Ana içeriğe atla

Sığınmacı akını El Bab’ı nasıl dönüştürdü?

Suriye’nin muhtelif yerlerinden kaçarak El Bab’a sığınan binlerce aile berberinde kendi geleneklerini ve kültürlerini de kente taşıdı. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Armed men are seen at a check point in the border town of Al-Bab, near the Syrian-Turkish border, in Idlib province, Syria January 17, 2018. Picture taken January 17, 2018. REUTERS/Osman Orsal - RC1530487E20

HALEP, Suriye — Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ve Türk Silahlı Kuvvetleri Halep’in kuzeydoğusunda bulunan El Bab’ı Fırat Kalkanı Operasyonu kapsamında 23 Şubat 2017’de ele geçirmişti. El Bab o tarihten bu yana Suriye’nin muhtelif yerlerinden kaçan sığınmacılara ev sahipliği yapıyor. Farklı kültür ve geleneklerin buluşma noktası haline gelen kentteki ekonomik, kültür ve eğlence hayatı da bu çeşitliliği yansıtıyor.

El Bab’da şu an yerel nüfusun yanı sıra 2016’nın sonlarında Halep’in doğu mahallelerinden kaçanlar da dâhil farklı yerlerden gelen binlerce sığınmacı aile yaşıyor. Ayrıca Rusya destekli Suriye rejimi ile ABD öncülüğündeki koalisyon destekli Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) İslam Devleti’ne karşı başlattığı hava ve kara saldırılarından kaçan Suriyeliler de El Bab’a sığınmış durumda. Bu bölgelere Deyrizor, Ebu Kemal, Mayadin, Rakka, Palmira, Meskene ve Fırat Nehri’nin kıyısında bulunan diğer ilçe ve köyler de dâhil. Dahası Humus’un El Vair ilçesi ile Şam kırsalından kaçan bazı Suriyeli aileler de El Bab’da yaşamlarını sürdürüyorlar.

El Bab’ın bu denli tercih edilmesinin sebebi Fırat Kalkanı Harekâtı’nın ardından kentte tesis edilen görece istikrar. El Vair’deki kuşatmadan kaçan Ümran Humuslu da 2017’nin sonlarında ailesiyle birlikte El Bab’a yerleşmiş. Ümran doğrudan Türkiye’nin koruması altında olduğu için diğer ÖSO bölgeleri yerine El Bab’ı tercih etmiş. Zira İdlib’in ÖSO’nun kontrolündeki diğer bölgelerinde bombardıman halen sürüyor.

El Bab’ın merkezindeki Asfur sokağında küçük bir terzihane açan Humuslu Al-Monitor’a şöyle diyor: “Terzihanemin adı Terzi Humuslu. Humus’un El Vair semtinde yer alan dükkânımın da ismi aynıydı. Zaten müşterilerimin çoğu da El Vairli. Ama farklı kentlerden müşterilerim de var.”

El Bab’taki restoran, kafe, kasap, cep telefonu satıcıları, eczane ve manavların çoğuna sahiplerinin geldikleri kasaba ya da köylerin isimleri verilmiş, Fırın Mayadin ve Halep Felafel gibi.

Al-Monitor’un Fırat Restoran’da rastladığı Deyrizorlu 60 yaşındaki Hacı Salih Ayaş şöyle diyor: “Ailemle birlikte El Bab’a geleli altı ay oldu. Rejim ile İD arasındaki çatışmalar yüzünden Deyrizor’dan kaçtık. Her gün buraya gelip Deyrizor’dan kaçan diğer insanlarla beraber şiş kebap yiyip memleketteki anılarımı yâd ediyorum.”

Deyrizor’dan kaçan bir diğer sığınmacının açtığı El Fırat El Kabir isimli kahvehanede müşteriler çay ya da Arap kahvesi içerek kâğıt oynuyor ya da büyük ekranlardan televizyon seyrediyor. Sigara da içilen kahvehane bilhassa geceleri Deyrizor’un yanı sıra çevresindeki Ebu Kemal, Rakka, Aşara ve Muhasin’den kaçan sığınmacıların uğrak yeri.

Al-Monitor’un konuştuğu isimlerden bir diğeri ise El Bab’ın yerlilerinden olan ve Anadolu Ajansı’nda foto muhabiri olarak çalışan Arif Muhammed. El Bab’a ülkenin dört bir yanından gelen sığınmacıların kendi geleneklerini de beraberinde getirdiklerini ve bu çeşitliliğin yemeklere, giyime ve toplumsal hayata yansıdığını anlatan Muhammed bilhassa Deyrizor, Rakka ve Ebu Kemal’den gelenlerin sosyalleşmeye, eğlenceli etkinliklere, restoranlara düşkün olduklarını anlatıyor.

Kültürel çeşitliliğin kente yeni bir boyut kazandırdığını kaydeden Muhammed sığınmacıların barınması için kente bir dizi yeni bina yapıldığını da anlatıyor.

Muhammed’e göre sığınmacıların geleneklerine bu denli bağlı olmaları kentin yerel nüfusuyla iletişim kurmalarını ve toplumsal hayata entegre olmalarını zorlaştırabilir. Bu konuda henüz bir sorun yaşanmadığını belirten Muhammed sığınmacı ailelerin kent hayatına yavaş yavaş adapte olduklarını ve kentteki çeşitliliğe saygı gösterdiklerini de ekliyor.

El Bab’daki sığınmacıların çoğu henüz kendi yurtlarına dönmeye hazır değil. Zira ailelerin çoğu, Deyrizor, Rakka, Palmira, Halep ve Suriye’nin diğer bölgelerini kontrol altında tutan rejim ve SDG güçlerini hasım addediyor.

More from Khaled al-Khateb

Recommended Articles