Ana içeriğe atla

Ermenistan normalleşme için bastırırken Türkiye naz yapıyor

Ermenistan’ın başbakanı Türkiye’yle önkoşulsuz ilişki kurmaya istekli ancak diasporadaki pek çok Ermeni Türkiye’nin soykırım inkârını kabullenme ihtimalini düşünmek dahi istemiyor.
The Yerablur cemetery, where Armenian soldiers from both Karabakh wars are buried, overlooks Yerevan in this photo taken April 12, 2022.

HAYKADZOR/ERİVAN, Ermenistan — Ermenistan’ın uzun yıllardır kapalı olan Türkiye sınırının hemen dibindeki Haykadzor köyünde, yüzü güneş kavruğu 70 yaşındaki çiftçi Boris Davutyan ülkesinin tarihsel hasmı Türkiye’yle barıştan yana olduğunu söylüyor. “Ticaret için iyi olur” diyor ve Türkiye-Ermenistan sınırını oluşturan Arpaçay Nehri’ne doğru işaret ederek ekliyor: “Sovyetler zamanında nehre iner, Türklerle beraber sigara tüttürür, votka içerdik. Osmanlı’nın bize karşı işlediği soykırım 100 sene önceydi. Geleceğe bakmak lazım, geçmişe takılıp kalmak değil.”

Köyün 117 kilometre güneydoğusunda, Ermenistan’ın başkenti Erivan’ı tepeden gören rüzgârlı bir mezarlıkta Armen Poghosyan tek oğlunun mezarına uzun uzun bakıyor. Başı öne eğik, bedeni acıdan kaskatı kesilmiş… 19 yaşındaki oğlu ve silah arkadaşları, zirvesi karla kaplı Türkiye tarafındaki Ağrı Dağı’nın karşısında bulunan bu tepede toprağa verilmiş ve o buraya her gün geliyor. 

Oğlu Barsegh, Ermenistan ile Azerbaycan arasında 27 Eylül 2020’de başlayarak 44 gün süren savaşta hayatını kaybeden 3 bin 825 Ermeni’den biri. Poghosyan, savaşın başlamasından bir gün sonra kaybettiği oğlunu anlatırken, “Ya topçu ateşiyle ya da insansız hava aracıyla öldürüldü, tam olarak bilmiyoruz. (…) Türkiye asırlardır düşmanımız. Evlatlarımızın kanıyla sarhoş olanlarla dost olamayız” diyor.

Ermenice “üç tepeli” anlamına gelen Yerablur adındaki bu alan, savaşta ölenlerin mezarlarıyla dolu. Çoğunun yaşı 30’un altında. Kül rengi bazalttan yapılmış mezar taşlarına çocuksu bir neşe saçan simaları oyulmuş.

Türkiye, askeri danışmanlar ve silahlı insansız hava araçlarıyla savaşın sonucunu Azerbaycan lehine etkiledi ve Ermenistan’ın 30 yıl önceki savaşta işgal ettiği toprakların büyük bir bölümünün geri alınmasına yardımcı oldu. Denizle bağlantısı olmayan, 2.9 milyonluk bir ülke olan Ermenistan, yıllarca hem kendi hem de dış dünyanın gözünde yenilmez göründü ama bugün derinden sarsılmış durumda. Bir uçta çiftçi Davutyan gibi barış isteyenler, diğer uçta ise acılı baba Poghosyan gibi intikam hayali kuranlar var. Ortada bir yerlerde ise neredeyse kayıtsızlık raddesine varan bir çaresizlik ve korkuyla uyuşan sessiz çoğunluk var.

Bağımsız Ermeni haber portalı Mediamax’ın müdürü Ara Tadevosyan, “Yerablur eskiden şanlı bir mekândı. Bugün ise küçük düşme ve umutsuzluk algısı yaratıyor” diyor. Tadevosyan’ın söz ettiği 2020 öncesinde Yerablur’daki mezarlık Ermenistan’ın Azerbaycan’la birinci savaşını simgeliyordu. Bu savaş Azerbaycan için felaketle sonuçlanmıştı. Petrol zengini ülke 10 bin insanını ve Dağlık Karabağ dâhil topraklarının yüzde 10’unu kaybetmişti. Nüfusu çoğunlukla Ermeni olan ve Stalin tarafından Bakü’ye bırakılan Dağlık Karabağ bölgesi, uluslararası toplum tarafından Azerbaycan toprağı olarak tanınıyor.

Son savaşta Azerbaycan Dağlık Karabağ çevresinde Ermenilerin işgal ettiği yedi bölgenin tamamını geri almakla kalmadı, Şuşa kenti dâhil Dağlık Karabağ’ın yaklaşık üçte birini de yeniden ele geçirdi. Ermenilerin “Şuşi” dediği Şuşa 1920’de Azerilerin binlerce Ermeni’yi katlettiği ve bugünkü çatışmanın ilk tohumlarının ekildiği yer olmuştu. 

Son savaş 9 Kasım 2020’de Rusya’nın aracılığıyla sağlanan ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından imzalanan anlaşmayla son buldu.

Boris Davutyan, a 70-year-old farmer, favors peace with Turkey. Haykadzor village, Armenia (Al-Monitor/Amberin Zaman)

Ermenistan’ın Haykadzor köyünde Türkiye’yle barıştan yana olan 70 yaşındaki çiftçi Boris Davutyan (Al-Monitor/Amberin Zaman)

Paşinyan bugün Türkiye’yle diplomatik ilişkiler kurmayı ve sınırın açılmasını istiyor. Muhaliflere göre Pashinyan bunu yalvarırcasına yapıyor. 311 kilometre uzunluğundaki Türkiye-Ermenistan sınırı, 1993’te Ankara tarafından Azerbaycan’la dayanışma göstermek amacıyla kapatıldı ve bir daha açılmadı.

Erivan’da bağımsız bir düşünce kuruluşu olan Bölgesel Çalışmalar Merkezi’nin direktörü Richard Giragosian, “Savaşın ilk zayiatı kendini beğenmişlik ve kibir oldu” diyor.

Hayat memat meselesi

Erivan Ankara’yla önkoşulsuz ve hemen ilişki kurmak istediğini söylüyor. Bu adım, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti ile Sovyetler arasındaki 1921 Kars Antlaşması ile belirlenen Ermenistan-Türkiye sınırının resmen tanınmasını içerecek. Osmanlı döneminde yarım milyonu aşkın Ermeni’nin ölümüyle sonuçlanan 1915 soykırımının Ankara tarafından inkârına gelince bu, Türkiye’nin sorunu olarak görülecek ve müzakerelerin konusu olmayacak. 

Paşinyan’ın bu yaklaşımını Ermeni diasporasında pek çok kişi öfkeyle karşılıyor. Washington merkezli Amerika Ermeni Ulusal Koalisyonu’nun icra direktörü Aram Hamparian, “Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin Ermeni Soykırımı için adalet olmaksızın normalleştirilmesi, ancak soykırımın normalleştirilmesi anlamına gelir ve Ankara ile Bakü’nün Ermeni yurdunu yerli halkından boşaltma girişimlerine iyice cesaret verir” diyor.

Ancak Erivan’da pek çok kişi böyle düşünmüyor, ülke açısından varoluşsal bir mesele olduğunu savunuyorlar.

2014-2021 döneminde İstanbul’da yaşayan 29 yaşındaki Ermeni insan hakları aktivisti Sona Dilanyan, “Bu, Ermenistan’ın bekası için bir mücadele. Hükümet savaşın ardından Türkiye’yle ilişkileri normalleştirmek zorunda olduğunu idrak etti” diyor.

Normalleşmenin alternatifinin “daha kötü” olduğunu, yeni savaşların çıkabileceğini belirten 27 yaşındaki araştırmacı gazeteci Hovhannes Nazaretyan, Azerbaycan’ın Türkiye’nin desteğiyle Ermenistan’dan daha da çok toprak alabileceği yönünde yaygın bir endişeye işaret ediyor. Al-Monitor’a konuşan Nazaretyan, “Hayatımda hiçbir Azerbaycanlıyla konuşmadım. Azerbaycan’la barıştan yanayım. Ailemizin büyükleri soykırımdan sağ kurtulan insanlardı ve ben Türkiye’yle barış olabileceğini düşünüyorum” dedi. 

Peki, Türkiye gerçekten barış istiyor mu? Bu soru Erivan’daki yöneticileri hiç olmadığı kadar düşündürüyor.

Ankara’nın iradesi bir süreliğine bu yöndeymiş gibi göründü. İlk zeytin dalını 2021’in başlarında uzatan Ankara, sınırı açmaya ve diplomatik ilişkiler kurmaya hazır olduğu mesajını verdi. Bu, Ankara’nın diplomatik yalnızlığını aşmak ve ABD ile Avrupa Birliği nezdinde puan kazanmak amacıyla başlattığı daha geniş kapsamlı bir çabanın parçası olarak görüldü.

Erivan hemen olumlu yanıt verdi. Paşinyan’ın savaşı kaybetmesine rağmen Haziran 2021’deki erken seçimden açık ara zaferle çıkmasının ardından normalleşme çabaları ivme kazanıyor gibiydi. 

2009’da İsviçre ve ABD’nin arabuluculuğuyla yürütülen görüşmelerin devamı niteliğindeki müzakereler için temsilciler atandı. Türkiye ve Ermenistan bu kez doğrudan görüşüyor. İki temsilci – Türkiye’nin eski Washington Büyükelçisi Serdar Kılıç ve Ermenistan Meclis Başkan Vekili Ruben Rubinyan – ocaktan bu yana önce Moskova’da, sonra Viyana’da iki kez görüştüler. 

Buna paralel olarak Paşinyan da Azerbaycan’la görüşüyor. Görüşmelerin amacı, iki ülke arasında sınırları belirleyecek bir komisyonun kurulması ve Bakü’nün başlıca beş talebi doğrultusunda kapsamlı bir barış anlaşmasının imzalanması. Bu talepler arasında sınırların karşılıklı olarak tanınması ve tüm toprak iddialarından vazgeçilmesi yer alıyor. 

Paşinyan geçtiğimiz günlerde Ermenistan’ın daha önce reddettiği bir şeyi zor da olsa değerlendirmek zorunda kalabileceği sinyalini verdi: Ermeni nüfusun hakları garanti edilmek kaydıyla Dağlık Karabağ’dan el çekmek. 

Paşinyan 13 Nisan’daki parlamento konuşmasında Ermenistan’ın önündeki zor seçenekleri ortaya koyarken milliyetçi rakiplerinin ihanet suçlamalarına, Dağlık Karabağ’daki kendinden menkul hükümetin öfkeli tepkilerine hedef oldu.

Paşinyan’ın cesur tavizleri, Güney Kafkasya’daki güç dengesini değiştirebilecek cinsten. Değişimin Ermenistan’ın lehine olmasını uman Paşinyan büyük bir kumar oynuyor ve Rusya’nın Ukrayna’yı işgali riskleri daha da artırmış durumda. 

Ukrayna kıskacı

Carnegie Europe’da kıdemli araştırmacı olan Thomas de Waal’a göre “Ukrayna savaşı bölgenin jeopolitiğini sarstı ve herkes taşların nasıl yerine oturacağını izliyor.” 

Görünen o ki Rusya’nın tökezlemeleri Türkiye ve Azerbaycan’ın hesaplarını değiştirdi ve Erivan şimdi karanlıkta yürümek durumunda. 

Ermenistan’la barışmak Türkiye’nin, önemli Ermeni nüfusa sahip bölgeleri temsil eden ABD Kongre üyelerini F-16 satışı konusunda ikna etmesine yardımcı olabilirdi. Ne var ki Ukrayna Türkiye’nin oltasında daha cazip bir yem oldu. De Waal bu konuda şöyle diyor: “Türkiye açısından [Ermenistan’la] sürecin önemli bir cazibesi ABD’yle köprüler kurmaktı. Ancak Rusya’yla Ukrayna arasında başlıca aracı konumuna gelen Türkiye’nin bu yeni statüsü ona Washington nezdine ilave bir önem ve etki gücü kazandırıyor. Dolayısıyla Erdoğan Ermenistan’la görüşmelerin önceliğini azaltıyor olabilir.”

Ukrayna savaşının Ermenistan’a olumlu bir yansıması eğitimli, meslek sahibi genç Rusların Erivan’a doluşması. Dünya Bankası’na göre sayıları en az 40 bini bulan ve çoğunlukla Batı’nın Rusya’ya uyguladığı yaptırımlardan kaçan bu genç insanlar, Ermenistan ekonomisi için bir nimet. Ancak pek çoğunun Putin’e muhalif olduğu ve Putin karşıtı gösteriler düzenlediği bildiriliyor. Dolayısıyla Erivan kendisini hassas bir konumda bulabilir, özellikle de Rusya savaştan kazanan taraf olarak çıkarsa.

Russia’s invasion of Ukraine has led thousands of Russians and their pets to seek sanctuary in Armenia. Yerevan, April 10 2022. (Al-Monitor/Amberin Zaman)

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından binlerce Rus evcil hayvanlarıyla birlikte Ermenistan’a kaçtı, Erivan, 10 Nisan 2022 (Al-Monitor/Amberin Zaman)

Eski bir gazeteci olan Paşinyan, 2018’de, Ermenistan’ı uzun yıllardır yöneten ve Kremlin’le yakın ilişkileri olan kleptokratik iktidarı deviren Kadife Devrim’e önderlik etti. Askeri yenilgiye rağmen seçimden zaferle çıkması, Türkiye dâhil pek çok çevre için sürpriz oldu. 

Bu sonuç aslında Ermeni halkının eski rejime ne kadar tepkili olduğunu gösterdi. Zira halk savaştaki yenilgiyi eski yöneticilerin açgözlülüğü ve kifayetsizliğine bağlıyor.

Avrasya Ortaklık Vakfı’nın başkanı olan Ermeni yazar Gevorg Ter-Gabrielyan, “Türk Bayraktarları 18’lik çocukları kömür hâline getiriyordu. Savaşın dördüncü veya beşinci gününde her gün 100 kişinin öldürüldüğünü idrak ettim” derken gözleri yaşarıyor. Ter-Gabrielyan, “Zenginlerin oğullarının savaşa gittiğini pek görmedim” diyor. 

Yeniden kan dökülmesi korkusu, pek çok Ermeni’nin Paşinyan’ı desteklemesinin belki de en önemli sebebi, özellikle de kırsal bölgelerde. Bir başka neden, Paşinyan’ın sağladığı göreceli refah. Bu değişimi Erivan’da görmek mümkün. Şehrin dört bir yanında açılan şık kafe ve restoranlar bugün Ruslarla dolu. Bir zamanlar bir deri bir kemik dolaşan sokak köpekleri bile semirmiş ve mikroçiple kayıt altına alınmış. Kent dışındaki delik deşik yolların yerini kaymak gibi otoyollar almış.

Al-Monitor’a konuşan Ermeni kökenli Amerikalı yorumcu Eric Hacopian’a göre “Haziran seçimlerinde halkın önünde net bir tercih vardı: Ya özgürlük ya güvenlik. (…) Daha kötü sonuçlar yaşamamak için [Türkiye’yle] diyalog tercih edilmeli.”

Bir başka görüşe göre ise Paşinyan’ın seçim zaferi, sıradan Ermeni vatandaşlarının maddiyat uğruna değerlerinden vazgeçtiğini ve Dağlık Karabağ’ı umursamadıklarını gösteriyor. 

Gazeteci Tadevosyan öfkeli bir şekilde şöyle diyor: “Paşinyan’ın böylesi küçük düşürücü bir durumun ardından yeniden seçilmesi, insanların Dağlık Karabağ’ı dert etmediğini gösteriyor. Ulusal varlığımıza yönelik en büyük tehdit halkın kayıtsızlığıdır.” 

Liberal Miras Partisi’nin eski milletvekillerinden ve aslen Karabağlı olan Tevan Poghosyan da Al-Monitor’a yaptığı açıklamada olup bitenden nefret ettiğini belirterek, “Ulusal onur uçup gitti. Paşinyan Ermenistan’a değil, Azerbaycan ve Türkiye’ye hizmet ediyor” dedi.

Bir başka kesim ise bunu asıl eski iktidar sahiplerinin yaptığını, çoğu Karabağlı olan bu liderlerin işgal edilmiş topraklar üzerinde hiçbir taviz vermediğini, oysa bu tür adımlar atılsaydı savaş belki engellenebilirdi diye düşünüyor. Giragosian’a göre “Paşinyan herkes yerini bilsin istiyor.” 

Her hâlükârda Paşinyan niyetlerini gizlemiyor. Lideri olduğu Sivil Sözleşme Partisi’nin seçim bildirgesine göre güvenli ve müreffeh geleceğin yolu Türkiye’yle barıştan geçiyor.

Paşinyan’ın nihai hedefi Ermenistan’ın Rusya’ya bağımlılığını azaltmak ve yüzünü Batı’ya çevirmek. Bu, Dağlık Karabağ’da güvenlik sorumluluğundan vazgeçmek anlamına gelebilir.

Ne var ki 2020’deki savaş, eski Sovyet cumhuriyetlerini bir araya getiren Rusya önderliğindeki Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü’nde yer alan Ermenistan’ı iyice Moskova’nın pençesine itti. Ülkenin Türkiye, Azerbaycan ve İran’la olan sınırlarını Rus muhafızlar koruyor. Şimdi binlerce yeni Rus askeri barış gücü olarak Ermenistan’la Azerbaycan arasındaki gergin ateşkes hattını izlemek üzere Dağlık Karabağ ve çevresinde konuşlanmış durumda ve bu, Moskova’nın etki gücünü daha da artırıyor. 

Ermenistan’ın “tamamen bir kuklaya dönüştüğünü” söyleyen Dilanyan, “Herhangi bir konuda karar verme gücümüzü kaybettik” diyor.

Ermenistan geçtiğimiz ay bunun böyle olmadığını kanıtlamaya çalıştı. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda Rusya’nın Ukrayna’yı işgali nedeniyle kınanması konusunda çekimser kaldı. Rusya’nın İnsan Hakları Konseyi’nden atılması konusunda nisan başında yapılan bir diğer oylamada da bu tavrını sürdürdü. 

Rusya bundan pek etkilenmiş görünmüyor. Ermenistan’ı Azerbaycan’a karşı koruyacak tek engelin kendisi olduğunu biliyor. Erivan semalarında devriye gezen Rus savaş uçaklarının vızıltısı, bu acı gerçeği her gün hatırlatıyor. Dahası, Ermenistan’ın enerji altyapısı ve tüm demiryolları Rusların sahipliğinde. 

Erivanlı analist Benjamin Poghosyan, Ermenistan’ın, Rus doğalgazını piyasa fiyatlarının altında aldığına dikkat çekiyor. Örneğin Moldova 1 Mayıs’tan itibaren bin metreküp için 1200 dolar ödeyecekken Ermenistan 165 dolar ödüyor. Poghosyan, “Rusya ekonomi üzerinde, dolayısıyla Ermenistan üzerinde nüfuz sahibi. Azerbaycan’la bir doğalgaz boru hattının yapılması bu bağımlılığı azaltır” diyor.

Ancak son aylarda Dağlık Karabağ’ın doğu ve güneyindeki birçok ateşkes hattında gerilim yükseliyor. Ermeni yetkililer Azerbaycan güçlerinin temas hatlarında Ermeni sivilleri taciz ettiği, suları kestiği ve gece yarısı hoparlörlerden ezan dinlettiği gibi şikâyetler dile getiriyorlar. Ermenistan’a göre Azerbaycan’ın amacı, Ermeni köylüleri korkutarak bölgeyi terk etmelerini sağlamak ve Dağlık Karabağ’ın içlerine doğru ilerlemek.

Amalia Babanyan, an Armenian who was displaced from her home in Lachin, Nagorno Karabakh, vows to return, Yerevan, April 12, 2022 By Amberin Zaman

Dağlık Karadibağ’daki evini terk etmek zorunda kalan Amalia Babayan bir gün geri döneceğini söylüyor, Erivan, 12 Nisan 2022 (Al-Monitor/Amberin Zaman)

Amalia Babayan savaş nedeniyle yurdunu terk etmek zorunda kalan binlerce Karabağlıdan biri. İki kızı, torunları, torunlarının çocukları ve bir çift muhabbet kuşuyla beraber Erivan’daki bir çocuk psikiyatri hastanesinin son katında barınıyor. Oldukça dinç görünen 89 yaşındaki kadın, evini görmek için Dağlık Karabağ’a giderken Ermenistan’ı Azerbaycan toprakları üzerinden bölgeye bağlayan Laçin koridorundan geçmek zorunda. Koridor, Azerbaycan güçleri ile Rus barış gücünün kontrolünde.

Babayan, “[Azerbaycanlı] Türkler bana laf atıyor, ıslık çalıyorlar. Bana ‘nine’ diye bağırıyor ve şu işareti yapıyorlar” derken mor ojeli parmağıyla boğaz kesme işareti yapıyor. “Ben de onlara ‘defolun gidin’ diyorum.”

24 Mart’ta Rus barış güçleri, Azerbaycan askerlerinin Ağdam yakınlarındaki Ermeni nüfuslu Parukh köyüne (Azerice Ferruh) girmesini engelleyemedi ya da belki de engellemeye uğraşmadılar. Bu, Kasım 2020’deki ateşkesten bu yana en ciddi çatışma oldu. 

Kendinden menkul Dağlık Karabağ hükümeti o günkü çatışmalarda en az üç askerinin öldüğünü, 15’inin yaralandığını açıkladı. Rusya Dışişleri Bakanlığı Azerbaycan’ın Türk yapımı TB-2 Bayraktar İHA’ları kullandığını doğruladı. 

Uluslararası Kriz Grubu’na göre Azerbaycan köye Rus barış güçleri ile yerel makamlar arasında yapılan anlaşma uyarınca girdiğini söyledi ve çatışmalardan “Ermeni provokasyonlarını” sorumlu tuttu.

Muhalefetteki milliyetçi parti Ermeni Devrimci Federasyonu’nun parlamento üyelerinden Artur Khachatryan’a göre “Savaş şimdi daha da yakın. Ermenistan hiç olmadığı kadar zayıf konumda.” 

Çatışmayı yeniden alevlendirmek Ermenistan’ın menfaatine olmayacağı ortada. 

Azerbaycan’ın yükselişi

Azerbaycan, ateşkes hatlarının ötesine geçen güçlerini geri çekmesi için Washington, Brüksel ve Moskova’dan gelen çağrılara kulak tıkıyor ve 38 Ermeni savaş tutsağını serbest bırakmayı reddediyor. Ankara’dan da çıt çıkmıyor.

De Waal gelişmeleri şöyle değerlendiriyor: “Rusya’nın zayıflaması ve dikkatini Ukrayna’ya vermesiyle Azerbaycan’ın özgüveni artmış görünüyor. Savaş Karabağ’daki Rus barış gücünün meşruiyetini belli ölçüde zedeledi. Savaş ayrıca Türkiye ile Çin arasında Rusya’yı baypas ederek Azerbaycan ve Hazar Denizi üzerinden geçecek ‘Orta Koridor’ denilen ulaşım projesini güçlendirdi ve Avrupa’yı Azerbaycan’dan gaz almaya daha istekli kıldı.” Bakü’nün şimdi Ermenilerden yeni tavizler kopartmak için enerji kartını kullanarak Rusya’ya baskı yapabileceğini belirten uzman, “Bana göre tüm bunlar Ermenistan-Türkiye normalleşme sürecini yavaşlatmış durumda” dedi. 

Bu, kimi Ermenileri memnun ediyor. Türkiye-Ermenistan sınırında faaliyet gösteren Shirak Center isimli sosyal kalkınma örgütünün yöneticisi Vahan Tumasyan Al-Monitor’a yaptığı açıklamada “Zoraki normalleşme zoraki evlilik gibidir. Soykırımın izleri bizim genlerimizde” şeklinde konuştu.

Haykadzor village, Armenia, April 14, 2022. (Al-Monitor/Amberin Zaman)

Ermenistan’ın Haykadzor köyü, 14 Nisan 2022 (Al-Monitor/Amberin Zaman)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yıllardır ikili ilişkilerin kurulabilmesi için Ermenistan’ın Dağlık Karabağ çevresinde işgal ettiği yedi bölgeyi Azerbaycan’a iade etmesi gerektiğini söylüyordu. Bu bölgelerin beşini Azerbaycan savaş sırasında aldı, diğer ikisini de Ermenistan ateşkesin ardından geri verdi. 

Buna rağmen Türkiye süreci ilerletmek için adım atmıyor. Bunun tek istisnası Ermenistan uçuşlarının yeniden başlatılması oldu ve bu karar, Ermenistan’ın savaşın başında Türk mallarına getirdiği ithalat yasağını kaldırmasını takip etti. Ermeni diplomatlara bile kara sınırından Türkiye’ye giriş istisnası tanımak istemeyen Ankara, “Aceleye gerek yok” mesajı veriyor.

Ermeni müzakereci Rubinyan geçtiğimiz ay Antalya’da düzenlenen Diplomasi Forumu’na katılmayarak Erivan’ın hoşnutsuzluğunu yansıttı. Yine de Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan Antalya’ya gitti ve Türk mevkidaşı Mevlüt Çavuşoğlu ile görüştü. Ancak bu görüşmeden de somut bir sonuç çıkmadı.

Türk ve Ermeni müzakerecilerin bir sonraki görüşmesinin nerede ve ne zaman olacağı halen belirsiz ve bu, iyiye işaret değil. Çavuşoğlu’nun görüşmelerin Ermenistan’da ya da Türkiye’de olması gerektiğini söylemesi, Ankara’nın sonuç almaktan çok sürecin reklamıyla ilgilendiği şüphesini güçlendiriyor. Ermenistan, güven artırıcı bir jest olarak öncelikle sınırda atım atılmasını istiyor.

Independence Square by night, April 14, 2022 (Al-Monitor/Amberin Zaman)

Erivan’daki Bağımsızlık Meydanı’ndan gece görüntüsü, 14 Nisan 2022 (Al-Monitor/Amberin Zaman)

Ukrayna bir tarafa, Türkiye’nin isteksizliği birkaç nedene bağlanabilir. Birincisi, Çavuşoğlu’nun da bizzat belirttiği gibi Türkiye Azerbaycan’ı rahatsız edecek hiçbir adım atmak istemiyor. 

Zürih protokolleri olarak bilinen mutabakatların imzalanmasıyla sonuçlanan 2009’daki barış girişimi, büyük ölçüde Azerbaycan’ın karşı çıkması nedeniyle başarısız oldu. Bakü milyarlarca dolarlık gaz projesini torpilleme tehdidinde bulundu ve Türkiye’deki milliyetçi çevreleri anlaşmaya karşı seferber etti. Neticede Ankara boyun eğdi. 

Azerbaycan bugün ekonomik nüfuzunu daha da artırmış durumda. Azerbaycan’ın devlet petrol şirketi SOCAR Türkiye’deki en büyük yabancı yatırımcı konumunda. Gürcistan üzerinden Türkiye’nin Akdeniz kıyısına petrol taşıyan ikili boru hattı ve Türkiye’ye doğalgaz ulaştırarak Avrupa’ya devam eden diğer bir boru hattı, Azerbaycan için büyük bir gelir kaynağı. 

Azerbaycan’ın petrolden kazandığı dolarların da işin içinde olduğu iddia ediliyor. Örneğin, Avrupa araştırmacı gazetecilik ağı EIC’nin ortaya koyduğu üzere bir zamanlar Aliyev’e çok yakın bir isim olan ve sonra Türk vatandaşlığı da alan Azeri milyarder Mubariz Mansimov 2008 yılında Erdoğan ailesine 25 milyon dolarlık bir petrol tankeri hediye etmiş. 

Türkiye en geç 2023 ortalarında cumhurbaşkanlığı ve meclis seçimlerine gidecek. Türkiye 2001’den sonra yaşadığı en ciddi ekonomik krizle boğuşurken anketler Erdoğan’ın desteğinin azaldığını gösteriyor. Hâl böyleyken Erdoğan Azerbaycan’ı tekrar kızdırmayı göze almak, kendisine Türkiye’de de puan kazandıran Bakü sokaklarındaki kahraman statüsünü riske atmak istemeyebilir. 

“Aliyev-Erdoğan ilişkilerinin ne denli iç içe geçtiğini insanlar azımsıyor. Ortada çok fazla ticari menfaat var” diyen Hacopian, Azerbaycan’ın “topyekûn bir kapitülasyon” peşinde olduğunu savundu. Bundan kasıt, Ermenistan’ın Dağlık Karabağ üzerinde her türlü söz hakkından vazgeçmesi ve Azerbaycan’ın ana toprakları ile Türkiye sınırındaki özerk Nahçıvan bölgesi arasında gümrüksüz bir ulaşım koridoruna rıza göstermesi.

Türkiye bu koridor planına dengeleri değiştirecek stratejik önem atfediyor. Zira böyle bir güzergâhla İran’a ihtiyaç duymadan Azerbaycan’ın ana topraklarına, oradan da Orta Asya’ya bağlanabilecek. 

Ermenistan, Rusya aracılılığıyla sağlanan anlaşmada Azerbaycan’la Nahçıvan arasında demiryolu bağlantısını kabul etti. Ancak otoyol konusunda tereddüt ediyor. Korkulan o ki Türkiye bu yoldan tanklarını sokarak Azerbaycan’ı Nahçıvan’dan ayıran toprak parçasının da alınmasına yardım edebilir. 2020’deki savaşın sonucunda 130 kilometreden 23 kilometreye düşen bu şeridin Azerbaycan’ın kontrolüne geçmesi, Ermenistan için müttefiki İran’la bağlantısının kesilmesi anlamına gelecek.

Uluslararası Kriz Grubu’nun Azerbaycanlı araştırmacısı Zaur Şiriyev bu tür korkuların yersiz olduğunu çünkü Bakü’nün böyle bir adımla tetikleyeceği uluslararası tepkileri asla göze alamayacağını düşünüyor. Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan Şiriyev, “Bu bizi yalnızlaştırır ve [ABD tarafından] yaptırımlara neden olur. Kaldı ki Rusya da buna izin vermez” dedi.

Poghosyan ise Rusya’nın Türkiye’ye ulaşımda Gürcistan güzergâhı dışında alternatifler istediğini, dolayısıyla bu bağlantı için bastırma ihtimalinin göz ardı edilemeyeceğini savundu. Yolun Rus askerlerinin gözetiminde olması ona daha da fazla kontrol kazandırır. 

Geçmişteki iyimserlik

Bu tip sert yorumlar, Erdoğan ve Adalet Kalkınma Partisi’nin kapsamlı bir demokratik reform sürecinin parçası olarak Ermenistan’la uzlaşmaya yöneldiği 2000’li yılların ortalarındaki havanın fazlasıyla değiştiğini gösteriyor. O zamanki iklimde, dönemin Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Erivan’a gitmiş ve mevkidaşı Serj Sarkisyan ile birlikte iki milli takımın Dünya Kupası eleme maçını izlemişti. 

Ermeni soykırımının kamuoyunda tartışılması kabul görmüş ancak Türkiye’de o dönem halen güçlü olan aşırı milliyetçi derin devlet şiddetli tepkiler vermişti. Ocak 2007’de Türk-Ermeni gazeteci Hrant Dink İstanbul’un göbeğinde, editörü olduğu gazetenin ofisi önünde vurulmuştu. Dink’i son yolculuğuna, pek çoğu o güne dek adını bile duymamış olan 100 bini aşkın insan uğurlamıştı.

A man walks toward the Tsitsernakaberd Memorial in Yerevan on April 24, 2021 as Armenia marks the 106th anniversary of World War I-era mass killings. (Photo by KAREN MINASYAN/AFP via Getty Images)

Ermenistan Birinci Dünya Savaşı’ndaki toplu katliamların 106. yıldönümünü anarken Erivan’da Soykırım Anıtı’na doğru yürüyen bir kişi, 24 Nisan 2021 (Photo by KAREN MINASYAN/AFP via Getty Images)

Türkiye ve Ermenistan’dan yüzlerce öğrenci, akademisyen ve sanatçı kültürel etkinliklerde bir araya gelmiş ve bunların birçoğu hayırsever Türk işadamı Osman Kavala tarafından organize ve finanse edilmişti. Azerbaycan’dan bir avuç cesur insan da bu etkinliklere katılmıştı.

Soykırımın 100. yıldönümü olan 2015’te, Türkiye’deki anma etkinliklerine dünyanın dört bir yanından Ermeniler akın etmiş ve hiçbir şiddet olayı bildirilmemişti. Bundan bir yıl önce Erdoğan, katliamların başlangıcı olan 24 Nisan’da Ermeni Patriğine hitaben yazdığı taziye mesajında, yaşanan olayları “hepimizin ortak acısı” olarak kabul eden ilk Türk lider olmuştu. Benzer mesajlar ondan sonraki yıllarda da yayınlandı, bu yıl dâhil.

Bu jestler karşılıksız kalmadı. 2018’e kadar Erivan’daki Soykırım Müzesi Enstitüsü’nün başında bulunan Ermeni tarihçi Hayk Demoyan sergilerde kullanılan metinlerin dilini yumuşattı. Demoyan Al-Monitor’a şu bilgileri verdi: “Müzedeki yeni ve genişletilmiş sunum, Türk tarihi ve hafızasına da yer veriyor, Türk halkına inkâr edilmesi imkânsız olanları gösteriyor. Ayrıca, nefret söyleminden uzak durmak için katı bir akademik yaklaşıma sahip. Ve evet, daha öncekine göre bu yeni bir şey.”

Gelinen noktada uzlaşma ruhu sönük ve titrek bir ışıktan ibaret. Erdoğan tamamen otoriterliğe yönelirken derin devlet de geri dönmüş durumda.

25 Nisan’da yeni bir dip nokta yaşandı. Düzmece suçlamalarla yargılanan Kavala, 2013’teki hükümet karşıtı Gezi Parkı protestolarını kışkırtarak Erdoğan’ı devirmeye teşebbüsten müebbet hapse mahkûm edildi. Demoyan, “Ben Osman’a madalya vermiştim” diyerek geçmiş günleri anımsattı.

Geçtiğimiz hafta Uruguay’a resmi ziyarette bulunan Çavuşoğlu ise bir grup Ermeni protestocuya bozkurt işareti yaptı. Ardından Erdoğan, 24 Nisan mesajında 1915 olaylarını “soykırım” olarak niteleyen ABD Başkanı Joe Biden’ı bilgisizlikle suçladı, Birinci Dünya Savaşı’nın yarattığı büyük çalkantıda öldürülen Türklerin Ermenilerden fazla olduğu klişesini tekrarladı.

Bu ortamda Türkiyeli pek çok Ermeni Ankara’nın Erivan’la başlattığı diyalogdan hiç mi hiç heyecan duymuyor. İstanbullu Ermeni yayıncı Rober Koptaş Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Türkiye’nin fiziki katılımıyla Ermenistan’ın ağır bir yenilgiye uğramasının ardından Ermenilerin ruh hâli barışa kesinlikle hazır değil. Bunu bir dayatma olarak görenler çoğunlukta.” 

Demonyan da Türkiyeli aydınların savaş boyunca sessiz kalmasının Ermenistan’daki aydınların karamsarlığını artırdığını söyledi.

Most of these Armenian college students oppose peace with Turkey, Gyumri April 14, 2022. (Al-Monitor/Amberin Zaman)

Gümrü’deki bu Ermeni üniversite öğrencilerinin çoğu Türkiye’yle barışa karşı, 14 Nisan 2022 (Al-Monitor/Amberin Zaman)

Yine de Uluslararası Cumhuriyetçi Enstitüsü tarafından yapılan bir araştırma, Ermenilerin Türkiye ve Azerbaycan’ı ulusal güvenliklerine en büyük tehdit olarak görmesine rağmen Türkiye’yle normalleşmeyi destekleyenlerin desteklemeyenlerden fazla olduğunu ortaya koyuyor.

Ermenistan’ın ikinci büyük şehri olan Türkiye sınırındaki Gümrü’de görüştüğümüz 13 kadın üniversite öğrencisinden sadece ikisi Türkiye ile barıştan yana konuştu. Kalkınma bölümünde ikinci sınıf öğrencisi olan Ani Kumasyan, “Türkiye bir gün soykırım için özür dilese bile yaralarımız kapanmaz. Ama bu süreç Ermenistan’ın ayakta kalmasına yardımcı olur” dedi.

Ancak somut adımlar atılmadıkça bu olumlu duygular ne kadar sürer?

Ankara “küçük Ermenistan’ın” çok da önemli olmadığını düşünebilir. Ermeni yetkililer ise haklı olarak Türkiye bölgesel güç konumunu pekiştirmek istiyorsa tüm komşularıyla ilişki kurmalı, diyor. Ancak ahlaki argüman, yani çağdaş Türkiye’nin imparatorluk geçmişinde işlenen suçları telafi etme görevi, tüm argümanlar arasında en zorlusu olsa gerek.

Join hundreds of Middle East professionals with Al-Monitor PRO.

Business and policy professionals use PRO to monitor the regional economy and improve their reports, memos and presentations. Try it for free and cancel anytime.

Free

The Middle East's Best Newsletters

Join over 50,000 readers who access our journalists dedicated newsletters, covering the top political, security, business and tech issues across the region each week.
Delivered straight to your inbox.

Free

What's included:
Our Expertise

Free newsletters available:

  • The Takeaway & Week in Review
  • Middle East Minute (AM)
  • Daily Briefing (PM)
  • Business & Tech Briefing
  • Security Briefing
  • Gulf Briefing
  • Israel Briefing
  • Palestine Briefing
  • Turkey Briefing
  • Iraq Briefing
Expert

Premium Membership

Join the Middle East's most notable experts for premium memos, trend reports, live video Q&A, and intimate in-person events, each detailing exclusive insights on business and geopolitical trends shaping the region.

$25.00 / month
billed annually

Become Member Start with 1-week free trial

We also offer team plans. Please send an email to pro.support@al-monitor.com and we'll onboard your team.

What's included:
Our Expertise AI-driven

Memos - premium analytical writing: actionable insights on markets and geopolitics.

Live Video Q&A - Hear from our top journalists and regional experts.

Special Events - Intimate in-person events with business & political VIPs.

Trend Reports - Deep dive analysis on market updates.

All premium Industry Newsletters - Monitor the Middle East's most important industries. Prioritize your target industries for weekly review:

  • Capital Markets & Private Equity
  • Venture Capital & Startups
  • Green Energy
  • Supply Chain
  • Sustainable Development
  • Leading Edge Technology
  • Oil & Gas
  • Real Estate & Construction
  • Banking

Start your PRO membership today.

Join the Middle East's top business and policy professionals to access exclusive PRO insights today.

Join Al-Monitor PRO Start with 1-week free trial