Ana içeriğe atla

Türkiye’de yargı da artık yürütmeyle uyumlu

3 bin 700’ü aşkın hâkim ve savcının yerini değiştiren kararname yargı bağımsızlığına yeni bir darbe olarak görülürken, HDP bu hamlenin dokunulmazlıklarla bağlantılı olduğunu düşünüyor.
RTR1P7NN.jpg

AKP iktidarı şimdi de ‘yürütmeyle uyumlu çalışan yargı’ oluşturma suçlamasıyla karşı karşıya. Bu suçlama, 5 Haziran’da çıkan ve adli yargıda 3 bin 228, idari yargıda ise 518 hâkim ve savcının yerini değiştiren kararname ile en üst noktaya taşındı. ‘Yürütme ile uyumlu çalışacak yargı’ ifadesi, atamaları yapan Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) Başkanvekili Mehmet Yılmaz’a ait olunca iddia da ciddiyet kazandı. Çünkü atamalarda, iktidarın hoşuna giden kararlara imza atan yargı insanlarının terfi ettiği, aksi yönde karar almakla suçlananların ise tenzili rütbeye uğratıldığına dair çok sayıda örneğe rastlandı.

AKP hükümetleri pek çok alanda olduğu gibi, yargıda da ‘yap-boz’ düzenlemelerle yol aldı. Bu alandaki en büyük düzenleme, “Üstünlerin hukuku değil, hukukun üstünlüğü” sloganı ile 2010 yılında yapıldı. Referandum sonucunda Anayasa Mahkemesi ve HSYK sil baştan yeniden yapılandırıldı. Başbakan Erdoğan başta olmak üzere, tüm iktidar sözcüleri, tarafsız ve bağımsız yargının nihayet oluştuğunu söylediler. Yeni HSYK üyelerinin seçiminin de buna göre yapıldığını anlattılar. Ta ki 2013 yılında ortaya çıkan 17/25 Aralık büyük yolsuzluk soruşturmalarına kadar, bu böyle sürdü.

“17/25 Aralık en büyük depremi yargıda yaşattı” dense yeridir. AKP sözcüleri artık eski söylemlerini unutmuş, mutlaka değiştirilmesi gereken bir yapıyı keşfetmişti! Hükümetin acelesi vardı; 2014’ün hemen başında yeni bir yasa çıkararak, HSYK’yı bir kez daha yeniden oluşturdu. Yapılan seçimi de yine Adalet Bakanlığı’nın desteklediği Yargıda Birlik Grubu kazandı.

Bu arada AKP aynı yasa ile bir şey daha yaptı. HSYK’nın tüm idari kadrolarını değiştirdi. Anayasa Mahkemesi bu düzenlemeyi iptal etse de görevden alınan kadroların geri dönüşünün yolu kapalı kaldığı için HSYK’nın idari kadroları, daha o günden ‘yürütme ile uyumlu’ hale geldi.

“Yürütmeyle uyumlu yargı” ifadesi de tam bu süreçte ortaya çıktı. Bu sözü tarihe geçiren isim ise o gün HSYK seçimleri için çalışma yapan şimdiki Başkanvekili Mehmet Yılmaz oldu. İkinci kez yenilenen -ki dünyada benzer örnekler hiç yaşanmamakta- HSYK’nın ilk uygulamalarından biri, ‘doğal hâkim’ ilkesine aykırı görülen ‘sulh ceza hâkimliği’ sistemini getirmek oldu. Bu mahkemeler, soruşturma aşamasında tutuklama kararlarını ve bu kararlara itirazı kapalı devre sistemi içinde sonuçlandıran tek merci yapıldı. Bir üst mahkemeye itiraz yolu kapatıldı. Sulh Ceza Hâkimliği yöntemi üzerindeki tartışma hala da sürüyor; ama son üç yılda bunu aşacak pek çok gelişme yaşandı.

Başbakan olarak Erdoğan, pek çok yürütmeyi durdurma kararı için, “Gelsinler de uygulasınlar” derken, hoşuna gitmeyen pek çok mahkeme kararını ve o kararı veren yargıçları da meydanlarda eleştirdi durdu. Cumhurbaşkanı seçildikten sonra ise Anayasa’nın öngördüğü parlamenter demokratik sistem için “Artık buzdolabında” çıkışını yaptı. Anayasanın hükmettiği ‘seçildikten sonra partisi ile bağı kesilir’ ibaresini hiç dikkate almadan hareket etmeye başlayan Erdoğan, fiili başkanlık sistemini uygular oldu. Anayasa üzerindeki bu tartışmalar öyle bir hal aldı ki, AKP Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu, “Yürütme de yasama da yargı da bizde” demekten çekinmedi. Son olarak Başbakan Binali Yıldırım da, “Anayasa ne söylerse söylesin cumhurbaşkanının fiili olarak siyasi sorumluluğu doğmuştur” çıkışını yaptı.

Son bir aydaki dalgalanma bununla da kalmadı, Yargıtay, Sayıştay, Danıştay, Askeri Yargıtay, uyuşmazlık mahkemesi başkanları Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gezilerine katılıp, onun muhalefeti de sert şekilde eleştiren sözlerini alkışladı. Bu tablo ile ‘iktidarla uyumlu yargı’ tartışması alevlendi.

Daha bu tartışmanın alevi yükselirken HSYK’nın yaz kararnamesi çıktı. İşte bu kararname, ünlü Türk hukukçusu Cevdet Paşa’nın “Asıl olan kamuoyunun yargıya güvenidir, bu da yargıçların kendi konumlarından emin olmalarına bağlıdır” sözlerini artık havada bırakıyordu. Çünkü kararnamede pek çok örnek atama vardı: Cumhurbaşkanı’na hakaret suçunu düzenleyen yasa maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesi’nde dava açan hâkim, sürgün gibi daha küçük bir ile atanırken, Erdoğan’a hakaret gerekçesiyle resen harekete geçen savcı Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekili yapıldı. Erdoğan’ın yazlıkları diye bilinen ‘Urla villaları’ için yürütmeyi durdurma kararı veren yargıç mahkeme başkanlığından üyeliğe düşürülürken, 17/25 Aralık soruşturmasına katılan savcı, polis ve diğer kamu görevlileri için soruşturma yapan, dava açan, mahkûmiyet veren savcı ve hâkimler önemli üst görevlere atandı.

MİT TIR’larını durduran savcı, polis ve askerlere dava açan savcılar da tabi ki terfi etti; örneğin ilçe savcısı olan, il başsavcılığına atandı.

Gülen Cemaati ile ilgili soruşturmada tutuklananların tahliyesi yönünde karar veren, daha sonra tutuklanan bir hâkimin eşinin başına gelen de listenin son örneği. O kadın yargıç dahi alt göreve atanmaktan kurtulamadı.

Peki, bu kararname ile yargı üzerindeki tartışmalara mesleğin içindekiler ne diyor? Al-Monitor bu alandaki en önemli örgütlerden biri olan Yargıçlar Sendikası Başkanı Mustafa Karadağ’la konuştu. Yaşananlardan dolayı yargı adına çok üzgün olduğunu anlatan Karadağ, Cumhurbaşkanı’nın gezilerine katılan yüksek yargı başkanlarının, “Görevimiz gereği davete uyduk” şeklindeki açıklamalarını kabul dahi etmiyor.

“Böyle bir şey yok. Yargının bağımsız ve tarafsız olması halka karşı değil, yürütme organına, siyasete karşıdır. Bangalore Yargı Etiği de bunu söyler. Bakın, yurttaşları ile bu kadar davalık olan bir Cumhurbaşkanı ile geziye giden yargı başkanları, sadece yargıya güveni azaltır” diyen Karadağ, gerekçesini de şöyle açıkladı: “Yargıç kendisini iktidara karşı korumalı. ‘Yargılamayı yapanı etkilemeye çalışmak’ suçu var. Bu suçu vatandaş, gazeteci işleyemez, gücü olanlar işler. Yargının tarafsızlığı bu anlamda da gücü elinde tutanlara karşı olmalıdır.”

HSYK kararnamesini de aynı şekilde eleştiren ödül ve cezalandırmanın iktidara hoş gelen ve gelmeyen kararlara göre yapıldığını savunan Karadağ şöyle devam etti: “Cumhurbaşkanı, ne zaman, ‘Yargı bir şey yapsın’ dese hemen harekete geçiliyor. Yani, bu kararnamenin de ötesinde yargının, iktidarla çok senkronize çalıştığı görülüyor zaten. ‘İktidarla uyumlu çalışan yargı’ için gerekenler yapıldı, yapılıyor.”

HSYK’nın bu kararnamesine bambaşka açıdan da eleştiri geldi. HDP kararnamenin milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılmasıyla ilgili olduğunu savundu.

Grup Başkanvekili İdris Baluken bu iddiasını Al-Monitor’a şöyle anlattı: “Hükümete yakın yayın organlarında bu tür haberler çıktı ve komisyonlarda bunu Adalet Bakanı’na da sorduk. O haberleri geçerek söylüyoruz ki, Cumhurbaşkanı ve AKP çok planlı, çok organize bir süreç işletiyor. Diğer partilerin milletvekillerinin dokunulmazlık işlemlerinde bir terslik olmasın, sadece HDP’lilerinki gündemde kalsın diye önlem alınıyor. Hangi milletvekilinin tutuklanacağı da buna dâhil. Bunları çok yoğun tartışıp son kararname ile hayata geçirdiler. Biz artık, ‘yürütme ile uyumlu çalışan yargı’ da demiyoruz, bu tamamen siyasallaşmanın ötesinde yandaşlaşma operasyonudur.”

Bulaken’e göre her şey o kadar planlı ki Cumhurbaşkanı’nın, dokunulmazlıklarla ilgili düzenlemeyi tam 15 gün bekletip 7 Haziran akşamı imzalaması da bunun bir parçası. Baluken, “7 Haziran seçimi sonrası bize, ‘bunun hesabını verecekler’ diye seslenmişti ya, imzasını da tam 7 Haziran’ın yıldönümünde, sandık sonuçlarının açıklanmaya başladığı saatlerde attı” dedi.

Join hundreds of Middle East professionals with Al-Monitor PRO.

Business and policy professionals use PRO to monitor the regional economy and improve their reports, memos and presentations. Try it for free and cancel anytime.

Free

The Middle East's Best Newsletters

Join over 50,000 readers who access our journalists dedicated newsletters, covering the top political, security, business and tech issues across the region each week.
Delivered straight to your inbox.

Free

What's included:
Our Expertise

Free newsletters available:

  • The Takeaway & Week in Review
  • Middle East Minute (AM)
  • Daily Briefing (PM)
  • Business & Tech Briefing
  • Security Briefing
  • Gulf Briefing
  • Israel Briefing
  • Palestine Briefing
  • Turkey Briefing
  • Iraq Briefing
Expert

Premium Membership

Join the Middle East's most notable experts for premium memos, trend reports, live video Q&A, and intimate in-person events, each detailing exclusive insights on business and geopolitical trends shaping the region.

$25.00 / month
billed annually

Become Member Start with 1-week free trial

We also offer team plans. Please send an email to pro.support@al-monitor.com and we'll onboard your team.

What's included:
Our Expertise AI-driven

Memos - premium analytical writing: actionable insights on markets and geopolitics.

Live Video Q&A - Hear from our top journalists and regional experts.

Special Events - Intimate in-person events with business & political VIPs.

Trend Reports - Deep dive analysis on market updates.

All premium Industry Newsletters - Monitor the Middle East's most important industries. Prioritize your target industries for weekly review:

  • Capital Markets & Private Equity
  • Venture Capital & Startups
  • Green Energy
  • Supply Chain
  • Sustainable Development
  • Leading Edge Technology
  • Oil & Gas
  • Real Estate & Construction
  • Banking

Start your PRO membership today.

Join the Middle East's top business and policy professionals to access exclusive PRO insights today.

Join Al-Monitor PRO Start with 1-week free trial