Ana içeriğe atla

Kırmızı Dudaklar, Yüksek Topuklar hareketi

Teoloji ve din bilimleri alanında doktora sahibi olan Pamela Chrabieh, çalışma tutkusunu ve erkeklerin çalışan kadınlara yönelik algısını değiştirme çabalarını anlatıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
redlipshighheels.jpg

Pamela Chrabieh'nin tebessümüne aldanmayın. Bu sevimli görünüşün arkasında Lübnan’da ve hatta ülke dışında kadın hakları hareketine damgasını vuran güçlü bir beyin var. Lübnan ve Kanada vatandaşı olan Chrabieh, savaşın hüküm sürdüğü bir ülkede büyüdü. Bu da onu insan hakları ve dinin toplumsal etkisi üzerine çalışmaya itti. Bugün Dubai’de öğretim görevlisi ve araştırmacı olan Chrabieh, aynı zamanda başarılı bir aktivist olarak tanınıyor.

Lübnan iç savaşından derinden etkilenen Chrabieh 18 yaşında barış aktivisti oldu. Sanat, tarih ve dinlere ilgi duydu, Lübnan Güzel Sanatlar Akademisi’nde okudu. Daha sonra Kanada’nın Montreal şehrinde yaşayan nişanlısının yanına giderek dinler üzerine okudu. Teoloji, din ve kültür alanında lisansüstü derece ve akabinde teoloji ve din bilimleri dalında doktora derecesi aldı. Doktoranın ardından ise iki farklı görevde araştırmacı olarak çalıştı.

Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan Chrabieh “Din, siyaset ve mezhepler arası ilişkiler, gençlik, savaş hafızası ve barış inşası, feminizm, sanat terapisi, dinler ve kültürler arası diyalog ve bunun gibi başka bir sürü konu oldum olası ilgimi çekti.” diye anlatıyor.

Son derece faal bir kişi olan Chrabieh toplumsal çalışmaları, akademik başarıları ve yayımladığı araştırmalarla ödüller kazandı. Barışı, insan ve kadın hakları savunan çeşitli örgütlerde çalışan Chrabieh, bir süre Montreal Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yaptı, bir taraftan da çeşitli araştırmalar yürüttü, makaleler ve kitaplar yayımladı.

Chrabieh ve eşi Nemir Nicolas Badine, İsrail’in 2006’da güney Lübnan’ı işgalini blog sayfalarından yansıttı. Çift daha sonar Lübnan’a taşındı ve 2007’de kızları Jana doğdu. Chrabieh araştırmacı ve aktivist olarak faaliyetlerini sürdürürken Saint Joseph Üniversitesi, Notre Dame Üniversitesi ve Kaslik Holy Spirit Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yaptı.

Chrabieh’nin adını duyurduğu bir başka girişim de 2012’de başlattığı ve farklı etnik, dini, kültürel, sosyoekonomik ve siyasi kimliklere sahip yazarları bir araya getiren Red Lips High Heels (Kırmızı Dudaklar, Yüksek Topuklar) isimli blog oldu. Fransızca, Arapça ve İngilizce yayın yapan blog herkese açık: akademisyenler, hukukçular, öğrenciler, psikologlar, sanatçılar, eğitimciler, iş ve ev kadınları, erkekler ve kadınlar, özel sektör ve kamu çalışanları…

Chrabieh bu girişimi şöyle anlatıyor: “Blog, insanların dikkatini önce ağıza çekiyor ve sonra da o ağızdan çıkan sese. Yıllardır bastırılan ama gür ve net çıkan bir ses… İdeoloji ve kültürü, ataerkil anlayış ve pratikleri sorgulayan, Güneybatı Asya ve Orta Doğu’nun çoğu ülkesinde kadından esirgenen hakları talep eden bir ses… Kırmızı Dudaklar, Yüksek Topuklar hareketinde yer alanlar illa da kırmızı ruj sürüp yüksek topuklu ayakkabı giymiyor. Feminizm ve insan haklarına yaklaşımlarda çeşitlilik bizim ilkemiz. İnsanlara, Orta Doğu’da kadınlara ve insan ilişkilerine dair bugüne kadar öğrendiklerinizi ‘Unutun!’ mesajı veriyoruz.”

Blog sayfasının ve burada oluşan topluluğun başlıca amacı tabuları, kalıplaşmış algıları ve ön yargıları yıkarak farkındalık yaratmak ve kadınları güçlendirmek.

Chrabieh, “Bu blogda ve Facebook sayfamızda farklı bakış açıları ve aidiyetlere sahip bireyler, farklı kesimler arasında diyalog ve iş birliğine yardımcı olmak adına yazıyor, okuyor ve yorum yapıyor.” diye anlatıyor. Topluluğun erkeklere de açık olduğunu belirten Chrabieh şöyle diyor: “Erkek olmak otomatik olarak ataerkil olmak anlamına gelmiyor. Tıpkı kadın olmanın ille de feminist olmak anlamına gelmediği gibi. Toplumumuzda kurumsallaşan kadın düşmanlığı bir tek kadınlara dert olmuyor.”

Kırmızı Dudaklar, Yüksek Topuklar grubunu yaratan düşünce Chrabieh’nin işinde ve günlük hayatında takip ettiği genel felsefeyi yansıtıyor: “Ders verdiğim sınıflarda, meslektaşlarla ilişkilerimde, düzenlediğim veya katıldığım etkinliklerde, yazıp yayımladığım kitap ve makalelerde farklı kimlikler arasında belli bir birliktelik oluşturmaya çalışıyorum.”

Öğrenmek ve öğretmek, Chrabieh için daha iyi bir toplum yaratma mücadelesinin yolu: “İçinde büyüdüğüm ortamda zihniyet ve kimliklerin şekillenmesinde din önemli bir etkendi ve ben de bu nedenle dinleri araştırmak ve bu konuları öğrencilere aktarmak istedim. Dinlerin savaşları nasıl etkilediğini, barışa katkı yapıp yapmadığını anlamak istiyordum. Dinlere dair yanlış algıları çözümlemek ve bu konudaki tutkumu öğrencilerle paylaşmak istedim. Ben şuna inanıyorum ki dinleri farklı yaklaşımlar kullanarak kapsamlı olarak incelemek başkalarının fikirlerine empati ve saygı duymamıza yardımcı oluyor.”

Chrabieh’nin feminizme ilgisi 2006’da Lübnan’a döndükten sonra yoğunlaşmış. Zira burada “kamusal alanda var olan bir kadın” olarak ayrımcılığa uğramış. Chrabieh bunu şöyle anlatıyor: “Ne yazık ki kadınları cinsiyet temelli ayrımcılığa karşı koruyan yasalar yok. Örneğin çalışma hayatında cinsel taciz, terfi edilmemek, aynı kıdem ve sorumluklara sahip erkek ve kadınlara farklı sıfat ve maaşların verilmesi gibi ayrımcılıklar…”

Hamilelik, işe alma usulleri, giyim tarzı, dış görünüş, din ve aile gibi bir dizi unsur kadınların kariyerini engelliyor. Chrabieh de Lübnan’da din bilimleri ve teoloji hocalığı yaparken bu tür sorunlarla mücadele etmiş: “Bir kadın sırf kadın olduğu için bir işe alınmayabilir. Örneğin kutsal alanın yönetimi ya da dini bilginin üretimi ve yayılması gibi alanlarda kadın gerekli zihinsel ve manevi kapasiteden yoksun görülür.

Ya da işveren, kadınların sadece aileleri ve ev işleriyle ilgilenmesi gerektiğine inanıyor olabilir.”

Chrabieh’ye göre “Çalışan kadınlar ayrımcılığa uğramaya devam ediyor. Özellikle de liderlik becerisi olan, yüksek nitelikli kadınlar...” Ancak o yılmak yerine hep güçlü kalmaya ve zorluklarla mücadele etmeye çalışıyor: “Ben şuna inanıyorum ki biz hem birey hem ulus olarak gelişmek, serpilmek ve başarılı olmak istiyorsak eğer önce bazı sevimsiz işleri hâlletmeliyiz ve başarısızlık korkusu gibi bazı korkularımızla yüzleşmeliyiz. Bu, Beyrut sokaklarında bisiklet sürmeye benzer. Yere yuvarlanırsınız, yara bere içinde kalırsınız. Ama eğer hâlâ hayattaysanız ayağa kalkar, üstünüzü başınızı silker ve yolunuza devam edersiniz.”

2013’te SMART Center ve Women in Front örgütleri, Chrabieh’yi feminist çalışmaları nedeniyle ‘Kadın Liderler Rehberi’ne dâhil etti ve Lübnan’ın en etkili 100 kadınından biri seçti. 2014’te Dubai’deki Amerikan Üniversitesi’nde Orta Doğu çalışmaları dalında öğretim üyeliğine başlayan Chrabieh, Dubai’de “gelişen kültürel hayata, yüzlerce farklı etnik ve dini kimliğin bir arada olmasına, çeşitli yeniliklere” işaret ederken en önemli nokta olarak şunu belirtiyor: “Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki kadınlar son yıllarda muazzam mesafe kaydetti. Kamusal ve özel kurumlarda kadınların önemli görevlerde bulunduğu birçok örnek var.”

Chrabieh sözlerini şöyle tamamlıyor: “Yerli feminist akademisyenlere göre toplumsal-kültürel alanda ayrımcılık sürüyor. Medeni Kanun konusu ve tabi ki kadının anne, eş ve çalışan kadın olarak çok yönlü rolleri hâlen tartışılıyor. Ancak birçok kadın siyasi ve ekonomik alanda etkinlik kazanmış durumda. Kadın dernekleri de kadına ilişkin toplumsal algının değiştirilmesinde, kadının toplumsal gelişim süreçlerine katılımının artırılmasında merkezi bir rol oynuyor.”