Ana içeriğe atla

Basın özgürlüğü seçim öncesinde yumruklanıyor

1 Kasım seçimleri öncesinde ana akım ve muhalif medya üzerinde artan iktidar baskısı sonucunda popüler gazeteci Ahmet Hakan dövülerek hastanelik edildi
Smashed glass is seen at the damaged entrance of the headquarters of the Hurriyet daily newspaper in Istanbul, Turkey, September 8, 2015. Turkish Prime Minister Ahmet Davutoglu appealed for calm on Tuesday after crowds angered by renewed Kurdish militant violence attacked newspapers and offices of a pro-Kurdish political party. The unrest took place after Kurdish militants killed 15 police officers in two bombings in eastern Turkish provinces. The PKK attacks have triggered nationalist anger against Kurds.

2015’in eylülü Türkiye’de basın özgürlüğünün hemen her alanda görülmemiş ölçüde bastırılıp gazetecilere yönelik saldırıların tırmandırıldığı bir ay olarak tarihe geçti.

Eylül, Koza İpek şirketler grubunun bünyesindeki Bugün gazetesi ve televizyonunun, bu grubun yakın olduğu bilinen Gülen Hareketi’ne karşı sürdürülen “Fethullahçı Terör Örgütü” (FETÖ) soruşturması kapsamında polis tarafından basılıp aranmasıyla başladı. Koza İpek grubu, adı ilk kez Temmuz 2015’te Konya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı bir iddianamede duyulan FETÖ’ye mali destek sağlamakla suçlanıyordu.

Eylül, birinci günündeki Bugün baskınının ardından gazete binalarının öfkeli AKP taraftarlarının saldırısına uğradığı, gazetecilerin iktidar yanlısı gazete köşelerinden ölümle tehdit edildiği, çok sayıda gazeteciye Erdoğan’a hakaret ettikleri iddiasıyla davaların açıldığı, Kürt medyasının haber sitelerine erişimin engellendiği, gazetelerin terör propagandası yaptıkları iddiasıyla soruşturmalara hedef olduğu “kara” bir ay olarak yaşandı.

AKP iktidarının Meclis çoğunluğunu yitirdiği 7 Haziran seçimlerinin ardından 1 Kasım’da yeniden seçimlere götürülen Türkiye’de gazeteciliğin ve gazetecilerin maruz kaldığı benzersiz baskının bir numaralı hedefi ana akım medyanın en etkin mensubu Doğan Medya Grubu’ydu.

Türkiye’deki ana akım medya, AKP iktidarının boykot çağrıları ve astronomik vergi cezalarıyla basın özgürlüğünü açıkça sınırlamaya başladığı 2008-09’dan bu yana çok kan kaybetti ve zayıfladı. Ancak ana akım hala iktidarın hedefinde yer alıyor çünkü Erdoğan medyayı kontrol altına alma ve kendine bağlı bir medya düzeni kurma amacında sonuna kadar gitmekten hiç vazgeçmedi. Şimdi de Doğan Grubu’ndan geriye kalanı sindirip susturmak öyle görünüyor ki iktidarın 1 Kasım seçimlerini kazanma stratejisinin ana unsurlarından birini oluşturuyor.

Eylülün son gününe gelindiğinde ise bu siyasi strateji doğrultusunda koyulaşan baskı, dramatik bir olay neticesinde daha da ağırlaştı...

Türkiye’de televizyonun popüler tartışma programı Tarafsız Bölge’nin moderatörü ve Hürriyet gazetesinin çok okunan köşe yazarı Ahmet Hakan, 30 Eylül’ü 1 Ekim’e bağlayan gece İstanbul’da evinin bulunduğu Nişantaşı semtinde uğradığı organize saldırıda dövülerek hastanelik edildi.

Saldırıda burnu ve bir kaburgası kırılan Ahmet Hakan, Doğan Grubu’na bağlı CNN Türk’teki TV programının ardından evine gitmek üzere aracıyla kanaldan ayrıldığı andan itibaren başka bir araçtaki dört saldırgan tarafından evinin önüne kadar takip edilmişti. Saldırganlar olaydan sonra gözaltına alındılar; Ahmet Hakan ise geceyi hastanede geçirdi.

Ahmet Hakan uzunca bir süredir iktidar yanlısı medya organları, köşe yazarları ve twitter trolleri tarafından hedef gösteriliyordu. Ancak eylül geldiğinde bu karakter suikastları gerçek suikast tehditlerine dönüştü.

İktidar yanlısı gazetelerden Star’ın, muhalif ve eleştirel gazetecileri hedef gösterip tehdit ederek şöhret kazanmış olan Cem Küçük adlı yazarı, 9 Eylül tarihinde yayımlanan köşe yazısında Ahmet Hakan’a yönelik şu ifadelere yer verdi: “Şizofreni hastaları gibi hâlâ kendini Hürriyet’in Türkiye’yi yönettiği günlerde zannediyorsun. İstersek seni sinek gibi ezeriz. Bugüne kadar merhamet ettik de hâlâ hayatta kalabiliyorsun.”

Ahmet Hakan’a karşı açık bir ölüm tehdidi niteliğindeki bu ifadelerin sahibi olan Cem Küçük Star gazetesindeki yazılarına devam ediyor. Bu kayıtsızlık da iktidar yanlısı gazetenin, gazetecileri ölümle tehdit edebilen bu köşe yazarından pek de rahatsız olmadığını gösteriyor.

Cem Küçük’ün ölüm tehdidinin ardından Türkiye kamuoyu bu kez Ahmet Hakan’ı dövmekten söz eden bir AKP milletvekili ile yüz yüze geldi. AKP İstanbul Milletvekili ve Gençlik Kolları Başkanı Abdurrahim Boynukalın’ın, 16 Eylül’de internete düşen videosunda parti sempatizanı olduğu anlaşılan bir gruba ayaküstü yaptığı bir konuşma sırasında Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin ve Ahmet Hakan’ı kastederek, “Bizim hatamız zamanında bunlara dayak atmamak olmuş. Dayak yeselerdi...” dediği duyuldu.

Boynukalın, 6 Eylül akşamı yüzlerce AKP taraftarının Doğan Medya Grubu’na bağlı Hürriyet binası önündeki taşkın eylemin başını çeken figürdü. Bir grubun içeri girmek için binanın ana kapısını tahrip ettikleri bu eylem sırasında Boynukalın’ın kalabalığa hitaben yaptığı konuşmada “1 Kasım seçimlerinden sonra Doğan Grubu’nun ülkeden defolup gideceğini” söylediği de video kayıtlarına yansımıştı. Bundan iki gün sonra Hürriyet binasının önü AKP yanlılarının benzer nitelikteki ikinci eylemine sahne oldu.

Boynukalın’ın Ahmet Hakan’ın dayak yemesi gerektiğinden bahsettiği video ise bu Hürriyet baskınlarından sonra kaydedilmiş. Boynukalın çevresini saranlara şöyle diyor: “Çok korkaktır yani o adamlar. Çok korkar. Şimdi ikinci şeyde de aynı şekilde. Sedat Ergin’e baktım böyle, terliyor, merliyor, bilmem ne. Kendilerinden geçiyor. Bunlar dayak yememişler hiç. Bizim hatamız zamanında bunlara dayak atmamak olmuş. Dayak yeselerdi. (...) Ahmet Hakan’ın damağı filan düşmüş sinirden. Acayip korkaktır Ahmet Hakan. Ben bugün Nişantaşı’nda evinin önüne gitmeyi düşünüyordum. Gidecektim böyle bekleyecektim gel bakalım buraya filan diye.”

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Boynukalın’ın bu sözleri hakkındaki görüşü sorulduğunda “Dost ortamında ayaküstü söylenmiş sözler” diyerek cevap vermişti.

Boynukalın videosunun internete düştüğü 16 Eylül günü Hürriyet gazetesi hakkında PKK terörü propagandası yaptığı gerekçesiyle soruşturma açıldı.

Nihayet, Ahmet Hakan’ı döverek hastanelik eden ve çeşitli adli suçlardan polis kayıtları bulunan dört saldırgandan üçünün AKP üyesi olduklarının ortaya çıkması da mevcut resmi güçlendiren bir gelişme oldu.

Gözaltı sürelerinin bitiminde dört saldırgandan sadece biri tutuklandı, diğerleri serbest bırakıldı. Soruşturma sırasında bu dört saldırganın azmettiricisi oldukları şüphesiyle gözaltına alınan üç eski polis de serbest kaldı. Bu polislerden biri, özellikle Kürt muhaliflere yönelik 90’lı yıllardaki yasadışı faaliyetleri nedeniyle çete kurmakla suçlanan ünlü polis şefleriyle birlikte yargılanmıştı.

Üç saldırganın serbest bırakılması, bundan sonra gazetecilere karşı saldırı düzenlemeyi düşüneceklerin cezasız kalacakları zannıyla daha da cüretkâr hareket etmesine neden olabilir.

Ahmet Hakan’a yönelik saldırı, Doğan Medya Grubu ve bu grubun popüler figürlerine karşı iktidar medyası ve sözcülerinin uzun bir süredir yürüttüğü hedef gösterme, yıldırma ve susturma kampanyasının bir devamı.

Vahim olan ise gazetecilere karşı şiddet kullanılmasını meşrulaştıran bir cezasızlık kültürünün AKP çevrelerinde artan oranda kabul görmesi... Şiddetin meşrulaştırılması Türkiye’de seçim öncesinde gazetecilere yönelik daha vahim saldırıların yaşanmasına kapıyı aralayabilir.