Ana içeriğe atla

Şiddet tehdidi Filistinli gazetecileri susturuyor

Filistinli gazeteciler Gazze Şeridi ve Batı Şeria’da yaşadıkları fiziksel saldırı ve tacizler yüzünden siyaset ve güvenlikle ilgili hassas konular hakkında yazmaktan çekiniyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Palestinian journalists hold placards during a demonstration in support with reporters detained by Hamas in Gaza and to ask for their immediate release on January 27, 2013 in the West Bank city of Ramallah.  AFP PHOTO/ABBAS MOMANI        (Photo credit should read ABBAS MOMANI/AFP/Getty Images)

GAZZE ŞEHRİ, Gazze Şeridi — Bir haber yazmaya oturduğunuzda kafanızın içindeki ses ne kadar güçlü olur? Haberiniz yayımlandığında sizi atacaklarını düşündüğünüz hücre ne kadar küçüktür? Kafanıza silah doğrultacak olan adamın yüzünde maske var mı? İşte böyle sorular bir haberin en önemli ve can alıcı unsurlarını size sildirtir. Bazı düşüncüler ise haberden tümüyle vazgeçmenize yol açar.

Filistin Kalkınma ve Basın Özgürlükleri Merkezi’nin 2014’ün sonunda yaptığı bir araştırmaya göre Batı Şeria ve Gazze’deki gazetecilerin yüzde 80’i haberlerine otosansür uyguluyor.

“Resmi Basın ve İfade Özgürlüğü” isimli araştırmayı yapan gazeteci Gazi Bani Odeh gazetecileri otosansüre sevk eden başlıca nedenler arasında saldırı ve taciz korkusu olduğunu söylüyor.

Odeh Al-Monitor’a şöyle konuşuyor: “Batı Şeria’da gazetecilere karşı yapılan ihlallerle Gazze’de yapılan ihlaller arasında fark yok. İki tarafta da gazeteciler baskı görüyor ve yazdıkları her kelimeyi tartmak zorunda kalıyor.”

Gazze İçişleri Bakanlığı’na bağlı iç güvenlik birimleri genç gazeteci Yusuf Hammad’a bir tebligat göndererek 30 Aralık 2014’te emniyete çağırmış. El Vatan Radyosu ve bazı yerel internet sitelerine haber geçen Hammad, emniyette olanları Al-Monitor’a şöyle anlatıyor: “Beni tehdit ettiler. Beni son kez uyardıklarını ve yazdığım haberlerde bir daha Hamas’ı eleştirecek olursam bacaklarımı kıracaklarını söylediler.”

Daha önce de Hamas’a bağlı Hükümet Enformasyon Bürosu’ndan çağrıldığını söyleyen Hammad şöyle devam ediyor: “Bana Hamas ile İslami Cihat arasında camilerde yaşanan çekişme hakkında yazdığım özel haberi sormuşlardı. Bu, ifade ve basın özgürlüğünün olmadığını gösteriyor. Dünya üzerinde bu özgürlüklere inanan hiçbir güvenlik birimi yok.”

Otosansüre direnmeye çalıştığını belirten Hammad şöyle diyor: “Ancak iki yıl önce bir yürüyüşü izlerken güvenlik güçlerinin saldırısına uğradığımı ve kafama aldığım darbeyi hatırlayınca kendimi kontrol etmeye başlıyorum. Bu bir kendini savunma refleksi.”

Al-Montior’a da katkıda bulunan serbest gazeteci Mohammed Othman da 5 Ocak’ta Halk Direniş Komiteleri’nin genel merkezinde fiziksel saldırıya uğradı ve tehdit edildi. Othman’a göre bunun sebebi 2014 savaşı sırasında İsrail’le iş birliği yapmakla suçlanan kişilerin öldürülmesiyle ilgili haberiydi. Bir komite sözcüsünün demecine de yer veren haberin internette yayımlanmasının ardından sözcü Othman’ı arayıp demecinin geri çekilmesini istemiş. Bunu kabul etmemesi üzerine saldırıya uğradığını söyleyen Othman şöyle devam ediyor: “Saldırıdan sonra El Kudüs Televizyonu baskılar yüzünden ve benim güvenliğimden endişe ettiği için sözcüyle yaptığım röportajın videosunu yayımlamadı.”

Skeyes Medya ve Kültürel Özgürlükler Merkezi’ne göre ocak ayında Batı Şeria’daki güvenlik güçleri üç, Gazze’dekiler de iki gazeteciyi göz altına aldı. Gazze’de ayrıca kanunsuzluk yüzünden iki saldırı vakası yaşandı. Saldırıya uğrayan gazetecilerden biri olan Maha Ebu Ömer, sokakta yürürken kimliği belirsiz bir kişi tarafından ağır şekilde darp edildi.

El Hayat’ta çalışan Fethi Sabah’a göre ise otosansür her Filistinli gazeteci için oyunun bir kuralı. Batı Şeria ve Gazze’deki her muhabirin zihninde bir polis memuru olduğunu söyleyen Sabah Al-Monitor’a şöyle konuşuyor: “Bence eğer bir gazeteci iç siyaset hakkında yazıyorsa ya da aile namusu, ensest, toplumsal bölünmüşlük, resmi kurum ve hükümet birimlerindeki siyasi, idari ve mali yolsuzluklar gibi hassas konularla ilgileniyorsa orada her zaman otosansür vardır.”

Sabah’a göre gazeteciler büyük bir sıkıntı ve çaresizlikle otosansüre başvuruyor ve bu da bazen çalışma heveslerini kırıyor. Zira bu durum haber yazmanın anlamını sorgulatıyor: Eğer yazılanlar bir etki yaratmayacaksa, bazı şeylerin iyileşmesine katkıda bulunmayacaksa o zaman yazmanın ne anlamı var?

Sabah şöyle devam ediyor: “Gazeteciler partilerden, resmi görevlilerden ve ailelerden korkuyor. Çünkü burada bir hukuk devleti yok, insan hürriyetine saygı yok, kaos ve kanunsuzluk almış başını gidiyor.” Sabah, direniş hareketiyle ilgili bazı konuları yazarken otosansür uyguladığını kabul ediyor ve bunu özellikle telefon ve Facebook üzerinden ölüm tehditleri de dâhil isimsiz tehditler aldıktan sonra yapmaya başladığını söylüyor.

Filistin İnsan Hakları Merkezi’nde Ekonomik, Toplumsal ve Kültürel Haklar Birimi Başkanı Halil Şahin, Batı Şeria ve Gazze’deki gazetecilerin sekiz yıllık Hamas-Fetih ayrılığı boyunca tehditlerin yanı sıra silahlı ve fiziksel saldırılara da uğradığını vurguluyor. Bunun otokontrole yol açtığını belirten Şahin şöyle devam ediyor: “Gazeteciler, hassas konuları yazmayı bırakıyor ve araştırmacı gazetecilik yapmıyor. Ayrıca taciz korkusu yüzünden bir duyarsızlaşma söz konusu. Ama az sayıda olsa da macerayı her zaman kontrole tercih eden gazeteciler de var.”

Otosansür bireysel bir tercih olabilir ama bugün gittikçe yaygınlaşan bir kontrol yöntemi hâline geliyor. Öyle ki otosansür uygulamayan gazeteciler baş belası ve profesyonellikten uzak olarak görülüyor.

More from Asmaa al-Ghoul

Recommended Articles