Ana içeriğe atla

Erdoğan yanlısı basında tasfiye

Erdoğan yanlısı gazetelerde gerçekleşen beklenmedik tasfiyeler, Ak Parti dünyasında yaşanan iktidar oyunlarına dair yeni soru işaretleri doğurdu. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Newspapers are displayed at a newsstand on January 24, 2012 in the Karakoy neighborhood of Istanbul. Turkish newspapers criticized the January 23 vote by the French Senate making denial of the Armenian genocide a crime. The French Senate on January 23 approved, by 127 votes to 86, the measure which makes it an offence punishable by jail in France to deny that the 1915 massacre of Armenians by Ottoman Turk forces amounted to genocide. Turkish Prime Minister Recep Tayyip Erdogan on January 24 slammed as discr

Türk basınının iktidar yanlısı kanadında 24 Kasım’da beklenmedik bir tasfiye gerçekleşti. Star ve Akşam gazetelerinin en tepe üç yöneticisi birdenbire işlerini kaybetti. Tasfiye kararını iki gazetenin de sahibi olan Ethem Sancak verdi. Ancak pek çok kişi Sancak’ın böyle bir kararı “nihai patron” olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan habersiz almış olabileceğini düşünmüyor. Dolayısıyla, medyanın gündemine damga vuran bu iç tasfiyenin nedenleri ve siyasi yansımalarına ilişkin pek çok spekülasyon yapılıyor.

Görevden alınan isimler Star Medya Grubu Başkanı Mustafa Karaalioğlu, Genel Yayın Yönetmeni Yusuf Ziya Cömert ve Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Ocaktan. Üçü de Türkiye’nin İslamcı/muhafazakar siyasi hareketinin emektar isimleri ve hepsinin hem Erdoğan hem de Ak Parti’yle uzun yıllara dayanan bir yakınlığı var. (Hatta Ocaktan 2007-11 yılları arasında Ak Parti milletvekiliydi.) Sadece müttefik gazetecilerin davet edildiği Erdoğan’ın uçağına sık sık konuk olan bu üç ismin işten çıkarılması, yalnızca muhalif gazetecilere yönelik tasfiyelere alışkın olan kamuoyu için haliyle ilgi çekici oldu.

28 Kasım’da CNN Türk yayınında konuşan Karaalioğlu işten çıkarmaların iki gazeteyi de yaklaşık bir yıl önce satın alan Sancak’ın kişisel tasarrufu olduğunu belirtti. Karaalioğlu “kırgın” olduğunu söylese de “patronlar nasıl bizi işe alma kararını veriyorken sorgulamıyorsak, işten gönderme kararlarına da saygı duymamız lazım” diye konuştu. Sancak da buna binaen kararının gerekçesini “tarzlarımız uyuşmadı” diye açıkladı.

Bu açıklamalar ilk bakışta basında yaşanabilecek normal bir idari değişiklik gibi görünse de pek çok kişi olayın perde arkasında başka şeyler olduğunu düşünüyor.

Öncelikle, Karaalioğlu’nun işten çıkarılmasının, Star’da köşe yazan Cemil Ertem’in işine son verilmesinden sadece birkaç gün sonra gerçekleştiğini not etmek gerek. “Neo-liberalizm” ve “faiz lobisi”nin yılmaz düşmanlarından ekonomi yazarı Ertem’in Yiğit Bulut’la benzer görüşleri paylaştığı ve onunla arkadaş olduğu biliniyor. Star’da köşesi de bulunan Bulut’un Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’la anlaşamadığı ve onun yerine geçip “bağımsız” (ve komplo teorisi esaslı) bir ekonomi vizyonunu uygulamak istediği rivayetleri de var.

Nitekim, Cemil Ertem, Karaalioğlu’na karşı “Yiğit Bulut’la birlikte sosyal medyada karalama kampanyası yürüttüğü” gerekçesiyle işten çıkarıldı. Karaalioğlu’nun işine bundan sadece birkaç gün sonra son verilmesi de ‘Bulut’un intikamı’ şeklinde yorumlandı. Erdoğan’ın Bulut’u Karaalioğlu’na (yani emektar bir ismi taze bir aparatçiğe) tercih ettiği şüphesi de Erdoğan yanlısı basında şok yarattı. Bunun üzerine Star’da köşe yazan Hakan Albayrak, Elif Çakır ve İbrahim Kiras da Karaalioğlu’na destek için istifa etti.

HaberTürk köşe yazarı Nihal Bengisu Karaca ise olayın yarattığı derin hüsranı yansıtan bir yazı kaleme aldı. Türkiye’nin “sessiz devrim”ine cesurca hizmet edenlerin şimdi hoyratça kenara atıldığını söyleyen Karaca şu ifadeyi kullandı: “Dünün en sağlam kaidesi ‘uhuvvet’ bir kere yara alınca, geride onur kırıcı bir hiyerarşi kalıyor”.

Bu yorumlar aslında Erdoğan yanlısı cenaha mensup aydın ve siyasiler arasında yaygın olan bir hissiyata işaret ediyor: Onlar Erdoğan’ın “Yeni Türkiye”sini yıllarca desteklediler, ancak artık sorunları da görmeye başladılar. Diğer taraftan ise bu emektar isimleri yeterince sadık olmamakla suçlayan daha hevesli ve adanmış Erdoğancılar öne çıkmaya başladı. Bir diğer deyişle, emektarların destekledikleri “sessiz devrim” şimdi kendi çocuklarını yemeye başladı.

Gelişmeleri bu şekilde yorumlayan isimlerden biri de Levent Gültekin. Karaalioğlu gibi İslamcı/muhafazakar basının diğer emektar isimleriyle yıllarca birlikte çalışan ancak birkaç yıl önce bu cenahtan kopan Gültekin, 26 Kasım’da “Star gazetesinde tam olarak ne oldu?” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Erdoğan’a itaat standartlarının yükseldiğini ve yeni standardı tutturamayanların kenara itildiğini kaydeden Gültekin şu ifadeleri kullandı:

“Erdoğan’ın isteklerini ‘Tamam yapalım ama şuna da dikkat edelim’ diyerek talebi tartışmaya açanlar; bu istekleri yerine getirirken denge gözetip ayak sürüyenler tasfiye ediliyor. (...) Yerlerine açıkça çatışmadan ve kavgada yana olan, emirleri gözükara ve hesapsızca uygulayacak birileri getiriliyor. (...) ‘İktidar olmak için bazı şeyleri sineye çekebiliriz ama demokrasi süsü verelim’ diyenler bir bir gidiyor. (...) Yani ılımlı, uzlaşmacı, küçük itirazları olan, ‘Efendim biraz dikkatli yapalım’ diyenler sahneden kovuluyor. (...) Bu Yeni Türkiye’de, Ak Partili de olsa, ılımlılara, ‘ama’ diyenlere yer yok.”

Gültekin’in bu satırlarının ayıltıcı bir yönü olduğu kesin. Nitekim, Star’dan istifa eden İbrahim Kiras da dahil pek çok kişi kendisine katılıyor. Diğerleri ise bu olayın, sürekli değişen bir sektörde yapılan sıradan bir yönetici değişikliği olarak fazla abartıldığını savunuyor. Bu görüşlerin hangisinin daha doğru olduğunu söylemek zor. Ancak kesin olan bir şey var: Bu tasfiye Erdoğan’ın en istikrarlı destekçileri arasında bile bazı soru işaretleri uyandırdı.

Öyle ki, bazıları, bugüne dek çok alkışladıkları “yeni Türkiye”yi biraz fazla abartmış olabileceklerini düşünüyorlar.

More from Mustafa Akyol

Recommended Articles