Ana içeriğe atla

Türkiye Avrupa’nın sınır bekçisi olmaya hazır mı?

Muhalefet mülteci anlaşmasının Avrupa’nın elini rahatlatmak amacıyla yapıldığını ve Türkiye için tehdit teşkil ettiğini söylüyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Refugees and migrants board Turkish Coast Guard Search and Rescue ship Umut-703 after a failed attempt of crossing to the Greek island of Chios off the shores of Izmir, Turkey, February 28,  2016. Picture taken February 28, 2016. REUTERS/Umit Bektas - RTS8JJY

Avrupa’ya kontrolsüz mülteci akımını durdurmak için Türkiye ile Avrupa Birliği arasında 18 Mart’ta yapılan anlaşma Ankara’daki hükümet çevrelerinde büyük bir memnuniyet yarattı. Başbakan Ahmet Davutoğlu anlaşmayı “tarihi” diye niteledi. Ne var ki, Türkiye’deki herkes Hükümetin söylediği gibi Ankara’nın bu pazarlıktan kazanan olarak çıktığına kani değil. Ayrıca pek çok kişi mültecilerle ilgili olmayan kazançlar için bu çaresiz insanların kaderinin koz olarak kullanılmasının ahlaken ne kadar doğru olduğunu sorguluyor.

Anlaşma 4 Nisan’dan itibaren AB topraklarına Türkiye üzerinden kanunsuz yollarla geçen ya da 20 Mart tarihinden sonra geçmiş olan tüm mültecilerin geri gönderilmesini öngörüyor. Avrupa da bunun karşılığında geri gönderdiği her mülteci için yasal yollarla bir mülteci kabul edecek.

Avrupa’ya yasal yollarla gönderilecek mülteciler için tavan sınır 72 bin olarak belirlendi. Bu sayının aşılması durumunda anlaşma kanunsuz yollardan geçişi önleme misyonunu yerine getirmemiş sayılacak. En azından kağıt üzerinde zorunlu ya da toplu sınır dışı uygulamaları olmayacak ve mültecilerin Türkiye’ye gönderilme süreci BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) tarafından izlenecek. Bu arada, BMMYK da anlaşmanın kanuni olup olmadığına ilişkin bazı çekincelerinin bulunduğunu açıkladı.

AB “Türkiye’deki Mülteciler için Düzenleme” anlaşması adı verilen mutabakat kapsamında Ankara’ya 3 milyar (3.4 milyar) avro tahsis edecek. Ayrıca 2018’in sonuna kadar buna ilave bir 3 milyar avro daha tahsis edilecek. AB ayrıca Türkiye’nin belirlenen 72 şartı yerine getirmesi halinde 2016 sonunda Türk vatandaşlarına AB’ye vizesiz giriş hakkı tanıyacak ve hükümet bu şartları karşılamaya hazır olduğunu söylüyor. Bunun yanı sıra bazı birlik üyelerinin Türkiye’nin AB’ye üyeliğine yönelik engellemeleri kaldırılacak ve süreç “yeniden canlandırılacak”.

Brüksel’de varılan anlaşmayı “Avrupa’yla ilişkilerde yeni ve tarihi bir adım” olarak niteleyen Davutoğlu şöyle dedi: “Bugün fark ettik ki, Türkiye ve AB aynı kader, aynı meydan okumalar ve aynı gelecekle karşı karşıyadır.” Davutoğlu Brüksel’deki zirve öncesinde de kendisi ve diplomatik ekibinin sıkı “Kayseri pazarlığı” neticesinde AB’den önemli imtiyazlar sağlandığı açıklamıştı.

AB Komisyonu Başkanı Jean Claude Juncker’la birlikte Davutoğlu ile mülteci müzakerelerini yürüten AB Konseyi Başkanı Donald Tusk ise daha temkinliydi. Tusk Brüksel’de varılan anlaşmanın ardından düzenlenen basın toplantısında şöyle konuştu: “Kimileri bu anlaşmanın sihirli bir değnek olduğunu düşünebilir ama daha karmaşık bir realite söz konusu”

Tusk bu sözlerle birçok AB liderinin hislerine tercüman oldu. Zira onlara göre henüz üstesinden gelinemeyen başlıca yasal ve ahlaki güçlükler düşünüldüğünde kağıt üzerinde sağlanan bu anlaşmanın hayata geçirilip geçirilemeyeceği henüz belirsiz.

Uluslararası Af Örgütü ise bunun “tarihi” bir anlaşma olduğu konusunda Davutoğlu ile hemfikir ama farklı bir gerekçeyle. Anlaşmayı “insan haklarına tarihi bir darbe” olarak tanımlayan kuruluşun açıklamasında şu ifadelere yer verildi: “Uluslararası ve Avrupa hukukuna saygı duyulacağına ilişkin taahhütler şüphe uyandırıcı bir biçimde göz boyama maksatlı görünürken, mültecilerin Avrupa’daki korunma hakkı çiğneniyor”.

Anlaşmaya Türkiye’de de kuşkuyla bakanlar var. Ana muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi lideri Kemal Kılıçdaroğlu hükümeti ülkeyi Avrupa için mültecilerin “tampon ili” haline getirmekle suçladı. Mültecilerin hakları üzerinden yapılan pazarlığın ahlaki olmadığına da dikkat çeken Kılıçdaroğlu şöyle dedi: “Biz verelim onlara 6 milyar Euro’yu bütün, Suriyelileri, Afganları, Pakistanlıları kendileri alsınlar”.

AB’yi de birliğin ilkelerine aykırı davranmakla suçlayan ana muhalefet lideri şöyle devam etti: “Hangi Suriyelileri alacaklar, üniversiteyi bitirmiş, meslek sahibi olanları alacaklar. Diğerlerini siz ne yaparsanız yapın”. Kılıçdaroğlu bu yaklaşımın insan haklarına büyük bir “saygısızlık” olduğunu da ekledi.

Milliyetçi Hareket Partisi ise “yabancıları Avrupa’dan uzak tutmak” amacıyla yapılan anlaşmanın Türkiye’nin ulusal çıkarlarını tehdit ettiği görüşünde. MHP Genel Başkan Yardımcısı Şefkat Çetin konuya ilişkin bir açıklama yaparak şöyle dedi: “Milliyetçi Hareket Partisi, Türkiye'ye Avrupa'nın sınır bekçiliğini yaptıran ve AB ülkeleri rahatsız olmasın diye ülkemizi mülteci toplama merkezine dönüştüren anlaşmayı milli çıkarlarımıza aykırı bulmaktadır”.

Hükümeti anlaşmanın yol açacağı ilave yükleri ve toplumsal sorunları görmezden gelmekle suçlayan Çetin Türklerin Avrupa’ya girişi için taahhüt edilen vize muafiyetinin de “ne zaman gerçekleşeceğinin şüpheli” olduğunu belirtti.

Daha önce Paris’te de görev yapan emekli Büyükelçi Uluç Özülker ise bu süreçte Kıbrıs sorununun nasıl aşılacağının net olmadığına dikkat çekiyor. Al-Monitor’a değerlendirmelerde bulunan Özülker şöyle dedi: “Türkiye AB’ye tam üye olmasına karşın Kıbrıs’ı tanımıyor. Kıbrıs Ankara Kıbrıs’ı tanıyıncaya kadar herhangi bir vize anlaşmasını veto edecektir”.

Mülteci anlaşmasının ahlaki boyutunu da sorgulayan Özülker anlaşmanın belirlenen tarih aralığında hayata geçirilemeyebileceğine işaret etti: “Böylesi kitlesel hareketler bir kez başladıktan sonra durdurulması zordur. Mültecilerin gelişini engellemek mümkün ve ahlaki değildir. Kimin kabul edileceğini seçmek de etik değildir”.

Özülker’e göre Yunanistan da Türkiye’den giden mülteciler için anlaşmanın yükümlülüklerini zamanında yerine getirebilecek bir planlama kapasitesine sahip değil. Türkiye’nin de anlaşmanın yasal gerekliliklerini yerine getiremeyebileceğini belirten Özülker hiçbir konu üzerinde uzlaşamayan bölünmüş bir parlamentonun anlaşma için gereken yasal düzenlemeleri 20-25 gün gibi kısa bir süre içinde çıkaramayacağını söyledi.

“Hükümet bu yasal düzenlemeleri parlamentodan tek başına geçirirse bu da başka sorunlara davetiye çıkaracak” diyen Özülker Türkiye’nin anlaşmada öngörülen personel eğitimini 15-20 günlük bir sürede nasıl tamamlayacağını da sorguladı. AB’nin Türkiye’nin üyelik sürecini yeniden gündeme alacağına ilişkin vaadine de şüpheyle yaklaşan Özülker Avrupa içinde bu konuda bir irade eksikliği olduğuna dikkat çekti.

Özülker değerlendirmelerini şöyle noktaladı: “Tüm bu meselenin olumlu tarafı Avrupa’nın Türkiye’yle iş birliği yapması gerektiğini görmüş olması oldu. Türkiye demokrasi ve insan hakları adına olumlu adımlar atarsa bu, tarafların yakınlaşmasına yardımcı olabilir. Ancak Ankara’da da bu konuda bir irade eksikliği söz konusu. Dolayısıyla tüm bunların Türkiye-AB ilişkileri açısından ne anlama geleceğini bekleyip görmek durumundayız”.

Join hundreds of Middle East professionals with Al-Monitor PRO.

Business and policy professionals use PRO to monitor the regional economy and improve their reports, memos and presentations. Try it for free and cancel anytime.

Free

The Middle East's Best Newsletters

Join over 50,000 readers who access our journalists dedicated newsletters, covering the top political, security, business and tech issues across the region each week.
Delivered straight to your inbox.

Free

What's included:
Our Expertise

Free newsletters available:

  • The Takeaway & Week in Review
  • Middle East Minute (AM)
  • Daily Briefing (PM)
  • Business & Tech Briefing
  • Security Briefing
  • Gulf Briefing
  • Israel Briefing
  • Palestine Briefing
  • Turkey Briefing
  • Iraq Briefing
Expert

Premium Membership

Join the Middle East's most notable experts for premium memos, trend reports, live video Q&A, and intimate in-person events, each detailing exclusive insights on business and geopolitical trends shaping the region.

$25.00 / month
billed annually

Become Member Start with 1-week free trial

We also offer team plans. Please send an email to pro.support@al-monitor.com and we'll onboard your team.

What's included:
Our Expertise AI-driven

Memos - premium analytical writing: actionable insights on markets and geopolitics.

Live Video Q&A - Hear from our top journalists and regional experts.

Special Events - Intimate in-person events with business & political VIPs.

Trend Reports - Deep dive analysis on market updates.

All premium Industry Newsletters - Monitor the Middle East's most important industries. Prioritize your target industries for weekly review:

  • Capital Markets & Private Equity
  • Venture Capital & Startups
  • Green Energy
  • Supply Chain
  • Sustainable Development
  • Leading Edge Technology
  • Oil & Gas
  • Real Estate & Construction
  • Banking

Start your PRO membership today.

Join the Middle East's top business and policy professionals to access exclusive PRO insights today.

Join Al-Monitor PRO Start with 1-week free trial