Ana içeriğe atla

Suudi elitlerin Yemen savaşına farklı bakışları

Suudi kamuoyunda yapılan basit bir incelemeye göre elit tabakanın büyük bir kısmı, Yemen’deki Kararlı Fırtına Harekâtı’na İran yayılmacılığını durdurmaya dönük meşru bir hamle olarak bakıyor, bazıları ise müdahaleyi mezhepsel savaş olarak görüyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Saudi students prepare to fly a home-made replica of a jet fighter on April 8, 2015 in Tabuk. The plane was nicknamed "Decisive plane" as a sign of support to Saudi-led coalitions Operation Decisive Storm against the Huthi rebels in Yemen. AFP PHOTO / MOHAMMED ALBUHAISI


        (Photo credit should read MOHAMMED ALBUHAISI/AFP/Getty Images)

Suudi kamuoyunun Yemen’e yönelik 25 Mart’ta başlayan Kararlı Fırtına Harekâtı’na nasıl baktığını ölçmek birçok nedenden dolayı zor. Ülkede profesyonel kamuoyu araştırma şirketleri olmadığı gibi insanlar da hâkim görüşe aykırı fikirler beyan etmekten çekinebiliyor.

Elitlerin ne düşündüğüne gelince bu defa da rejimin doğasından kaynaklı engeller ortaya çıkıyor. Zira rejim kamusal, siyasi faaliyetleri yasaklıyor. Krallıkta resmi siyasi partiler, hareketler veya örgütler yok. Böyle olunca ideolojik akımlar örtük şekilde gelişiyor. Ancak örgütlü siyasi toplantılar da söz konusu değil. Siyasal eğilimleri ölçmenin bir yolu başlıca akımları temsil eden etkili isimlerin görüşlerini takip etmek.

Müslüman Kardeşler’e yakın bir İslamcı olan Avad El Karni, 25 Mart’ta paylaştığı Twitter mesajında Yemen’deki askeri müdahaleye destek ifade etti. İki gün sonra da Tevessül sitesindeki açıklamasında destekleyici görüşünü yineledi. Karni’ye göre harekât İran’ın bölgedeki yayılışını önlemek için gerekliydi. 4shbab ve Alahwaz gibi televizyon kanallarına da çıkan Karni harekâtın tüm Müslüman dünyası için önemli olduğunu anlattı.

Sruri akımıyla bağlantılı olan Şeyh Nasır El Ömer ise 25 Mart’ta YouTube’da yayımladığı görüntülü mesajıyla Yemen müdahalesine destek bildirdi. 1960’larda Suriye’den Suudi Arabistan’a dönen Muhammed Srur tarafından kurulan Sruri akımı Selefilerin ve Müslüman Kardeşler’in ilkelerine dayanır. Sruri, Yemen harekâtını mart 2011’de monarşi karşıtı ayaklanmayı bastırmak için Bahreyn’e gönderilen Yarımada Kalkan Gücü’nün müdahalesine benzetti ve bu harekatın Sünnileri savunmak amacıyla yapıldığını öne sürdü.

İslami Aydınlanma akımına yakın araştırmacı yazar Abdullah El Maliki de 26 Mart’ta Twitter mesajıyla Kararlı Fırtına Harekâtı’na destek ifade etti: “Krallığın önderlik ettiği bu haklı savaş İran’ın bölgedeki yayılışını caydırma amacı taşıyor. Bağdat, Şam ve Beyrut’un ardından bir Arap başkenti daha İran’ın eline düşerken Araplar ne yapsın?”

Maliki şöyle devam etti: “Savaşın berbat bir şey olduğu, saldırganlarla barışçıl olanlar arasında ayrım gözetmediği doğrudur. Ancak bu savaşı kendi emperyal emelleri uğruna bilerek kışkırtanlarla savaşa girmeye mecbur bırakılanları hâlen aynı kefeye koyanlar var. Suudi iç ve dış politikasını istediğiniz gibi eleştirebilirsiniz ama Karalı Fırtına Harekâtı, önceki dönemlerde yapılan büyük hataları düzeltmek için atılan elzem bir adım olarak ortaya çıkmıştır.”

İslami Aydınlanma akımıyla bağlantılı bir diğer isim olan gazeteci yazar Navaf El Kudaymi Maliki’yle aynı fikirdeydi. 26 Mart’taki Twitter mesajında “Yemen’deki Husi ilerleyişine müdahale edilmekte geç bile kalındı.” diyen Kudaymi, Yemen’de kara harekâtı yapılmasının ise güç olacağını yazdı. Husilerin ancak kara savaşıyla durdurulacağını savunan Kudaymi, Yemenliler tarafından yürütülmesi gereken bu savaşa Suudilerin hava saldırılarıyla ve Yemenli aşiretleri silahlandırarak askeri destek vermesi gerektiğini belirtti.

Liberal olarak bilinen Aşark El Avsat gazetesinin genel yayın yönetmeni Selman El Dossari de Kararlı Fırtına Harekâtı’nı onayladığını 26 Mart tarihli makalesine ifade etti. “Husilerin Kökünü Kazımak İçin Uluslararası Bir Kararlı Fırtına” başlıklı makalede harekâtın Husiler üzerinden Yemen’e yayılan İran’a yanıt niteliği taşıdığı ve hem Araplardan hem uluslararası toplumdan destek gördüğü tekrar edildi. Dossari ayrıca Suudi Arabistan’ın meşru Yemen hükümetine arka çıktığını vurguladı.

Suudi yönetimine yakın liberal akımla bağlantılı olan Muhammed El Şeyh de El Cezire’de 29 Mart’ta yayımlanan yazısında Yemen harekâtına destek verdi. Şeyh, müdahaleyi asırlar önce Araplarla Acemler arasında yaşanan Zikar Savaşı’na benzetti.

Arapçılık ve milliyetçilik akımıyla ilişkili olan gazeteci Ali El Dafiri de “Sancılı Ama Gerekli Fırtına” başlığıyla Katar’ın El Arap gazetesinde 29 Mart’ta yayımladığı makalede destekleyici bir tutum ortaya koydu. O da müdahalenin İran’ın Arap dünyasındaki yayılışını durdurmayı amaçladığını yazdı. Harekâtın bir gereklilik olduğunu savunan Dafiri harekâta müstehzi yaklaşanları eleştirdi. Mücadelenin mezhepsel çerçeveye oturtulmasına karşı çıkan Dafiri şöyle yazdı: “Kararlı Fırtına Harekâtı’nın Şiileri hedef aldığını düşünenler fena hâlde yanılıyor. Bu, işleri rayına oturtma ve denge kurmaya dönük stratejik bir savaş. Şiiler bu milletin parçasıdır.”

Milliyetçi akımın bir diğer temsilcisi Sultan El Amir de 31 Mart’ta “Arap Ülkesinin Millete Dönüşü” başlığıyla El Hayat’ta yazdığı makalede Yemen konusunu işledi. Amir’e göre Yemen’deki askeri müdahale, Arap devletinin İran yayılmacılığını durdurarak Arap milletini temsil etmeye dönüşünü simgeliyor. Harekâta mezhepsel mercekten bakan Amir şu ifadeleri kullandı: “Kararlı Fırtına Harekâtı, Arap milletine yönelik ana tehditlerle yüzleşmenin önemini vurgulayan, Arapların en üst seviyeden desteklediği bir Arap tepkisidir. Bu tehditlerin arasında mezhepsel kimliklerin siyasallaştırılması, tahakküm kurma teşebbüsleri, işgal ve milis güçlerinin kurulması yer alıyor.”

Suudi Arabistan’ın muhalif isimlerinden İslami Reform Hareketi kurucusu Saad El Fakih de savaşa prensip olarak karşı olmadığını ifade etti. 26 Mart’ta El Islah kanalında bir programa katılan Fakih, kim yaparsa yapsın Husileri hedef alan her operasyondan memnuniyet duyduğunu belirtti. Devamında ise Suudi Arabistan’ın Irak ve Mısır başta olmak üzere bölgesel politikalarına yüklendi, İran yayılmacılığını da Suudi Arabistan’ın geçmişte Yemen’e karşı uyguladığı yanlış politikalara bağladı.

Bir başka muhalif isim olan Hamza El Hasan ise farklı görüşteydi. Husi karşıtı askeri müdahaleye karşı çıkan Hasan, 4 Nisan’da paylaştığı Twitter mesajında siyasi ve askeri vizyondan yoksun olan bu harekâtın başarısızlığa mahkûm olduğunu öne sürdü.

Yukarıdaki görüşler Suudi elitlerin tamamını temsil etmese de elitler arasındaki genel fikriyatı yansıtma bakımından yararlı. Kararlı Fırtına Harekâtı’na farklı gerekçelerle destek verildiği görülüyor. Harekât kimilerine göre Sünnileri koruma ve İran’ın yayılışını durdurma amacını taşıyan mezhepsel bir mücadele, kimilerine göre ise Yemen devletinin istikrar ve meşruiyetine sahip çıkan ve İran nüfuzunu hedefleyen siyasi bir savaş. Üçüncü bir grup ise savaşa milliyetçi açıdan bakıyor ve onu bölgedeki İran-Safavi yayılmacılığı karşısında Arap milletinin saygınlığını yeniden tesis etme hamlesi olarak görüyor.

Savaşa ilişkin görüşlerin uzun vadede nasıl dalgalanacağını öngörmek zor. Ancak kaba bir bakışla müdahaleye bugün destek verenlerin ileride büyük çaplı bir kara harekâtına pek hevesli olmadığı görülüyor. Genel kanı müdahalenin hava harekâtıyla sınırlı kalması, öngörülmeyen kayıplar ve meçhul bir neticeyle sonuçlanacak kanlı kara savaşına girilmemesi yönünde.

More from Bader al-Rashed

Recommended Articles