Ana içeriğe atla

Sisi’nin Suriye rejimine desteği Riyad’la ilişkileri tehlikeye atıyor

Mısır’ın BM Güvenlik Konseyi’nde hem Fransa’nın hem Rusya’nın Suriye konulu karar tasarılarına destek vermesi Suudi Arabistan’la ilişkilerinde gerilime neden oldu. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Men walk are in front of graffiti depicting relations between Egypt and Saudi Arabia in Cairo, Egypt, October 12, 2016. Picture taken October 12, 2016. REUTERS/Amr Abdallah Dalsh - RTSS9QT

KAHİRE — Mısır-Suudi Arabistan ilişkilerindeki tansiyon Suriye krizindeki görüş ayrılıkları nedeniyle son günlerde arttı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, 8 Ekim’de Halep konusunda biri Fransa, diğeri Rusya tarafından önerilen iki karar tasarısını ele aldı. Her iki tasarı için olumlu oy kullanan Mısır, Fransız metnini destekleyen Suudi Arabistan’dan tepki gördü.

Suudi Arabistan’ın BM Büyükelçisi Abdullah El Muallimi, Mısır’ın Rus tasarısına verdiği desteği üzücü bir tavır olarak niteledi. Suudi medyası da Mısır’ın tavrını sert şekilde eleştirirken sosyal medyadaki Suudi kullanıcılar Mısır’a petrol tedarikinin durdurulması için çağrılar yaptı.

 Nitekim Mısır Petrol Bakanı Tarık El Molla, 8 Kasım’da medyaya yaptığı açıklamada Suudi Arabistan’la petrol ürünleri tedariki konusunda nisanda imzalanan beş yıllık anlaşmaya rağmen Suudi Arabistan Petrol Şirketi’nin Mısır’a petrol sevkiyatını askıya aldığını belirtti.

15 Kasım’da ise Mısır’ın eski dışişleri bakanı olan Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebul Geyt, Riyad’a giderek Suudi Arabistan Kralı Selman Bin Abdülaziz El Suud tarafından kabul edildi. İkili, Arap dünyasındaki genel durumu ve Arap Birliği’nin Arap dünyasında birlik sağlama çabalarını görüştü. Ziyaret Arap Birliği’nin Mısır ve Suudi Arabistan’ı uzlaştırma girişimi olarak görüldü.

Mısır’ın Es Siyasa gazetesinin eski editörü uluslararası ilişkiler uzmanı Eymen Samir, Ebul Geyt’in Körfez devletleriyle yakın ilişkileri ve bakan olarak güçlü performansına dikkat çekerek Riyad ziyaretinin tansiyonu düşürebileceğine inanıyor.

Samir’in değerlendirmesi şöyle: “Suudi Arabistan Mısır’la ilişkilerini düzeltmek istiyorsa tutumunu gözden geçirmek zorunda. Mısır’ın Güvenlik Konseyi’ndeki oyu nedeniyle çıkan kriz her iki ülkenin medyası tarafından büyütüldü. Oysa Mısır’ın Suriye krizindeki yaklaşımı yeni bir şey değil. Mısır, 2012’de kabul edilen Cenevre-1 Deklarasyonu’nun hayata geçmesini son derece önemli buluyor, Suriye’deki devlet kurumlarını koruma gereğine inanıyor. (…) Mısır, krizin çözümü için Suriye rejiminin müttefikleriyle iyi ilişkiler sürdürmek gerektiğine inanırken Suudi Arabistan Esad rejimini bitirmek istiyor ve muhalefete silah sağlıyor. Kimi Suudi siyasiler ‘Bizimle olamayan bize karşıdır.’ mantığıyla hareket ediyor.”

Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) kaynaklarının 2013’te El Arabiya’ya verdiği bilgiye göre ÖSO, Suudi Arabistan tarafından temin edilen tanksavar füzeler kullanıyordu. Suudi Arabistan ekim 2015’te de ÖSO’ya 500 adet TOW tipi tanksavar füze verdi. “Silahlar ÖSO’ya ve bazı küçük isyancı gruplara gidecek.” diyen bir Suudi yetkilinin sözlerine yer veren BBC söz konusu haberinde şu ifadeyi kullanmıştı: “Suudi Arabistan silah tedarikini artırarak Rusya’nın isyancıları hedef alan son hava saldırılarına yanıt veriyor.”

Suudi savunma bakanının danışmanı Tuğgeneral Ahmed Asiri de mayıs 2016’da Mısır’ın Dream TV kanalına verdiği demeçte şöyle demişti: “Suudi Arabistan’ın Suriye rejimine ilişkin tutumu açıktır. Biz, Suriye halkını korumak adına siyasi, askeri ve mali yönden muhalefeti destekliyoruz.”

Mısır’ın Suudi Arabistan’la ilişkilerini koparmak istemediğini belirten Samir, iki ülkenin de birbirine ihtiyaç duyduğunu vurguluyor ve özel ilişkilerin yakın zamanda yeniden canlanacağına inanıyor.

Arap Birliği’ni izleyen El Ahram gazetesi muhabiri El Azab Tayyib El Tahir de Ebul Geyt’in Riyad ziyaretinden iki olumlu sonuç çıktığına inanıyor: Arap Birliği-Suudi Arabistan ilişkilerinin düzeltilmesi ve Mısır-Suudi ilişkilerinin daha fazla bozulmadan doğru kulvara oturtulması.

Tahir’in Al-Monitor’a değerlendirmesi şöyle: “Mayıs 2011’den temmuz 2016’ya kadar görev yapan eski Genel Sekreter Nebil El Arabi döneminde Arap Birliği-Suudi Arabistan ilişkileri, El Arabi ile Suudi Arabistan’ın Mısır Büyükelçisi ve Arap Birliği nezdindeki Daimî Temsilcisi Ahmed Kattan’ın bitmeyen anlaşmazlıkları yüzünden soğuktu. El Arabi ve Kattan’ın Birlik içindeki siyasi ve ekonomik yaklaşımları ayrışıyordu. Çünkü Suudi temsilci, idari harcamaların azaltılmasını, bazı temsilciliklerin kapatılmasını ve maaşların düşürülmesini istiyordu. (…) Suudi Kralı, örgütün üyeler arası birliği tekrar sağlama çabalarını olumlu karşıladı. Ebul Geyt’in ziyareti Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile ortaklaşa yürütülen çabalarla gerçekleşti.”

Abu Dabi Veliaht Prensi Muhammed bin Zeyid 11 Kasım’da Kahire’ye gitmiş ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdül Fettah El Sisi’yle görüşmüştü. Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre görüşmede Araplar arası birliğin sağlanması, dayanışma çabaları ve Arap ülkelerinin arasını bozarak bölgeyi istikrarsızlaştırmayı amaçlayan tüm girişimlere karşı uyanık olma gereği konuşuldu.

Bu ziyaretin ardından doğrudan Riyad’a giden Zeyid’in Mısır’la Suudi Arabistan arasında arabuluculuk yaptığı anlaşılıyordu.

Tahir’e göre “BAE, bölgede Mısır ve Suudi Arabistan’la sağladığı istikrar üçgenini korumak istiyor ve bilhassa bu nedenle Arap dünyasında birliği sağlamak için Arap Birliği ile birlikte büyük çaba sarf ediyor.”

Öte yandan Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim 20 Kasım’da “Suriye-Mısır ilişkilerinin ilerlediğini” kaydetti. Şam’da basın toplantısı düzenleyen Muallim şöyle konuştu: “Küçük bir adım daha gerekiyor ve işler normale dönecek. Suriye ve Mısır’ın birlikte olması Arap milletinin hayrına olur. Mısır, büyük halkı ve ordusu ile Suriye’de olanları öylece kenardan izleyemez. Suriye de Mısır ordusunun Sina’daki terörle mücadelesine ancak olumlu bakabilir.”

Muallim’in bu açıklamasından iki gün sonra Sisi de Portekiz televizyonuna şöyle konuştu: “Ulusal orduların kendi topraklarında kontrolü sağlamasını, istikrarı korumasını desteklemek daha isabetli olur. Bu, Libya, Suriye ve Irak’taki uluslar ordular için de geçerlidir.”

Es Sefir gazetesi 24 Kasım’da Suriye’nin Hama kentindeki askeri üste 18 Mısırlı pilotun göreve başladığını bildirdi. Ancak bundan üç gün sonra Mısır Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Suriye’de Mısır’a ait herhangi bir askeri unsurun bulunmadığını belirtti, bu yöndeki iddiaların gerçek dışı olduğunu söyleyerek Arap basınında çıkan haberleri yalanladı.

Tüm bunlar bir yana Mısır öteden beri Suriye’de devlet kurumlarının korunmasını ve akan kanı durdurarak siyasi çözüm bulma gereğini vurguluyor. Ancak Suriye ordusunun terörle mücadelesini desteklemek gerektiğini söyleyen Sisi, Mısır’ın artık Esad rejiminin tarafında olduğu izlenimini verebilir. Bu da Araplar arası birliğe yönelik tüm bölgesel çabalara rağmen Kahire ile Riyad arasındaki ilişkileri iyice bozabilir.

More from Ismael El-Kholy

Recommended Articles