Ana içeriğe atla

Sur’u önce terk ettiler sonra kaybettiler

Diyarbakır’ın tarihi surları içinde çatışmalar sürerken sıkça dile getirilen bir iddia bugünlerde gerçek oldu. Çatışmalardan sonra bölgenin kentsel dönüşümle tamamen boşaltılacağı iddia ediliyordu. Çatışmalardan geriye düz arazi kaldı.
Concrete blocks are placed next to the historical city walls at the main entrance of Sur district, which is partially under curfew, in the Kurdish-dominated southeastern city of Diyarbakir, Turkey March 17, 2016. REUTERS/Sertac Kayar - RTSAV57

DİYARBAKIR – “Evimde tavuklarım için aldığım iki ton buğday vardı. Dört ay sonra gittiğimde evin enkazının yerinde yeşermiş buğdayları buldum.” Hilmi Akyol yıllarca yaşadığı Sur’daki evini çatışmalar başladıktan sonra terk etmek zorunda kalmış, giderken sadece elbiselerini alabilmişti. Ancak dört ay sonra evine dönebilen Akyol Al-Monitor’a yaşadıklarını anlatırken evinin yerini enkazı üzerinde yeşeren buğdaydan bulabildiğini söylüyor. Akyol yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “İki ton buğdayım vardı. Tavuk, güvercin besliyordum. Hepsi toprak üzerinde yeşermişti. Hiçbir şey kalmamıştı bizim sokakta. Bizim sokak 200-300 metre uzunluktaydı ama hiçbir şey kalmamıştı.” Hayatının büyük bölümünü Sur’da geçiren Akyol şimdi Sur’un başka yerinde yeni bir hayat kurmuş durumda.

Akyol’u tanımasa da benzer kaderi paylaşanlardan biri de yılların ayakkabı boyacısı Vahit Çetin. 67 yaşındaki Çetin 60 yılını Sur’daki evinde geçirmiş. Acısıyla tatlısıyla tam 60 yıl. O da çatışmalarda evini kaybetmiş. Evinin tank atışıyla yıkıldığını söylüyor. Ağlamaklı bir ses tonuyla Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan Çetin yüreği dayanmadığı için evini görmeye gidememiş. Evi ile ilgili bilgileri çocuklarından alan Çetin şöyle devam ediyor: “Evimi vermiyorum. Geride bir şey kalmadı eşyalarım hepsi gitti. Yeri top sahası gibi olmuş. Çocuklarım gidip bakıyor arada bir. Görüp ne yapayım? Yüreğim dayanmıyor gitmeye. Yedi yaşımdan beri oradaydım. Perişan oldum, bir şey vermediler, para verseler de almam. Başbakan, Cumhurbaşkanı, bakanlar söz verdi, evimi verecekler diye. Eşyalarımın parasını bile daha vermediler. Başka bir yerde yaşayamam, ben orada evimi istiyorum.”

Akyol ve Çetin sadece iki örnek… Onlar gibi yaşamları Sur’da geçen yüzlerce aile var. Çatışmalardan sonra her biri kentin bir yerine savruldu. Cıvıl cıvıl sokaklar yerini dümdüz araziye bıraktı.

Daha bir sene öncesine kadar binlerce yapının bulunduğu surların içindeki bölge artık dümdüz arazi. Bölgede sokak kalmasa da aylardır sokağa çıkma yasağı uygulanıyor. Nedeni ise sivillerin bölgeye girişinin engellenmesi.

Çatışmalardan sonra hasar gören yapıların yıkılmasına devam ediliyor. Resmi adı kentsel dönüşüm olmasa da bölgede yapılan aslında bu. Yani çatışmalar sürerken ortaya atılan iddialar gerçek oldu.

Bölge aylardan beri kapalı. Al-Monitor uzun zamandır kimsenin giremediği bölgeye girdi. Tarihi 5 bin yıla kadar uzanan surlarla çevrili bölgeyi ancak surların üstüne tırmanarak gözlemleyebiliyoruz. Bulunduğumuz bölgeden surların içine bakanlar şaşkınlığını gizleyemiyor. Yıkımdan önce yapılar nedeniyle az bir bölge çıplak gözle görülürken, şimdilerde oldukça geniş bir alanı görebilmek mümkün.

Sur’un bu kesiminde birkaç tarihi yapı ve ibadethane dışında neredeyse bina kalmamış. Bölgede ilk göze çarpan güvenlik önlemleri. Çatışmaların üzerinden uzun zaman geçmesine rağmen bölgede güvenlik üst seviyede. Sur’un iç kısımlarında bazı yerler beton bariyerlerle kapatılmış durumda. Bölge 24 saat güvenlik kameralarıyla izleniyor.

Hayatlarının büyük bölümü artık olmayan Sur sokaklarında geçen insanlar, bölgenin yeni halini görebilmek için surlara tırmanıyor. Herkes telaşla surların üstüne çıkıyor. Hemen sonrasında ise hayal kırıklığı. Güvenlik kamerasında bizi fark eden polisler uyararak bölge dışına çıkarıyor. Biri sinirlenerek “Sanki bir marifet yapmışsınız, görmemizi istemiyorsunuz” diyerek tepki gösteriyor.

Sur’da bir yandan yıkımlar sürerken, diğer yandan inşaat çalışmalarına başlandı. Hükümetin hazırladığı proje hayata geçiriliyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yürütülen projenin hedefi “tarihi dokuyu tehdit eden yapıların yıkılıp ‘Yaşanabilir Diyarbakır’ı inşa etmek.”

Çatışmalardan zarar gören yapıların, cami ve kiliselerin restorasyonuna başlandı. Projenin hedeflerinden bazıları şöyle: Bin adet tarihi eserin koruma altına alınması, 8 bin evin tarihi dokuya uygun inşa edilmesi, binaların surları gölgelememesi ve dört katı aşmaması.

Türkiye Mimarlar ve Mühendisler Odaları Birliği (TMMOB) projeye karşı çıkıyor. TMMOB Diyarbakır İl Koordinasyonu tarafından hazırlanan raporda şu uyarılar yapılıyor:

  • Suriçi’nde geleneksel tarihi dokunun hiçe sayıldığı, tescilli yapıların görmezden gelindiği, mevcut plandaki kentsel donatı alanlarının kaldırıldığı, birçok yapının yıkımının öngörüldüğü, altı karakol inşa edileceği; bu karakolların hem ana akslarla olan hem de kendi aralarındaki ulaşım bağlantılarının çok ciddi oranda yol genişletmelerle sağlanacağı ve Suriçi'nin yıkımlardan sonra bugüne ulaşan dokusunun da zarar görmesine neden olacak ciddi kararlar önerdiği görülmektedir. Söz konusu plan değişikliği ile geliştirilen kararlar mevcut dokunun artık bambaşka bir çehreye dönüşeceğini göstermektedir.

  • Söz konusu plan değişikliği ile planlanan ve sekiz metre yüksekliğinde duvarlarla çevrilecek olan "Emniyet Hizmet Alanları" ile Suriçi savunma odaklı geliştirilmekte ve bu yaklaşım, planlamayı bir savunma aracına dönüştürmektedir. Söz konusu plan değişikliği ile Suriçi’nde bulunan eğitim kurumları sağlık alanları, konut ve tescilli yapılar yerine karakolların inşa edilmesi öngörülmekte ve bu savunma odaklı yaklaşım, diğer tüm değerleri de göz ardı etmekte ve genel şehircilik ilkelerine, disiplinler arası planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık teşkil etmektedir. Yaptığımız tespitlere göre yeni açılacak yollar ve yapılacak karakol alanları içerisinde 17 adet tescilli yapı, 42 adet korunmaya değer geleneksel yapı da olmak üzere toplamda 976 adet yapının plan kararı ile yıkımı öngörülmektedir. Tescilli yapıların korunacağı iddia edilen bu planda, yeni yolların açılacağı ve Emniyet Hizmet Alanlarının kurulmasına ilişkin alınan kararlara rağmen bu yapıların nasıl korunacağı ile ilgili bir açıklama bulunmamaktadır.

  • Plan değişikliği açıklama raporu incelendiğinde söz konusu değişikliğin gerekçesinin güvenlik amacıyla yapıldığı açıkça belirtilmiş olup Suriçi’nin dünyaya mal olmuş bir miras alanı olduğu ve kentsel dokuda yapılacak her bir müdahalenin geri dönüşü olmayacak kayıplar yaratacağı tamamen göz ardı edilmiştir.

  • Plan değişikliği, alanda olağanüstü hâl süreci ve sokağa çıkma yasağı devam ederken yoğun güvenlik koşullarının uygulandığı bir süreçte yapılmıştır. Henüz yıkımların sağlıklı bir tespiti ve bu tespitlerin yeterli bir analizi dahi yapılamamıştır. Plan kararları, ciddi hasar görmüş son derece değerli bu alandaki yıkımların ve mevcut durumun somut ve somut olmayan sorunlarının tespitinin ardından alınmalıdır.

  • Peyzaj mimarı, sanat tarihçisi, sosyolog imzası da taşıyan (…) bu planda ismi geçen disiplinlerin plan değişiklik kararlarında herhangi bir bilimsel kontrol ve tahdit katkısı görülmemektedir. Kentin çatışma sonrası nüfus yapısındaki niteliksel ve niceliksel büyük dönüşüm, yeni peyzaj nitelikleri ve somut ve somut olmayan kültür varlıklarının yeni durumuna dair en küçük bir bilimsel çalışma veya tespit olmadan koruma imar planının değiştirilmesi bilim ve toplumsal fayda dışıdır.

TMMOB planı yargıya taşıyacağını açıkladı. İnşaat çalışmaları ise tartışmaların arasında bütün hızıyla devam ediyor. 26 medeniyetin izlerini taşıyan surların içinde yeni bir medeniyet inşa ediliyor. Medeniyet olup olmadığı ise inşaat bittikten sonra anlaşılacak.

More from Mahmut Bozarslan

Recommended Articles