BM Suriye temsilcisi: Nusra Cephesi Halep’i “rehin tutuyor”

p
Article Summary
BM Suriye Temsilcisi De Mistura Nusra Cephesi, Rusya ve Suriye yönetimine Halep’te çatışmaları durdurma çağrısı yaparken Erdoğan’ın Halep konusundaki sessizliği dikkat çekiyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

BM Suriye Temsilcisi Staffan de Mistura 6 Ekim’de El Kaide’nin Suriye koluna doğrudan seslenerek Halep kentini terk etmesini istedi. Temsilci “Sizler bin kişi olarak 275 bin sivilin kaderini belirliyorsunuz.” dedi.

Kuşatılmış Halep halkına nefes aldırmak için teröristlerin kentten çıkışına fiilen eşlik etmeyi öneren De Mistura, Suriye ve Rusya hükümetlerine de “bin Nusra savaşçısını elimine etmek adına” Halep’teki kuşatmayı kaldırma çağrısında bulundu.

Temmuzda El Kaide’den ayrılarak adını Şam Fetih Cephesi olarak değiştiren Nusra Cephesi, hem ABD’nin hem Birleşmiş Milletler’in terörist örgütler listesinde yer alıyor. Rusya, ABD ile yaptığı anlaşmanın geçen ay çökmesinin bir sebebi olarak ABD’nin ve bölgesel müttefiklerinin ABD destekli Suriyeli muhalif güçleri Nusra Cephesi’nden ayıramamasını gösteriyor. ABD ve Rusya’nın Suriye anlaşması, iki ülkenin Nusra Cephesi’ne karşı istihbaratla askeri operasyonları koordine etmesini kolaylaştıracak, ayrıca insani yardımlara ve BM destekli barış görüşmelerinin yeniden başlamasına imkân tanıyacaktı.

Nusra Cephesi’nin Suriye’de güçlenmesinden kaynaklı tehlikeler Barack Obama yönetiminin de giderek artan uyarılarına konu olmuştu. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry 9 Eylül’de şöyle demişti: “Nusra’nın peşinden gidilmesi kimseye taviz vermek demek değildir. El Kaide’nin, El Kaide’nin Suriye şubesi olan Nusra’nın hedef alınması ciddi bir şekilde ABD’nin menfaatinedir. Bu örgüt, barışçıl geçişe karşı çıkan, meşru muhalefetin düşmanı olan, ABD dâhil Suriye sınırlarının dışında da saldırılar planlayan bir örgüttür.”

Nusra Cephesi’nin Halep’teki rolü, Suriye yönetimi ile Rusya’nın Halep’e uyguladığı acımasız kuşatmayı aktaran ana akım medyada genelde gölgede kalıyor veya tümden atlanıyor. Kerry, 7 Ekim’de “Hastaneleri, sağlık merkezlerini, çocukları ve kadınları vurmaya devam eden Rusya ve rejim bu konuda dünyaya izahattan fazlasını borçlu.” dedi ve “savaş suçları soruşturması” istedi. ABD seçimlerinde başkan yardımcılığı için yarışan Demokrat Partili Virginia Senatörü Tim Kaine ve Cumhuriyetçi Indiana Valisi Mike Pence de 4 Ekim’deki açık oturumda kuşatmaya karşılık insani veya güvenli bölgelerin kurulmasını savundular.

Bu korkunç savaşta çok uzun zamandır tarifsiz acılar yaşayan Suriyelilere yardım etme saiki, takdire şayan insani bir saiktır. Öte yandan ABD politika yapıcıları için askeri müdahalenin sonuçlarını hesaplama gibi bir gereklilik de söz konusu. Buna Irak, Libya ve Afganistan’daki ABD müdahalelerinden çıkardığımız dersler, hatta ABD Savunma Bakanı Ashton Carter’ın insani veya güvenli bölgelerin “ciddi bir muharip görev” olacağı ve bu nedenle bunların “düşünülmesi zor bir şey” olduğu yönünde mayıs 2015’te yaptığı açıklama da dahildir.

Erdoğan’ın Rusya ile yeni dönemi

Cengiz Çandar bu haftaki yazısında şu tespitte bulunuyor: “Aksi yöndeki resmi açıklamalara rağmen Ankara ve Washington Suriye’de iş birliği yapmıyor. Fazlasıyla sürtüşme var. Ankara, geleneksel müttefiki ABD’den ziyade eski hasmı Rusya’nın suyundan gidiyor.”

Mustafa Akyol da Erdoğan yönetiminin terörist addettiği ve temmuzdaki darbe girişiminden sorumlu tuttuğu Fethullah Gülen’in iadesi nedeniyle Washington’la yaşanan sürtüşmeden Rusya’nın faydalandığını belirtiyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in “özel temsilcisi” Aleksandr Dugin, 2 Ekim’de Moskova’da Türk konuklarıyla yaptığı görüşmede darbe girişiminin Türkiye Rusya’ya yöneldiği için yaşandığını ve Rusya’nın bu konuda Türkiye’yi önceden uyardığını iddia etti.

Akyol şöyle devam ediyor: “Dugin’in Türkiye’ye verdiği bu mesaj, başarısız darbe girişiminden bu yana Rus medyasında da işleniyor. Kremlin yanlısı İnternet siteleri, darbe girişiminin arkasında ABD’nin olduğuna dair eylül ayında iki sahte haber üretti. (…) Rus propagandası, hiç olmadığı kadar komplo teorilerine saplanan Türkiye’de de güçlü bir yankı buluyor.”

Bu yeni Rusya-Türkiye yakınlaşmasında Gülen karşıtlığının ortak payda olduğunu belirten Akyol şu saptamalarda bulunuyor: “Erdoğan ve yandaşlarına göre Batılı güçler, Gülencilerin Türkiye için oluşturduğu tehdidi ya saflıklarından ya da fesatlıklarından dolayı anlamıyor. Buna karşın Ruslar Gülencileri çoktandır tehlikeli bir grup addediyor. Rusya’daki Gülenci okullar kapatılırken onlarla özdeşleşen dini hareketler dahi yasaklanmış durumda. Bu nedenledir ki Ankara ve Rusya daha 2014’ten itibaren Gülenciler konusunda tam mutabakat hâlindeydi. Ruslar, şimdi ilave olarak Dugin’in Moskova’daki görüşmede belirttiği gibi Ankara’ya ‘Gülencilerin arkasındaki güçleri görün.’ diyor. Gülencilere karşı ortak husumet sayesinde Türkiye’nin kasım 2015’te Suriye sınırında bir Rus savaş uçağını düşürmesiyle yaşanan büyük krize izahat bulma şansı da yakalandı. Ankara’yla Moskova arasında bu olayla başlayan soğuk savaş Erdoğan’ın haziranda gönderdiği özür mesajına kadar sürdü. Çok geçmeden hükümet yanlısı Türk medyası, Rus uçağının Gülenci bir pilot tarafından düşürüldüğü teorisini öne sürdü. Pilotun Gülenci olması pekâlâ mümkün, pilotun uçağı Türk-Rus ilişkilerini bozmak gibi fesat bir niyetle vurduğu iddiası ise pekâlâ fantezi olabilir. Ancak bunun oldukça kullanışlı bir fantezi olduğu görülüyor. Nitekim Moskova’daki görüşmede Dugin ve Türk konukları bu konuda mutabık kaldı.”

Semih İdiz ise Erdoğan’ın Halep savaşına ilişkin görece sessiz kaldığına dikkat çekiyor. İdiz’e göre bu durum, Erdoğan’ın giderek Rusya ile ilişkileri düzeltmeye ve Suriye’de İslam Devleti ile Halk Savunma Birlikleri’ne (YPG) karşı askeri harekâtı sürdürmeye odaklandığının bir başka işareti. Ankara YPG’yi PKK bağlantılı terörist bir örgüt olarak görüyor.

15 Eylül’de Ankara’ya nadir bir ziyaret gerçekleştiren Rus Genelkurmay Başkanı Valery Gerasimov’un Türk mevkidaşı Hulusi Akar’la görüştüğünü belirten İdiz, görüşmelerde “iki tarafın Suriye’de birbirinin ayağına basmasını önleyecek bir mekanizmanın” ele alındığının bildirildiğini aktarıyor.

Çandar’a göre Erdoğan, Suriye’de Rusya’yla uyumlu çalışmanın YPG’ye karşı askeri harekâtta Türkiye’ye büyük kazanım sağlayacağı sonucuna varmış olmalı. Türk sınırına 30 kilometre mesafedeki El Bab için verilecek mücadele de buna dâhil.

Çandar şöyle yazıyor: “Erdoğan, kasabanın Suriyeli isyancılar tarafından Türk ordusunun desteğiyle kurtarılması gerektiğini söylemişti. İslam Devleti’nin (İD) kuzey Suriye’deki son kalesi olan El Bab, hem Kürt Halk Savunma Birlikleri (YPG) hem Türkiye destekli Suriyeli muhalif gruplar hem de Rusya destekli Suriye ordusu için stratejik önem taşıyor. Erdoğan, Türkiye’nin El Bab’ı İD’den kurtarmaya kararlı olduğunu ima etmişti. Bu hedef gerçekleşirse Kürtlerin Türk sınırındaki kantonlarını birleştirme amacı belki de temelli olarak engellenmiş olacak.”

Akyol ise şu sonuca varıyor: “Türkiye’nin Rusya’yla soğuk savaşı bitirmesi akıllıcaydı. Zira bunun Türk ekonomisine ciddi bir maliyeti olmuş, ticaret ve turizm darbe almıştı. Ayrıca Rusya sadece Orta Doğu’da değil Balkanlar’da da güçlü bir siyasi oyuncu. Dolayısıyla diyalog Ankara’nın da Moskova’nın da menfaatine olacak. Öte yandan Rusya’yı Batı’ya alternatif olarak tercih etmek feci bir stratejik karar olur. Bu, ekonomi ve güvenlik açısından büyük maliyetler doğurmakla kalmaz, Türkiye’yi kesin olarak otoriter ülkeler kulübüne taşır.”

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Özel etkinlikler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Lobbying newsletter delivered weekly
Bu bölümlerde bulundu: turkish-us relations, turkey-russia relations, syrian opposition, staffan de mistura, jabhat al-nusra, aleppo, al-qaeda
x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept