Ana içeriğe atla

Ergenekon Davası: Bir varmış bir yokmuş

Ergenekon davasına ilişkin karar iki gerçeği ortaya çıkardı: İlki TSK’nın hukuka olan saygısı, diğeri ise aslında davanın en büyük mağdurunun Türk hukuk sistemi olduğu.
RTR2K3NC.jpg

Aralarında pek çok askerin de bulunduğu 274 sanıklı Ergenekon davası bir telefon ihbar telefonu üzerine haziran 2007’de İstanbul’da bir gecekonduda bulunan el bombalarıyla başlamıştı. Hükümeti devirmek amacıyla kurulan bir terör örgütü olduğu iddia edilen ‘Ergenekon’ soruşturmasında yüzlerce sivilin yanı sıra pek çok asker de tutuklandı. İlk duruşması 20 Ekim 2008’de başlayan Ergenekon davası ilerleyen dönemde 23 farklı iddianamenin birleşmesiyle son on yılın en büyük davası haine geldi.

Yaklaşık altı buçuk yıl süren yargılama sürecinde toplamda 600 duruşma yapıldı, davalar esnasında sekiz sanık hayatını kaybetti. Hayatını kaybedenler arasında dava sürecini gururuna yediremeyerek intihar eden üç asker de var. Dava hakkındaki kararını 5 Ağustos 2013’te açıklayan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi pek çok sanığı müebbet hapis cezasına, diğerlerini ise 34 yıl ila 12 yıl arasında değişen ağır hapis cezalarına çarptırdı.

6 Ağustos 2013 günü hem Gülencilere yakın hem de AKP hükümetine yakın gazete manşetlerini şöyle başlıklar süslüyordu: “Ergenekon Terör Örgütüne Darbe”, “Askeri Vesayetin Sonu”, “Cuntaya ceza yağdı”, “Suç ve ceza”.

Bu manşetlerden yaklaşık üç yıl sonra, 21 Nisan 2016’ta Yargıtay Ergenekon davasına ilişkin kararı hem esas hem de usul yönünden bozdu. 231 sayfalık Yargıtay temyiz kararında, Danıştay saldırısı davası, Cumhuriyet gazetesine bombalı saldırı davası ve eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un davasının ayrılması istendi.

“Sebepsiz yere davalar birleştirildi ve yargılama uzatıldı” denilen kararda sanıkların büro ve evlerinde yapılan aramaların da usulsüz olduğu, kurgulanmış delillerin üretildiği ve delillerin tutanak altına alınmadan incelendiği hatırlatıldı.

Ergenekon’da tutuklanarak 41 ay hapis yatan, ve tutuklanan ilk muvazzaf asker olarak davanın sembol isimlerinden biri haline gelen Teğmen Mehmet Ali Çelebi Al-Montior’a yaptığı değerlendirmelere “İlk andan itibaren bir kumpasla karşı karşıya olduğumun bilincindeydim” diyerek başlıyor ve şöyle devam ediyor: “Bu bozma karanlıkları dağıtan bir karar oldu. Ergenekon davası ile Türkiye’de Atatürkçü çağdaş, laik ve anti-emperyalist güçlerin güçten düşürülmesi hedeflendi. Bağımsız bir TSK'ya özellikle ciddi gelişim içindeki Deniz Kuvvetleri'ne büyük zarar verildi. Tasfiyeler yaşandı”.

Dava sürecinde hayatını kaybeden ve intihar edenleri saygıyla andığını vurgulayan Çelebi’ye göre Ergenekon ve diğer dava süreçleri ile en büyük darbeyi hukuk yedi. Ergenekon sürecindeki siyasi sorumluluğa da dikkat çeken Çelebi sözlerini şu mesajla tamamladı: “Kumpas davalarının hukuki ve siyasi sorumluları, ortakları, bu davalarda görev alan savcılar ve hakimler yargılanana dek bizim mücadelemiz sürecek”.

Balyoz davası mağduru olan emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz ise Al-Monitor’a şu değerlendirmeyi yapıyor: “Başta Ergenekon olmak üzere asker şahısların sanık olarak yargılandığı bu davaların temel amacı önce Türk Silahlı Kuvvetleri’ni anti-demokratik yöntemlerle kontrol altına almak sonra rejimi dönüştürme davalarıydı. Ancak Gülencilerle siyasi iktidar arasındaki güç savaşı ve iktidar çatışması nedeniyle zaman içerisinde bu davalardaki usulsüzlükler daha net ortaya çıkmaya başladı. Bu da davaları toplum vicdanında şüpheli hale getirdi”.

Yavuz’a göre bu kararla, Ergenekon Davası kesinlikle çökmüş oldu. Yavuz sözlerine şöyle devam ediyor: “Aslında bu karar aynı zamanda hukukun kendini toparlaması için de altın bir fırsat. Bu kararla, bana göre Türkiye’de hukuk yeniden nefes almaya başladı. Bu karar, hem yargının hem de Yargıtay’ın toplum vicdanında kendini aklaması için önemli”.

Ankara’daki Merkez Strateji Enstitüsü’nden Emekli Albay Dr. Ali Bilgin Varlık’a göre ise Ergenekon ve diğer davalar aslında en baştan beri kurgulanış biçimi nedeniyle toplum vicdanında çok da yer etmedi. Varlık bunu şöyle açıklıyor: “Bu davaların hepsinde ortak bir patern var: Birbirleriyle ilişkisiz olay-konu-süreç-ilişki ve aktörlerin önce zorlama bir tutumla aynı iddianame içinde bir araya getirilmeleri, sonra usülsüz yöntemlerle ve sahte deliller üreterek bunların birbirleriyle ilişkilendirilmeleri”.

Varlık’a göre bu davalar başlayınca Türkiye’de siyasal iktidar askeri vesayet yıkılıyor diye heyecanlandı ve bu nedenle de "ordunun sivil kontrolünün sağlanması" adı altında TSK’nın bir bilgi savaşına maruz bırakıldığını görmek istemedi. Ancak sonra bu davaların defoları ortaya çıkmaya başlayınca davalara yönelik bir güven bunalımı oluştu. Varlık sözlerine şöyle devam ediyor: “Zaten dava süreci boyunca bu konuda şüphe içeren açıklamalar vardı. Bunlar iddianamenin altını oyan şeylerdi ama siyasi irade buna kulaklarını kapadı”. Varlık’a göre bu dava süreçleri toplumda her kesim için iyi bir ders oldu, en büyük dersi ise siyaset kurumu aldı. Varlık sözlerini şöyle noktalıyor: “Çünkü sivil siyasi irade bu davalarla kuramsal anlamda ordunun sivil kontrolü ile devlet aygıtının güvenliği arasındaki hassas dengenin önemini çok iyi anladı. Davalardan yaşanan zaafiyet ve sıkıntılar Türkiye’de herkese güvenliğin öyle kolay kolay ikame edilebilen bir kavram olmadığını göstermiş oldu”.

Peki bu dava Türkiye’nin kurumlarını nasıl etkiledi?

Öncelikle Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK): Ergenekon ve diğer davaların 2007-2015 yıllarını kapsayan sekiz yıllık dönemde TSK’da bir korku dalgası estirdiği bir gerçek ama bu korku dalgası kurumsal bir zaafiyete ve travmaya dönüşmedi. Yine bu davalarla TSK personeli aslında hukukun üstünlüğünün emirlere mutlak itaatten çok daha önemli olduğu anladı. Her ne kadar İlker Başbuğ (2008-2010) dava süreçlerinin başlangıcında aşırı sert ve kişiselleşmiş iletişim anlayışıyla süreci iyi yönetemese de ondan sonraki Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner (2010-2011) ve Necdet Özel’in (2011-2015) iyi sınav vererek süreci iyi yönettiklerini söylemek mümkün.

Ayrıca bu davaların TSK’ya bağımsız sivil yargının ve demokrasinin önemini de çok iyi öğrettiğini söylemek mümkün. Yine göz altı ve tutuklama süreçlerinde hiç bir emekli ve muvazzaf askerin kaçmaya veya direnmeye yeltenmemesi, tam tersine sık sık demokrasi ve hukukun üstünlüğüne olan inançlarını ifade etmeleri, Türkiye’de askerlerin hukuk ve demokrasiye olan inançlarını ilk kez bu kadar net göstermiş oldu.

Ya sivil siyaset? Aslında Ergenekon’un başlamasında da bozma kararında da temel nedenin hukuktan ziyade hakim siyasi iklim olduğu bir gerçek. Ancak şimdilik Ergenekon’dan sivil siyasetin bir ders çıkarıp çıkarmadığını, çıkardı ise nasıl dersler çıkardığını söylemek için henüz erken.

Ergenekon’un kaybedenlerinden birisi de şüphesiz medya. Türk medyası dava süreci boyunca siyasete aşırı angaje pozisyonuyla doğru, ilkeli ve tarafsız habercilikten nasıl uzaklaşılabileceği konusunda çarpıcı örnekler verdi.

Şüphesiz Ergenekon’un en büyük kaybedeni ise Gülenci hareket. Bu dava, bir sivil toplum örgütü olarak ‘sosyal’ olanın içinde kalması gereken Gülenci hareketin ‘paralel yapı’ olarak adlandırılan örgütle devletin içine nasıl sızdığı, devlet kurumları ile yargıyı Makyavelist bir tutumla siyasi güce ulaşmak için nasıl kullandığını göstermesi açısından ibret verici bir süreç oldu. Ancak Gülenci hareketin bu süreçte yaşanan hak ihlalleri konusunda halen bir öz eleştiriye gitmemesi aslında bu sivil örgütün demokrasi ve hukuku hazım konusunda TSK’nın bile daha gerisinde olduğunu göstermesi açısından ilginç.

Son olarak sivil toplum. Şüphesiz ki Ergenekon ve diğer dava süreçleri TSK’nın toplum nezdindeki itibarını olumsuz etkiledi. Ancak başta PKK ve IŞİD ile mücadele, sınır güvenliği ve Suriye’deki gelişmeler nedeniyle ordunun toplum nezdindeki itibarının tekrar yükselişe geçtiği de gözlenmekte. Şimdi kritik sorulardan biri acaba Türk ordusu bu yükselen itibarını Türkiye’de demokrasi ve hukukun güçlenmesi için mi kullanacak yoksa bu itibar yükselişini sivil siyasete olası bir müdahale için bir enerji deposu olarak mı görecek?

Görünen o ki önümüzdeki dönemde Türkiye’de askerleri yeni bir kritik süreç bekliyor. Ergenekon ve diğer davalar gösterdi ki geçmiş yıllarda TSK hukuk ile olan sınavını başarıyla verdi. Bakalım önümüzdeki yıllarda TSK Türkiye’de çoğulcu demokrasinin muhafazası ve güçlendirilmesi konusundaki sınavda nasıl bir performans sergileyecek? Aslında soru şu: Ergenekon’daki tutumuyla Türkiye’de hukuka nefes aldıran asker şimdi sivil siyasetteki tutumuyla çoğulcu demokrasiye de nefes aldırabilecek mi?

Join hundreds of Middle East professionals with Al-Monitor PRO.

Business and policy professionals use PRO to monitor the regional economy and improve their reports, memos and presentations. Try it for free and cancel anytime.

Free

The Middle East's Best Newsletters

Join over 50,000 readers who access our journalists dedicated newsletters, covering the top political, security, business and tech issues across the region each week.
Delivered straight to your inbox.

Free

What's included:
Our Expertise

Free newsletters available:

  • The Takeaway & Week in Review
  • Middle East Minute (AM)
  • Daily Briefing (PM)
  • Business & Tech Briefing
  • Security Briefing
  • Gulf Briefing
  • Israel Briefing
  • Palestine Briefing
  • Turkey Briefing
  • Iraq Briefing
Expert

Premium Membership

Join the Middle East's most notable experts for premium memos, trend reports, live video Q&A, and intimate in-person events, each detailing exclusive insights on business and geopolitical trends shaping the region.

$25.00 / month
billed annually

Become Member Start with 1-week free trial

We also offer team plans. Please send an email to pro.support@al-monitor.com and we'll onboard your team.

What's included:
Our Expertise AI-driven

Memos - premium analytical writing: actionable insights on markets and geopolitics.

Live Video Q&A - Hear from our top journalists and regional experts.

Special Events - Intimate in-person events with business & political VIPs.

Trend Reports - Deep dive analysis on market updates.

All premium Industry Newsletters - Monitor the Middle East's most important industries. Prioritize your target industries for weekly review:

  • Capital Markets & Private Equity
  • Venture Capital & Startups
  • Green Energy
  • Supply Chain
  • Sustainable Development
  • Leading Edge Technology
  • Oil & Gas
  • Real Estate & Construction
  • Banking

Start your PRO membership today.

Join the Middle East's top business and policy professionals to access exclusive PRO insights today.

Join Al-Monitor PRO Start with 1-week free trial