Ana içeriğe atla

Davutoğlu’ndan tarihi Suriye itirafları

Ankara’dan yapılan son açıklamalar Türkiye’nin düzenli ordusunu Suriye’ye sokma düşüncesinden vazgeçtiğini gösteriyor. Ankara Suriye denkleminden tamamen dışlanmamak için yeni arayışlar içine girecek
Prime Minister Ahmet Davutoglu (R) chats with Chief of Staff General Hulusi Akar during a funeral ceremony for Army officer Seckin Cil in Ankara, Turkey, February 18, 2016. Army officer Cil was killed during the clashes between Turkish security forces and Kurdish militants in Sur district of the southeastern city of Diyarbakir. REUTERS/Umit Bektas - RTX27IRL

Rusya’nın desteğindeki Suriye ordusunun Türkiye ile Halep arasındaki koridoru Şubat başında kesmelerinin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türk Silahlı Kuvvetleri’ni Suriye’ye sokma arzusunun çok arttığı biliniyordu.

Erdoğan ve Davutoğlu ikilisi 2011’den bu yana Esad rejimini devirmek için orduyu Suriye’ye göndermek dışında her yöntemi denemiş ancak başarılı olamamıştı. Şimdi askeri müdahaleyi savunmalarının ardındaki neden ise rejimi devirmek değildi... Bunun zaten mümkün olamayacağı Rusya’nın eylüldeki Suriye müdahalesinin ardından görülmüştü. Erdoğan’ın amacı, kaybedilen Halep koridoru ve kentin Suriye ordusu tarafından kuşatılma tehdidi altına girmesinin ardından, Ankara’nın Suriye denkleminden tamamen dışlanmasını önlemek ve ülkenin geleceğinde bir söz sahibi olabilmekti. Erdoğan, müzakere masasında etkili bir konum elde etmek için Türk ordusunu bu ülkeye sokmak dışında çaresinin kalmadığını görüyordu...

Lakin Erdoğan ve Davutoğlu ikilisinin bu eğilimi, her gündeme getirilişinde olduğu gibi ABD’den yine destek bulmadı. Türk ordusu da medyayı kullanarak bu müdahaleden yana olmadığının mesajını verdi. Kendisini Suriye’deki çatışmada bir “Sünni gücü” olarak konumlandıran Ankara’nın müttefiki Suudi Arabistan’ın da Suriye’ye bir kara müdahalesine “koalisyon izin verdiği takdirde hazır olduğunu” beyan etmesi krize müdahil aktörler tarafından pek ciddiye alınmadı.

Ankara’nın Suriye’ye kara birliklerini tek yanlı olarak sokması halinde Rusya’nın buna askeri karşılık vereceği ve bunun iki ülke arasında bir savaşa neden olacağı da öngörülüyordu. Hatta Rusya’nın Türkiye’yi böyle bir durumda gerekirse taktik nükleer silah kullanmakla tehdit ettiği bile öne sürüldü.

Türkiye’nin Suriye’ye askeri müdahalede bulunmaya istekli olduğu ve bu yönde hazırlık yaptığı yolundaki haberlerin Şubat başında duyulmasının üzerinden yaklaşık iki hafta geçtikten sonra ise Ankara’dan tam tersi doğrultuda açıklamalar geldi.

Önce Erdoğan’ın sözcüsü İbrahim Kalın konuştu. 20 Şubat’ta bir televizyon kanalının canlı yayınında soruları cevaplandıran Kalın şunları söyledi: “Bizim dediğimiz, ‘Türk askeri Suriye’ye girsin, Amerikan askeri veya Suudi askeri girsin karadan, operasyon, oralar işgal edilsin’ böyle bir şey biz hiçbir zaman söylemedik. (...) Biz bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da uluslararası koalisyonla beraber hareket etme konusunda kararlıyız.” Kalın, Suriye’de bir uçuşa yasak bölge oluşturulmasının Ankara’nın öteden beri asıl isteği olduğunu ama “Rusların devreye girmesiyle bu işin zora girdiğini” söylüyordu.

Kalın’dan dört gün sonra Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Suriye’ye askeri müdahalede bulunulmayacağını teyit eden açıklaması geldi. El Cezire televizyonunun Arapça kanalının sorularını cevaplandıran Davutoğlu, müdahaleye isteksizliğinin gerekçesi olarak “Arap muhalefeti”ni gösterdi: “Neden Türkiye Musul’u özgürleştirmek, oraya destek olmak için Musul’a gittiğinde Arap Birliği Türkiye’yi kınadı ve geri çekilmemizi talep etti? Eğer Suriye’ye askeri müdahalede bulunursak Arap ülkelerinin bizi savunacağının ve destekleyeceğinin garantisini bize kim verecek?”

“Esad rejimini devirip Şam’da İslamcıları iktidar yapmak” şeklinde özetlenebilecek Suriye politikası çok uzun zaman önce çökmüş, desteklediği cihatçılar ve sair radikal İslamcılar Rus destekli Suriye ordusu ve Kürtlerin silahlı gücü YPG karşısında sürekli gerileyen ve “Suriye’ye askeri müdahale” niyetinden de vazgeçen Erdoğan ve Davutoğlu ikilisinin Suriye’ye yönelik iddialarını sürdürebilmek için bundan sonraki seçenekleri ne olabilir?

Davutoğlu’nun El Cezire’nin bir sorusuna verdiği yanıt bu bakımdan gayet manidardı... Soru şuydu: “Seçenekleriniz sınırlı. Rusya, Suriye üzerindeki gökyüzünü kontrol ediyor. Rusya ile çatışmaya girmek istemiyorsanız seçeneğiniz sınır ötesinden kısa menzilli atışlarla kısıtlı. Rusya’nın YPG’yi de desteklediğini söylediğinizi akılda tutarak; bunu da yapacak mısınız?” Davutoğlu’nun hamaset yüklü cevabı ise Ankara’nın seçeneklerinin pek de fazla olmadığını ortaya koyuyordu: “Rusya’nın gökyüzünü kontrol ettiğini söylediniz ama Suriye halkının kalbi bizimle. Azez’deki son saldırılarda bile angajman kurallarımızı ihlal ettiklerinde üç gün YPG mevzilerine yanıtımızı verdik.”

Gerçekten de 14-17 Şubat tarihleri arasında devam eden topçu ateşi, Ankara rejiminin Suriye’deki sınıra yakın bölgelere ilişkin asıl kaygısının IŞİD ya da El Nusra değil, terörist olarak nitelediği Kürt YPG olduğunun bir göstergesiydi.

Türk Hava Kuvvetleri, Rus tehdidi nedeniyle Suriye hava sahasında uçak uçuramıyor; karadan işgal de gündemden düştüğüne göre Ankara’nın askeri müdahale kapasitesi şimdi 40 km menzilli topların yanı sıra topçu roketleri ya da savaş uçaklarının uzaktan vuruş yeteneğiyle sınırlı.

Davutoğlu’nun tarihi itirafı

Bir de tabii, Ankara’daki karar vericiler Şam’daki rejimi devirememelerine rağmen 2015’in ilk yarısına kadar en azından geriletmiş olmalarının da kendilerine Suriye denkleminde doğal bir pozisyon sağladığını düşünüyor olabilirler...

El Cezire’nin “Türkiye ve diğer ülkelerin Suriye halkını desteklemek üzere müdahil olmaları için ne gerekiyor?” şeklindeki kışkırtıcı soruya Davutoğlu’nun verdiği yanıtı bu gözle de okumayı deneyelim: “Eğer Suriye halkına Türk desteği yoksa kendilerini nasıl savundular? Halep’i savunabilirler miydi? Eğer bugün gerçek Suriye ılımlı muhalefeti varsa, bu Türkiye’nin sayesindedir. Eğer bugün rejim ülkenin tüm topraklarını kontrol edemiyorsa, Türkiye’nin ve diğer bazı devletlerin sayesindedir. Eğer geçen hafta Rusya’nın Daeş’i hedef almadan Tel Rifat, Halep ve Azez’e 500 uçuşla yaptığı ağır bombardımana rağmen Suriye halkı hala orada ve topraklarını savunuyorsa, bizim desteğimiz sayesindedir. Bu desteğe devam edeceğiz.”

Ancak aynı zamanda bu sözler, Erdoğan ve Davutoğlu ikilisinin Türkiye’yi Suriye’deki savaşın doğrudan tarafı haline getirdiklerinin ifşaatı... Şam’daki rejim topraklarını Ankara’nın rolü nedeniyle kontrol edemez hale düşmüşse o halde Davutoğlu bu sözleriyle rejimin kontrol edemediği topraklara IŞİD’in, El Nusra’nın ve sair cihatçı ve radikal İslamcı güçlerin egemen olmasının tarihi sorumluluğunu da üstlenmiş oluyor.

Rejim muhalifleri kendilerini Davutoğlu’nun tabiriyle Türkiye sayesinde savunabilmişlerse bu da ancak Türkiye’den gönderilen silahlar sayesinde olmuştur. Davutoğlu’nun bu sözleri silah yardımının dolaylı ikrarı niteliğindedir. Davutoğlu “desteğe devam edeceğiz” dediğine göre bu destek “silah yardımı”nın devamını da çağrıştırır.

Dolayısıyla Ankara müdahaleden vazgeçmiş olsa da sürdürdüğü bu pozisyon nedeniyle Rusya ile askeri çatışma ihtimali her zaman söz konusudur.

Join hundreds of Middle East professionals with Al-Monitor PRO.

Business and policy professionals use PRO to monitor the regional economy and improve their reports, memos and presentations. Try it for free and cancel anytime.

Free

The Middle East's Best Newsletters

Join over 50,000 readers who access our journalists dedicated newsletters, covering the top political, security, business and tech issues across the region each week.
Delivered straight to your inbox.

Free

What's included:
Our Expertise

Free newsletters available:

  • The Takeaway & Week in Review
  • Middle East Minute (AM)
  • Daily Briefing (PM)
  • Business & Tech Briefing
  • Security Briefing
  • Gulf Briefing
  • Israel Briefing
  • Palestine Briefing
  • Turkey Briefing
  • Iraq Briefing
Expert

Premium Membership

Join the Middle East's most notable experts for premium memos, trend reports, live video Q&A, and intimate in-person events, each detailing exclusive insights on business and geopolitical trends shaping the region.

$25.00 / month
billed annually

Become Member Start with 1-week free trial

We also offer team plans. Please send an email to pro.support@al-monitor.com and we'll onboard your team.

What's included:
Our Expertise AI-driven

Memos - premium analytical writing: actionable insights on markets and geopolitics.

Live Video Q&A - Hear from our top journalists and regional experts.

Special Events - Intimate in-person events with business & political VIPs.

Trend Reports - Deep dive analysis on market updates.

All premium Industry Newsletters - Monitor the Middle East's most important industries. Prioritize your target industries for weekly review:

  • Capital Markets & Private Equity
  • Venture Capital & Startups
  • Green Energy
  • Supply Chain
  • Sustainable Development
  • Leading Edge Technology
  • Oil & Gas
  • Real Estate & Construction
  • Banking

Start your PRO membership today.

Join the Middle East's top business and policy professionals to access exclusive PRO insights today.

Join Al-Monitor PRO Start with 1-week free trial