Ana içeriğe atla

Rusya ve Katar uzlaşabilir mi?

Katar ve Rusya’nın son temasları aralarındaki birçok görüş ayrılığına rağmen iki ülkenin iş birliği yapmak isteyebileceğini gösteriyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
RTX22WB2.jpg

Katar Emiri Şeyh Tamim bin Hamad El Tani 18 Ocak’ta Rusya’ya ilk resmi ziyaretini gerçekleştirerek Devlet Başkanı Vladimir Putin’le görüştü. Suriye savaşı başladığından beri Rusya ve Katar karşıt kamplarda yer alıyor ve birbirilerini oyunbozan olarak görüyor. Tarzı birbirine benzeyen sert söylemler iki taraftan da sık sık duyuluyor.

29 Ocak’a ertelenen son Cenevre görüşmeleri öncesinde Moskova kilit bölgesel ve uluslararası aktörlerin nabzını tutmaya devam ediyordu. Bu bağlamda Emir’le yapılan görüşmeler Rus medyasının “Orta Doğu sonbaharı” dediği sürecin parçası oldu. Eylülden bu yana Putin İran, Suriye ve Mısır devlet başkanlarını, Irak ve İsrail başbakanlarını, Kuveyt emirini, Suudi savunma bakanını, Abu Dabi veliaht prensini ve iki kez olmak üzere Ürdün kralını Rusya’da ağırladı. Ayrıca ülke dışında da İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney ve Suudi Kralı Selman Bin Abdül Aziz El Suud’la görüştü. Rus basının pek hoşlandığı bir başka deyimi kullanacak olursak bu “Orta Doğu diplomasi maratonu”, Rusya’nın bölgeye duyduğu ciddi ilginin ve Suriye krizinde tüm bölgesel paydaşlarla çalışma iradesinin işareti olarak algılanıyor.

Katar bu tablonun dışında kalmıştı çünkü Moskova ve Doha aralarında uzlaşılmaz ayrılıklar olduğu kanısındaydı. Nitekim Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov aralıkta yaptığı açıklamada Katar’ı “Suriye çözüm sürecindeki büyük sorunlardan biri” olarak tanımladı.

Son çeyrek yüzyılda Rusya-Katar ilişkileri genelde durgun oldu. Moskova’ya göre Katar ve Suudi Arabistan 1994-1996 yıllarındaki ilk Çeçenistan savaşında isyan hareketini, ikincisinde de terörist grupları kışkırttı. 2004 ve 2011’de yaşanan iki olay ilişkileri daha da kötüye götürdü. İlkinde Rus güvenlik güçleri Doha’da Çeçen ayrılıkçıların önemli bir ideoloğuna suikast düzenledi. İkincisinde ise Rusya’nın Katar büyükelçisi, Moskova’dan getirdiği diplomatik çantanın havaalanında açılmasına izin vermeyince Katar güvenlik görevlileri tarafından tartaklandı. Arap Baharı ve Suriye iç savaşıyla birlikte iki ülkenin arası iyice açıldı.

Dolayısıyla Rusya ve Katar liderlerinin 18 Ocak’taki görüşmesi merakla beklenen bir olay oldu. Sade bir gündemi olan görüşmeler oldukça başarılı geçti. Diplomatik pasaport hamillerinin vizesiz seyahat etmesini ve kültürel iş birliğini öngören iki anlaşma yapıldı. Ekonomi alanında ise ilgili uzmanlara ekonomik iş birliğini artıracak bir çerçeve oluşturma görevi verildi. Zira ikili ekonomik ilişkiler oldukça kötü durumda. 2014’te 55 milyon dolar olan ikili ticaret hacmi 2015’te yarı yarıya azaldı.

Ancak kapalı kapılar ardında daha ciddi bir gündem de vardı ve bu görüşmeler iki saatten fazla sürdü.

İlk olarak Rus hava kuvvetlerinin Lazkiye’ye konuşlanması için Rusya ve Suriye arasında yapılan ve geçen hafta basına yansıyan anlaşma Katar gazının boru hatlarıyla Avrupa’ya taşınmasını adeta imkânsız hâle getiriyor. Anlaşma belli bir süreyle sınırlı olmadığı için Rusya bölgede uzun vadeli bir oyuncu hâline geliyor. Katar’ın aklında hâlâ Körfez ötesinde enerji projeleri varsa – ki var – Rusya’yı artık “oyunbozan” diye tersleyemez. Katar’ın bu durumdan memnun olmadığı aşikâr. Rusya ise bu konumunu öncelikle çıkarlarına yönelik daha hasmane hareketleri caydıran bir unsur olarak görüyor ama bu arada bölgedeki önemli işlerinde, örneğin Cenevre görüşmelerinde engel çıkarma kapasitesine sahip bir ülkeyi doğrudan karşısına almak istemiyor.

Putin ve Tani’nin açılış konuşmaları karşı tarafın önemini vurgulayan dikkatli bir dille hazırlanmıştı ancak kaygılara da yumuşakça göndermeler yapıyordu. Tani “Rusya dünyanın istikrarında başat bir rol oynuyor.” derken, Putin de “Katar Orta Doğu ve Körfez’deki durumun önemli bir unsuru.” şeklinde konuştu.

İkincisi İran’ın da artık kendi enerjisini üretip pazara sunabildiği bir ortamda borsalardaki enerji kaynaklı fiyat oynamalarının olumsuz etkilerini hafifletmek hem Rusya hem Katar için önemli. Dünyanın en büyük gaz üreticileri arasında yer alan iki ülke Putin’in deyimiyle “gaz endüstrisi başta olmak üzere enerji alanındaki politikalarını uyumlaştırma ihtiyacı hissediyor”.

Bunun yanında Riyad’la Tahran arasında yükselen gerilim Katar’a haklı olarak kendini siyaseten daha riskli konumda hissettiriyor. Bu, ülkenin menfaatlerinden taviz vereceği anlamına gelmiyor ama Katar’ın dış siyasette kullandığı “alet kutusu” artık eskisi kadar etkili olmayabilir. Dolayısıyla Katar bazı yaklaşımlarını gözden geçirmeye itiliyor. Moskova bu durumu Suriye ve genel olarak bölge için öngördüğü vizyonu ilerletme fırsatı olarak görebilir.

İlginçtir ki Suriye’deki çözüm sürecinden bahsederken ne Lavrov ne de Katarlı mevkidaşı Halid El Attiye Suriye lideri Beşar Esad’ın adını anmadı. Bu kesinlikle Moskova’nın Esad konusunda geri adım attığı anlamına gelmiyor, daha ziyade başkalarını rahatsız eden konularda diplomatik hassasiyet gösterdiğini ortaya koyuyor. Doğal olarak Moskova muhataplarından da aynı yaklaşımı bekliyor. Katar’la yapılan görüşmeler, Kremlin’in büyük yatırım yaptığı Cenevre müzakerelerinin Moskova’nın politikalarına karşı çıkan Körfez ülkelerince berbat edilmesini önlemek açısından önemliydi. Rus Meclis Başkanı Sergey Narişkin, Doha’nın muhalif grupların ayıklanmasında daha uzlaşmacı olmasını ve Rusya’nın radikal olarak gördüğü örgütler üzerindeki nüfuzunu kullanmasını umduklarını özellikle iletti.

İki tarafın üzerinde anlaştığı konular ise “Orta Doğu’daki sıcak krizlerin Filistin meselesini perdelemek için kullanılmaması gerektiği” ve “İsrail’le Filistin devletinin kuruluşuna yönelik doğrudan görüşmelerin yeniden başlaması gerektiği” şeklinde açıklandı. Bölgesel devletlerin Moskova’yla temaslarında İsrail-Filistin ihtilafını gündeme getirmesi ve Katar Emiri’nin yaptığı gibi Gazze Şeridi’ndeki ablukanın kaldırılması için Putin’den yardım istemesi Rusya’nın İsrail üzerinde etkili olduğuna inandıklarını gösteriyor. Bu algı bir bakıma Rusya’nın Orta Doğu’daki güçlü dış aktör imajından kaynaklanıyor ki bu imaj Suriye operasyonuyla oluştu.

Rusya’nın kazandığı itibar onun Orta Doğu’da daha fazla müdahil olmasını isteyenleri memnun ediyor. Bu kesimlere göre bu durum Rusya’nın bölgesel çatışmalarda ABD’ye kıyasla daha etkili olabildiğini gösteriyor. Rusya’nın bölgedeki varlığına karşı çıkanlar da aynı argümanlardan hareketle Rus müdahalesinin krizleri daha da çetrefilli hâle getirmesinden kaygılanıyor. Bu görüşe göre Rusya hiç değilse kritik güvenlik menfaatlerinin olmadığı durumlarda dışarıda kalmalı.

Ancak hangi görüşün savunucusu olursanız olun bölgedeki bilumum politik karmaşalar ve güvenlik sıkıntıları daha ileri bir müdahaleyi bataklığa dönüştürme riski taşıyor. Rusya’nın ekonomik durumu ve genel uluslararası iklim dikkate alındığında zamanlama da doğru olmayabilir. Rusya Suriye’deki yoluna devam edecek ancak bu arada ilgili tüm taraflarla siyaseten uygun ve güvenlik açısından etkili bir mutabakata da varmak istiyor. Hiç kuşkusuz Katar da bu taraflardan biri.

More from Maxim A. Suchkov

Recommended Articles