Ana içeriğe atla

Yabancılardan çok sert hareketler

Türkiye’deki yabancı sermaye geçen yıl çift taraflı rekorlar kırdı. Yabancı portföyünde 9,4 milyar dolarla tarihin en büyük çıkışı yaşanırken, doğrudan yatırımlar 16,7 milyar dolarla son 7 yılın en yüksek seviyesine çıktı.
RTR1SULV.jpg

Türkiye’deki yabancı yatırımcılar geçen yıl birbirine zıt iki eğilim sergiledi: Bir grup yabancı portföylerinde ne varsa satıp çıktı. Hisse senedi ve bonolardan oluşan “sıcak para” nitelikli bu çıkış Türkiye’nin tarihinde görülmedik bir boyutta gerçekleşti.

Al-Monitor’a konuşan eski Hazine Bakanlığı Müsteşarı Faik Öztrak geçen yıl yabancı portföyündeki net çıkışının 9,4 milyar dolar olduğunu söyledi. 2001 ve 2008 krizlerinde dahi bir yılda yabancıların portföy yatırımları bu kadar yüksek oranda azalmamıştı. 2001 krizinde 7 milyar dolar civarında bir çıkış olmuş, o dönem döviz rezervinin düşük olması nedeniyle ülke krize girmişti. Faik Öztrak geçen yıl yaşanan 9,4 milyar dolarlık yabancı portföy satışının Merkez Bankası’ndaki mevcut verilere göre bir yılda gerçekleşmiş en yüksek çıkış olduğuna dikkat çekti. Öztrak bir de uyarıda bulundu: “2016’da küresel koşullar belirsizliğini sürdürüyor. ABD Merkez Bankasından gelecek olası ters bir karar 2015’te yaşanan tablonun tekrarına neden olabilir.”

Ancak ekonomide hareketler tek taraflı cereyan etmiyor. Çıkan sıcak paraya karşılık geçen yıl Türkiye’ye doğrudan yatırım girişleri 16 milyar 750 milyon dolarla son 7 yılın en yüksek düzeyine ulaştı.

Türkiye’ye 2000’li yılların en büyük yabancı yatırım girişi 2007 yılında 22 milyar dolarla gerçekleşmişti. Güçlü yatırım eğilimi 2008 yılının 19,7 milyar dolar gibi yüksek bir yatırım oranıyla tamamlanmasını sağladı. Ancak krizin etkisi 2009 yılından itibaren kendisini göstermeye başladı. Ağır darbe yiyen dış yatırımlar 2009’da 8,6 milyar dolar, 2010 yılında 9 milyar dolara düştü. 2011 yılında 16 milyar dolara yükselerek umut verse de bu durum kalıcı olmadı.

Türkiye’ye doğrudan yabancı yatırımlar 2012 yılında 13 milyar 284 milyon dolar, 2013 yılında 12 milyar 384 milyon dolara geriledi. 2014 yılında 12 milyar 523 milyon dolarla başlayan hareketlenme, 2015 yılında 16 milyar 754 milyon dolara ulaştı. Bir önceki yıla göre artış 4,2 milyar dolar gibi yüksek seviyede gerçekleşince dış yatırımlarda kriz öncesine dönüş umudu yeşermeye başladı. 

Doğrudan dış yatırım artışında gayrimenkul alımlarının etkisi büyük. 2011 yılında 2 milyar dolar, 2012 yılında 2,6 milyar dolar, 2013 yılında 3 milyar dolar olan gayrimenkul alımları, 2014 ve 2015 yılında 4 milyar doların üzerine çıktı. Ekonomik büyümeye faydası olmayan “ölü yatırım” niteliği taşımakla birlikte gayrimenkul satışlarının ülkeye yabancı yatırımcı çekmede itici güç oluşturmaya başladığı gözleniyor.

Ancak, 2015 yılında gözlenen yabancı yatırımlardaki artışın kriz öncesindeki 22 milyar dolar seviyesine ulaşabilmesi için 2016’da artış eğiliminin devam etmesi gerekiyor. Bir aylık rakam belirleyici olmamakla birlikte ocak ayı verileri moralleri bozacak kadar düşük geldi. Geçen yıl ocak ayında 1 milyar 727 milyon dolar olan doğrudan yabancı yatırım girişi, ocak 2016’da 620 milyon dolara geriledi. Üstelik bu rakamın 250 milyon dolarını gayrimenkul alımları oluşturdu.

Yabancı yatırım girişindeki artışa rağmen ekonominin yeterince büyümemesi ayrı bir sorun olarak ortaya çıkıyor. Ekonomi Bakanı Mustafa Elitaş 2002 yılından itibaren Türkiye’ye toplam 165 milyar doların üzerinde yabancı sermaye girişi olduğunu söyledi. 

Ancak Cumhuriyet dönemi boyunca yaşanan krizlere, darbelere ve 5,1 milyar dolar gibi son derece düşük yabancı sermaye girişine rağmen 1950-2002 döneminde ortalama yüzde 5,1 büyüyen Türkiye ekonomisi 148,2 milyar dolar yabancı sermayenin girdiği 2002-2014 döneminde ortalama yüzde 4,7 büyüdü.

2015 yılındaki 16 milyar 752 milyon dolarlık yabancı yatırım girişi eklendiğinde 2002-2015 döneminde yabancı girişinin 165 milyar dolara ulaştığı görülüyor. Buna rağmen büyüme ortalaması yüzde 4,7’nin de altına düşecek gibi. Çünkü 2015 yılı büyüme rakamı yüzde 4 olarak gerçekleşti.

Peki, AK Parti hükümetlerinden önceki 52 yılda düşük yabancı sermaye girişine rağmen elde edilen yüzde 5,1’lik büyüme, son 14 yılda yüksek yabancı sermaye girişine rağmen neden sağlanamadı?

Sorunun yanıtı Hazine eski Müsteşarı Mahfi Eğilmez’de: “Türkiye’ye 2003’ten itibaren gelen yabancı sermayenin önemli bölümü yeni yatırımdan çok mevcut tesisleri ve şirketleri satın almak için geldi. Dolayısıyla yeni üretim kapasitesi yaratmadı, büyümeye katkıda bulunmadı. Bir bölümü ise inşaat sektörüne yatırım için geldi ve bir defalık büyüme katkısı yarattı.” 

Öte yandan, geçen yıl gerçekleşen yüksek sıcak para çıkışı Merkez Bankası rezervini de eritti.

Al-Monitor’a konuşan Merkez Bankası eski Başkanı Durmuş Yılmaz, “Stoktan yedik. Merkez Bankası rezervinde azalma var” dedi. Durmuş Yılmaz 31 Aralık 2015 tarihi itibariyle 32 milyar dolar olan cari açığın 7,5 milyar dolarının doğrudan yabancı sermaye ile karşılandığını, 8,4 milyar dolarının “net hata noksan” diye adlandırılan dışarıdan gelen kayda girmemiş para olduğunu, geriye kalan 16 milyar doların ise Merkez Bankası rezervinden kullanıldığını bildirdi.

Peki, bundan sonra yabancı sermaye akışının güçlenmesi neye bağlı?

Objektif analizleri ile bilinen Durmuş Yılmaz’ın değerlendirmesi şöyle: “Son birkaç yılda ekonomi yönetimindeki koordinasyon bozuklukları, hukuk, insan hakları ve mülkiyet hakları konusundaki gerilemeler ve belirsizlikler önümüzdeki dönemde ülkemize olan sermaye akışlarının belirlenmesinde önemli rol oynayacaktır.”

Start your PRO membership today.

Join the Middle East's top business and policy professionals to access exclusive PRO insights today.

Join Al-Monitor PRO Start with 1-week free trial