Ana içeriğe atla

Kaynağı belirsiz döviz girişlerinin, seçim dönemlerinde artması tesadüf mü?

AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılından bu yana 40 milyar doları bulan kaynağı belirsiz döviz girişleri, seçim dönemleri öncesinde rekor düzeylere çıktı.
A money changer counts Turkish lira bills at a currency exchange office in central Istanbul January 29, 2014. Turkish Finance Minister Mehmet Simsek played down the impact on growth of a sharp hike in interest rates on Wednesday, saying the economy would have suffered greater damage from a loss of faith in the central bank. The bank raised all its key interest rates in dramatic fashion at an emergency policy meeting late on Tuesday, ignoring opposition from Prime Minister Tayyip Erdogan as it battles to def

AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılından bu yana 40 milyar doları bulan kaynağı belirsiz döviz girişleri, seçim dönemleri öncesinde rekor düzeylere çıktı. Merkez Bankası’nın izah edemediği bu girişler, 7 Haziran seçimleri öncesinde ise aylık 4,3 milyar dolara yükseldi ve AKP’ye ‘dışarıdan’ seçim desteği mi sorusunu tartışmaya açtı.

Merkez Bankası’nın 10 Nisan’da açıkladığı Ödemeler Dengesi Bilançosu’nda yer alan ‘kaynağı belirsiz döviz girişi’ tutarı, bir ayda 4 milyar 282 milyar dolarla, son 17 yılın rekorunu kırınca, yaklaşan seçimler öncesi tartışmaları da beraberinde getirdi.

Ödemeler dengesi bilançosunda yer alan ‘Net hata ve noksan’(Net errors and omissions) kalemi, AKP’nin iktidara geldiği 2002’den bu yana, 13 yıl boyunca, Merkez Bankası hesaplarının şeffaflığı açısından, şüpheli ve en dikkat çekici unsur haline geldi.

Ödemeler dengesindeki, ‘olası hesap hatalarını’ ifade eden, net hata ve noksan kaleminde, bu kadar büyük ‘kaynağı belirsiz para girişleri’ olmasına karşın, kamuoyuna bu ‘hesap hatalarıyla’ ilgili somut bir açıklama yapılmıyor. Merkez Bankası’nın bu kadar büyük ‘hesap hataları yapması’, bu hataların kaynağını ve nedenini izah etmeyip, suskun kalması dikkat çekiyor.

Bu para girişleri, ‘kara para aklama, kayıt dışı para girişi, AKP iktidarına parasal destek ve nihayet şüpheli altın ihracatı’ gibi iddiaları gündeme getiriyor.

İyimser açıdan bakıldığında, daha önce ihraç edilmiş ürün ve malların dövizlerinin, gecikmeli olarak gelmesi ya da yurt dışındaki hesaplarda tutulan kayıt dışı paraların, dolardaki hızlı yükselişle, kâr için, yurda getirilmeye başlanması gibi bir değerlendirme de yapılabilir. Ancak, o zaman bu paraların bankalarda kayda girmesi gerekir.

Yurt dışında, kayıt dışı tutulan paranın 130 milyar dolar olduğu ifade edilirken, AKP hükümeti 2008 ve 2013 yıllarında, bu paraların yurda getirilip, çok düşük bir vergiyle kayda geçirilip, yasallaşması için, iki kez vergi affı içeren, ‘varlık barışı’ yasası çıkarttı. Affa rağmen, yurda getirilen ve kayda geçirilen kayıt dışı paralar, çok düşük miktarlarda kaldı.

Dolayısıyla, AKP döneminde, özellikle genel ve yerel seçim dönemlerinde, seçim öncesi ‘patlama’ yapan, kaynağı belirsiz kayıt dışı döviz girişleri, ‘AKP’ye seçim desteği için kaynak’ iddialarını güçlendiriyor!

2011’de yapılan Genel Seçimler sırasında da, net hata ve noksan kalemindeki ‘kaynağı belirsiz para girişi’, yıllık 9,4 milyar dolarla bugüne kadarki en büyük rekoru kırmıştı.

2014’te, 30 Mart Yerel Seçimleri ve 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde de, Merkez Bankası’nın ödemeler dengesi bilançolarına göre, 6 ayda toplam 6,4 milyar dolarlık kaynağı belirsiz para-döviz girişi olmuştu. Böylece, 2014 itibarıyla, 36 milyar dolara yükselen, AKP dönemindeki, kaynağı belirsiz para girişi, Şubat 2015’teki 4,3 milyar dolarla birlikte 40 milyar doları aştı.

Bu kadar büyük bir hesap hatasını, hangi Merkez Bankası yapar yada böyle bir hesap hatası olabilir mi, savunulabilir mi? Merkez Bankası ‘bu paranın geldiği yeri ve kaynağını bilmiyorum’ diyebilir mi? Sorulması gereken soru bu.

Muhalefet partilerinin ekonomi kurmayları, CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak ve MHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Kenan Tanrıkulu, Merkez Bankası’nı, Şubat’ta aylık 4,3 milyar dolara yaklaşan bu kayıt dışı para girişleri üzerindeki ‘karanlık örtüyü ve şaibeleri’ kaldırmaya çağırdılar. MHP’li Tanrıkulu, özellikle seçim dönemleri öncesinde, bu para girişlerinin, büyük tutarlara ulaşmasına dikkat çekerek ‘Bu kadar tesadüf de artık fazla” dedi.

Kaynağı belirsiz döviz girişinin, olağanüstü bir tutara ulaşması, aynı zamanda, Cumhurbaşkanı ile Merkez Bankası arasındaki faiz indirimi kavgasının, en şiddetli olduğu Şubat ayına rastlıyor.

TL’nin Dolar karşısında hızla değer yitirdiği, doların 2,65 TL düzeyine yükseldiği bir dönemde, bu kadar büyük kayıt dışı dolar girişi olması, bu parayı getirenlerin, kur artışından da, yüklü miktarda ‘kayıt dışı’ kazanç elde ettiklerini gösteriyor.

Tabii burada ‘Cumhurbaşkanı, Merkez Bankası’yla faiz kavgasını, bu paraların bilinmeyen sahipleri için mi çıkarttı?’ sorusu da akla geliyor.

Diğer yandan, 4,3 milyar dolarlık kaynağı belirsiz döviz girişinin olduğu Şubat ayında, Merkez Bankası döviz rezervlerinin, 1,1 milyar dolar azalmış olması, doların yükselişini sürdürmesi, bu paranın piyasaya ve Merkez Bankası kasasına girmediğini, ‘bilinmeyen bir yerlere gittiğini’ gösteriyor.

Kaynağı belirsiz döviz girişinin arttığı bir dönemde, ihracatta keskin düşüşler olurken, sadece altın ihracatının patlama yapması, akıllara ambargo altındaki İran’la, ambargoyu delmek için, geçtiğimiz yıllarda, kayıt dışı yürütülen, ‘Altın karşılığı petrol ve doğal gaz ticaretini getiriyor. 

4 eski bakan ve oğullarının adının karıştığı, 17-25 Aralık 2013 rüşvet-yolsuzluk soruşturmasında, bu yönde ciddi bulgulara ulaşılmıştı. Rıza Sarraf üzerinden yürütülen bu kayıt dışı ticarette, milyarlarca dolarlık kayıt dışı altın ve dövizin el değiştirdiği iddiaları gündeme gelmişti.

Hükümet, soruşturmayı yürüten polisleri, yargıç ve savcıları değiştirerek, dosyayı kapatmaya çalışırken, İran’da iş başına gelen Hasan Ruhani yönetimi, aksine bu dosyayı açıp, başlattığı soruşturma sonrasında, 14 milyar dolarlık ‘kayıp alacağının’ peşine düşerek, Türkiye’yi suçlamıştı. 

Bu soruşturmalar ardından, uzun süre düşen ve durgunluğa giren altın ticareti ve ihracatı, 2015’in Ocak - Şubat aylarında, kaynağı belirsiz döviz girişindeki artışa paralel olarak, birdenbire patlama yaptı. Yüzde 117,9 artış gösteren altın ihracatı, iki ayda 3,6 milyar dolar oldu.

Ancak, 7 Haziran seçimleri öncesinde, artarak hızlanan net hata ve noksan kalemindeki, kaynağı belirsiz döviz girişlerinin, döviz ve para piyasalarına yansımaması, bu paraların muhtemelen bir ‘havuzda’ toplandığını akla getiriyor.

Suudi Arabistan, Katar ve Körfez Sermayesi, Tayyip Erdoğan’ı ve AKP iktidarını destekliyor. Zaman zaman da bu desteğin, net hata ve noksan kalemindeki kayıt dışı döviz girişleri üzerinden gerçekleştiği yorumları karşısında, Merkez Bankası’nın, Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın, Cumhurbaşkanı ve Başbakanın sessiz kalması, tepki göstermemesi, bu yorum ve iddiaları reddetme yoluna gitmemesi, dikkat çekiyor.

Diğer yandan, bu milyarlarca doların, Türkiye’ye yatırım amaçlı geldiğini düşünmek;

Siyasi risklerin zirve yaptığı, gerilimin tırmandığı, ekonomik göstergelerin dibe vurduğu, belirsizliklerin arttığı, seçimin gündemde olduğu, bugünkü ekonomik ve siyasi ortamda, hiç de akılcı bir izah yolu değil.

Citibank, Akbank’taki hisselerini satıp Türkiye’den çıkarken, Royal Bank of Scotland Türkiye’den çıkma kararı alırken, HSBC Türkiye’den çıkmaya hazırlandığını duyururken, Fitch, Moody’s, Standart&Poor’s gibi kredi derecelendirme kuruluşları, Türkiye için ‘en yüksek risk, en yüksek kırılganlık’ uyarısı yaparken, paralarını Türkiye’ye akıtan, bu ‘gözü kara’ 4,3 milyar doların sahipleri kim?

More from Zulfikar Dogan