Ana içeriğe atla

Türkiye destekli Suriyeli gruplar askeri operasyon için hazır bekliyor

Türkiye, Suriyeli Kürt grupların Suriye’nin kuzeyinde düzenlediği saldırılara cevaben yeni askeri operasyon sinyali verdi.
Members of the Kurdish-led Syrian Democratic Forces (SDF) attend the funeral of an Arab fighter.

Ankara, Suriye’nin kuzeyinde Türkiye destekli grupların kontrolündeki bölgelerde artan saldırılar karşısında Kürtlerin öncülüğündeki Suriye Demokratik Güçleri’ne karşı askeri harekat tehdidinde bulundu.

Bölgedeki Türk askeri konvoyuna 7 Ekim’de düzenlenen roket saldırısında bir Türk askeri ölmüştü. Türk hükümeti 10 Ekim’de Halep kırsalında bulunan Mare’de iki askerinin daha benzer saldırılarda öldürüldüğünü açıkladı. 

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 11 Ekim’de Bakanlar Kurulu toplantısının ardından Suriye’nin kuzeyindeki Türk güçlerine yönelik son saldırıların “bardağı taşırdığını” belirterek Ankara’nın bu tehditleri Suriye’nin kuzeyindeki “etkin güçlerle birlikte” yahut kendi imkanlarıyla bertaraf etmekte konusunda kararlı olduğunu söyledi. 

Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da 13 Ekim’de Suriye’de Türk birliklerini hedef alan son saldırılardan Rusya ve ABD’nin de sorumlu olduğunu kaydetti. 

Savunma Bakanı Hulusi Akar ise 14 Ekim’de Milli Savunma Üniversitesi’nin 2021-2022 eğitim yılının açılışında yaptığı konuşmada Türkiye’nin “hak ve menfaatlerini korumaya” yönelik her türlü tedbirin “yeri ve zamanı geldiğinde” alınacağını belirtti.

Türk yetkililer 12 Ekim’de Suriye tarafından Gaziantep’in Karkamış ilçesine düzenlenen havan topu saldırılarından da SDG’yi sorumlu tuttu. Türk ordusu 13 Ekim’de Fırat’ın doğusu ve Halep’in kuzey kırsalındaki SDG mevzilerini ateş altına aldı, Suriye’deki muhtelif bölgelere keşif uçakları ve insansız hava araçları sevk edildi. 

Türkiye destekli Özgür Suriye Ordusu’na bağlı Suriye Ulusal Ordusu (SUO) Sözcüsü Yusuf Halit Hamud, savaşçıların yanı sıra sivillerin de ölümüne yol açan son saldırılara cevaben SDG’ye karşı yeni askeri operasyon hazırlıklarına dair Al-Monitor’a şu bilgileri verdi: “Muhalif gruplar olası bir askeri harekata tümüyle hazırlıklıdır ve yeni bir zafer kazanmaya muktedirdir, zira Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekâtlarında olduğu gibi bu operasyon da Türk birlikleriyle birlikte düzenlenecek. Herhangi bir askeri gelişmeye anında yanıt verilebilmesi için bir harekât merkezi kuruldu. Rusya ve ABD’den destek almazlarsa SDG’nin bizim birliklerimiz karşısında şansı olmadığı herkesin malumu.” 

Reuters’ın Türk yetkililere dayandırdığı 15 Ekim tarihli haberine göre Erdoğan SDG’ye karşı yeni harekât planını bu ay sonunda düzenlenecek G-20 zirvesinde ABD Başkanı Joe Biden ile görüşecek. Haber ajansına konuşan bir Türk yetkili Türk birliklerine yönelik son saldırıların düzenlendiği bölgelerin Rusya’nın kontrolünde olduğunu kaydederek konunun Erdoğan ve Rus lider Vladimir Putin arasında da görüşüleceğine işaret etti. Yetkili diplomasiden sonuç alınamadığı takdirde Suriye’nin kuzeyinde Halk Savunma Birlikleri’ne (YPG) karşı yeni bir operasyonun “kaçınılmaz” olacağını ekledi.

İstanbul merkezli Jusoor Araştırma Merkezi’nin araştırmacılarından Wael Olwan ise Al-Monitor’a şu değerlendirmeyi yaptı: “Türk yetkililerin açıklamaları Türkiye’nin güney sınırlarındaki her türlü provokasyona son verme konusundaki kararlılığını yansıtıyor. Ancak sahadaki ve siyasi alandaki gelişmeler Türkiye’nin bu tehditlere son vermek için Rusya ve ABD’nin elindeki kozların tükenmesini beklediğini gösteriyor. Bu gerçekleştikten sonra Türkiye bölgesel ve uluslararası taraflarla sınırlı da olsa işbirliği yaparak harekete geçecektir.”

Olvan şöyle devam etti: “Dahası, askeri harekât Türkiye’nin kontrolü altındaki bölgelerde güvenliği tesis etmesi için tek seçenek değil. Rusya Türkiye’ye kabul edilebilir başka bir seçenek de sunabilir. Benzer bir durum Afrin’de yaşanmıştı; Türk güçleri, Ruslar SDG’yi yalnız bırakıp bölgeden çekildikten sonra bölgeye giriş yapmıştı. İlgili diğer tarafların çatışmadan kaçınmak istedikleri için bazı bölgelerde takas gibi tavizlere yanaşmaları muhtemel. Bu, Türkiye’nin İdlib’in bazı bölgelerinden çekilmesi karşılığında SDG’nin kontrolündeki bazı bölgelere girmesi anlamına geliyor. (...) Olası bir askeri harekât durumunda ise Türkiye Suriye Ulusal Ordusu’yla birlikte hareket edecektir zira Ankara Türk saflarındaki olası zayiatlardan ve Türkiye kamuoyunun tepkisini çekmekten endişeli.”

SDG ise Suriye’nin kuzeyine yönelik yeni askeri operasyon sinyalleri gelirken önceki Türk harekâtlarında olduğu gibi müttefikleri tarafından yalnız bırakılma korkusu içinde. 

SDG’nin siyasi kanadı Suriye Demokratik Meclisi Başkanlık Konseyi üyesi Sihanouk Depod 16 Ekim’deki basın açıklamasında Türkiye tarafından atılacak her türlü adıma hazırlıklı olduklarını açıkladı. Demokratik Suriye Meclisi Eş Başkanı Riad Darar ise Türkiye’nin kontrolündeki bölgelerde Türk askerlerini hedef alan son saldırılara istinaden “Bu mevzi kazanmaya yönelik bir Türk oyunudur. Türkiye, Suriye'de daha fazla alanı kontrolü altına almaya cesaret edemez” dedi. 

SDG, Türkiye'nin askeri harekat tehditleri üzerine Rakka ve Haseke kırsalındaki mevzilerini onlarca savaşçıyla tahkim etti.

Askeriye ve strateji uzmanı Fayiz El Esmer ise Al-Monitor’a şu değerlendirmeyi yaptı: “Son saldırılar, Türkiye’nin SDG kontrolündeki bölgelere yeni operasyon tehdidi için uygun zemini sundu. Geçmiş anlaşmalar da Türkiye’nin Suriye topraklarından yönelen her türlü terör faaliyetini bertaraf etmek için sınırdan içeri 30 kilometre kadar girmesine izin veriyor.”

Esmer şöyle devam etti: “Türkiye bölgeye yeni birlikler sevk ediyor ve mevzilerini tahkim ediyor ama Ankara operasyonun takvimini ya da hedef bölgesini henüz açıklamış değil. Türkiye’nin hedefi olabilecek üç bölge var: Resulayn ve Kamışlı arasındaki hat, Tel Rifat ve çevresi ya da Ayn El Arab ve Menbic. Öncelik Halep’in kuzeyindeki Tel Rifat gibi duruyor. Afrin ve Fırat Kalkanı’na yönelik saldırılar da buradan düzenlendi. Ancak bu bölge tümüyle Rusya’nın kontrolünde ve Rusya Halep’e yakın stratejik konumu nedeniyle Türk güçlerinin burayı almasına izin vermeyecektir.”

More from Mohammed Hardan

Recommended Articles