İran'ın Nabzı

İran’ın Irak’taki nüfuzu gerçekten azalıyor mu?

By
p
Article Summary
Haşdi Şabi’yi Irak ordusuna entegre etme kararı bazı yorumcular tarafından İran aleyhine bir adım olarak okunsa da Tahran-Bağdat hattındaki gelişmeler Irak’taki İran nüfuzunun azalmadığını, daha resmi ve kurumsal bir biçim aldığını gösteriyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Irak’ın, İran-ABD çekişmesinde bir savaş alanına dönüşebileceği kaygısı Iraklı liderler arasında giderek yükselirken, Başbakan Adil Abdül Mehdi 1 Temmuz’da, Haşdi Şabi olarak da bilinen ve ağırlıkla İran yanlısı olan Halk Seferberlik Birlikleri’nin (HSB) bütünüyle silahlı kuvvetlere entegre edilmesini öngören bir kararname yayınladı. 

Cumhurbaşkanı Behram Salih 26 Haziran’da tırmanan Tahran-Washington gerilimine işaret ederek Irak’ın yeni bir bölgesel çatışmaya çekilmek istemediğini söylemişti. Salih, “40 yıldır sıkıntı ve kargaşa yaşıyoruz. Yeni bir savaşa sürüklenmek istemiyoruz” ifadesini kullandı. 

ABD yetkilileri mayıs ayında Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği’nin yakınına atılan roketlerden İran’ı sorumlu tutmuş, ayrıca Suudi Arabistan’da bir petrol boru hattına insansız hava araçları (İHA) ile düzenlenen saldırılarda Irak topraklarının kullanıldığını ve bundan da İran’ın sorumlu olduğunu söylemişti.

Tüm bu gelişmeler ışığında Başbakan’ın HSB kararnamesi bazı medya organları ve uzmanlar tarafından İran’ın ve Irak’taki İran yanlısı grupların etkinliğini törpülemeye dönük bir hamle olarak yorumlandı. Ancak Başbakan’ın kararı ve genel olarak Bağdat’la ilişkiler Tahran’da bu şekilde okunmuyor.

HSB’nin parçalı ve dağınık yapısı gerçekten de İran’ın Irak’taki nüfuzunu sürdürmesini sağlayan önemli bir faktör olarak görülüyor. İran bunu Hizbullah El Nuceba Hareketi ve Asaib Ehl El Hak gibi İran yanlısı HSB gruplarını aktif şekilde destekleyerek yapıyor. Dolayısıyla tüm bu grupların resmi bir çatı altında birleşmesiyle Tahran’ın kendi çıkarlarına göre gruplar arasında manevra yapma imkânının azalacağı düşünülüyor.

Öte yandan, ABD’nin bazı grupları terör listesine alarak Irak’taki İran yanlısı oluşumları gemleme çabalarını artırması, ABD baskısının bu grupları zayıflatabileceği kaygısına yol açmıştı. Bu bağlamda HSB gruplarının Irak ordusuna entegrasyonu, onları Washington’a karşı daha korunaklı hale getiriyor zira hedef alınmaları halinde Irak’ın genel askeri ve güvenlik yapısına zarar verme riski oluşuyor. 

Dahası, Başbakan’ın kararnamesi İran’da HSB’ye gem vurulmasından ziyade HSB’nin silahlı kuvvetlerin meşru bir unsuru olarak tanınması bağlamında okunuyor. Örneğin muhafazakâr siyasi yorumcu Sadullah Zarei kararnameyle HSB’ye “bağımsız bir kimlik” kazandırılacağını düşünüyor. Zerai Tesnim Haber Ajansı’na değerlendirmesinde şöyle diyor: “HSB’nin silahlı kuvvetlerle birleştirilmesi, HSB’nin faaliyetlerine engel oluşturabilirdi. Ancak Irak Başbakanı’nın yeni kararnamesiyle Irak’ta gerçek bir seferberliğe tanıklık edeceğiz.”

İran’ın eski Bağdat Büyükelçisi Hasan Danaifer de aynı görüşte. Kararnamenin “HSB’nin ilerleme çizgisi” ile uyumlu olduğunu söyleyen Danaifer, HSB grupları arasında “koordinasyonun artacağını ve uyumsuzlukların ortadan kalkacağını” düşünüyor. 

Daha da önemlisi, HSB’nin kendi emir-komuta zincirini koruyarak orduya katılması, çoğunlukla Sünni komutanların hâkimiyetine aşina olan Irak ordusunda dengeyi Şiiler lehine değiştireceği, bu sayede İran’ın silahlı kuvvetler içinde nüfuzunu artıracağı düşünülüyor. Tahran Terbiyet Müderris Üniversitesi’nde Orta Doğu uzmanı olan Mustafa Necefi, HSB’nin entegrasyonuyla Irak ordusunda dini yönelimlerin artacağı görüşünde. Al-Monitor’a konuşan Necefi, “Bu, Irak ordusunu klasik, Arap milliyetçisi bir güç olmaktan uzaklaştıracak” dedi. 

Tüm bu unsurların dışında Tahran-Bağdat hattında yaşanan başka gelişmeler de Irak’taki İran nüfuzunun azalma seyrinde olmadığını gösteriyor.

Abdül Mehdi’nin HSB kararının açıklandığı gün Bağdat’taki İran askeri ataşesi Tuğgeneral Mustafa Muradian, göreve yeni başlayan Irak Savunma Bakanı Necah Hasan Ali El Şammari ile görüştü. Bakan bu görüşmede Irak’ın terörle mücadelesine İran’ın katkılarına teşekkür etti ve askeri işbirliğini derinleştirmek gerektiğini söyledi. Ayrıca Devrim Muhafızları’nın geçen ay bir Amerikan İHA’sını düşürmesinden kısa süre sonra Irak ordusunun iki numaralı ismi Tarık Abbas İbrahim Abdülhüseyin’in İran’la hava savunması alanında daha fazla işbirliği çağrısı yaptığını da gözden kaçırmamak lazım. 

İki komşunun ekonomik ilişkilerinde de son dönemde önemli bazı gelişmeler yaşandı. 2 Temmuz’da, Irak’ın ABD yaptırımlarına rağmen İran’dan gaz ve elektrik ithalatını sürdürmesini sağlayacak özel bir mali mekanizmanın yakında açıklanacağı duyuruldu. Bu açıklama, Tahran’da ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik “azami baskı” politikası kapsamında Irak’ın İran’la enerji alanındaki bağlarını koparamadığının işareti olarak görüldü. 

Bu arada İran, Irak ve Suriye ulaştırma yetkililerinin 1 Temmuz’da Tahran’da yaptıkları toplantıda İran’ın güneybatısındaki Şelemçe Sınır Kapısı’ndan Irak’ın güneyindeki Basra’ya uzanacak demiryolunun yapımına üç ay içinde başlanacağı açıklandı. Demiryolu anlaşması İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin marttaki Bağdat ziyaretinde sağlanmıştı. Proje hayata geçtiğinde İran’ın ulaştırma ağı Irak ve Suriye’nin ulaştırma ağlarına bağlanacak, böylece İran Suriye’nin Akdeniz kıyısına karadan erişim sağlayacak. Proje ayrıca İran’ın Irak ve Suriye’yle ticaretini artırmasına büyük katkı yapacak.

Tüm bu gelişmeler İran’ın Irak’taki nüfuzunun azalmadığına, aksine daha resmi ve kurumsal bir biçim aldığına işaret ediyor. Bu bağlamda, HSB’nin orduya katılımından sonra da İran’ın bu gruplarla yakınlığını sürdürmesi beklense de Tahran için Bağdat’la ilişkileri geliştirme hedefi, artan ABD baskısının ekonomik ve siyasi etkilerini hafifletme stratejisinde kritik bir unsur olmaya devam ediyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: islamic revolutionary guard corps, baghdad, adel abdul mahdi, iranian influence, tehran, washington, pmu

Hamidreza Azizi, Şehit Beheşti Üniversitesi İktisat ve Siyaset Bilimi Fakültesi’nde öğretim üyeliği yapıyor, ayrıca Tahran’daki İran ve Avrasya Araştırma Enstitüsü’nün (IRAS) bilim kurulunda yer alıyor. Twitter hesabı: @HamidRezaAz

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept