Ana içeriğe atla

İhraç edilen akademisyenin eylem günlüğü

15 Temmuz darbe girişiminin ardından görevinden açığa alınan akademisyen Nuriye Gülmen “İşimi istiyorum” talebiyle yaptığı eylemler boyunca 17 kez gözaltına alındı.
twitter.jpg

Başkent Ankara’nın merkezinde yer alan ve başını eğip İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ni okuyan bir kadın heykelinin simgelediği İnsan Hakları Anıtı önü bugünlerde bir akademisyenin eylemine ev sahipliği yapıyor. Darbe girişiminin ardından açığa alınan akademisyen Nuriye Gülmen 9 Kasım’dan beri işine dönebilmek için eylem yapıyor, bugüne kadar 17 kez gözaltına alındı.

Akademisyen Nuriye Gülmen’in tek başına başlattığı eylem Olağanüstü Hal’in ilan edilmesinden bu yana sokak eylemlerinin cılızlaştığı, yapılan eylemlere de çok sert polis müdahalelerinin gerçekleştiği Türkiye’de birden simge haline geldi. Genç kadının her gün gözaltına alınmasına rağmen inatla sürdürdüğü mücadele de dikkatleri çeken en önemli unsur.

Nuriye Gülmen’le konuşabilmek için birkaç kere İnsan Hakları Anıtı önüne gittim ve her seferinde gözaltına alındığına şahit oldum. Geçen günlerde ise ilginç bir olay yaşandı: Sosyal medya hesaplarına “Bugün hayatımızda olağanüstü bir şey yaşandı, Nuriye Gülmen gözaltına alınmadı” diye bir mesaj düştü. Mesajı görür görmez anıt önüne gittim. Gülmen gelen geçen insanlara elindeki kağıtları uzatıp, işine geri dönmesi için imza desteği istiyordu.

Gülmen Karşılaştırmalı Edebiyat bölümünden mezun olduğunu, yüksek lisans yaptıktan sonra da Öğretim Elemanı Yetiştirme Programı kapsamında akademisyenliğe başladığını anlatıyor. Muhalif tavırları nedeniyle akademisyenlik hayatı boyunca çok sayıda soruşturma geçirdiğini söylüyor. “Sürekli işten atılma tehdidiyle çalıştım. Koridorda şarkı söylediğime ilişkin bile tutulan tutanaklar vardı hakkımda” diyor. Gülmen’in sözleşmesi 2015 yılında yenilenmiyor. Bu işleme karşı açtığı davayı kazanıyor ve Konya Selçuk Üniversitesi’nde yeniden işe başlıyor.

30 Eylül günü üniversitede işe başlayan Gülmen aynı gün hakkında soruşturma açıldığını öğreniyor ve kendisine 42 soruluk bir liste veriliyor. Gülmen devamını şöyle anlatıyor: “Bana verdikleri listede ‘Cemaate hiç sempati duydunuz mu? 15 Temmuz’un arkasında kim var? Bu olaylarda katkınız var mı? Yaptıklarınızdan pişman mısınız?’ şeklinde sorular vardı. Ben de soruşturmanın maddi şüpheye dayanmadığını, soruların da kişileri fikirlerini açıklamaya zorladığını belirttim. Sosyalist olduğumu söyledim ve ‘FETÖ ile mücadele devrimci demokrat insanları tasfiye amacı taşımamalı’ dedim. Araya hafta sonu girdi, pazartesi günü üniversiteye geldiğimde açığa alındığımı öğrendim.”

Gülmen işini geri almak için bir eylem başlatmaya karar veriyor ve Ankara’ya geliyor. “Çünkü tüm muhataplarım bakanlıklar, Cumhurbaşkanlığı ve Yüksek Öğretim Kurumu Ankara’da” diyor. 9 Kasım sabahı bir kartona büyük harflerle “Açığa alındım, işimi istiyorum”, başka bir kartona da “OHAL kaldırılsın, keyfi işten atmalar son bulsun” şeklindeki taleplerini yazıyor. İnsan Hakları Anıtı önüne gelip, basın açıklaması yapıyor. Açıklama başlar başlamaz çevresini saran polisler tarafından gözaltına alınıyor. Hakkında Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası’na muhalefet suçundan işlem yapılıp, serbest bırakılıyor.

Ertesi gün aynı yerde aynı ifadeleri yazan kartonlarla yeniden eylem yapıyor Nuriye Gülmen ve yine gözaltına alınıyor. Bu kez hakkında Kabahatler Kanunu’na aykırı davranmaktan işlem yapılıyor, para cezası verilip serbest bırakılıyor. Röportajı yaptığımız 29 Kasım gününe kadar 17 kez gözaltına alındığını söyleyen Gülmen şunları anlatıyor: “Genelde bulunduğum yeri terk etmek istemediğim için beş-altı polis tarafından yerlerde sürünerek, gözaltına alınıyorum. Kollarımı kıvırıyorlar, bu nedenle dizlerimde ve vücudumun bazı bölümlerinde ekimozlar oluştu. Polis aracında hakarete uğradım. Bugüne kadar iki kez Toplantı Gösteri Yürüyüşleri Yasası’na muhalefet ettiğim için hakkımda işlem yapıldı, 10 kez de Kabahatler Yasası’na aykırılıktan para cezasına çarptırıldım.”

Gülmen’e destek veren çok sayıda insan var. Ne zaman anıt önünde eylem yapmaya başlasa çevresinde de bir kalabalık beliriyor. Gülmen, “Eylemim için ‘tek başına eylem’ diyorlar ama öyle değil. Burada benimle dayanışmaya gelen, bana destek veren bir sürü insan var. Fotoğraflarımı çekip, sosyal medyadan sesimi duyuruyorlar. Benimle birlikte burada oturanlar var. Bir kere gözaltına alınırken montum yırtılmıştı gidip bana mont almışlar. Esnaf çay ikram ediyor. Bu tek kişilik bir eylem değildir, önünde arkasında bu eylemi güçlendiren ve ören, dayanışan bir sürü insan var” diyor.

Nuriye Gülmen’in eylemine destek verenler de gözaltı dalgasından nasibini alıyor. Sıla Yalçın isimli bir lise öğrencisi Gülmen’e destek verdiği için önce gözaltına alındı sonra da okuduğu liseden atıldı. 2000 yılında siyasi mahkumların açlık grevini bitirmek için cezaevlerine gerçekleştirilen operasyonda kolu kopan ve bir gün sonra kolun bir sokak köpeğinin ağzında bulunmasıyla hafızalara kazınan Veli Saçılık da 15 Temmuz darbe girişiminin ardından kamudan ihraç edilenler arasındaydı. Saçılık da Nuriye Gülmen’in eylemine destek veriyor.

Gülmen’le röportaj yaparken Semih Özakça isimli bir öğretmen de elindeki kağıtlarla imza toplamaya devam ediyor. Özakça Mardin’de sınıf öğretmeni olarak görev yaparken ihraç edilmiş. Eyleme nasıl dahil olduğunu ise “Nuriye Gülmen’le daha önce eylem yapma planı yapmıştık. Ben Mardin’de olduğum için o tek başına başlamak zorunda kaldı. İhraç edildikten sonra katılım sağladım. Bu uygulamanın haksız ve adaletsiz olduğunu düşünüyorum. Bunun için işim ve ekmeğim için mücadele edeceğim. Bu eylemler sırasında beş kez gözaltına alındım, gözaltına alınırken kötü muamele gördüm, çeşitli yaralarım ağrılarım hala mevcut” diye anlatıyor.

Nuriye Gülmen’in bu simge eylemi kısa sürede yayılmaya başladı. Ankara Altındağ’daki liseden ihraç edilen Acun Karadağ isimli bir öğretmen de okulu önünde tek başına her gün eylem yapmaya başladı. Karadağlı, Al- Monitor’a “14 Kasım’dan beri okul önünde eylemdeyim, şimdiye kadar 11 kez gözaltına alındım. Ben eylem yaparken polisler geliyor, destek verenleri de cezalandırıyorlar” diyor.

Ankara oldukça soğumaya başladı bugünlerde kar da bastırdı. Soğuk havayı ve bitmek bilmeyen gözaltı dalgasını anımsatıp, “Ne zamana kadar eylem yapacaksın?” diye soruyorum. Gülmen “İşe iade edilene kadar vazgeçmeyeceğim. Ne olursa olsun devam edeceğim” diyor.

More from Sibel Hurtas