Ana içeriğe atla

Referandum kavgası ABD-KBY ilişkilerine zarar verebilir

Irak Kürdistanı’nda yapılacak bağımsızlık referandumu yaklaşırken ABD seçimin ertelenmesi için Kürt partilere baskılarını sürdürüyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
GettyImages-1.jpg

ABD, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ni (KBY) bu ay sonunda düzenlenmesi planlanan bağımsızlık referandumundan vazgeçirmeye çalışırken Peşmerge güçlerine sağladığı desteği koz olarak kullanıyor. Ancak iki taraf arasındaki güçlü ittifak düşünüldüğünde gerginliğin daha fazla tırmanması olası görünmüyor.

Pentagon sözcülerinden Eric Pahon, 17 Ağustos’ta El Hurra kanalına ABD’nin KBY’ye bağlı Peşmerge güçlerine mali yardımı kesmeyi düşündüğünü açıkladı. El Hurra, haberinde ABD Savunma Bakanlığı kaynaklarına atfen şu ifadelere yer verdi: “2014’ten bu yana Peşmerge’ye partiler halinde yüzlerce milyon dolar gönderildi. Pentagon artık Peşmerge Bakanlığı’na fon göndermeyecek.”

ABD Savunma Bakanlığı’ndan kıdemli bir yetkili de isminin açıklanmaması kaydıyla mali yardımı kesme uyarılarının doğrudan 25 Eylül’de yapılması planlanan referandumla ilgili olduğunu söyledi.

Kürt Peşmerge güçlerinin yeniden yapılanması ve modernizasyonuna katkı sağlayan ABD son yıllarda Peşmerge’ye silah ve eğitim konusunda da destek veriyor ve maaşlarının ödenmesine yardımcı oluyor.

Irak Kürdistanı’nı 2014’ten bu yana pençesine alan ekonomik kriz düşünüldüğünde mali yardım konusu ABD’nin kullanabileceği güçlü bir koz. ABD Kongresi haziranda KBY’yi referanduma gitmesi halinde Peşmerge güçlerine yapılan mali yardımı kesmekle tehdit etti.

Tartışma bununla da sınırlı kalmadı. ABD Savunma Bakanı James Mattis 22 Ağustos’taki Erbil ziyaretinde ülkesinin referandumdan duyduğu rahatsızlığı bizzat dile getirdi. KBY Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada Mattis’in KBY Başkanı Mesud Barzani’ye hazirandaki referandum açıklamasının beklenmedik olduğunu söylediği bildirildi.

Peşmerge Genel Sekreteri Cabbar Yaver ise 17 Ağustos’ta bir açıklama yaparak ABD’nin KBY’ye yardımı keseceğine dair haberleri yalanladı: “ABD’nin Peşmerge’ye yardımı keseceğine dair bir emare yok. Terörle mücadelede Peşmerge’ye silah, uzman ve eğitimci sağlamaya devam ediyor.”

ABD’nin Irak Büyükelçisi Douglas Silliman da 28 Temmuz’da Barzani ile yaptığı görüşmede yardımın süreceğini söylemişti.

Bu karmaşa, Kürt güçlerinin İslam Devleti’yle (İD) mücadelede Amerika’nın en güçlü müttefiklerinden biri olmasından kaynaklanıyor. ABD, bağımsızlık konusunun en azından bu aşamada ertelenmesi için bastırsa da bölgedeki önemli müttefikini tamamen kaybetmek istemiyor.

Uluslararası Kriz Grubu’nun Orta Doğu ve Kuzey Afrika Programı Başkanı Joost Hiltermann Al-Monitor’a şu değerlendirmeyi yapıyor: “İki tarafın da elinde kozlar var ama ABD gücü ve kaynakları sayesinde daha fazla koza sahip. KDP Suriye’nin kuzeyindeki YPG’ye askeri yardım gönderilmesini engellediği için ABD geçen bahar KBY ile askeri iş birliğini kesmişti. KDP’nin yoğun temaslarıyla işlerin yoluna girmesi iki gün bile sürmedi. (...) ABD KBY/KDP’yi kaybetmeyi göze alamayacağı için bu kozunu mantıklı kullanmalı.”

ABD Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığının Bağdat’taki merkezi hükümetle sorunlara yol açacağının ve bunun ihtilaf bölgelerinde faaliyet gösteren silahlı örgütlerin işine yarayacağının pekâlâ farkında. İD ve El Kaide de geçmişte ihtilaflı bölgelerdeki iktidar boşluğundan yararlanarak mevzi kazanmışlardı.

Öte yandan Irak Kürdistanı da cihatçı örgütler ve İran’ın genişleme arzularına karşı ABD’nin Erbil ile kurduğu stratejik ittifaka güveniyor. KBY, ABD Başkanı Donald Trump’ın bölgedeki İran etkinliğini kırpma politikası kapsamında Washington için önemli bir askeri müttefik haline gelmiş durumda.

Brookings Enstitüsü’nün ziyaretçi araştırmacılarından Ranj Alaaldin Al-Monitor’a şu değerlendirmeyi yapıyor: “Kürtlerden askeri desteği çekmek İD’le mücadele koalisyonuna zarar verir ve Amerika’nın hasımlarını güçlendirir. ABD yönetiminin İran ve vekilleri üzerindeki baskıyı artırmak istediği bir dönemde böyle bir hamle mantıklı olmaz. (...) Bilakis ABD yönetimi geçmişte yapılan hataları tekrarlamak istemiyor gibi görünüyor. Bu hatalar yüzünden ABD’nin Irak’tan çekilmesinin ardından doğan boşluğu İran doldurmuştu.”

Dahası ABD Orta Doğu haritasının değişmesini bölgenin siyasi düzenine bir tehdit olarak görüyor.

Hiltermann da şöyle diyor: “ABD Orta Doğu’da İkinci Dünya Savaşı’nın ardından çizilen sınırların değişmemesi konusunda istikrarlı bir politika izliyor. ABD ve pek çok başka devlet bir sınır bile değişse Pandora’nın kutusunun açılmasından korkuyor.”

Görünen o ki ülkelerin içindeki bölgelerin bağımsızlığına yönelik muhalefet sadece Orta Doğu ile sınırlı değil. Dünyanın başka yerlerindeki pek çok devlet de emsal teşkil ederek kendi toprak bütünlüklerini tehdit edecekleri gerekçesiyle herhangi bir bağımsızlık projesine çekinceyle yaklaşıyor.

ABD, KDP’nin ısrarına rağmen KBY referandumuna karşı elindeki kozları kullanmaya devam edecek. Ancak aralarında güçlü bir ittifak olduğu ve referandum yapılsa da bağımsızlığın kesin olmadığı düşünüldüğünde iki tarafın da iyi ilişkileri koruması kuvvetle muhtemel görünüyor.