Ana içeriğe atla

Türkiye Holokost’u anarken Ermeni konusuna duyarsız

Nazi zulmü altında bile üretmeye devam eden Yahudi sanatçıların anısına İstanbul’da düzenlenen etkinlik Türkiye’nin Ermeni soykırımı söz konusu olmadığı sürece azınlıklara yönelik hoşgörü politikasını yansıtıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
School children from Turkey's Jewish community leave notes on a symbolic railway track during a commemoration event on International Holocaust Remembrance Day at Etz Ahayim Synagogue in Istanbul January 27, 2013. The International Day of Commemoration, which was designated by the United Nations General Assembly to honour Holocaust victims, occurs annually on January 27. REUTERS/Murad Sezer (TURKEY  - Tags: POLITICS RELIGION ANNIVERSARY) - RTR3D1Z7

İSTANBUL — “Holokost’u Anma Konseri: Dört Besteci, Üç Yaşam Hikâyesi” isimli etkinlik, Uluslararası Holokost’u Anma Günü öncesinde İstanbul’da bir yerel yönetim tarafından düzenlendi. Bu etkinliğin bir Türk kentinde, üstelik kentin ufak Yahudi cemaati dışında düzenlenmiş olması oldukça şaşırtıcı sayılabilir. Böyle bir etkinlik normal zamanda herhalde düzenlenmezdi, hele de İsrail’in resmi Holokost ve Kahramanları Anma Günü öncesinde, üstelik de dünya Birinci Dünya Savaşı’nın 100’ncü yıl dönümüne odaklanmışken. Ne de olsa Türkiye, Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş dönemindeki Ermeni katliamlarının planlı bir soykırım olarak tanınmasına yönelik en ufak imalara karşı hâlen canhıraş mücadele ediyor. 12 Nisan’da Ermeni katliamını 20’nci yüzyılın ilk soykırımı olarak niteleyen Papa Francis’in Ankara’dan nasıl bir tepki aldığına bakmak yeterli olur.

Türk Yahudi’si bir sanatçı ve müzik araştırmacısı olan Renan Koen, Alman meslektaşı Gottfried Wagner ile el ele vererek İkinci Dünya Savaşı’nda Theresienstadt toplama kampının cehenneminde beste yapmaya devam eden Yahudi besteciler Pavel Haas, Gideon Klein, Viktor Ullmann ve Zikmund Schul’un hayatına odaklanan görsel ve işitsel bir gösteri oluşturmuş. İlginçtir ki Gottfried Wagner de antisemittik görüşleri ve Nazilerde uyandırdığı hayranlık nedeniyle eserleri İsrail’de pek çalınmayan Richard Wagner’in ikinci kuşak torunu.

Etkinlik için yoğun tanıtım yapılmış olsa da dinleyiciler daha çok davetiyeyle gelen konuklardı. Bunların arasında İstanbul’daki konsolosluklarda görevli yabancı diplomatlar, Türk Dışişleri Bakanlığı’nın eski çalışanları, akademisyenler ve Yahudi cemaatinin mensupları ağırlıktaydı. Ben de İstanbul’daki İsrail konsolosunun misafiri olarak bu etkinliğe katılma şansı yakaladım.

Türkçe ve İngilizce gerçekleştirilen etkinlik, dev İstanbul metropolünü oluşturan 39 ilçeden biri olan Şişli’nin Belediye Başkanı Hayri İnönü’nün himayesinde düzenlendi. Açılış konuşmasında dört bestecinin hayatına değinen İnönü, evlerinden koparılıp insanlık dışı koşullarda yaşamak zorunda bırakılan bu sanatçıların günlerinin sayılı olduğu, ölümün her an gelebileceğini bildikleri hâlde beste yapmaya devam ederek olağanüstü bir dirayet ortaya koyduğunu belirtti.

Türkiye’nin ana muhalefet partisinin mensubu olan İnönü, Al-Monitor’a yaptığı açıklamada etkinliğin İstanbul için bir ilk olduğunu belirtti. Konserin 500. Yıl Vakfı tarafından finanse edildiğini vurgulayan Başkan, vakfın da Engizisyon döneminde İspanya’dan kovulan Yahudilerin Osmanlı’ya sığınmasıyla başlayan köklü Türk-Yahudi ilişkilerini yaşatma amacı taşıdığını söyledi.

Türkiye Holokost yıllarında da Nazilerin iktidara gelmesiyle Almanya’dan kaçmaya başlayan Yahudilere kapısını açtı. Birçok akademisyen İstanbul üniversitelerine çağrıldığı için canını kurtarmış oldu. Türkiye’de birkaç yıl önce çekilen “Türk Pasaportu” filmi İkinci Dünya Savaşı’nda Türk diplomatların Yahudileri kurtarma çabalarını anlatır. Türk siyasetçiler de Türkiye’nin İsrail Devleti’ni kuruluşunun ardından tanıyan ilk Müslüman ülke olduğunu sık sık hatırlatır.

Başkonsolos Shai Cohen, Holokost’u Anma Günü vesilesiyle İstanbul’da hafta boyunca bir dizi etkinlik yapılacağını ve bunların sadece bir kısmının doğrudan Yahudi cemaati tarafından organize edildiğini aktardı. Cohen’e göre bu etkinlikler “Türk hükümetinin ülkedeki azınlıklara yönelik hoşgörü ve sahiplenmeyi ön plana çıkarmayı amaçlayan bir tanıtım kampanyasının parçası”.

Türkler Ermeni toplumuna da jestler yapıyor. Önemli bir maddi kaynağın ayrıldığı proje kapsamında Türkiye’nin farklı yörelerinde Ermeni kiliseleri restore ediliyor. Bu mabetler, bir asır önce bu topraklarda yaşamış olan üretken Ermeni toplumunun sessiz şahitleri. Tüm bunlara rağmen Türkler, Ermenilerin “Medz Yaghern” (Büyük Felaket) dediği bir buçuk milyon insanın katledilmesinde Osmanlı yönetiminin sorumluluğunu konuşmak istemiyor.

Geçtiğimiz sene dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Birinci Dünya Savaşı’nda öldürülen bir milyonu aşkın Ermeni için “taziye” mesajı yayımlayarak herkesi şaşırttı. Bu, son 100 yıl içinde bir Türk liderinin yaptığı en ileri açıklamaydı. Ancak Ermeniler, Türkiye’nin bu mesajla soykırımı reddetmeyi sürdürdüğü gerekçesiyle açıklamaya olumsuz tepki verdi.

İsrail ise Türkiye ile diplomatik ilişkileri bozulduktan sonra dahi bu konudaki politikasını değiştirmedi. Nitekim Knesset üyesi olarak Ermeni soykırımının tanınmasını talep eden Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin, İsrail’in bu adımı atmasını isteyen bildiriye attığı imzayı yenilemeyeceğini söyleyerek bu konudaki dava arkadaşlarını şaşkınlığa uğrattı. Rivlin, bu kararını açıklarken Türkiye ile ilişkileri düzeltmek için ortaya çıkabilecek herhangi bir fırsatı riske atmak istemediğini belirtti. Rivlin’e göre Türkiye ile ilişkiler İsrail’in ulusal güvenliği bakımından yaşamsal önemde ve bu ilişkileri canlandırmak için her türlü çaba sarf edilmeli.

Birkaç ay önce burada bahsettiğimiz gibi Başbakan Benjamin Netanyahu, Türk yetkililerin İsrail’e yönelik pervasız saldırılarını sürdürmesi hâlinde Washington’daki nüfuzunu Kongre’nin Ermeni soykırımını tanıması yönünde kullanacağını ima etmişti. Buna rağmen İsrail bu konuda net bir tutum almaktan hâlen kaçınıyor. İsminin gizli kalması kaydıyla Al-Monitor’a konuşan üst düzey bir Dışişleri Bakanlığı yetkilisine göre Bakanlık, kurum içi değerlendirmeler sonucunda soykırımın tanınması yönünde Ermenilerden gelen talepler konusunda daha belirgin bir tavır alınmasını tavsiye etti. Yetkili bunun bir Türkiye meselesi değil, ahlaki bir mesele olduğunu öne sürdü.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Emmanuel Nahshon ise Al-Monitor’a şu açıklamayı yaptı: “İsrail’in tutumu değişmiş değil. Bizler Ermeni halkının Birinci Dünya Savaşı sırasında maruz kaldığı korkunç trajediye duyarlıyız. Bu konuyu önemsiyoruz, empati ve dayanışma hislerimizi ifade ediyoruz. Uluslararası toplumun başlıca çabası yeni insani trajedilerin önlenmesine yönelik olmalı.”

Osmanlı İmparatorluğu’nun Dâhiliye Nazırı Talat Paşa 24 Nisan’da İstanbul’daki Ermenilerin tehcir edilmesi emrini verdi ve böylece Ermenilerin deyimiyle “Büyük Felaket”, Papa’nın deyimiyle de “20’nci yüzyılın ilk soykırımı” başlamış oldu. Önümüzdeki 24 Nisan bu olayın 100’ncü yıl dönümü. Ermenistan, o gün Erivan’da düzenlenecek anma törenine dünyanın dört bir yanından temsilciler davet etti. İsrail’e de davetiye geldi. Dışişleri Bakanlığı, etraflı değerlendirmeler sonucunda Erivan’a resmi bir parlamenter heyet göndermenin yeterli olacağı kanaatine vardı. Heyette Siyonist Kamp vekili Nachman Shai ve Likud Partisi vekili Anat Berko yer alacak. Bu karar, gerçekten de İsrail’in daha önce yaptığı tüm empati jestlerinden daha önemli bir jest. Ancak Ermenilerin İsrail’den beklentisi bunun çok ötesinde.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise uluslararası ilgiyi başka yöne çevirme amacı taşıdığı anlaşılan mükemmel bir saptırma hamlesiyle aynı gün kanlı Çanakkale Savaşı’nı anma töreni düzenleyecek. İtilaf devletleri, bu muharebede Almanya tarafında savaşan Osmanlı karşısında bozguna uğramıştı. Törene onlarca ülkenin lideri davet edildi ve birçoğu katılacağını teyit etti. İsrail’e ise herhangi bir davetiye gelmedi.

Join hundreds of Middle East professionals with Al-Monitor PRO.

Business and policy professionals use PRO to monitor the regional economy and improve their reports, memos and presentations. Try it for free and cancel anytime.

Free

The Middle East's Best Newsletters

Join over 50,000 readers who access our journalists dedicated newsletters, covering the top political, security, business and tech issues across the region each week.
Delivered straight to your inbox.

Free

What's included:
Our Expertise

Free newsletters available:

  • The Takeaway & Week in Review
  • Middle East Minute (AM)
  • Daily Briefing (PM)
  • Business & Tech Briefing
  • Security Briefing
  • Gulf Briefing
  • Israel Briefing
  • Palestine Briefing
  • Turkey Briefing
  • Iraq Briefing
Expert

Premium Membership

Join the Middle East's most notable experts for premium memos, trend reports, live video Q&A, and intimate in-person events, each detailing exclusive insights on business and geopolitical trends shaping the region.

$25.00 / month
billed annually

Become Member Start with 1-week free trial

We also offer team plans. Please send an email to pro.support@al-monitor.com and we'll onboard your team.

What's included:
Our Expertise AI-driven

Memos - premium analytical writing: actionable insights on markets and geopolitics.

Live Video Q&A - Hear from our top journalists and regional experts.

Special Events - Intimate in-person events with business & political VIPs.

Trend Reports - Deep dive analysis on market updates.

All premium Industry Newsletters - Monitor the Middle East's most important industries. Prioritize your target industries for weekly review:

  • Capital Markets & Private Equity
  • Venture Capital & Startups
  • Green Energy
  • Supply Chain
  • Sustainable Development
  • Leading Edge Technology
  • Oil & Gas
  • Real Estate & Construction
  • Banking

Start your PRO membership today.

Join the Middle East's top business and policy professionals to access exclusive PRO insights today.

Join Al-Monitor PRO Start with 1-week free trial