Ana içeriğe atla

Kürtlerin Kerkük’e göz dikmesi Türkmenleri bir araya getiriyor

Iraklı Türkmenler, Kürtlerin bağımsızlık referandumuna gösterilen tepkiler sayesinde siyasi varlıklılarını güçlendirmeyi, Kerkük’ün Kürtler tarafından ilhakını önlemeyi umuyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
RTX3GMT5.jpg

Irak Kürdistanı’nda 25 Eylül’de yapılan bağımsızlık oylaması ihtilaflı kent Kerkük’te Türkmenler ile Kürtler arasındaki çatlağı derinleştirdi. Ancak Türkmenler, birçok kesimden tepki toplayan referandumun onlara Irak’taki konumlarını güçlendirme imkânı sunduğuna inanıyor.

Referandum sürecinde Türkmenler Kerkük’teki parti binalarına gözdağı girişimleri ve saldırılar olduğunu bildirdiler. Son olarak 2 Ekim’de parti merkezine ateş açıldığı, hatta el bombası atıldığı bildirildi. Haberi bir televizyon mülakatında doğrulayan Türkmen milletvekili Hasan Turan, bunun “referandumu izleyen haftada beşinci saldırı” olduğunu söyledi.

Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin (KBY) Kerkük gibi karışık nüfuslu bölgeleri ilhak etme çabalarına sert tepki gösteren Türkmenler saldırılardan da Kürtleri sorumlu tutuyor. Örneğin Türkmen milletvekili Casim Muhammed Beyati 19 Eylül’de bir Türkmen gencinin kaçırılmasından Kürt olan Kerkük valisinin “çetelerini” sorumlu tuttu.

Ancak kentteki gerilim nedeniyle saldırıları aydınlatmak zor. Haziran 2014’te Irak ordusunun 12. Tümeni İslam Devleti’nin taarruzu karşısında Kerkük bölgesinden çekilince buradaki askeri kontrolü Kürdistan Yurtseverler Birliği’ne bağlı güçler ele geçirmişti.

Irak’ın üçüncü büyük etnik grubu olan Türkmenler, Saddam Hüseyin’in devrildiği 2003’ten bu yana haklarını alamamaktan şikâyetçi. Sorunun bir boyutu Sünni ve Şii Türkmenler arasındaki derin bölünmüşlükten kaynaklanıyor. Türkmenler bu nedenle birleşik bir siyasi blok oluşturamadı. Irak’taki yeni rejim mezhepsel ve etnik kotalar temelinde kurulduğunda Türkmenler Şiiler ile Kürtlerin siyasi tecrübesine sahip değildi. Birçok bölgede Türkmenler arasında mezhepsel çekişmeler yaşandı, Telafer’de bunlar silahlı çatışma noktasına vardı.

Kerküklü Türkmen gazeteci Yahya Şemsettin konu hakkında Al-Monitor’a şöyle diyor: “Bu anlaşmazlıklar Türkmenlere siyaseten her açıdan büyük zarar verdi, hem Irak’ta hem bölgesel ve uluslararası kamuoyunun gözünde Türkmenlerin birliğini olumsuz etkiledi.”

Irak’taki diğer gruplardan farklı olarak Türkmenler silahlı gruplar oluşturmadı ve Kerkük’ün güvenliğinde belirgin bir rol alamadı. Kerkük Vilayet Meclisi’nin Türkmen üyelerinden Ali Mehdi 3 Ekim’de verdiği televizyon mülakatında şöyle konuştu: “2006’dan beri Kerkük’ü savunmak için Türkmenler, Kürtler ve Araplardan oluşan müşterek bir güç kurulmasını istiyoruz ama Kürtler buna hep karşı çıktı.”

Dış desteğe gelince Türkiye sık sık Türkmenleri desteklemekten bahsediyor ama gerçekte fazla bir şey yapmış değil, özellikle de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın KBY Başkanı Mesud Barzani ile yakınlık kurmasının ardından.

Kerkük’teki en önemli petrol kuyuları Kürdistan Demokratik Partisi’ne bağlı güçlerin kontrolünde. Türkiye hem bu durumdan hem de kendi toprakları üzerinden yapılan petrol ihracatından faydalanıyor. Iraklı Türkmenlerin itirazlarına rağmen Türkiye bu alanda Kürtlerle 50 yıllık bir anlaşma imzaladı. Irak Türkmen Koordinasyon Konseyi, 26 Eylül’de merkezi Bağdat hükümetine seslenerek “Kerkük’teki petrol kuyuları üzerinde tam kontrol sağlamasını,” petrol ihracatının yeniden Irak Devlet Petrol Pazarlama Teşkilatı tarafından üstlenilmesini ve “petrol kuyularının federal polis tarafından korunmasını” istedi.

Türkmenler bir yandan da Şiiler ile Kürtlerin geçmişte siyasi mutabakatlar yaptığına dikkat çekiyor. Türkmen vekil Hasan Turan’a göre “Türkmenler merkezi hükümet ile KBY arasındaki anlaşmaların mağduru oldu.”

Son yıllarda çeşitli Türkmen gruplar bir araya gelerek Türkmenlerin Irak’taki statüsünü çözüme kavuşturmaya çalışıyor. Gazeteci Yahya Şemsettin şöyle diyor: “2014 olaylarından sonra Türkmen vekiller birlikte hareket etmeye başladı ve Irak Türkmen Koordinasyon Konseyi’ni oluşturdu. Konseyde Şii ve Sünni isimler, farklı siyasi görüşlerden isimler yer alıyor. Bunların hepsi birleşti. Türkmen kamuoyu, elit kesim ve aydınların geneli bu girişimden memnun.”

Bunun yanı sıra Tuzhurmatu ve El Beşir gibi karışık nüfuslu bölgelerde Türkmenler, Haşdi Şabi olarak da bilinen Halk Seferberlik Birlikleri (HSB) bünyesinde silahlı gruplar oluşturabildi. Asaib Ehl El Hak gibi Şii güçler bu bölgelerde Kürtleri sıkıştırmak için Türkmen HSB gruplarına destek verdi.

Hem Bağdat hem Ankara’nın Kürt referandumunu reddetmesi, Türkmenler tarafından Irak’taki konumlarını güçlendirme ve kazanım sağlama fırsatı olarak görülüyor. Türkmenler, Havice ve civar bölgelerin kurtarılmasıyla birlikte federal güçlerin uygulayacağı baskıyla Kürtlerin bu bölgelerde güç kaybetmesini umuyor.

Yıllar süren bölünmüşlüğün ardından Türkmenler şimdi siyaset oyununda yol almaya, Kürtleri zayıflatan olaylardan yararlanmaya çalışıyor. Ancak kriz içindeki Irak’ta pek çok olayın öngörülemediği ve ittifakların sürekli değiştiği düşünülürse Türkmenler için de hiçbir şey garanti değil.

More from Hamdi Malik

Recommended Articles