Ana içeriğe atla

İslam Devleti’nde gerçek güç kimin elinde?

Ebu Bekir El Bağdadi İslam Devleti’nin halifesi olabilir ama örgütü tek başına yönetmiyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Militant Islamist fighters take part in a military parade along the streets of Syria's northern Raqqa province June 30, 2014. The fighters held the parade to celebrate their declaration of an Islamic "caliphate" after the group captured territory in neighbouring Iraq, a monitoring service said. The Islamic State, an al Qaeda offshoot previously known as Islamic State in Iraq and the Levant (ISIL), posted pictures online on Sunday of people waving black flags from cars and holding guns in the air, the SITE m

Ortalama bir İslam Devleti (İD) militanına neden savaştığı sorulduğunda genellikle “Şeriatı hâkim kılmak ve İslamiyet’in bayrağını yükseklerde dalgalandırmak için.’’ diye yanıt verir.

Din bilgini ve cihatçı gruplar uzmanı Mervan Şehade, İD’in yapısını Al-Monitor’a şöyle değerlendiriyor: “Kuşku yok ki örgüt üç temel unsur üzerine kurulu: Şeriat, askeri güç ve medya. Örgütün ana sloganı İbn Teymiyye’nin ünlü deyişinden geliyor: ‘Dinin ayakta durması yol gösteren Kitap ve onu destekleyen kılıçla olur.’ Burada kitap derken Kur’an kastediliyor.”

İD’in İslam’ı temsil edip etmediği ve “gerçek İslam’ın’’ ne olduğuna dair tartışmalar sürse de İslami hareketlerin, mezheplerin ve bilginlerin algısına göre İD gerçekten Allah’ın emirlerini Kur’an ve hadislere uygun şekilde tatbik ettiğine inanıyor ve bunu örgütün belki de en önemli birimi olan Şeriat Kurulu’nun rehberliğinde yapıyor.

Kurulun sorumlulukları şunları içeriyor: Kendinden menkul Halife İbrahim’in (Ebu Bekir El Bağdadi) ve onun altındakilerin konuşmalarını denetlemek, cezaları belirlemek, vaaz vermek, arabuluculuk yapmak, örgütün medya grubunu takip etmek, yeni katılanlara ideolojik eğitim vermek ve infaz kararı alındığında rehinelere nasıl muamele edileceği konusunda halifeye tavsiyelerde bulunmak.

Ürdünlü pilot Muaz El Kasasbe’nin yakılarak öldürülmesi, onlarca Suriyeli ve Iraklı askerin katledilmesi ve kurşuna dizilmesi, James Foley ve başka rehinelerin infazı hep Şeriat Kurulu’nun tavsiyeleriyle gerçekleşti.

İD’den ayrılan bir müftü, Al-Monitor’la ocakta yaptığı görüşmede “Bu tip kararlar, peygamberin ve birinci kuşak Müslümanların uygulamaları kapsamlı biçimde incelendikten sonra veriliyor.’’ şeklinde konuştu. O günlerde İD henüz bir insanı canlı canlı yakmamıştı. Orta Doğu’nun dört bir yanındaki din adamları, Kasasbe’nin yakılmasını gerekçesi ne olursa olsun İslamiyet’e göre menfur bir eylem olduğunu söyleyerek kınadı.

İD’den ayrılan müftü şu bilgileri verdi: “Şeriat Kurulu’nun onayı olmadan hiçbir karar alınmıyor. İslam Devleti’nin ana bir Şeriat Kurulu var, her bölgede ise yerel konularda karar veren daha küçük kurullar var. Kurul başkanının altında iki esas müftü yer alır: Irak müftüsü ve El Şam (Suriye) müftüsü. Ben oradayken Şeyh Ebu Abdullah Kürdi Irak müftüsüydü. Kendisi bölge müftüleriyle, başka bir deyişle yerel Şeriat kurullarının başkanlarıyla temas ederek yeni kararları koordine eder, onlara tavsiyeler verir veya kendisi tavsiye alırdı.”

İsminin gizli kalması koşuluyla Al-Monitor’a konuşan bu din adamı Bağdadi’nin nasıl karar verdiğini şöyle anlattı: “Kendisi Şeriat Kurulu’nun başı olsa da müftülerden görüş alıyor. Tüm müftüler, din konusunda derin bilgi sahibi, yüksek düzeyli din adamlarıdır. Hepsi hafızdır. Bu bilgileri Sahih-i Buhari, Sahih-i Müslim, Müsned İbn Hanbel, El Tarmasi gibi belli başlı hadis kitapları için de geçerlidir. Sadece seçkin din adamları bu kurulun üyesi olabilir. Asıl yönetenler onlardır.”

Kurulun seçkin din adamlarından oluşması onu güçlü kılıyor olabilir ancak aynı zamanda bir ölçüde de zayıflatıyor. Çünkü bu tarz kişiler doğru görmediklerini kolayca kabul etmez. Kuruldan çok sayıda kişinin ayrılmış olması da bu sebepten olabilir.

“Daeş’in Dünyası’’ adlı kitabı kaleme alan İD uzmanı Iraklı yazar Hişam El Haşemi’ye göre 2014’te birçok tanınmış şeyh İD’den ayrıldı. Bunların arasında Saad Honeyti, Ebu Şuayip El Masri, Ebu Süleyman El Uteybi, merhum Sultan El Harbi, Ahmed El Mutayri, Manea El Manea ve Ebu Hamam El Şami yer alıyor. Bu isimlerin verdikleri tavsiye ve hükümlere aykırı kararlar alınmasına tahammül edemedikleri söyleniyor.

Haşemi’ye göre bunların birçoğu Selefiler arasında tartışmalı bir konu olan hilafet ilanına da karşı çıktı. Hilafet ilanına karşı İD’in içinden muhalif seslerin yükselmiş olması ilginç bir bilgi. Peki, karşı çıkış nedenleri neydi?

İD’den ayrılan din adamına göre “Ebu Bekir, halifeliği Şeriat Kurulu’na danışmadan ilan etti. Bu birçok müftünün karşı çıktığı bir faciaydı. Ebu Bekir El Bağdadi atamayla halife oldu. Halifeliğin ilanı sorunluydu, dini açıdan sorun vardı. Bu örgüt ve devlet bir gün çökecek olursa İslam adı altında Şeriatın ihlal edilmesinden olacak.’’

Bu din adamının kendisi de hilafet ilanının dinen yanlış olduğuna inandığı için İD’den ayrılmış.

Şehade’nin verdiği bilgiye göre İD Şeriat Kurulu birkaç komiteden oluşuyor. Bunlar araştırma ve fetvalardan, dini okullardan, fazileti yaymak ve kötülükleri engellemekten, camilerden ve yargıdan sorumlu.

Dini okullardan sorumlu komite örgüte yeni katılanlara kurs veriyor, ayrıca kadı ve cami imamlarını eğitiyor. Fazileti yayma ve kötülükleri engelleme komitesi ise insanların İD’in İslam yorumuna uygun davranmasını sağlamaya çalışıyor.

Şehade şöyle devam ediyor: “Şeriat Kurulu’nda tanınmış din adamları yer alıyor. Bunlar farklı milliyetlerden geliyor ancak üstünlük Iraklılarda. Aralarında Ebu Eyüp El Bregi, Ebu Munzer El Ordoni ve Türki Binali gibi isimleri hatırlıyorum.’’

Şehade’ye göre örgüt, çoğu fetvasını Ebu Abdullah El Muhacir’in “Cihat Fıkhı’’ kitabı başta olmak üzere belli hadis kitaplarına dayandırıyor. Korku salma amaçlı şiddet kullanımı ve diğer stratejik konularda ise Ebu Bekir Naci’nin cihat üzerine yazdığı “Vahşetin Yönetimi’’ kitabına başvuruyor.

More from Ali Hashem (Syria Pulse)