Ana içeriğe atla

Kürtler hem darbeye karşı hem demokrasi için meydanlarda

Siyasi alandaki kurumları dışlansa da Kürtler de başarısız darbe girişiminin ardından sokaklardaydı. Onlar da darbeye karşı seslerini yükselttiler ama tek amaçları bu değildi.
People gather on a main square of Kurdish-dominated city of Diyarbakir during the "No to Coup! Democracy Now Rally" organised by pro-Kurdish opposition Peoples' Democratic Party (HDP), Turkey, July 31, 2016. REUTERS/Sertac Kayar  - RTSKGUU

DİYARBAKIR -- Diyarbakır’ın İstasyon meydanındaki miting alanı sıcak havaya rağmen dolup taşıyor. Güvenlik kontrolünden geçerek meydana giren Nevzat Özgen heyecanla miting alanına ulaşmaya çalışıyor. Bir yandan da Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan Özgen mitinge katılma amacını şu cümleyle açıklıyor: “Böyle bir günde demokrasi cephesinde olanlara omuz vermek, onlarla birlikte olmak insan olmanın gereği ve görevidir.”

Bu meydan, en son bombalı saldırıyla sarsılan 5 Haziran 2015’teki HDP mitinginde bu kadar dolmuştu. Meydanın İstasyon olan adı da saldırıdan sonra “5 Haziran” olarak değiştirilmişti. HDP o tarihten sonra ilk kez 31 Temmuz’da bu meydanda miting düzenledi. Bu kez amaç farklıydı: 15 Temmuz’daki darbe girişimine tepki ve daha fazla demokrasi talebi.

Özgen gibi binlerce kişi mitinge katılmak üzere meydana akın etti. Meydanın dört bir yanı HDP bayrakları ve darbeye tepki gösteren pankartlarla süslenmişti. "Darbelere karşı radikal demokrasi", "Emeğime sahip çıkıyorum, darbelere direniyorum", "Bu HAL ile OHAL demokrasi getirmez", “Darbelere karşı demokratik direniş” bunlardan sadece bir kaçıydı.

Darbe girişiminin ardından Türkiye’de yüz binlerce kişi sokaklara çıktı. Herkes kendi üslubunca darbeyi protesto etti. Ancak Kürtlerin siyasi kurumları genel protestoların içinde yer almadı. HDP ise siyasi alandaki ortak tepkilerin içine alınmadı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan darbe girişiminin ardından bütün parti genel başkanlarını Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne davet etti ama HDP’yi çağırmadı. İstanbul’da 7 Ağustos’ta düzenlenecek “Demokrasi ve Şehitler Mitingi”ne de HDP dışındaki parti liderleri davet edildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan şahsına yapılan hakaretlerle ilgili davaları geri çekerken, HDP’yi kararından hariç tuttu.

Ancak HDP ve Kürtler bu tabloya rağmen sokağa indi. İlk etkinlik 23 Temmuz’da en fazla Kürt’ün yaşadığı İstanbul’da düzenlendi. Ardından Kürt illerinde darbe karşıtı mitingler yapıldı. En büyük mitinglerden biri Diyarbakır’daydı.

Nevzat Özgen miting alanına doğru ilerlerken konuşmasını sürdürüyor: “İnsan olmanın gereğidir bu mitinge gelmek. Her şeyden önce bu coğrafyada savaşa hayır demek, darbelere hayır demek, insana ait olmayan her şeye hayır demek için bu mitinge geldim. Demokrasinin, özgürlüklerin, insan olmanın, bir arada yaşamanın mutluluğu için bu mitinge geldim.” Özgen daha sonra çocuksu bir heyecanla kalabalığa karışıyor.

Mitingin ana teması darbe karşıtlığı. Ancak katılanlar PKK’nın cezaevindeki lideri Abdullah Öcalan’ın durumuna da dikkat çekmeye çalıştı. Bu amaçla sık sık Öcalan lehine sloganlar atıldı. Hükümetle Öcalan arasındaki görüşmeleri yürüten heyetin üyesi HDP Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder de konuşmasında Öcalan’ın durumuna dikkat çekerek, Öcalan’ın hükümeti darbeler konusunda uyardığını söyledi.

Daha sonra söz alan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ise Kürtlerin bugüne kadarki bütün darbelere karşı durduklarını söyledi. Al- Monitor’un da izlediği konuşmada Demirtaş, “1980’de darbe yapıldığında biz halk olarak toplum olarak cunta zihniyetinin nasıl karşısında olduysak, nasıl bir bela olduğunu yaşayarak gördüysek, o darbeye karşıtlık ilkesel olarak ne idiyse 15 Temmuz akşamı da aynı ilkesellikte karşı çıktık. Nasıl 12 Eylül’de darbeye karşı çıkmak Demirel’i desteklemek değildiyse, 15 Temmuz akşamı darbeye karşı çıkmak AKP’yi desteklemek değildir. Demokrasi mücadelesine sunulan bir destektir. Halkın özgürlük arayışına sunulan bir destektir. Biz de bugün onun için meydanlardayız” dedi.

Demirtaş diğer darbe karşıtlarıyla aralarındaki farkı ise şu cümlelerle anlattı: “Darbeye karşı çıkmak, darbe zihniyetine karşı tutum almak demokrat olmak için şarttır, zorunluluktur. Elbet darbeden medet umarak kimse demokrat olmaz. Sırf darbeye karşısın diye de kesinkes demokrat olamazsın. (…) Onunla birlikte koşulsuz şartsız birinci sınıf demokrasiyi savunuyorsan demokrat olursun. Biz darbeye karşıyız ama diktaya da karşıyız ama hükümetin zulmüne de karşıyız. Biz askeri cuntaya karşıyız ama halka dönük her türlü faşizmin de karşısındayız. Farkımız, ortaya koyduğumuz çizginin netliği buradadır. Türkiye toplumu darbe karşıtlığında birleşmiş, bu çok iyi. Fakat bu ortaya çıkan darbe karşıtlığı birliğini nereye götüreceğiz, halkın bu gönül birlikteliğini nereye götüreceğiz? İşte kırılma noktası burasıdır. Eğer halkın bütün olarak darbeye karşı çıkması (üzerinden) AKP’nin yeni rejimi ele geçirme, kendi tek adam sistemini inşa etme ve buradan AKP’yi daha güçlü çıkarma kurnazlığına ucuzluğuna düşülürse, tarihi bir fırsat kaçırılmış olur. (…) Ben darbeyi Allah’ın bir lütfu olarak tanımlamayacağım ama gerçekleşmemiş darbenin bize sunduğu bir fırsat vardır. Tam da kavşaktayız. İki yol var: Biri Türkiye’yi daha mayınlı, patlayıcılarla dolu, darbe tehlikesi olan bir yola sokacaktır, diğeri Türkiye’yi çözüm, demokrasi ve barış yoluna sokacaktır. İki yol birbirinden ayrıdır ve bu yollardan hangisine doğru yürüneceği şu günlerde şu saatlerde netleşecektir. Biz meydanlardayız çünkü madem darbe tehdidi ortadan kalkmışsa, darbe tümüyle önlenmişse yanlış yola değil hakikatin yoluna birlikte girelim diye meydanlardayız. Darbeye karşıyız ama AKP’nin hatalarına suskun kalacak kadar da saf değiliz, onun için meydanlardayız. Darbelerden demokratikleşmeyle çıkacağız diyorsak meydanların sesine kulak vermemiz lazım”.

Demirtaş kendi mitinglerine basında yer verilmemesine de tepki göstererek, “İzmir’de 25 bin kişiyle miting yaptık, İstanbul’da on binlerle miting yaptık. Eğer demokrasi şöleni diyorsanız kendi mitinglerinizi elli kanaldan canlı yayınlıyorsunuz ama HDP’nin bırak canlı yayını, akşam haberlerde bir saniye bile miting yaptığına dair haber yapmıyorsunuz. Yüz kişi bir araya gelse canlı yayın yapıyorsunuz şurada 50 bin kişi bir araya gelse haber değeri taşımayacak öyle mi?” diye konuştu.

Kürt medyası haricinde diğer basının fazla yer vermediği miting olaysız sona erdi. HDP’nin bir sonraki durağı Van’dı. Demirtaş burada darbeyle birlikte Öcalan’ın durumuna da dikkat çekti. Demirtaş, kaygılarını "Parlamentoyu bombalayan İmralı'da neler yapar" sözleriyle dile getirdi.

Türkiye’nin doğusu da batısı da darbe karşısında tek ses oldu. Ancak yıllardır bir türlü normal hayata dönemeyen doğuluların daha fazla demokrasi talebi zaman zaman darbe karşıtlığının da önüne geçti.

More from Mahmut Bozarslan