Ana içeriğe atla

Gelecek Davutoğlu için ne getirecek?

Sadece Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kararlarını uygulayarak ikincil bir rol üstlenmek durumunda kalan Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun bu pozisyonu ne kadar sürecek? İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Turkey's President-elect Tayyip Erdogan (R) and incoming prime minister Ahmet Davutoglu leave the stage together during the Extraordinary Congress of the ruling AK Party (AKP) in Ankara August 27, 2014. Erdogan said on Wednesday he would ask Davutoglu to form a new government on Thursday, and a new cabinet of ministers would be announced the following day. REUTERS/Umit Bektas (TURKEY - Tags: POLITICS) - RTR43Z11

Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’nin halk oyuyla seçilen ilk Cumhurbaşkanı olmasının ardından gözler halefi Başbakan Ahmet Davutoğlu ile kurduğu ilişkiye çevrilmiş durumda. Bu ilişki normal koşullarda büyük bir mesele olmazdı, hatta geçmişte iki kurum arasında yaşanan gerginlikler bile bu kadar ilgi çekmedi.

Aslında, Cumhurbaşkanı’nın devletin başı olarak önemli yürütme yetkilerine sahip olmadığı ve yürütmenin Başbakan’ın sorumluluğunda olduğu Anayasa’da açıkça belirtiliyor. Ancak Erdoğan’ın bu geleneksel rolü aşan bir lider olmak istediği de bilinen bir gerçek. Cumhurbaşkanı bu konuda meşruiyeti halktan aldığı konusunda ısrarcı. Nitekim, Erdoğan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce bu oylamayla “milletin liderini seçeceğini” açıkça ilan etmişti ve onun gözünde seçimlerde aldığı yüzde 52’lik oy oranı kendisine bu meşruiyeti sağladı.

Bu arada, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) üyeleri de başkanlık sistemini hayata geçirmek istediklerini açıkça söylüyorlar. Erdoğan şimdi, Haziran 2015’te yapılması planlanan genel seçimlerde AKP’nin başkanlık sistemine geçiş için gereken Anayasa değişikliğinin önüne açacak yeterli oy çoğunluğuna ulaşmasına odaklanmış durumda.

AKP’nin seçimleri kazanmasına kesin gözüyle bakılsa da başkanlık sistemine geçiş için gereken çoğunluğu sağlayıp sağlayamayacağına ilişkin ciddi şüpheler var. Bu da Davutoğlu’nun Başbakan olarak nasıl bir rol üstleneceğine dair soru işaretlerine sebep oluyor.

Başbakanlık için ismi selefi Erdoğan tarafından belirlenen Davutoğlu kendisini, halkın seçtiği Cumhurbaşkanıyla uyumlu çalışan ama tamamen onun emrinde olmayan seçilmiş bir Başbakan gibi lanse etmeye çalışıyor.

Ancak AKP’nin Erdoğan’ı ülkenin ilk icracı Cumhurbaşkanı yapma niyetini açıkça ilan etmiş olması Davutoğlu’nun bu çabasını nafile kılıyor. Zira, bu şartlarda Davutoğlu’na düşen kendi makamının etkinliğini Cumhurbaşkanlığı lehinde azaltmak ve bu da onu oldukça zorlu bir pozisyona sokuyor.

Dahası, Erdoğan şimdiden Davutoğlu’nu gölgede bırakmaya başladı bile. Örneğin, Washington’un Türkiye’de kimi asıl muhatap olarak gördüğü açık. ABD Başkanı Barack Obama normal şartlarda Başbakan olarak Davutoğlu’nu arardı, ki Erdoğan’ın Başbakanlığı sırasında zaten böyle yapıyordu. Oysa şimdi bu kural değişti ve Obama artık Davutoğlu’nu baypas ederek önemli meseleleri görüşmek için doğrudan Erdoğan’ı arıyor. Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın da aynı yoldan gitmesi, Washington’un gözünde Ankara’da kararların kim tarafından alındığını ortaya koyuyor.

Milliyet’e özel açıklamalarda bulunan Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi sözcülerinden Mark Stroh, Obama’nın devletin başı olarak Erdoğan’ı aramasının normal olduğunu söyleyerek bunu savunmaya çalıştı. Davutoğlu ise elbette bu gidişatın “normal” olup olmadığına ilişkin bir açıklama yapmadı, zira bu durumdan rahatsız olsa bile böylesi bir açıklama yapabilecek bir konumu yok.

Ancak Anayasa uzmanı ve köşe yazarı Taha Akyol’a göre gidişat normal görünmüyor. Akyol’un Al-Monitor’a yaptığı değerlendirme şöyle: “Bu Anayasal değil, ama Erdoğan’ın seçilmişlikten aldığı bir güç var. Karar alma konusunda Davutoğlu ikincil bir pozisyonda. Esasen kararları Erdoğan alıyor, Davutoğlu da bu kararları uyguluyor”.

Erdoğan’ın mizacına işaret ederek, sırf Cumhurbaşkanı olduğu için siyasetten elini çekmesini beklemenin yanlış olacağını da ifade eden Akyol Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmiş olmasına rağmen AKP’nin olağanüstü kongresinde üstlendiği faal rolü anımsatıyor.

Hürriyet Daily News gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Murat Yetkin de Erdoğan’ın geleneksel Cumhurbaşkanlığı rolüyle yetineceğinden şüpheli. Haziran 2015’teki genel seçimlere işaret eden Yetkin 25 Ekim tarihli yazısında şu ifadeleri kullanıyor: “Peki, Anayasa’ya göre partisiz olması gerekse de, Ak Parti aday listeleri üzerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın etkisinin olmayacağını düşünmek gerçekçi mi? Ya da Siyasi Partiler Kanunu’na göre aday listeleri üzerinde son sözü söylemeden önce Davutoğlu’nun Erdoğan’a danışmayacağını, onun tavsiyelerini almayacağını düşünmek? Ya da Erdoğan’ın istemediği herhangi bir kişiye, yine de aday listesinde seçilebilir sırada yer verileceğini söylemek gerçekçi midir? Ak Parti'de halen siyaset yapan hemen herkes buna dâhildir.”

Bunlar, elbette Davutoğlu’nun partideki otoritesine ilişkin bir çıkarım yapmak için yeterli değil. Dolayısıyla, Akyol da Erdoğan ile Davutoğlu arasındaki cicim aylarının genel seçimlerden sonra bitebileceği olasılığını dışlamıyor. Zira, Davutoğlu yürütmenin seçilmiş başı olarak daha iddialı bir Başbakan’a dönüşebilir.

Ankara kulislerinde ise halihazırda Cumhurbaşkanlığı ile Başbakanlık arasındaki ilişkinin dört dörtlük olmadığına ilişkin iddialar dolanıyor.

Örneğin, Taraf gazetesinin 24 Ekim tarihli haberinde iki kurum arasında “köstebek danışman” krizi çıktığı iddia edildi. Habere göre Davutoğlu’nun yakın bir danışmanının hükümet toplantılarını tüm ayrıntılarıyla Köşk’e aktarması Başbakanlık’ta tepkiye neden oldu. Haberde, Erdoğan’ın yaşanan kriz üzerine “Bu iş böyle olmayacak. Bizim acil olarak başkanlık sistemine geçmemiz gerekiyor” dediği iddiası da yer alıyor.

Basında çıkan bir diğer söylentiye göre ise Davutoğlu kısa süre önce Erdoğan’ı uluslararası toplumun odağında şu an Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın olmadığı ve Ankara’nın da Suriye politikasına buna uygun bir şekilde yön vermesi gerektiği konusunda ikna etmeye çalıştı. Ancak yine iddialara göre Erdoğan’ı Suriye liderine yönelik nefret ifadelerini yumuşatmak konusunda ikna edemedi.

Bu iddiaların hiçbiri teyit edilmese de pek çok kişi ‘ateş olmayan yerden duman çıkmaz’ diye düşünüyor.

Öte yandan, Akyol başkanlık sistemine geçişin kimilerinin tahmin ettiği kadar kolay olmayacağına da dikkat çekiyor. Akyol bunun Erdoğan’ın gelecek planlarını nasıl etkileyeceğine dair bir soru üzerine ise Erdoğan’ın başkanlık sistemine geçilmemesi halinde bile halktan aldığı destekle yoluna şu anki gibi devam edeceğini söylüyor.

Bu olasılık, Davutoğlu’nun siyasi geleceği için olumlu bir alâmet değil. AKP’nin başkanlık sistemini yasal olarak hayata geçirmesi halinde kulislerde Davutoğlu için dile getirilen bir diğer senaryo ise şu: Davutoğlu Erdoğan’ın Dışişleri Bakanlığı’ndan sorumlu Başkan Yardımcısı olacak.

Kısacası, Davutoğlu’nun siyasi geleceğine ilişkin bir belirsizlik söz konusu. Kesin olan ise Erdoğan’ın siyasi geleceğinin Davutoğlu’na kıyasla daha fazla güvence altında olduğu...

More from Semih Idiz

Recommended Articles