Ana içeriğe atla

Fırat Kalkanı 2.0: İdlib yolunda hedef Kürtler

Çatışmasızlık bölgeleri planıyla İdlib’e gitmeye hazırlanan Türk Silahlı Kuvvetleri yol üzerinde Kürt koridorunu tamamen bitirmeyi hedefliyor.
A Turkish tank drives east of al-Bab town, Syria March 9, 2017. REUTERS/Khalil Ashawi - RTS126RR

Fırat Kalkanı Harekâtı’nı 29 Mart’ta Milli Güvenlik Kurulu bildirisiyle bitiren ama askerleri çekmeyip Azez-El Bab arasında daha geniş askeri ve sivil yapılanma içine giren Türkiye, Suriye’deki kritik gelişmelere paralel olarak bölgeye yeni bir çıkarma yapıyor.

Geçen hafta çok sayıda tank, obüs topu ve zırhlı araç Kilis’ten Suriye’ye geçerek Azez, Mare ve Tel Rıfat taraflarına konuşlandı. Devamı da gelecek. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) bulunduğu bölgelerde kırmızı alarma geçildi. TSK, Fırat Kalkanı sırasında Mare, Tuveys, Kel Cibril ve Dabık gibi yerlerde üs kurmuştu. Ankara bu kez “İstikamet İdlib” derken sahadaki konuşlanma stratejisi ikili bir oyuna işaret ediyor.

Genel çerçevede İslam Devleti’nin (İD) yenilgilerine koşut olarak sahadaki güçler etki alanlarını belirginleştirmeye çalışırken Türkiye’nin de final sahnesinde yerini büyütmeye çalıştığı söylenebilir. Bu kapsamda yapmak istediği iki şey var:

Birincisi Astana görüşmeleri çerçevesinde oluşturulacak çatışmasızlık bölgelerinde kendi askeri gücüyle var olmak.

İkincisi ve en önemlisi Fırat’ın batısında bir tarafta ABD ve Kürtler, diğer tarafta Rusya, İran ve Suriye ordusunun yer aldığı rakip koalisyonlar arasında yaşanan restleşmelerden faydalanarak Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG) oluşturduğu koridora müdahale etmek. Malum Türkiye, Kürt koridoru olarak nitelediği YPG’nin kontrol hattını ulusal güvenliğine tehdit olarak görüyor.

Ankara’dan gelen resmi açıklamalara bakılırsa Ahrar’uş Şam ile Heyet Tahrir’uş Şam arasında bölünen İdlib’in Türkiye’nin kontrol alanına katılmasına yönelik operasyon için düğmeye basıldı. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Rusya ve Türkiye’nin İdlib’e konuşlanmasını öngören bir plandan bahsetti: "İdlib bölgesinde bizler ve Ruslar, Şam etrafında Rusya-İran, güneyde Dara bölgesinde Ürdün ve Amerikalıların içinde yer alacağı bir mekanizma üzerinde çalışılıyor. Hatta Rusların bir önerisi var, belki Kırgızlar, Kazaklar belirli sayılarda güç gönderebilirler."

Hükümet kaynaklarının medyaya sızdırdığı bilgilere göre “Üç ayrı noktadan Suriye’ye geçecek olan TSK birlikleri, 85 kilometre uzunluk ve 35 kilometreyi bulan derinlikteki alanın kontrolünü sağlayacak. Doğu’da Dar El İzze-Kala Saman’dan başlayacak koridor, Batı’da Obin-Hırbet El Coz bölgesine ulaşacak. Hatay sınır hattından güneyde Sahil El Gap’a ulaşacak 35 kilometrelik derinlik ise yine TSK denetiminde olacak. TSK öncülüğündeki İdlib’in güvenlik dizaynında Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) da görev alacak. Bu kapsamda bin 500 ila 2 bin ÖSO askerine ‘hazır olun’ talimatı verildi.”

Türk medyası iki bölüğün Mare’nin batısında yani Tel Rıfat’ın doğusunda konuşlanmasını, “Böylece Afrin’in izolasyonu tamamlanacak” öngörüsüyle verdi.

TSK’nin Azez-Mare hattına başlattığı sevkiyat ilk başta farklı bir gerekçeye dayandırıldı: “YPG ve müttefiklerinin kontrolündeki bölgelerden Fırat Kalkanı’na yönelik taciz ve saldırılar.” İddia o ki Tel Rıfat, Mena Üssü ve Horbül’den, Mare’deki TSK birliklerine yakın noktalara Grad füzesi, havan topu ve 23 milimetrelik uçaksavarlarla saldırılar yapıldı. Bu yüzden hem TSK nem hem de Özgür Suriye Ordusu teyakkuza geçti.

Al-Monitor’a konuşan bir YPG komutanı ise “Fırat’ın batısında Türkiye’nin güdümündeki örgütler kendi aralarında savaşa tutuştu. Çare olarak Türkiye de bunları yeniden Kürtlere karşı yönlendirdi. Birkaç gündür TSK ve diğer diğer örgütler Tel Rıfat ve Afrin taraflarına yönelik saldırıları artırttı. YPG bu saldırıları püskürttü” dedi.

Kürt medyası ise ABD’nin Tabka’da Suriye Demokratik Güçleri’ni (SDG) koruma adına Suriye uçağı düşürmesinin ardından Rusya’nın göz yummasıyla Türkiye’nin Suriye ile birlikte Tel Rıfat ve Afrin’e ortak operasyon yapacağını iddia etti.

Bu tür spekülasyonlar sürerken Suriye konusunda epey zamandır suskunluğu ile dikkat çeken Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan hedefe doğrudan Kürtleri koyan bir çıkışta bulundu: “PYD, YPG bunlar bir gayretin içerisindeler. Arkanızda kim olursa olsun, bilesiniz ki Türkiye bütün imkanlarıyla Kuzey Suriye'de bir devlet kurulmasına asla müsaade etmeyecek.”

Askeri araçların Azez’e bağlı Dodyan, Kere Mezra ve Şava köylerine de konuşlandırılması Afrin’in yakın planda olduğu anlamına geliyor. Ancak Apocu Kürt hareketinin 1990’lardan beri çok güçlü olduğu Afrin daha önce defalarca Türkiye’nin yönlendirdiği örgütlerin saldırılarına maruz kaldığı halde düşmedi. Türkiye de epey zamandır Afrin’e yönelik top atışlarını eksik etmiyor.

Her hâlükârda ortaya konulan planlama, bunun basit bir İdlib operasyonu olmadığına işaret ediyor. Bir kere oluşturulacak koridor Afrin’in altından uzanıyor. Askerlerin harekata başladığı yerle hedeflenen koridor arasında Kürtler var. Hatay sınırlarında Cilvegözü Sınır Kapısı dururken İdlib’e Öncüpınar Sınır Kapısı’nı geçip Azez-Mare hattından gitmeye kalkıştıklarında yol üzerinde YPG ve müttefiklerinin kontrol ettiği Tel Rıfat, Şeyh İsa ve Kafr Naya gibi yerler uzanıyor. YPG’nin kontrol alanının hemen altında ise Suriye ordusu, Halep’ten Şii beldeleri Nubl ve Zehra’ya doğru açtığı koridoru tutuyor. Suriye ordusunun kontrolünün bittiği yerin batısında yine YPG’nin kale gibi koruduğu Afrin sınırları başlıyor. Nihai hedef İdlib olsun ya da olmasın bu tahkimatın önünde duran güç YPG.

Basit bir mantıkla Kobani ve Menbic’ten Afrin’e doğru Kürt koridorunu kesme hedefiyle yola çıkan TSK’nin Fırat Kalkanı’yla yarım bıraktığı işi bu kez “Hedef İdlib” diyerek tamamlamak istediği söylenebilir.

Geçen sefer El Bab’dan sonra TSK, Fırat’ın hemen batısındaki Menbic’e yönelmişti ancak Amerikan güçlerinin bayrak göstermesiyle bu operasyon yarıda kalmıştı. Daha batıda Afrin’e yönelen baskılar karşısında da Ruslar ateşkesi gözetleme adı altında bölgeye küçük askeri bir misyon göndermişti. Tel Rıfat’la ilgili de Amerikan güçleri geçen sefer Kürtlere güvence vermemişti. Şu aşamada Rus ve Amerikan korumasının vereceği tepki belirsiz.

SDG’nin Fırat’ın batısına geçip Tabka Üssü’nü ele geçirmesi, Amerikan güçlerinin buraya yerleşmek istemesi, SDG’nin Rakka ve Deyrezor’a doğru ilerleyen Suriye ordusunun önünü kesmeye çalışması ve son olarak ABD’nin bir Suriye uçağını düşürmesi üzerine artan gerilimler Türkiye’nin kuzeyde elini rahatlattı. Bu yüzden Rusya’nın Türkiye’ye Tel Rıfat ve Afrin’de yeşil ışık yakarak, Kürtleri hizaya getirmek istediği iddiaları sökün etti.

Kürtler bu operasyonda Suriye ordusunun da Türkiye ile birlikte olduğunda ısrarlı. Fakat mevcut bilgiler ışığında ne Rusların ne de Suriye ordusunun Kürtlerin ezilmesine destek verdiğine dair bir emare yok. Aksine Şam’dan aksi yönde yorumlar geliyor.