Ana içeriğe atla

İslam Devleti’ni mağlup etmek imkânsız mı?

İslam Devleti din, güç ve moderniteyi harmanlayarak çözülmesi zor bir yapı ördü. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
An undated photograph of a man described as Abdelhamid Abaaoud that was published in the Islamic State's online magazine Dabiq and posted on a social media website. A Belgian national currently in Syria and believed to be one of Islamic State's most active operators is suspected of being behind Friday's attacks in Paris, acccording to a source close to the French investigation. "He appears to be the brains behind several planned attacks in Europe," the source told Reuters of Abdelhamid Abaaoud, adding he wa

İslam Devleti (İD) lideri Ebu Bekir El Bağdadi’yi konu alan bir belgesel üzerinde çalışırken Ebu Ömer adında eski bir İD militanıyla görüşme fırsatım oldu. Ebu Ömer, bir zamanlar meşhur Camp Bucca’da tutuklu kalmıştı. Modern tarihin en zalim terör örgütünü kuracak yönetici kadro da bu kampta buluşmuştu.

Ebu Ömer’e yenilmez görünen İD’i mağlup etmenin bir yolu var mı diye sordum. Ebu Ömer gülümseyerek şöyle yanıt verdi: “İlk olarak dünya İD’in gerçekten var olduğuna inanmalı. Bu ne bir Amerikan komplosu ne gizli bir Türk projesi ne de İran ve Suriye destekli bir örgüt. Bu, küresel cihadın 30 yıllık tecrübenin ardından ulaştığı en ileri nokta. Bununla birlikte kimse bu savaş kazanılamaz diye ön kabulde bulunmamalı.”

Osmanlı halifeliği 1924’te kaldırıldığından bu yana hilafeti yeniden kurma hayali siyasal İslam’ı benimseyenlerin yüreğinde canlılığını koruyor. Sıradan Müslümanların yenilmişlik duygusu, bu insanların Arap ve Müslüman dünyasını yöneten rejimlerden bir hayır görmeyip onlara yabancılaşması zaman içinde arttı. Bu duygular güç, din ve moderniteyi birleştiren bir yapıda yaşamak isteyen yeni bin yılın Müslüman nesillerine de geçti. İD bu üç unsuru da sağladı. Modernite unsuruna itirazlar gelebilir. Ancak İD birçok faaliyetinde son model teknolojiler kullanıyor. Örneğin profesyonel medya araçlarıyla son derece ustaca üretilen videolar ve diğer görsel malzemeler örgüte üstünlük duygusu veriyor. Güç konusuna gelince İD Suriye ve Irak sınırları içinde fiili bir devlet kurmayı başararak küresel güçlere meydan okudu, kontrol ettiği bölgelerde üstün bir disiplin seviyesi ortaya koydu. Üçüncü unsur olan din ise insanları İD’e doğrudan veya dolaylı olarak çeken mıknatıs işlevi görüyor. Örgüt kendisini Allah’ın kelamının yeryüzünde uygulanacağının güvencesi olarak sunuyor, halifeyi Hz. Muhammed’in mirasçısı olarak takdim ediyor.

Gerçek şu ki Sünni Müslüman dünyasında din, güç ve moderniteyi harmanlamak isteyen insanlar için İslam Devleti hem öğreti hem uygulama bakımından rakipsiz bir model sundu. 1979’da İran Şahı’nı alaşağı eden İslam Devrimi’ne kadar Sünni ve Şii İslamcılar pek çok benzer özleme sahipti. Usame Bin Ladin’le birlikte El Kaide’yi kuran Şeyh Abdullah Azzam gibi Sünni İslamcılar, Amman’da bir camide toplanarak İmam Ruhullah Humeyni’nin zaferini kutladı. Ancak sonra devrimin Sünnilerden çok Şii İslamcıların özlemlerine hitap ettiği görülünce Azzam ve arkadaşları Afganistan’ın yolunu tuttu ve orada “Afgan Araplar” olarak anılacak yapıyı oluşturdu.

İslam Devleti’nin kuruluşu ilan edildiğinde toplumsal iletişim yönetici kadronun benimsediği başlıca stratejilerden biri oldu. Kendinden menkul bu fiili devlet yabancı cihatçılara kucak açtı. Binlerce cihatçı aileleriyle birlikte İD kontrolündeki kentlere gidip yerleşti. BM’nin raporuna göre 100’ü aşkın ülkeden 25 bin civarında kişi İD bölgelerine gitti. Yerli halkla bağları güçlendirmek ve İD’in buralardan çıkarılmasını zorlaştırmak için yerel aşiretlerin kadınlarıyla evlenenler oldu. Yabancı cihatçılar kendi ülkelerinde artık “istenmeyen kişi” konumunda. İD mağlup olursa hayatları ve gelecekleri gittikleri her yerde tehlikede olacak. Dolayısıyla İslam Devleti onların tek güvenli limanı ve onu yaşatmak için kanlarının son damlasına kadar savaşacaklar.

İD, toplumsal ve ekonomik stratejisinin bir diğer boyutu olarak petrol ticaretini kontrol eden aşiretleri kendi tarafına çekti. Bu sadece ekonomik getiri sağlamıyor, yerel aşiretlerle bağların güçlenmesine hizmet ediyor.

Sonuç olarak İD’in çekirdek yapısının etrafına birkaç halka ördüğü ve böylece bu yapının etkin şekilde hedef alınmasını son derece zorlaştırdığı yorumu yapılıyor. Nitekim görünen o ki karadan ve havadan üç yıldır devam eden operasyonlar, İD’i hedef alan uluslararası ve bölgesel girişimler, medya ve halkla ilişkiler kampanyaları örgüte önemli bir zarar veremedi. İD bugün farklı kıtalarda bir dizi ülkede faaliyet yürütebiliyor, Paris saldırılarından da görüldüğü gibi etkili bir emir komuta zinciriyle stratejisini uygulayabiliyor.

İD’i mağlup etmek için örgütün çekirdek yapısını vurmak gerekir. Bu da çekirdek yapı etrafına örülen halkaların sökülmesi, İD’in kalbine giden can damarların kesilmesi demek. İD modelinin karşısına güçlü ve modern olan, İslam’a gerçekten saygı duyan rakip bir model konmalı. Böyle bir model sayesinde ileride militan olma potansiyeli taşıyan İD sempatizanlarının bu terörist yapıdan uzaklaştırılması kolaylaşabilir.

Nitekim eski İD militanı Ebu Ömer bana şöyle demişti: “İD, potansiyel arz eden kişileri kazanma konusunda son derece zeki ve usta. Bu kişilerle nasıl konuşulacağını, onların özlemlerine nasıl hitap edileceğini biliyorlar. Ayrıca düşmanın hatalarından yararlanma konusunda çok zekiler. Yandaşlarına doğru yolda olduklarını göstermek için bu hataları kullanıyorlar. (…) Ben onların içindeydim, zihniyetlerini biliyorum. İD’i gerçekten bitirmek istiyorsanız insanların dertlerine eğilmeniz, din adamlarının gençlere ulaşmasını sağlamanız ve büyük hatalar yapmamanız gerekir. İD, bölgedeki yönetimlerin vahim hataları sayesinde ayakta kalabiliyor.”

Bahsi geçen konulara çözüm getirilirse, örgütün maddi ve coğrafi olarak büyümesini engelleyecek ciddi askeri ve ekonomik adımlar atılırsa İD’i bertaraf etmek imkânsız olmaz. Bunun için hem savaş alanındaki mücadele sürmeli hem de örgütü finanse eden, para akışına izin veren, örgütün kontrol ettiği bölgelerden başta petrol olmak üzere çeşitli mallar satın alan ülke ve şahıslara yaptırım uygulanmalı. Uzun vadeli stratejik adımlar atılmazsa İD varlığını sürdürecek ve büyümeye devam edecek.

More from Ali Hashem (Syria Pulse)

Recommended Articles