Ana içeriğe atla

Suriye krizi Mısır ve İran’ı yakınlaştırıyor

İran ve Mısır’ın Suriye krizine ilişkin örtüşen bakış açıları bölgenin iki büyük gücü arasında gerçek bir iş birliğine zemin hazırlıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
(From L-R), Egypt's Foreign Minister Sameh Shoukry, Russia's Foreign Minister Sergei Lavrov, U.S. Secretary of State John Kerry, Saudi Arabia's Foreign Minister Adel al-Jubeir, Qatar's Foreign Minister Sheikh Mohammed bin Abdulrahman al-Thani, Iraq's Foreign Minister Ibrahim al-Jaafari, Iran's Foreign Minister Mohammad Javad Zarif, Staffan de Mistura, UN Special Envoy of the Secretary-General for Syria, Turkey's Foreign Affairs Minister Mevlut Cavusoglu, Jordan's Foreign Minister Nasser Judeh, speak togethe

TAHRAN, İran — Mısır ve İran’ın Suriye konusunda giderek örtüşen tutumları iki bölgesel gücü birbirine yaklaştırırken ikili ilişkilerde tekrar bir ısınma dönemine gidildiği görülüyor.

Tahran ve Kahire daha önce de zaman zaman ilişkileri düzeltme heyecanı yaşadı ancak normalleşme hep uzakta bir serap olarak kaldı. Aralık 2003’te Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek ve İranlı mevkidaşı Muhammed Hatemi Cenevre’deki BM teknoloji zirvesi sırasında çığır açan bir görüşme yapmıştı. İki ülkenin 1979 İran İslam Devrimi’nden sonra ilk kez cumhurbaşkanı seviyesinde temas etmesi ilişkilerin düzelme yoluna girdiği yorumlarına neden olmuş ancak herhangi bir sonuç alınamamıştı. Daha yakın dönemlere gelince şubat 2013’te İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad Kahire’ye yankı uyandıran bir ziyaret gerçekleştirmiş ve bizzat Mısırlı mevkidaşı Muhammed Mursi tarafından karşılanmıştı. Ancak ikili ilişkilerde yine kayda değer bir ısınma yaşanmamıştı.

İran ve Mısır arasındaki hayli yakın ilişkiler İslam Devrimi’nden sonra kesildi. Mısır’ın 1978’de İsrail’le Camp David Anlaşması’nı imzalaması ve daha sonra devrik İran Şahı’na kucak açması, İran hükümetinin ise Tahran’daki bir sokağa Mısır Cumhurbaşkanı Enver Sedat’ın suikastçısı Halid İslambuli’nin adını vermesi bu sonuca yol açan en önemli olaylardı.

Bugün ise Suriye krizi Arap dünyasının liderleri ile İran’ı yakınlaştırma etkisi yapabilir, hatta belki de ilişkilerde uzun zamandır beklenen iyileşmeyi sağlayabilir.

Normalleşmeyi Mısır tarafında engelleyen üç önemli faktör var. Birincisi ABD’nin İran’a uyguladığı tecrit politikası ki bu politika nükleer anlaşmadan sonra zayıflamış durumda. İkincisi İsrail’in İran’a karşı izlediği ve nükleer anlaşmadan sonra yoğunlaştırdığı çatışma politikası. Son olarak da Suudi Arabistan’ın İran nüfuzunu kırma çabaları ki bu çabalar da hem Arap Baharı’nın hem de nükleer anlaşmanın etkisiyle hızlanmış durumda.

Mursi döneminde Mısır’ın Suriye krizindeki tutumu Suudi Arabistan’ın tutumuna çok daha yakındı. Zira Müslüman Kardeşler’in Suriye kolu Devlet Başkanı Beşar Esad’a muhalif tarafta yer alıyordu. Kendisi de Müslüman Kardeşler mensubu olan Mursi, ağustos 2012’de Tahran’da Bağlantısızlar Hareketi zirvesinde yaptığı konuşmada Suriye yönetimini eleştirerek İranlı ev sahiplerini öfkelendirdi. Mursi, Basra Körfezi’nde üç adanın egemenliği konusunda Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile İran arasında yaşanan gerilimde de BAE’den yana tavır almıştı. O günlerde Al-Monitor’a konuşan kıdemli bir İranlı diplomat, Mursi’nin Tahran’a sadece birkaç saatliğine geleceğini, geceyi orada geçirmeyeceğini ve Dini Lider’le görüşmeyeceğini vurgulamıştı.

General Abdül Fettah El Sisi’nin temmuz 2013’te iktidarı ele geçirmesiyle birlikte Mısır, Suriye’de daha önce izlediği tutumdan yavaş yavaş uzaklaşmaya başladı. Sisi aynı zamanda Rusya’ya yanaşmaya çalıştı. Bu çabayı büyük memnuiyetle karşılayan Moskova, şu an Mısır’da bazı askeri üslerin kullanımını müzakere ediyor.

23 Eylül’de ise Mısır Dışişleri Bakanı Semih Şükrü New York’taki BM Genel Kurulu sırasında İranlı mevkidaşı Muhammed Cevad Zarif’le bir araya geldi. Suriye krizinin bu görüşmenin ana gündem maddesi olduğu anlaşılıyordu. Nitekim El Ahram gazetesine göre Şükrü görüşmenin ardından verdiği demeçlerde Suriye krizinde Suudi Arabistan ve Mısır arasındaki görüş farklılıklarına vurgu yaptı. Şükrü “Suriye’de savaşan koalisyon, ülkedeki rejimi değiştirmek istiyor olabilir ama Mısır’ın tutumu bu yönde değil.” şeklinde konuştu ancak şunu da ekledi: “Bu farklıklar aramızda sorun olduğu anlamına gelmiyor. Bu sadece bir bakış açısı farkı.”

Zarif-Şükrü görüşmesinin ardından Tahran’daki Mısır temsilciliğine yeni atanan Yaser Osman da yakın zamana kadar İran’ın Arap ve Afrika işlerinden sorumlu dışişleri bakan yardımcısı olan ve şu an parlamentonun dış ilişkiler müdürlüğünü yürüten Hüseyin Emir Abdullahyan ile bir araya geldi. Abdullahyan bu görüşmede Suriye krizi de dâhil bölgesel konularda Mısır’la iş birliğine hazır olduklarını belirtti ve şöyle dedi: “İki büyük ve etkili ülke olan İran ve Mısır, bölgede iş birliği yaparak bölgesel gerilimlerin azaltılmasında yapıcı rol oynayabilir.” Osman da iki ülkeyi yakınlaştırmak için “İranlı dostlar” ile iş birliği umudunu dile getirdi ve ekledi: “İki ülke yetkilileri arasında görüşme ve istişarelerin artması bölgedeki duruma olumlu yansıyacak.”

İran-Mısır temaslarının artması bölgesel konularda İran’la ciddi ihtilaflar yaşayan Suudi Arabistan’ı rahatsız ediyor. Rus Sputnik haber ajansının 26 Eylül’de geçtiği habere göre kıdemli bir Suudi yetkili, Zarif-Şükrü görüşmesinden duyulan rahatsızlığı aktarmak için Mısır Cumhurbaşkanı’nı aradı ve Mısır’a yapılan yardımları kesme tehdidinde bulundu.

10 Ekim’de ise basında Suudi petrol şirketi Aramco’nun Mısır’ın devlet petrol şirketine rafine petrol ürünü tedarikini keseceği yönünde bildirimde bulunduğu haberi yer aldı. Ancak ertesi gün Mısır şirketinden bir yetkili tedarikin süreceğini açıkladı.

Büyük tabloya bakıldığında İran ve Mısır arasındaki üst düzey temaslar zinciri, iki ülke arasında eşi görülmemiş bir iş birliğinin başlangıcına işaret ediyor olabilir. Bu yakınlaşma, nihai bir normalleşmeyle ve belki Suriye krizinde koordine adımlarla sonuçlanabilir.

Bu bağlamda İsviçre’de 15 Ekim’de düzenlenen uluslararası Suriye toplantısına İran’ın katılımı konusunda yaşanan kargaşa özellikle dikkat çekici. Kimliğinin gizli kalması kaydıyla Al-Monitor’a konuşan İranlı bir diplomata göre Tahran ilk başta toplantıya katılmayı reddetti ve ancak Irak ve Mısır’ın da katılması koşuluyla karar değiştirdi. Nitekim İran’ın Arap ve Afrika işlerinden sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Hüseyin Caberi Ensari, toplantıdan bir gün önce 14 Ekim’de İran, Mısır ve Irak’ın da katılacağını duyurdu. ABD ve Suudi Arabistan için hiç de iyi bir haber olmayan bu hamle, Suriye konulu uluslararası diyalogda İran-Rusya ekseninin ağırlığını arttırdığına işaret ediyor. Suriye krizi İran-Mısır ilişkilerinde gerçekten de bir dönüm noktası olabilir ancak Mısır’ın ABD ve Suudi baskılarına ne kadar kafa tutabileceğini, İran-Rusya ekseninin yanında tam olarak yer alıp alamayacağını zaman gösterecek.