Ana içeriğe atla

Gazzeliler Türkiye’nin abluka konusundaki tavrından kaygılı

Türkiye İsrail’le ilişkileri normalleştirmenin ön koşulu olarak uzun zamandır Gazze Şeridi’ne uygulanan ablukanın kaldırılmasını talep ediyor ancak ikili ilişkilerde son dönemde yaşanan ısınma bunun değişebileceğine işaret ediyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
RTR2EMCM.jpg

GAZZE ŞEHRİ, Gazze Şeridi — İsrailli bazı basın organlarına sızan bilgilere göre Türkiye, İsrail’le ilişkilerin normalleştirilmesi için öne sürdüğü koşullar arasından Gazze’ye dokuz yıldır uygulanan ablukanın kaldırılmasını çıkardı. İkili ilişkiler, 31 Mayıs 2010’da ablukayı delmeye çalışan bir filonun parçası olan Mavi Marmara gemisine İsrail’in düzenlediği baskın nedeniyle bozulmuştu.

Basında yer alan bu haberler Filistinliler arasında tepkiyle karşılanırken iddiaların doğru olmasından kaygı duyuluyor.

Kanal 10 gibi İsrail medya kuruluşları İsrail’le Türkiye arasında İsviçre’de görüşmeler yapıldığını öne sürdü. Buna göre Türkiye, İsrail’in dokuz Türk’ün ölümüyle sonuçlanan gemi baskını için özür dilemesi ve bu kişilerin ailelerine 20 milyon dolar civarında tazminat ödemesi karşılığında İsrail’le ilişkileri normalleştirmeyi ve Gazze ablukasının kaldırılması koşulundan vazgeçmeyi kabul etti.

Türkiye ise bu iddiaları yalanladı. Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş da dâhil Türk yetkililer, iki taraf arasında görüşmelerin henüz sonuçlanmadığını ve ilişkilerin normalleşmesi için öne sürülen ablukanın kaldırılması koşulundan vazgeçilmeyeceğini belirttiler. 22 Aralık’ta Adalet ve Kalkınma Partisi’nin meclis grubuna hitap eden Davutoğlu, İsrail’le görüşmelerin olumlu seyrettiğini ancak henüz neticelenmediğini söyledi. Kurtulmuş da basına benzer açıklamalarda bulundu.

İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ise 21 Aralık’ta Türkiye’yle süren normalleşme müzakerelerine rağmen deniz ablukasını sürdüreceklerini belirtti.

Türkiye’yi bölgesel destekçileri arasında gören Filistinliler bu konu hakkında bölündü. Kimileri İsrail basınında çıkan haberlerin doğru olduğuna inanıyor, kimileri ise Türkiye’nin kendi menfaatleri uğruna dahi abluka koşulundan vazgeçmeyeceğini, hiç değilse ablukanın hafifletilmesini talep edeceğini düşünüyor. Meseleyi çetrefilli hâle getiren ise Türkiye’nin bir dizi ülkeyle yaşadığı gerilim. Türkiye’nin 24 Kasım’da Suriye sınırında bir Rus savaş uçağını düşürmesiyle bu ülkelere en son Rusya da eklenmiş oldu.

Gazze Şehri’nde üniversite öğrencisi olan Vecdi El Muniravi, Al-Monitor’un sorusuna karşılık Türkiye’nin ablukanın kaldırılması koşulundan vazgeçmeyeceğinden emin olduğunu söylüyor. Zira ona göre Filistin meselesi Türkiye’nin dış ilişkilerinde öncelikli bir konu. İsrail’in Filistin halkını umutsuzluğa itmek, Türklerle Filistinliler arasında soğukluk yaratmak maksadıyla yalan haber yayma politikasına alışık olduklarını söyleyen Muniravi, Filistinlilere verilen siyasi, maddi ve manevi desteklerde Türklerin her zaman ön safta yer aldığını belirtiyor.

Gazze Şehri’nde hemşire olan Talin Yusuf ise İsrail basınında çıkan iddialara şaşırmadığını, çünkü tüm ülkelerin öncelikle kendi menfaatlerini gözettiğini söylüyor. Yusuf’a göre birçok ülke Filistin meselesini kullanarak kendilerini mazlum Filistin halkının destekçisi olarak gösteriyor ama İsrail’le ilişkilerini gizlice sürdürüyor.

Türk yardım kuruluşu İHH’nin Gazze Şeridi’ndeki sorumlusu Muhammed Kaya Al-Monitor’a yaptığı açıklamada abluka kaldırılmadan Türk-İsrail ilişkilerinin normalleşmesine kurum olarak karşı olduklarını belirtti.

Basındaki iddiaların Filistinlileri kaygıya sevk ettiğini söyleyen Kaya, İsrail’in devamlı olarak Gazze’ye insan ve mal giriş çıkışının serbest olduğunu iddia ettiğini vurguladı. Kaya’ya göre İsrail’in ablukayı hafiflettiği iddiaları temelsiz.

İHH’nin 2009’un başından bu yana ablukayı kırmaya gayret ettiğini söyleyen Kaya ablukanın kaldırılması, Gazze’nin yeniden inşası ve Gazze’de bir havaalanıyla deniz limanının faaliyete geçmesi hâlinde ilişkilerin normalleşmesine karşı olmadığını kaydetti.

Gazze El Ezher Üniversitesi’nde siyaset bilimci olan Mihaymer Ebusada ise Al-Monitor’a yaptığı değerlendirmede devletlerarası ilişkileri ilkelerin değil, menfaatlerin belirlediğini vurgularken Türkiye’nin bölgede yalnızlaştığına ve en son Rusya olmak üzere bir dizi ülkeyle arasının bozulduğuna dikkat çekti.

Akademisyene göre Mavi Marmara olayı nedeniyle Türkiye’den özür dilemek ve tazminat ödemek İsrail için mesele değil. Ancak İsrail Gazze ablukasını kaldırmayı reddediyor çünkü bu adımı ulusal güvenliğinin aleyhine olarak görüyor.

Ebusada ablukanın hafifletilebileceğini ama kaldırılmayacağını düşünüyor. Ona göre Türkiye’nin abluka koşulundan vazgeçip geçmeyeceği bir sürü ekonomik ve siyasi sorunla cebelleşen Filistin halkını çok da ilgilendirmiyor.

Türkiye konusunda uzman olan Enver Atallah ise Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Türk Başbakanı ve Başbakan Yardımcısı, İsrail’in Gazze’ye uyguladığı ablukayı kaldırması talebinden vazgeçmeyeceklerini son birkaç gün içinde defalarca teyit etti.”

Türkiye’nin Filistinlilerin taleplerini dikkate aldığını vurgulayan Atallah, Türkiye’nin abluka konusundaki talebinden İsraillilerin iddia ettiği gibi tümden vazgeçmesinin söz konusu olmadığını kaydetti. İki taraf arasında müzakere edilen anlaşmanın birkaç hafta içinde imzalanmasını bekleyen Attalah, Filistin halkının bu imzanın ardından abluka konusunda büyük bir değişikliğe şahit olacağından emin.

Siyasetteki “Ebedi düşmanlıklar ve ebedi dostluklar yoktur.” şiarının da işaret ettiği gibi Türkiye ve İsrail’in normalleşme yönünde yol aldığı anlaşılıyor. Türkiye’de hâkim olan koşullar ve ülkenin etrafında hasım sayısının artması bunda bilhassa etkili. Dahası Rusya-Türkiye krizi nedeniyle iki ülke arasındaki gaz projesinin askıya alınması Türkiye’yi İsrail gazına muhtaç kılıyor.

More from Ahmad Abu Amer

Recommended Articles