Ana içeriğe atla

Abbas kabullenmeli: Gazze ve Batı Şeria birleşmeyecek

İsrail ve Hamas arasında uzun süreli bir ateşkesin sağlanması Gazze-Batı Şeria bölünmüşlüğünü kalıcı hâle getirebilir. Ancak bu, İsraillilerle Filistinliler arasında kapsamlı bir anlaşma için gereken diyaloğu da tetikleyebilir. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
RTR458TQ.jpg

Basına yansıması yavaş oluyor ama ortaya çıkan her ayrıntı İsrail ve Hamas’ın uzun vadeli bir anlaşma yolunda ciddi görüşmeler yaptığına işaret ediyor. Hamas’ın eski lideri İsmail Haniye’nin özel kalem müdürü Ahmet Yusuf, İsrail’in elinde Orta Doğu Dörtlüsü’nün eski temsilcisi Tony Blair tarafından hazırlanan ayrıntılı bir ateşkes taslağının bulunduğunu 18 Ağustos’ta El Hayat gazetesine doğruladı. Yusuf’un sözlerinden Hamas’ın ateşkesi kabul etmeye hazır olduğu ve İsrail’in onayını beklediği anlaşılıyor. Anlaşmanın teknik ayrıntıları bunun ardından oluşturulacak müzakere heyetleriyle şekillendirilecek. Yusuf açıklamasında bir Hamas heyetinin ateşkesin ana hatlarını Mısır, Türkiye ve Katar’la görüşmek üzere yola çıkmak için Kahire’den onay beklediğini de ekledi.

Filistin Dışişleri Bakanı Riyad El Maliki de France 24 televizyonuna verdiği mülakatta Gazze Şeridi üzerindeki ablukayı kaldıracak bir anlaşmanın şekillenmekte olduğunu doğruladı ve şöyle dedi: “Yarın mı, yoksa gelecek ay mı olur bilmiyoruz ama tüm işaretler bize ciddi bir müzakerenin yürütüldüğünü gösteriyor. Arabulucular bu anlaşmanın gerçekleşmesi için ellerinden geleni yapıyor.”

Filistin Yönetimi’nin üst düzey isimleri ise gelişmeleri yakından ve kaygıyla izliyor. Zira onlara göre İsrail ile Hamas arasında sağlanacak bir anlaşma Gazze ile Batı Şeria’nın bölünmüşlüğünü kalıcı hâle getirecek, daha açık bir ifadeyle iki devletli bir halk ortaya çıkaracak. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın İsrail muhalefet lideri Isaac Herzog’la talep ettiği görüşmenin arka planında da bu korku yatıyordu. Ramallah’taki Filistin Yönetimi merkezinde 18 Ağustos’ta gerçekleşen bu görüşmede Abbas Herzog’a böyle bir anlaşmanın Filistin halkının temsilcileri olarak kendisine ve El Fetih hareketine zarar vereceğini anlattı.

Herzog da daha sonra böyle bir anlaşmanın sakıncalarından bahsetti. İsrailli haber sitesi Valla’ya konuşan Herzog şöyle dedi: “Gazze’de huzurun tesis edilmesiyle ilgili bir sorunum olamaz. Ancak bu, Abbas’ın eş güdümüyle ve onun Gazze Şeridi’ne dönüşünü sağlayacak müzakerelerle sağlanmalı.”

Görünen o ki Abbas hâlen Gazze’ye dönebileceğine ve her şeyi eski hâline getirebileceğine inanıyor. Bir diğer deyişle El Fetih’in hâlen tüm Filistin bölgelerini kontrol edebileceğini düşünüyor. Ancak El Fetih’in Gazze’den atılmasının üstünden sekiz yıl geçti. Hamas bu süreçte Gazze’de tam teşekküllü bir askeri rejim kurmayı başardı. Batı Şeria’daki kıdemli Filistinli yetkililer bu durumun geri dönülmez olduğunu kabullenmek istemiyor. Hamas’ın şu an yaşadığı krize rağmen Gazze’de iktidardan vazgeçmesi, askeri birliklerini silahsızlandırması ve Abbas liderliğindeki Filistin Yönetimi’nin Gazze’ye dönüşüne izin vermesini sağlayacak hiçbir mantıklı senaryo yok.

Abbas, 2007’deki darbenin ardından sayısız hata yaparak Filistin bölgelerinin iki farklı coğrafi, siyasi ve kültürel alana bölünmesini kalıcı hâle getirmiş oldu. Bu bölünmenin tohumları 2006’da Hamas’ın Filistin seçimlerini kazanmasıyla atıldı. Filistin Yönetimi başkanı olarak seçim sonuçlarını kabul etmeyen Abbas iktidarı nizami bir şekilde Hamas’a devretmeyi reddetti. Dahası sonuçlara sert biçimde müdahale etmeye çalıştı. Sonucu da herkesin malumu olan darbe oldu.

Abbas Hamas’ın ağır bir ekonomik kriz yaşaması durumunda Gazze’yi gönüllü olarak bırakacağına inandı. Öyle ki Ehud Olmert’in başbakanlığı döneminde İsrail’e bu minvalde bir mesaj gönderdi. İsrail’in Hamas’ı ablukayla boğma kararında da esasen bu düşünce etkili oldu.

Abbas, geçen yılki Koruyucu Hat Harekâtı’nın ardından Gazze'nin yeniden imarı için oluşturulan programın başına geçmeyi reddetti. Oysa bağışçı ülkeler programa onun nezaret etmesini tercih ediyor, Avrupa Birliği de buna destek veriyordu. Abbas bunun öncesinde İsrail'in katı itirazlarına rağmen Hamas’la birlik hükümeti kurdu. Bu adım Filistin Yönetimi ile İsrail arasındaki müzakerelerin çökmesine neden olduğu gibi Filistin halkının durumunda herhangi bir iyileşme sağlamadı.

Hamas bir gerçek. Gazze Şeridi'ndeki kontrolü de öyle. İsrail, birkaç yıldır Gazze'deki Hamas yönetimini gerekirse zor kullanarak devirip kontrolü El Fetih liderine vermek için bir hamle yapıp yapmama konusunda keskin bir tartışmanın içinde. Böyle bir hamle henüz gerçekleşmiş değil, ne aralık 2006’daki Dökme Kurşun Harekâtı’nda ne de temmuz-ağustos 2014’teki Koruyucu Hat Harekâtı’nda. Bunun da ötesinde İsrail bunu açıkça ve resmen ifade etmese de Gazze’deki Hamas rejiminin öngörülebilir bir gelecekte sona ermeyeceğini kabullenmiş durumda. Bu gerçeği akılda tutarak artık pratiğe yönelik adımlar atma zamanı. Amacına ulaşmayan ablukayı kaldırma zamanı.

Bu aşamada İsrail ile Hamas arasında herhangi bir anlaşmanın müzakere ve teoriden uygulamaya dönüştüğünü hayal etmek güç. Bu yolda pek çok ciddi engel söz konusu. En büyük soru işaretiyse şu: Hamas kendi askeri kanadı üzerinde otorite sağlayabilir mi?

Bu arada İsrail’in de kendi engelleri var. Başbakan Benjamin Netanyahu, kırılgan sağcı hükümetini bir terörist örgütün Gazze’deki iktidarını pekiştiren, hatta Kıbrıs’taki bir liman üzerinden deniz yolu imkânı veren bir plana nasıl ikna edecek?

Öte yandan iki taraf bir anlaşmaya varsın ya da varmasın Abbas ve diğer Filistin liderleri artık kendilerini kandırmayı bırakmalı. Abbas başkanlığındaki Filistin Yönetimi Gazze’ye dönemez. Hamas, Gazze’den çıkardığı kişiyi geri getirmek için silahlı kanadını silahsızlandırmaz. Gazze ve Batı Şeria son yıllarda ayrı rotalar izleyerek farklı yönde gelişti. Kaldı ki Gazze ve Batı Şeria arasında darbeden önce de sosyoekonomik ve kültürel farklılıklar vardı. Hamas’ın iktidarı ele geçirmesinin ardından Batı Şeria’ya kaçan El Fetih aktivistleri bunu hâlen hissediyor. Bu kişiler eski Gazzeliler olarak Batı Şeria'daki hayata asla ayak uyduramadı. Öyle ki bazen kendilerini öz yurtlarında bir yabancı, hatta bir parya gibi hissediyor.

Yüzünü Mısır’a çeviren Gazze ile yüzünü Ürdün’e çeviren Batı Şeria arasındaki ayrışma son yıllarda derinleşti ve geri dönülmez bir noktaya ulaştı. Abbas bunu idrak etmeli. Geçmiş hatalarından ders çıkarıp geleceğe bakmalı. Gazze’yi unutmalı ve Batı Şeria’daki Filistinlilerin hayatını iyileştirmeye odaklanmalı. Esasında İsrail ve Hamas arasında sağlanacak bir anlaşma İsraillilerle Filistinlilerin müzakereye inancını canlandırabilir ki bu, Abbas’ın da menfaatine olur.