yakın vadesinde şimdi Öcalan’ın 21 Mart’ta kutlanan Nevruz Bayramı öncesinde yapacağı açıklama bekleniyor ve tabii ki bu açıklamanın içeriği merak ediliyor.

Öcalan bu açıklamayı Avrupa’daki PKK, Kandil’deki silahlı kanat ve BDP’ye gönderdiği mektuplara bu kesimlerden gelen cevaplar ışığında yapacağı belirtiliyor.

Türk kamuoyunda ise iktidar ve medyası eliyle, Öcalan’ın ateşkes ve silahlı PKK unsurlarını Türkiye’den çekilmeye çağıracağı yönünde bir beklenti yaratılmış durumda.

Kışanak ise bu beklentileri şu sözlerle dengelemeye çalışıyor:

“Öcalan 21’nde rutin bir ateşkes çağrısından çok yeni bir dönemin başladığına dair bir açıklama yapacak. Resmi müzakerelere başlama noktasına gelinmişse bunun duyurulmasının daha önemli ve manalı olduğunu düşünüyorum. Bu açıklamaya herkes silah bırakma ve çekilme açılarından bakıyor. Böyle bakılmasın. Kürt sorununu konuşarak çözme sürecinin başlangıcı olarak bakılmalı. Kamuoyunda bu kadar yüksek beklenti yaratılmasını doğru bulmuyoruz.”

More from Kadri Gürsel