İsrail'in Nabzı

Trump ve Netanyahu Filistinlileri “satın alma” planı mı yapıyor?

By
p
Article Summary
Filistin Yönetimi’nin ekonomik sıkıntılarında pay sahibi olan Donald Trump ve Benjamin Netanyahu, ekonomik destek paketiyle hem Filistin Yönetimi’nin çöküşünü önleyeceklerine hem de kendi koşullarını dayatabileceklerine inanıyorlar. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Filistin Yönetimi’nin çökeceği yıllardır söylenir ama yalancı çobanın hikâyesinde olduğu gibi kurt bu defa gerçekten geliyor olabilir. Çöküş uyarıları Filistin Yönetimi 1993’te kurulur kurulmaz başlamıştı. Bu yöndeki tehditler yıllar içinde inişli çıkışlı bir seyir izledi ama her zaman boş çıktı. İsrail ne zaman Filistin Yönetimi’nin parasını dondursa, ne zaman Filistin Yönetimi’ni cezalandırmaya ya da ekonomik olarak boğmaya kalksa Filistinli yöneticiler dükkânı kapatacaklarını yüksek perdeden ilan ederler. Geçmişte bunun son anda önlendiği durumlar oldu. Son yıllarda ise bu krizlere eşlik eden doğal gerilim bile ortadan kalktı. Filistin Yönetimi lideri Mahmud Abbas’ın tehditleri ciddiye alınmaz oldu. Ancak gelinen noktada tehditler ilk kez sahici görünüyor.

Bir dizi gevşetici etken ortadan kalkmış, kontrol ve denge mekanizmaları çökmüş durumda. İki taraf da “imdat” diye bağırıyor ama kurtarmaya gelen kimse yok. Gelmiş geçmiş en sağcı koalisyonda sıkışıp kalan Başbakan Benjamin Netanyahu, aşırıcıların elinde rehine konumunda. Görev süresinin sonuna gelen, moralsiz ve hasta olan Başkan Abbas ise ardından bir iz bırakmak için çarpıcı bir yol arıyor. Doğru anı yakalayıp tarafları birbirinin kucağına itmekte tecrübeli olan dünya liderleri ise bu oyundan usanmış durumda. Serbest düşüşü önlemek için bu kez özel koşullar gerekiyor.

Netanyahu eskiden İsrail’in stratejik menfaatleri adına hareket ederdi. Bu stratejik menfaatlerde ise Filistin Yönetimi’nin işlevsel olması ve ayakta kalması önemli bir güvenlik gereksinimi olarak görülürdü. Oysa bugün Netanyahu için stratejik menfaatlerin önüne geçen çok daha varlıksal bir gereksinim var: Kendi siyasi bekasını kurtarmak. Bu da sağcı ortaklarına bağlı. Netanyahu’yu yargılanmaktan kurtaracak anahtarlar, Al-Monitor’da daha önce ayrıntısıyla izah edildiği gibi ortaklarının elinde. Ortakların Netanyahu’ya bir çeşit dokunulmazlık sağlayacak yasal bir düzenleme sunması lazım. Knesset’in en baskın vekillerinden biri olan Birleşik Sağ Parti üyesi Bezalel Smotrich ise Filistin Yönetimi’nin çöküşüyle gelecek kaosun İsrail’in yararına olacağını düşünüyor.

Özetle Netanyahu en tehlikeli sağcı şahinlerin dümen suyundan gidiyor. Zira Başbakan’ın stratejik ihtiyaçları --hakkında iddianame düzenlense bile koltuğunu koruması, suçlamalara karşı dokunulmazlık kazanması ya da iki seçeneğin beraber gerçekleşmesi-- ancak bu şahinler tarafından karşılanabilir.

Netanyahu bugüne kadar kritik anlarda “sorumlu yetişkin” rolünü oynadı, çamura saplanan arabayı Kabine’de yaptığı manevralarla kurtardı. Netanyahu İsrail’in Filistin Yönetimi adına topladığı vergi gelirlerini büyük yaygarayla dondurur, sonra uygun bir anda serbest bırakırdı. Paranın dondurulması manşetlere çıkar, serbest bırakılması ise ufak puntolarla arka sayfalarda yer alırdı. Netanyahu “hem pastam dursun hem karnım doysun” sanatının ustası olmuştu.

Ancak şu an farklı bir durum var. Mesele gelirlerin dondurulması değil, Filistin Yönetimi’nin terörist ve katillerin ailelerine dağıttığı paraların tek taraflı bir kararla vergi gelirlerinden kesilmesi. Bu uygulama, Knesset’in Temmuz 2018’de büyük bir çoğunlukla onayladığı kanuna dayanıyor. Sağcı koalisyonun büyük tantanayla geçirdiği kanuna pek çok muhalefet üyesi de destek verdi. Kanunun haklılığı konusunda şüphe yok. Filistin Yönetimi’nin, kadın ve çocuklar dâhil İsrailli sivilleri katledenlere para vermesini İsrail kabul edemez. Sorun şu ki haklılık Orta Doğu’da izafi bir kavramdır ve “doğruyu yapmak” her zaman akıllı bir yöntem olmaz. Filistin Yönetimi’nden para kesilmesi onu çökertip iflas ettirebilir ve İsrail de şişeden çıkan cini geri sokmaya debelenirken eski güzel günleri arayabilir.

İsrail güvenlik teşkilatında bu süreç büyük bir kaygıyla izleniyor. Çeşitli birimlerin yöneticileri Filistinlilerle yapılan güvenlik işbirliğinin yüksek bir seviye ve nitelikte olduğunun bilincinde. İsrail ve Batı Şeria’nın güvenlik açısından görece sakin olmasında bu işbirliğinin belirleyici katkısı var. Ancak sağın yine güçlü bir seçim zaferi kazanmasıyla oluşan siyasi iklimde İsrail Savunma Kuvvetleri’nin üst düzey isimleri, ordunun istihbarat kanadı, Şin Bet ve Mossad dikkat çekici bir sessizlik içinde. Aslında yapabilecekleri bir şey de yok. Zira şunu biliyorlar ki geçmiş, mevcut ve müstakbel Filistinli saldırganları ulusal özgürlük mücadelesinin şehitleri olarak gören ulusal Filistin söylemini, mevcut veya müstakbel hiçbir Filistinli lider asla değiştiremez. Bu anlayış tüm insani ilke ve değerleri yadsıyor olsa da zaman içinde İsrail durumu zımnen kabullenmeyi öğrendi. Ta ki bugüne kadar. Şimdi çarpışma rotasında ilerleyen iki tren var ve bunların nasıl durdurulacağını kimse bilmiyor. Bu satırların yazıldığı sırada Avrupa Birliği Brüksel’de acil bir toplantı yapıyordu. Toplantı, Filistin Yönetimi’nin mahkûmlara sağladığı desteğin farklı bir şekilde formüle edilmesi ve İsrail’in yatıştırılması gibi zorlu bir amaçla düzenleniyordu. Başarı şansı oldukça düşüktü.

Kimi İsrailli kaynaklara göre ise stratejik risklerin somutlaştığı mevcut ortamda bile umutlar tamamen tükenmiş değil. Geçtiğimiz ay İsrail oldukça patetik bir teşebbüste bulundu: Filistin Yönetimi’nin hesabına, kesinti yaptıktan sonra birkaç yüz milyon şekel yatırdı ama Filistin Yönetimi parayı iade etti.

Bir başka umut ışığı ise ABD Başkanı Donald Trump’ın uzun zamandır beklenen “yüzyılın anlaşması”. Filistin Yönetimi o güne kadar ciddi ciddi çöküşün eşiğine gelebilir. Yaşam koşulları giderek kötüleşirken işsizliğin yükselmesi bekleniyor. Sokaktaki huzursuzluk da artacak. Başkan Abbas teröristlere verilen para kesilmeye devam ederse, Filistin Yönetimi bütçesinin önemli bir bölümünü oluşturan vergi gelirlerinin tamamını geri çevirme konusunda ciddi. Her şeyin darmadağın olduğu bu dramatik anda ABD’nin programı açıklanacak. İsrailli ve Amerikalı yetkililerin beklentisi o ki programda Filistin Yönetimi bölgelerine yönelik dev yatırımlar ve ekonomik yardımlar içeren fazlasıyla cömert uluslararası bir Marshall Planı yer alacak. Bu teze göre zamanlama mükemmel olacak. İflas ve kaosa çeyrek kala Filistinlilere, Ramallah’ı ve diğer Filistin kentlerini Orta Doğu’nun Singapur’u yapmayı vadeden yeni bir seçenek sunulacak.

Trump, Netanyahu ve Suudi Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman bu yöntemle Filistin halkını “satın almayı” mı planlıyorlar? Anlaşmanın özü “devlete karşılık ekonomi” mi? Milyarlarca dolar tam egemenliğin tazminatı mı olacak? Filistinlilere, “Bizi geri dönüş hakkınızla bezdirmeyin, güzel bir hayat, daha yüksek bir yaşam standardı ve umut vadeden bu fırsatı kaçırmayın” mı denecek? “Doğu Kudüs’ü unutun ve Batılı bir ekonomiye razı olun” mesajı mı verilecek?

Olabilir. Sorun şu ki bahsi geçen halkı yakından tanıyanlar, bu yaklaşımın başarı şansının oldukça düşük olduğunu biliyorlar, en azından mevcut nesil var olduğu sürece. Veliaht Prens, Abbas’ın önüne gerçekten 10 milyar dolar koyacak mı yoksa parası cebinde mi kalacak? Filistinlilerin onurunu parayla satın almak şu aşamada pek mümkün görünmüyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: israil filistin çatışması

Ben Caspit, Al-Monitor’un İsrail’in Nabzı bölümünde köşe yazarıdır. İsrail basınının kıdemli köşe yazarı ve siyasi yorumcularından olan Caspit, ülkenin siyasi gündemine ilişkin günlük bir radyo programı ve düzenli televizyon programları yapmaktadır. Twitter hesabı: @BenCaspit

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept