Ana içeriğe atla

TSK sivile beyin göçünü durdurabilecek mi?

Türk Silahlı Kuvvetleri’nden sivile beyin göçü son üç-dört yıldır daha da belirginleşti. Soru basit: Acaba TSK nitelikli personelini niçin bünyesinde tutamıyor?
Turkey_Brain.jpg

2002 Kara Harp Okulu mezunu Piyade Yüzbaşı Özcan Çıkmaz 2012 yılında Şemdinli’deki bölük komutanlığı döneminde PKK’ya yönelik terör operasyonlarında destansı bir kahramanlık sergiledi. Bu nedenle Türk Silahlı Kuvvetleri’nde (TSK) çok az kişiye verilen Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası ile ödüllendirilen, hikayesi belgesellere konu olan ve belgeseli yüz binlerce kişi tarafından izlenen “Şemdinli Kahramanı” Yüzbaşı Özcan şu anda nerede? Yüzbaşı Özcan düşündüğünüz gibi şu anda TSK’da kritik bir görevde değil Silikon Vadisi’nde. Yüzbaşı Özcan şimdilerde yapay zeka ve genetik üzerine çalışıyor ve tasarımı kendine ait mobil bir hastane uygulamasını aplikasyon haline getirmeye çalışıyor.

Yüzbaşı Özcan’ın 2012’de Şemdinli’de başlayan beş yıllık destansı macerası önce İstanbul Tuzla’daki Piyade Okulu sonra MBA amacıyla gittiği Paris’teki ESCP Enstitüsü, 2015’te TSK’dan kendi isteğiyle ayrıldıktan sonra da ABD’nin Cornell ve Stanford üniversitelerine uzanıyor ve Silikon Vadisi’nde sonlanıyor. Bu hikaye, TSK’nın artık kronik hale gelen yetişmiş, nitelikli personelini elinde tutamama sorununun en tipik örneği. Çünkü son dört-beş yılda Özcan gibi yüzlerce nitelikli asker ya TSK’dan kendi isteğiyle istifa etti ya da emekli oldu. Yüzlerce muvazzaf asker de bir fırsatını kollayıp sistem dışına çıkma planları yapıyor.

Öncelikle kendi isteğiyle TSK’dan istifa eden veya emekli olan nitelikli subay ve askerlerin 15 Temmuz ihraçları ve firarileriyle karıştırılmaması gerekiyor. Peki onları TSK’nın dışına iten veya onları sivil hayata çeken nedenler ne? 15 Temmuz sonrasında yaşanan ihraçlarla halihazırda entelektüel sermayesi büyük oranda darbe yemiş TSK niçin nitelikli personelini en çok ihtiyacı olan zamanda bile elinde tutmayı başaramıyor?

Al-Monitor’a konuşan Özcan söze “TSK’dan ağlayarak ayrıldım.” diyerek başlıyor ve devam ediyor: “Aslında ufku çok geniş ve hayalleri olan bir subay olarak kurumuma faydalı olmayı çok isterdim. Elektronik tasarıma ve yazılıma çocukluktan beri ilgim vardı. 2005 yılında bir arkadaşımla ilk drone’umu tasarladım, yaptım ve uçurdum. 2012 yılında Şemdinli’de tasarladığım mini drone’lar bin metre irtifadan uçarak beş kilometre karelik bir alanın topoğrafik modellemesini çıkarabiliyordu.”

Şemdinli’den İstanbul’a dönüşte bazı üniversitelere yüksek lisans için başvurduğunu ancak not ortalaması nedeniyle reddedildiğini anlatan Özcan sözlerini şöyle sürdürüyor: “Sonra elimdeki projelerle ESCP’ye başvurdum. Yüzlerce aday arasında kabul alan 22 kişi arasındaydım. İlk bir sene piyade okulundan yıllık izinlerimi kullanarak Paris’e gidip geldim. ESCP’deki MBA için kendi birikimlerimden 30 bin euro harcadım. Devletime hiçbir maddi yüküm olmadan ve yasal izinlerimi kullanarak başladığım bu eğitimde ikinci sene izin konusu problem oldu. Bir de bu çabalarım birliğimde hoş karşılanmadı. Dilekçe ile kuvvet komutanlığından bir yıl daha ücretsiz izin istedim. Bana izin verirlerse örnek olay olur, başkaları da ister diye bu başvurum uygun görülmedi. Ankara’da komutanlarımla görüştüm ama çözüm bulamadılar. Böyle olunca bir karar verdim ve hayallerimin peşinden koşmak uğruna çok üzülerek üniformamı çıkardım. Ama kendimi hala asker hissediyorum. Çalışma azmimi, mücadeleciliğimi, kolay kolay pes etmemeyi ve disiplinimi TSK’ya borçluyum. Şimdi kendime biçtiğim görev Silikon Vadisi’nde başarılı olmak. Amacım sağlık alanında dünyanın geleceğine yön verecek bir teknoloji geliştirerek daha çok hayat kurtarmak, fakir insanların da en üst düzeyde sağlık hizmeti almasını sağlamak.”

2016 yılının ağustos ayında TSK’dan kendi isteğiyle emekli olan ve şimdi Ankara’da bir üniversitede öğretim üyeliği yapan emekli albay E.B. de emeklilik kararına neden olan üç şeyi şöyle sıralıyor: “İlk olarak, bizim gibi genç yaştaki nitelikli albaylar için artık TSK’nın bir beklenti ufku yaratamaması. Hala enerjisi olan, çalışmak, üretmek isteyen albaylar için TSK’da görev yapmak zor. Bir de TSK içinde göz göre göre yükselmelerine izin verilen, kritik görevlere getirilen FETÖ yapılanması ve neden oldukları konusunda büyük bir kırgınlık ve öfkem var. Açıkçası bir kandırılmışlık hissi içindeyim. Bu da moral ve motivasyonumu olumsuz etkiledi ve emekli olma kararı aldım. Ama halen kendimi asker hissediyorum ve TSK’ya çok şey borçluyum.”

2015’te TSK’dan yarbay rütbesinde ayrılan ve ABD’de tedarik yönetimi alanında yüksek lisans yaptıktan sonra Ankara’da büyük bir savunma şirketinde yöneticiliğe başlayan H.K.’ya göre ise sorun daha yapısal: “Askerler artık Türkiye’deki sosyo-ekonomik dönüşümü keşfetti. Sivil hayat kendini yetiştirmiş, donanımlı askerler için büyük fırsatlar sunuyor. TSK’nın personel yetiştirme konusunda stratejik bir vizyonunun ve planlamasının olmaması, personel tayin politikaları, liyakata dayalı terfi sisteminin olmaması özellikle binbaşı ve yarbayları sivil hayata doğru itiyor. Artık sivil sektör de askerlerdeki çok yönlülük, her işin altından kalkabilme, çalışma disiplini vb. nitelikleri keşfetti. Bu nedenle cazip tekliflerle geliyorlar.”

Emekli Binbaşı C.B de 2016 yılının başında kendi isteğiyle emekli olmuş ve bir danışmanlık şirketi kurmuş. Ordudaki tayinlerin emeğe değil takvime bağlanmasının subaylık mesleğinin itibarını düşürdüğünü belirten C.B. Al-Monitor’a şöyle diyor: “Bana sivilde şirket sahibi olmak yarbay olmaktan daha cazip geldi. TSK’nın kurumsal kültürü çifte kimlikli asker olmanızı her zaman engeller. Mesela ben bilişimci-asker olamadım. TSK’da akademisyen-asker, araştırmacı-asker, tarihçi-asker, hukukçu-asker de olamaz. O zaman sistem dışına çıkmak bir zorunluluk haline geliyor.”

Peki TSK beyin göçünü engellemek için neler yapmalı? Al-Monitor’a konuşan eski askerler söz birliği etmiş gibi aşağıdaki maddeleri sıralıyorlar:

  • İnsan odaklı personel politikaları ile kurumsal aidiyetin güçlendirilmesi, bu kapsamda özellikle TSK’nın yönetici elitleri ile alt rütbedeki personel arasındaki kurumiçi iletişim eksikliklerinin giderilmesi

  • TSK içinde personelin akademik veya kişisel ilgisiyle uzmanlaştığı alanlarda tayin ve terfilerini yönetecek kariyer merkezlerinin kurulması

  • Daha esnek izin politikaları ile personelin kariyerini geliştirmesine imkan verilmesi, uygun görülen taleplerin burslarla desteklenmesi

  • Doğru personel ve istihdam politikaları ile personelin niteliğine ve akademik donanımına en uygun birlik ve kurumlarda çalıştırılması

  • TSK’nın sivil üniversiteler ve şirketlerle daha entegre olması, personelin üniformasını çıkarmadan sivil üniversitelerde, ilgili şirketlerde, hatta diğer kamu kurumlarında çalışma, araştırma imkanı bulması

Eğer yukarıdaki tedbirler alınsaydı belki de Özcan Çıkmaz şu anda Silikon Vadisi’nde binbaşı rütbesinde ve TSK bursuyla bulunuyor olabilirdi. Türkiye’ye geri döndükten sonra da ya TSK içinde, yeni kurulan Milli Savunma Üniversitesi’nde ya da savunma sanayi içinde bir şirkette üniformasını çıkarmadan araştırmalarına devam edebilirdi. TSK’nın bir başka eksikliği de sivil hayata çıkmış emekli askerlerin bilgi, tecrübe ve görgülerinden faydalanabilecek yetenek havuzlarını halen kuramamış olması. Hal böyle olunca da emekli olan personel için nizamiye kapıları çıktıktan sonra arkalarından arkadaş ziyaretleri dışında bir daha açılmamak üzere kapanıyor.

Start your PRO membership today.

Join the Middle East's top business and policy professionals to access exclusive PRO insights today.

Join Al-Monitor PRO Start with 1-week free trial