Ana içeriğe atla

Hamas’ın kararlarını silahlı kanat belirliyor

Hamas’ın silahlı kanadı hareketin kurumlarına giderek hâkim oluyor ve İsrail’le uzun vadeli ateşkes girişimlerini engelliyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Palestinian members of al-Qassam Brigades, the armed wing of the Hamas movement, take part in a military parade marking the 27th anniversary of Hamas' founding, in Gaza City December 14, 2014.  REUTERS/Mohammed Salem (GAZA - Tags: POLITICS MILITARY ANNIVERSARY) - RTR4HY1G

Hamas’ın siyasi ve silahlı kanatları arasında gerilim artıyor. Hamas içindeki gelişmeleri izleyen Filistin Yönetimi kaynaklarına göre silahlı kanat İzzeddin El Kassam Tugayları’nın yöneticileri, uzun vadeli ateşkese odaklanan bir anlaşma arayışında olan siyasi kanat mensuplarına bundan vazgeçsinler diye baskı yapıyor.

Ağustostaki Koruyucu Hat Harekâtı’nda suikast girişiminden kurtulan ve faaliyetlerine tam anlamıyla yeni yeni döndüğü belirtilen silahlı kanat lideri Muhammed El Deyf Hamas’ı farklı bir yöne çekmeye çalışıyor. İran’la yakınlaşmanın taraftarı olan Deyf, Hamas’ın Gazze Şeridi’ndeki askeri yapısını güçlendirmek ve İsrail’le yeni çatışmalara hazırlamak istiyor.

Hamas’ın Gazze’deki zor durumunu çok iyi gören siyasi kanat ise Avrupalı aracılar üzerinden İsrail’le uzun vadeli bir ateşkes yapmaya çalışıyor. Siyasi kanada göre böyle bir anlaşmanın sonucunda Gazze’ye uygulanan abluka büyük ölçüde hafifleyecek. Halid Meşal, Musa Ebu Marzuk, İsmail Haniye gibi siyasi kanat mensupları, Mısır’ın Refah Sınır Kapısı’nı neredeyse tümden kapattığı ve Hamas’ı terör örgütü ilan ettiği koşullarda Gazze Şeridi’ndeki Hamas iktidarını uzun vadede sürdürme ihtimalinin gittikçe zayıfladığını görüyor. Hamas’a sırt çeviren Katar’dan sonra yeni hami adayı Suudi Arabistan’la yakınlık sağlanamazsa, İsrail’le de uzun vadeli bir ateşkes anlaşması yapılamazsa trajik sonuçlar doğuracak yeni bir silahlı çatışma her an patlak verebilir.

Hamas’ın siyasi ve silahlı kanatları arasındaki bu mücadele hareketin en kritik dönemlerinden birinde yaşanıyor. Uzlaşı ile savaş arasında seçim yapmak zorunda olan Hamas, ya zorlu koşulların olağanüstü kararlar gerektirdiğini kabul edecek ya da kendisini felaketin eşiğine getiren mevcut politikalarını sürdürecek. Haziran 2007 darbesinden bu yana on binlerce silahlı kişiden büyük bir ordu oluşturan silahlı kanat yöneticileri Gazze’de tesis ettikleri askeri hâkimiyeti korumak ve daha da artırmak istiyor. Siyasi kanat ise İsrail’le diplomatik uzlaşıya varılmadığı takdirde Hamas’ın Gazze’deki kontrolünü ve iktidarını kaybedeceğini idrak ediyor.

BM Özel Temsilcisi Robert Serry, İsviçre Konsolosu Paul Garnier ve Prens Türki El Faysal gibi Suudi temsilciler dâhil olmak üzere çeşitli aracılar üzerinden İsrail’e son aylarda gönderilen mesajlara ne olumlu yanıt ne de ret cevabı geldi. Haniye’nin eski siyasi danışmanı kıdemli Hamas yetkilisi Ahmed Yusuf, Maan Haber Ajansı’na verdiği demeçte siyasi kanadın İsrail’le belli bir anlayış birliğini sağlamak istediğini ve bu yönde açılımlar yaptığını teyit etti.

Yaygın kanıya göre örgüt içindeki mücadelede son sözü silahlı kanat söyleyecek, siyasi kanat da geri adım atmak zorunda kalacak. Hamas’ın neredeyse kurulduğu günden beri ve özellikle silahlı kanadın politikaların belirlenmesine hâkim olmasıyla Hamas’ta işler böyle yürüyor. Siyasi kanat yöneticilerinin İsrail’le varmaya çalıştığı her uzlaşma muhalefetle karşılaştı, kasıtlı terör eylemleriyle sabote edildi.

Silahlı kanat mensupları – ki buna Gazze ve Batı Şeria’daki El Kassam üyeleri de Salih El Aruri’nin son dönemde Türkiye’de oluşturduğu Hamas bürosunun üyeleri de dâhil – silahlı kanadın çıkarlarını korumak, Hamas içindeki hassas hiyerarşide güç ve konumlarını sürdürmek için çalışıyor. Silahlı kanadın Koruyucu Hat Harekâtı’ndan sonra Gazze’de benimsediği hareket tarzı ve hasmane bir tutum alan Mısır’la yaşadığı sorunlar ışığında Hamas kurumlarını tümden ele geçirdiği görülüyor.

El Kassam militanlarının gözdağı ve tehditlerine maruz kalan siyasi kanat mensupları ise silahlı kanada devamlı boyun eğdikleri için bugün ancak kendilerini suçlayabilir. Salih Şehade ve Yahya Ayaş’tan tutun da Ahmed Cebari ve tabi ki efsanevi Deyf’e kadar tüm askeri liderlerin döneminde bu durum hiç değişmedi.

Siyasi kanat yıllar boyunca İsrail’e yönelik terör saldırıları, İkinci İntifada sırasındaki intihar eylemleri ve roket atışları dâhil tüm askeri kararları silahlı kanadın tek başına planlayıp onayladığını öne sürdü. Haniye ve 2004’te İsrail’in suikastına kurban giden Abdül Aziz Rantisi gibi üst düzey Hamas mensupları dahi operasyonel kararlara ve terör saldırılarının planlanmasına hiçbir şekilde dâhil olmadıklarını, askeri kararların El Kassam Tugayları tarafından uygulandığını savundular.

Sorumluluğu reddetmenin amacı belliydi: İsrail’in suikast politikasına hedef olmamak. Ancak gerekçesi ne olursa olsun siyasi kanat silahlı kanadın bağımsız hareket etmesine imkân verdi. Bu hareket tarzı yıllar içinde yerleşti. Silahlı militanlar Hamas’ın fiili yöneticisi oldu, El Kassam Tugayları Frankenstein’ın canavarına dönüştü.

Deyf ve adamları bugün hiç olmadığı kadar Gazze’nin bir numaralı gücü olarak görülüyor. Hareket bugün olduğu gibi bir dönüm noktasına geldiğinde ise bu tür güç mücadeleleri kritik önem kazanıyor.

Siyasi kanadın silahlı kanada karşı üstünlüğü ele geçirmesi zor görünüyor. Siyasi liderler içine düştükleri bu çukurdan çıkmayı fazlasıyla istiyor ama askeri yapının siyasi yönetimden talimat alıp uyguladığı bir hiyerarşiyi tesis edebilmeleri kuşkulu görünüyor.

Tüm bunların bedelini ise Gazze halkı ödüyor ve ödemeye de devam edecek gibi görünüyor. İnsanlara bir zamanlar değişim ve reform vadeden ama felaketten başka bir şey getirmeyen Hamas, kendi içindeki güç mücadeleleri, kaprisler ve ego savaşlarıyla Gazze halkını da tutsak ediyor.

More from Shlomi Eldar

Recommended Articles