Ana içeriğe atla

Anbar İslam Devleti’yle mücadelesine destek istiyor

Anbar’daki yerel yönetim, İslam Devleti’nin bir dizi kentte ilerlemesinin endişe verici olduğunu belirterek vilayetin düşmemesi için ivedi çözüm çağrısı yapıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Radical Shi'ite cleric Muqtada al-Sadr (R) attends the funeral of fighters loyal to his Brigades of Peace, who were killed when an improvised explosive device (IED) exploded near the town of Amerli, in Najaf, south of Baghdad September 3, 2014. REUTERS/ Alaa Al-Marjani (IRAQ - Tags: CIVIL UNREST MILITARY POLITICS CONFLICT) - RTR44SOC

BAĞDAT — Anbar yerel yönetiminden bir heyet, 18 Ekim’de Şii Necef vilayetine giderek din adamı Mukteda El Sadr’la görüştü. Şii din adamı, basına kapalı gerçekleşen ziyarete ilişkin açıklama yapmazken Anbar’daki yerel yönetim de görüşmeyi alelade bir açıklamayla doğrulamakla yetindi. 

Al-Monitor’un ulaştığı Anbar vilayet meclisinin iki üyesine göre bu görüşme aslında bir tesadüf sonucu gerçekleşti. Zira Anbarlı heyetin aslen Şii din adamı Ali Sistani ile görüşmesi planlanıyordu. Ancak bu görüşme Muharrem ayında yaşanan gelişmeler üzerine ertelendi. Meclis üyesi Asal El Fehdavi, Al-Monitor’a görüşmeye ilişkin şöyle dedi: “Sadr’la görüşmemizi Irak parlamento üyesi Hekim El Zalami ve Bağdat Belediye Başkanı Ali El Tamimi ayarladı.” 

Heyetin Sadr hareketinin liderini ziyaret etmesi şaşırtıcıydı. Zira Sadr’ın Anbar’a yardım edebilmek için hükümet üzerinde bir etkinliği yok. Topraklarının yüzde 80’e yakını İslam Devleti’nin (İD) eline geçen Anbar’da bir dizi şehir de şu an tehlike altında.

Ancak Anbar Vilayet Meclisi Başkanı Sabah Karhut, görüşmede Sadr yanlısı 31 parlamento üyesinin Anbar’ın kurtarılmasına yönelik girişimlere ve yabancı birliklerin vilayete girmesine olası desteğinin konuşulduğunu açıkladı. 

Karhut Al-Monitor’a telefonla yaptığı açıklamada şu bilgileri verdi: “Anbar krizinin çözümü için sadece iki seçenek var: Ya cürümleri boyunu aşan İD’le savaşmak için ABD askerleri Anbar’a girer ya da Ulusal Muhafız projesini hayata geçirecek kanun kabul edilir. Bu kanunla aşiret savaşçıları silahlandırılıp maaşa bağlanarak İD’i Anbar’dan çıkarabilecek yerel bir güç hâline getirilir.” 

On yıl önce ABD işgal kuvvetlerine karşı savaşan Sadr destekçileri, Irak’a yabancı birliklerin girmesine en çok karşı çıkan kesimi oluşturuyor. Öyle ki Sadr, İD’le mücadeleye yabancı kara birliklerinin katılması durumunda silahlı gruplarını bu birliklerle savaşmak üzere yeniden yapılandıracağı tehdidinde bulunmuştu.

İD’in geniş bir alana hâkim olmasının ardından yoğun çatışmalara sahne olan Anbar ve Selahaddin vilayetlerindeki Sünni siyasetçiler ise ABD askerlerinin geri gelmesini ve İD’in korkunç suçlar işlediği, halka vergiler dayattığı şehirlerin kurtarılmasını istedi. 

Kendi destekçileri de yaklaşık iki yıl boyunca birbiriyle çatışan Sadr’ın Irak’taki azınlıklar, bilhassa da Sünniler konusunda daha ılımlı bir yaklaşıma yöneldiği söyleniyor. Nitekim Sadr, eski Başbakan Nuri El Maliki tarafından izlenen politikanın Irak’ı Sünni ve Şii aşırıcılığın pençesine düşürdüğünü söyledi.

Sadr 15 Eylül’de ise Irak hükümetine “İD’le mücadele gerekçesiyle olsa bile hiçbir işgalciye kapı açmayın.” çağrısında bulundu. Hatta İD’i “ABD’nin ve onun sömürgeci, yıkıcı mantığının bir ürünü” olarak tanımladı. 

Sadr yabancı askerlerin ülkeye yeniden gelmesine karşı çıkan ilk Şii politikacı oldu. Sadr, ABD güçlerinin müdahale etmesi hâlinde İD kontrolündeki bölgelerde Selam Tugayları adı altında mücadele eden savaşçılarına “oralardan en kısa zamanda çekilme” çağrısı yaparak “Bir zalimle baş etmek için başka bir zalime başvurulmaz.” dedi. 

Irak güvenlik güçlerinin yanında savaşan Şii milislerin Anbar’a girmesine karşı çıkan Karhut ise İD’e karşı 20 bin aşiret üyesinin savaştığını ancak bunların “gerekli takviyeden mahrum olduğunu ve hükümetin desteğine ihtiyaç duyduğunu” belirtti.

Sadr’la 19 Ekim’de Necef’te yaptığı görüşmeyi “verimli” diye tanımlayan Karhut şöyle konuştu: “Sadr’la ABD birliklerinin girişine ilişkin görüşmeler hâlen sürüyor. (...) Sadr onların Irak’a girişini kategorik olarak reddetmedi.”

Ancak Ramadi’yi temsil eden meclisi üyesi Asal Fehdavi Al-Monitor’a yaptığı açıklamada şöyle konuştu: “Sadr ABD kara birliklerinin Anbar’a girişini kategorik olarak reddetti. Öyle ki Irak kentlerinde İD’i bombalayan ABD savaş uçaklarının girişine bile karşı çıkıyor.” 

Fehdavi’ye göre Sadr “İD militanlarının püskürtülmesi için Sadrcı grupların ellerindeki silahları Anbar’daki savaşçılarla paylaşacağına dair söz verdi.” Anbar’da ordu ile örgütün radikal unsurları arasındaki çatışmalar günlük bazda devam ediyor.

İD’in bir dizi şehirde ilerleme kaydetmesinden kaygı duyan Anbar yönetimi, vilayetin toptan İD’in eline geçmesini önlemek için ivedi bir çözüm bulunmasını istiyor.

Fehdavi buna ilişkin şöyle dedi: “ABD’nin kara birliklerine ihtiyaç var ya da hükümet bize aşiret savaşçılarına havadan destek sağlayacak Apaçi helikopterleri versin.” 

Yabancı kara birliklerinin ülkeye girmesine karşı çıkan Haydar El Abadi’nin başında bulunduğu Irak hükümeti için geriye tek bir seçenek kalıyor: Anbar’daki aşiretlerle anlaşarak İD’in bölgeden çıkarılması için Irak güvenlik güçlerine desteklerini sağlamak.

Abadi ve hükümet yetkilileri, aşiret üyelerinin savaşa desteğini sağlamak için Ürdün ve Bağdat’ta yaşayan etkili Iraklı isimlerle temasları yoğunlaştırdıysa da bu görüşmelerden sonuç alındığına dair henüz bir bilgi yok.

Fehdavi “Sahadaki gelişmeler hızlanıyor. Saldırıları püskürtmek için aynı hızda tepki vermek gerekiyor.” derken, Karhut da sözlerini şöyle tamamlıyor: “İD tehdidine karşı merkezi hükümetten güçlü destek gerekiyor.”

More from Omar al-Jaffal