Ana içeriğe atla

Lozan’ın ardından Rusya İran’a silah satmayı hedefliyor

Rus yetkililer Lozan mutabakatının ardından İran’a büyük çaplı silah satışlarını gündeme getiriyor. Ancak bu satışlar yakın gelecekte olası görünmüyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
S-300 air defence mobile missile systems drive through Ukraine's Independence Day military parade in the centre of Kiev August 24, 2014. Armoured vehicles and soldiers, some of them hardened in battle, paraded on Kiev's main square on Sunday to mark Independence Day in a defiant show of the military force Ukraine's government hopes will defeat pro-Russian separatists in the east.   REUTERS/Gleb Garanich (UKRAINE - Tags: POLITICS ANNIVERSARY MILITARY) - RTR43I1W

İran’ın nükleer programına ilişkin Çerçeve Anlaşma adı verilen mutabakata dair pek çok soru işareti söz konusu. Bunlardan biri de anlaşmanın Rusya’nın İran’la yaptığı silah ticaretine, özellikle de Moskova’nın uzun süredir hedeflediği gelişkin karadan havaya füze satışına ket vurup vurmayacağı sorusu. Taraflar kendi belirledikleri 30 Haziran tarihine kadar nihai anlaşmaya varabilirse Rusya ile İran arasındaki askeri ilişkiler epey zorlaşacak.

ABD ve İsrail açısından Rusya ile İran arasındaki en sakıncalı ticari işlemlerden biri S-300 karadan havaya füze sistemlerinin satışı için 2007’de imzalanan sözleşmeydi. Her iki ülke bu füzelerin İran’ın nükleer tesislerine yönelik olası bir askeri harekâtta ciddi engel olacağını düşünüyordu. Ancak eylül 2010’da dönemin Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev, İran’a başka konvansiyonel silahların yanı sıra S-300’lerin satışını da askıya alan bir kararname çıkardı. Medvedev’in bu kararnamesi BM Güvenlik Konseyi’nin haziran 2010’da onayladığı 1929 sayılı kararın ardından geldi. Karar, muharebe tankları, zırhlı muharebe araçları, yüksek kalibreli top sistemleri, savaş uçakları, saldırı helikopterleri, savaş gemileri, füzeler ve füze sistemlerinin İran’a satışını yasaklıyordu.

Tahran S-300’lerin 800 milyon dolarlık ödemesini yapmıştı ve teslimatın gerçekleşmemesi üzerine Rus devletine ait silah üreticisi şirketi dava ederek dört milyar dolar talep etti. Resmi Rus basınında ocakta çıkan haberlere göre iki taraf arasındaki bu anlaşmazlık Moskova’nın İran’a eski tip Tor karadan havaya füze sistemlerini tedarik etmeyi kabul etmesiyle çözüldü. Tedarikin hangi tarihte yapılacağı belirtilmedi. İran’daki resmi basın da ayrıntılara girmeden anlaşmaya varıldığını bildirdi. Aynı tarihlerde Rusya ve İran’ın S-300’leri ya da daha yeni bir füze sistemi olan Antey-2500’ün satışını yeniden görüştüklerine ilişkin haberler de çıktı.

ABD’nin Lozan Çerçeve Anlaşması’na ilişkin açıkladığı mutabakat “parametreleri” şu beyanı içeriyor: “İran’ın nükleer programına ilişkin tüm geçmiş BM Güvenlik Konseyi kararları, İran’ın tüm esaslı kaygıları gideren nükleer konulu adımları tamamlamasıyla eş zamanlı olarak kaldırılacak.” Ancak aynı açıklamada “kitlesel silah ve balistik füzelere önemli kısıtlamalar” getiren yeni bir kararın çıkarılacağı belirtiliyor. Öte yandan AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini ile İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’in yaptığı ortak açıklamada yeni BM kararının sadece “bazı kısıtlayıcı önlemleri kapsayacağı” belirtiliyor. Lozan mutabakatı, hükümleri henüz kesinleşmemiş hatta kimi konularda henüz uzlaşı sağlanamamış genel bir anlaşma olduğu için bu farklı beyanların uygulamaya nasıl yansıyacağı henüz net değil.

Nitekim Rusya’nın devlete bağlı uluslararası haber ajansı Sputnik, BM yaptırımlarının kaldırılmasıyla Rusya-İran silah ticaretinin 11-13 milyar dolar civarlarına ulaşacağı spekülasyonlarını coşkuyla yaymaya başladı. Rusya’nın baş müzakerecisi olan maharetli ve son derece profesyonel Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov da şu açıklamayı yaptı: “Biz İran’a yönelik silah ambargosunun anlaşmaların sağlanmasının ardından derhal kaldırılması gerektiğine inanıyoruz.” Çerçeve Anlaşma’ya dair Rus Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada da “tüm yaptırımların kaldırılması” ibaresi yer alıyor ve yeni bir BM kararından ya da İran’a yönelik silah satışlarının kısıtlanmasından bahsedilmiyor.

Her hâlükârda İran’a silah satışını kısıtlayan mevcut yaptırımların kaldırılması için yeni bir BM Güvenlik Konseyi kararı gerekiyor ve bu da Moskova’nın bu konuda kendi görüşünü dayatamayacağı anlamına geliyor. Bilakis, ABD Güvenlik Konseyi’nde sert oynamaya niyetlenirse yeni bir karara duyulan ihtiyaç buradaki dengeyi ABD lehine değiştirebilir. Rusya ve Çin geçmişte İran’a yönelik daha sert kararların çıkmasını engellerken şimdi ABD ve müttefikleri avantajlı konuma geçecek ve aşırı buldukları yaptırım kaldırma girişimlerini engelleyebilecek. Bu durumu gören Rusya’daki şahin kanat da Ryabkov’un yaptığı tarzda açıklamaları silah kısıtlamalarının bir süre daha sürebileceği gerçeğini örtbas etme çabası olarak algılıyor.

Tüm bunlar bir yana Rus yetkililer ve uzmanlar, öteden beri S-300 gibi füze sistemlerinin esasen savunma amaçlı olduğu ve bu nedenle İran’a yönelik mevcut yaptırımların kapsamı dışında kaldığı görüşünü savunuyor. ABD’nin İran’a silah satışlarını katı şekilde kısıtlama gayretleri Moskova’yı bezdirirse Rusya resmi olarak bu tezi benimseyip Tahran’a S-300’leri ya da daha yeni ve gelişkin bir füze savunma sistemi satabilir. Bunun için Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yapması gerek tek şey selefinin 2010’daki kararnamesini iptal etmek ya da değiştirmek olur. Bu kararname de zaten büyük ölçüde Medvedev’in ABD-Rus ilişkilerindeki “yenilenme” sürecinin doruğunda Başkan Barack Obama’ya yaptığı bir jestti. Elbette Medvedev’in kararında uluslararası toplumun İran’ı nükleer konuda masaya oturtma çabaları da etkili olmuştu. İran da artık masaya oturduğuna göre bu konudaki yaklaşım da değişebilir.

Washington Rusya’ya zıt bir yaklaşımı BM üzerinden dayatmaya kalkışırsa Rusya Güvenlik Konseyi’ndeki veto yetkisini kullanarak bu tip girişimleri durdurabilir. Bu durumda ABD muhtemelen Rusya’ya yönelik yeni yaptırımlar gündeme getirir ve AB liderlerini de bu yönde teşvik eder. Washington’un 1990’larda İran’ın nükleer programıyla iş birliği yapan bazı Rus kuruluşlarına yaptırım uyguladığı hatırlanacaktır. Yaptırım seçeneklerinden biri Rus devletine ait silah ihracat şirketi Rosoboronexport ile iş yapan bankalara yönelik olur. Ama bu, Rusya’dan silah satın alan bir dizi ABD’li şirketi de zor durumda bırakır. Kremlin vetolara karşılık yeni yaptırımların gelebileceğini biliyor. ABD-Rusya ilişkilerinin kötüleşmesi ve Moskova’nın giderek kaybedecek bir şeyi olmadığı duygusuna kapılması bu ihtimali güçlendirir.

Rusya’nın bu şekilde hareket edebilmesi için İran’ın da gönüllü iş birliği yapması gerekir. Tahran anlaşmanın uygulamasından genel manada tatmin olursa İran yönetimi ABD’nin tek taraflı ya da AB ile birlikte atacağı adımları göze almak istemeyebilir. Ancak İran’ın Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney Washington’un sözlerini tutmadığına inanırsa -- ki bu farklı yorumlamalardan, ABD Kongresi’nin tutumlarından ya da gelecek ABD yönetiminin İran’a karşı farklı politika izlemesinden kaynaklanabilir -- Rusya’yla yapılacak silah anlaşmaları daha cazip hâle gelebilir. İran yönetimi silah alımı için Çin’e de dönebilir. Nükleer anlaşma bozulur ve Çin bundan Washington’u sorumlu tutarsa Pekin bu seçeneğe yanaşabilir. Bu durumda BM Güvenlik Konseyi’nde işler daha da çetrefilleşir ve uluslararası kamuoyunda sular bulanır.

Rusya, şimdilik üç ay boyunca nihai nükleer anlaşmaya varılmasına odaklanacak ve İran’a karşı yaptırımları sürdürme koşullarına ilişkin çekişmeyi devam ettirecek. Nihai anlaşmanın ardından uzlaşılan hükümleri uygulamaya başlamak da belli bir zaman alacak. Silah satış müzakereleri de aynı şekilde zaman gerektiriyor. Dolayısıyla Moskova ve Tahran şartlar netleştikten sonra bu konuya daha ciddi eğilebilir. Kuşkusuz ki silah satış müzakerelerine ilişkin haberler bile anlaşmanın uygulanmasını başlı başına etkileyebilir, özellikle de ABD Kongresi’ndeki kuşkucular başarılı olursa. Neticede İran ve müzakere ortakları bir anlaşmaya varsa bile bu aslında daha uzun, çetrefilli ve çekişmeli yeni tartışmaların başlangıcı olacak.

More from Paul J. Saunders

Recommended Articles