Türkiye art arda çok önemli iki gelişmeyi yaşadı. Birincisi çok olumlu bir işaretti: İsrail ve Rusya ile yeniden uzlaşma sağlandı. İkincisi ise her yönü ile olumsuz, karanlık bir girişimdi. Bir grup asker darbe girişiminde bulundu ancak halkın, tüm siyaset ve medya kurumlarının dayanışma ve direnişiyle bu girişim başarısız kılındı.
Şimdi birbirine zıt sonuçları olsa da bu iki girişimin, Türkiye’de siyasetin kalıcı uzlaşması için zemin yaratıp yaratmayacağı, özellikle darbenin demokrasiyi hangi yönde etkileyeceği tartışma konusu oldu. Umutlar siyasetin uzlaşı öncelikli yeni bir dili kullanması yönünde. İlk işaretler de bu yönde; ancak Türkiye’de artık her şey Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararıyla sonuçlandığı için o kararı görmek şart.
Anımsatmak gerekirse Rusya ve İsrail ile varılan uzlaşmadan sonra, TBMM eski Başkanı, AKP kurucusu Cemil Çiçek, uzlaşmaya atfen “Sıra içerideki dostlarımızı artırmakta” diyerek önemli bir açılım yaptı.
Çiçek’in açıklamaları geniş yankı buldu, Başbakan Binali Yıldırım da o günden sonra defalarca konuştu. Yıldırım “İçeride ve dışarıda dostluk çemberini genişleteceğiz” dedi. Bu sözler önemliydi, çünkü AKP’nin ‘içerde de dostları artırma’ politikasına geçeceğinin işareti gibiydi. Şöyle ki, eğer Cumhurbaşkanı Erdoğan bu politikaya karşı çıksaydı Yıldırım bu sözleri bir kere söylemiş olsa dahi yinelemezdi. Malum Erdoğan beğenmediği sözler edenleri Başbakan da olsa ters köşeye yatırmaktan hiç çekinmedi. Önceki Başbakan Ahmet Davutoğlu döneminde bu birkaç kez yaşandı. Ters köşeye yatırılan Davutoğlu anında dönüş yaptı. Bu kez ise sessiz kalan Erdoğan en azından ‘dolaylı destek’ vermiş oldu.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.