Ana içeriğe atla

Carter’a göre Suriye’de güvenli bölgeler kurmak “ciddi bir muharip görev” olur

ABD Savunma Bakanı, uçuşa yasak bölgenin “düşünülmesi zor bir şey” olduğunu söylüyor. Yemen’deki savaş devlet kurumlarını çökertiyor. Obama yönetimi Irak Kürdistanı’na doğrudan silah vermeyi reddediyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
U.S. Secretary of Defense Ashton Carter and Chairman of the Joint Chiefs General Martin Dempsey (not pictured) speak to reporters at the Pentagon in Washington April 16, 2015. REUTERS/James Lawler Duggan - RTR4XNHW

 

De Mistura’dan Suriye için yeni görüşmeler

ABD Savunma Bakanı Ashton Carter, 6 Mayıs’ta Senato Tahsisler Alt Komitesi’ne yaptığı açıklamada Suriye’de uçuşa yasak bölgenin “Düşünülmesi zor bir şey.” olduğunu söyledi, “güvenli bölgelerin” kuruluşunu ve uygulanmasını da “Ciddi bir muharip görev.” olarak tanımladı.

Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad ise aynı gün muhalif güçlerle terörist gruplar karşısında “gerileme” yaşandığını kabul etti. El Kaide’yle bağlantılı Nusra Cephesi, Ahrar El Şam ve Cund El Aksa gibi İslamcı gruplardan oluşan ittifak, Reuters haber ajansının bildirdiği gibi son haftalarda İdlib ve çevresinde Suriye hükümet güçlerini yenilgiye uğrattı.

Fehim Taştekin, bu ilerleyişin Türkiye ile Suudi Arabistan arasında yapılan anlaşmayla ilgili olabileceğini aktarıyor: “Belki Türkiye’nin savaşa girmesi kadar olmasa da uzun vadede daha tehlikeli riskler arz eden vekâlet savaşını körükleme konusunda Ankara’nın Suudilerle yakaladığı momentum sır değil. Erdoğan, 28 Şubat-2 Mart’ta Riyad’a yaptığı ziyaret sırasında görüştüğü yeni Kral Selman ile Suriye’de muhaliflere desteği sonuç almayı hedefleyecek şekilde arttırma konusunda anlaştığı bilgisini gazetecilerle paylaşmıştı. Bu mutabakat Türkiye’nin Yemen’deki operasyona desteğine karşılık Suudi Arabistan’la Suriye’de rejime karşı güç birliğini ve daha geniş çerçevede İran’ın etkisini kesmek için blok oluşturmayı öngörüyordu. Bu mutabakattan sonra sınırda hareketliliğin artması tesadüf olamaz.”

Suriye savaşının giderek kızışması, bölgede mezhepçi gündemi olanları ve Esad yönetiminin devrilmesinin uzun vadede bir şekilde İslam Devleti (İD) ile El Kaide’nin bertaraf edilmesine yarayacağına inananları sevindiriyor olabilir. Ancak bu anlayış Libya ve Irak’taki askeri müdahalelerin sonuçlarını ve buradan çıkan dersleri göz ardı ediyor. Aynı şekilde “Sonra ne olacak?”, “Suriye hükümetinin devrilmesi hâlinde Suriye’nin istikrara kavuşturulması için hangi ülkeler asker sağlayacak?” gibi can alıcı sorulara yanıt vermiyor.

Suriye’deki perişan ve ümitsiz durum ise daha da kötüleşiyor. ABD’li diplomatlar geçtiğimiz hafta Suriye yönetimini sivillere karşı klorin ve varil bombası kullanmakla suçladı. BM genel sekreterinin savaşlarda cinsel şiddet konusunda özel temsilcisi olan Zeynep Bangura ise İD’i kastederek şöyle konuştu: “Cinsel şiddeti, kadınlara karşı gaddarca muameleyi ideoloji ve eylemlerinin merkezi boyutu olarak kurumsallaştırdılar. Bunu ana stratejik hedeflerini gerçekleştirme yolunda terör taktiği olarak kullanıyorlar. (…) Kızlar köle pazarlarında çırılçıplak soyulup inceleniyor.”

Suriye’de “durumun daha da vahim bir hâl aldığını” belirten BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura ise 5 Mayıs’ta Suriye’de siyasi çözüme dönük yeni görüşmeler başlattı. De Mistura’ya göre bu görüşmeler “Suriye Hükümeti’nin yanı sıra 40’ı aşkın Suriyeli grubu, oluşumu ve bireyi, ayrıca komşu ülkeler ve Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesi dâhil 20 civarında bölgesel ve uluslararası aktörü” kapsıyor.

Geçtiğimiz haftalarda Rusya’da yapılan görüşmelerin “dikkati yeniden siyasi kulvara odaklama bakımından yararlı olduğunu” belirten De Mistura, Halep’teki çatışmayı “dondurma” konusunda başarısız olduğunu kabul etti. Ancak bu önerinin “hâlâ masada” olduğunu söyledi. Özel temsilci “Şiddeti azaltma konusunda doğacak her fırsat için tetikteyiz.” şeklinde konuştu.

Bu sütunda De Mistura ve seleflerinin çabalarına her zaman destek verildi, başarı ihtimalleri yakından takip edildi. Suriye’deki sorunların çözümü kolay değil, ama siyasi kulvarın yokluğunda çatışmaları ve akan kanı artıran her eylem, krizi sadece derinleştiriyor. En azından De Mistura akan kanın durmasına ve siyasi sürece öncelik veriyor. Özel temsilci şöyle diyor: “Sayısız başka çatışmada olduğu gibi silahlar bir gün kaçınılmaz olarak susacak. Silahlar ne kadar erken susarsa o kadar çok hayat kurtulacak.”

Umman Yemen müdahalesinin dışında kalmayı seçti

Suudi Arabistan, Yemen’e bir miktar insani yardım imkânı tanıyacak ateşkes öncesinde tarumar olan ülkeye saldırılarını yoğunlaştırdı.

Yemen’den bildiren Maysaa Shuja al-Deen şöyle yazıyor: “Suudi Arabistan bu askeri açmazdan çıkış yolu ararken İran siyasi durumu kendi avantajına kullanmaya çalışıyor. Bu arada iç savaşla birlikte devlet kurumları çöken ve toplumsal şartları iyice bozulan Yemen’de siyasi çözüm hâlen zor görünüyor.”

Madawi al-Rasheed’e göre Suudi Arabistan’ın en iyi seçeneği savaşa verilen geçici aranın kalıcı ateşkese dönüştürülmesi: “Aceleyle ilan edilen, ilan edildiği günden beri amacı muğlak olan bu kötü tasarlanmış savaş uzatmalı bir askeri angajmana dönüşecek. Suudiler süresi belirsiz bir maceraya saplanma riskiyle karşı karşıya ki bu macera ne ezilmiş Yemen halkına yardımcı oluyor ne de zor bir zeminde ilerleyen yönetime tartışmasız bir zafer kazandırıyor. Bu sıkıntılı ve tehlikeli durumdan çıkmanın tek yolu, çatışmaları beş günlüğüne durdurma önerisinin kalıcı hâle getirilmesi ve böylece müzakere ve uzlaşıya imkân verilmesi. Suudi Arabistan bu yoldan Suudi yönetiminin umduğundan farklı bir zafer kazanarak zevahiri kurtarabilir. Ancak Yemen halkı, ülkesindeki iç savaşlara fazlasıyla müdahil olmuş olan komşusunun sebep olduğu yıkımı kolay kolay unutmaz.”

Bu arada Umman Suudi saldırılarının dışında kalmayı seçti. Giorgio Cafiero bu konuda şöyle yazıyor: “İran İslam Cumhuriyeti’yle Basra Körfezi’ndeki Arap şeyhlikleri arasındaki gerilimin soğutulması, Hürmüz Boğazı’nı İran’la paylaşan bir Körfez İş Birliği Konseyi (KİK) üyesi olan Umman’ın menfaatinedir. P5+1 Grubu ile İran arasında nihai anlaşmaya varılması ve İran’ın nükleer programı nedeniyle askeri çatışma riskinin azalması da Maskat’ın fazlasıyla istediği bir şey. Zira böyle bir çatışma Umman’ın yaşamsal ekonomik ve güvenlik çıkarlarını kaçınılmaz olarak tehdit eder. Umman açısından Yemen’de şiddettin tırmanması daha geniş bir bölgesel çatışmayı tetikleyerek bu önceliklerin ikisini de tehlikeye atabilir.”

Obama yönetiminden Irak Kürdistanı’na doğrudan silah yardımı yok

Julian Pecquet 27 Nisan tarihli özel haberinde bu yılki Ulusal Savunma Yetki Yasası’nın taslağında tartışmalı tabirler kullanıldığını, Irak’taki Kürt ve Sünni güçlerin “ABD’den doğrudan yardım almasını sağlamak” için “ülke” olarak addedileceğini bildirmişti.

Irak’ta büyük tepkiye yol açan taslak, Irak Kürdistan Başkanı Mesud Barzani’nin geçtiğimiz hafta Washington’da ABD Başkanı Barack Obama, üst düzey hükümet yetkilileri, Kongre liderleri ve uzmanlarla yaptığı görüşmelerin de odağında yer aldı. Barzani ile Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın 6 Mayıs’taki görüşmesinin ardından Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada Irak’taki Kürt güçlerine doğrudan silah verilmesinin gündemde olmadığı ortaya kondu.

Açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Başkan Yardımcısı Biden ve Başkan Barzani, ABD’nin Irak Hükümeti ile tam eş güdüm hâlinde Kürt Peşmergesi’ne sağlamaya devam ettiği güvenlik desteğini ele aldı. İki lider İD’e karşı süren mücadele ve bilhassa Musul’un kurtarılması bakımından Irak Hükümeti, Kürdistan Bölgesel Yönetimi ve küresel koalisyon arasında yakın iş birliğine büyük ihtiyaç duyulduğu konusunda hemfikir oldu. İki lider ayrıca Irak Hükümeti’nin ulusal programında yer alan ana unsurların ilerletilmesi için Bağdat’la Erbil arasında yakın eş güdüme ihtiyaç olduğu konusunda da fikir birliğine vardı.”

Barzani ise açıklamanın ardından aynı gün şöyle konuştu: “Başkan Yardımcısı da Başkan da Peşmerge’ye doğru silah ve mühimmatın verilmesini istiyor. (…) Burada önemli olan nokta Peşmerge’ye silah verilmesidir. Silahların nasıl ve hangi yoldan geleceği, Peşmerge’nin elinde silah olması gereğinden daha önemli değil.”

More from Week in Review

Recommended Articles