Ana içeriğe atla

Peşmerge güçleri bozgun sonrası imajını onarmaya çalışıyor

Geçtiğimiz aylardaki bozgunlarıyla Irak Kürdistanı’na şok yaşatan Peşmerge güçleri, İslam Devleti’ne kaptırdıkları toprakları yavaş ama emin adımlarla geri alıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
A Kurdish Peshmerga fighter takes up position near his camp in Gwar, northern Iraq September 23, 2014. REUTERS/Ahmed Jadallah (IRAQ - Tags: CIVIL UNREST CONFLICT) - RTR47EK9

ZUMAR, Irak — General Halgurd Hıdır, bulunduğu tepeden birkaç kilometre ötedeki durumu dürbünüyle inceliyor. Bir beton denizine benzeyen o yer, Zumar kasabası. Komutan rahat görünse de askerlerine zorlu bir görev verildiğinin farkında: ağustos başında İslam Devleti (İD) militanlarına kaptırılan geniş alanları geri almak. Birkaç düzine Peşmerge savaşçısının çevrelediği Hıdır: “Son bir ayda büyük ilerleme kaydettik ve bu bölgeyi İD’den temizledik.” diye anlatıyor. Emir geldiği anda kasabanın kendisini de almaya hazır olduklarını söylüyor.

Kürt Peşmerge güçleri, Sihela-Zumar yolunda on civarında köyü ve stratejik petrol sahalarını ele geçirmiş durumda. Bozguna uğratılan İD militanlarının izleri hâlen bölgede görülüyor. ABD uçaklarının bombaladığı bir Humvee aracı dâhil tahrip olmuş araçlar, yolun etrafına saçılmış.

Zumar kasabası ve civardaki petrol kuyuları, ağustos başına dek Peşmerge’nin sağlam kontrolünde görünüyordu. Ancak İD güçleri 2 Ağustos’ta yıldırım hızıyla Zumar’ı ele geçirdi, ertesi gün de Sincar’ı aldı. Bu hezimet, Peşmerge’yi şaşkına çevirdiği kadar imajını da sarstı. Zira İD militanları haziranda Irak ordusunu bozguna uğrattığında Peşmerge çok farklı bir ordu olmakla övünmüş ve cihatçıları durdurabileceğini söylemişti. Peşmerge’nin militanların gücünü küçümsediği ortada.

Sincar, Zumar ve Irak Kürdistan bölgesinin başkenti Erbil yakınında bir dizi stratejik bölgenin düşmesi, Kürt yönetimiyle Kürt toplumunu acı bir gerçekle yüzleştirdi: Peşmerge’nin hem yapılanma hem kabiliyet bakımından acil bir yenilenmeye ihtiyacı vardı.

Sincar yenilgisinin bedelini en ağır ödeyenler, tarihsel bir dini azınlık olan Yezidiler oldu. Öldürülen Yezidi sayısı yüzlerle ifade edilirken, genç kadınlar dâhil İD tarafından kaçırılanların sayısı bunun da üzerinde tahmin ediliyor.

Saldırıdan kurtulanlar ise Peşmerge’nin perişan olduğunu ve pek de direnmediğini iddia ediyor. Bunlardan biri Sincar’ın yerel yetkililerinden Kasım Şeşo. Sincar’dan kaçmayan ve kendinden menkul cihatçılara karşı kahramanca direniş diye anlatılan mücadeleye katılan Şeşo, Peşmerge’nin ve komutanların “halktan önce kaçtığını” söylüyor.

Türk-Irak sınırı yakınındaki Dohuk’ta bir otel lobisinde görüştüğümüz Şeşo’nun kalın, siyah boyalı bıyıkları var, etrafı korumalarla çevrili. Şeşo, yöneticiler irade gösterseydi Sincar’ın düşmesi önlenebilirdi diye ısrar ediyor, Kürt güçlerin başındakilerin acizliğini yolsuzluğa bağlıyor: “Ticarete dalıp para kazanma derdine düşenler savaşamaz. Kendi canlarını kurtarmaya baktılar.”

Sincar’da olanların Irak Kürdistan yönetimi için gerçekten bir uyarı olup olmayacağı, Peşmerge kuvvetlerinde kapsamlı bir yenileşmenin başlayıp başlamayacağını zaman gösterecek. Kürt liderler, birçok gerilla ve devrimci kuvvetin yaşadığı klasik bir sorunla karşı karşıya: gaddar bir düşmana karşı ilkeli direniş döneminin ardından bir ülke veya birimi gerçekten yönetebilmek.

İdarenin denetimine dönük düzenlemelerin yetersizliği, iktidarda olanların kolaylıkla sömürebildiği bir sistemin oluşmasına yol açtı.

Peşmerge yetkilileri, yapısal eksiklikleri çözmek için bir dizi adım attıklarını söylüyor. Ancak Irak Kürdistanı’nın iki hâkim siyasal gücü Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) ve Kürdistan Yurtseverler Birliği’ne (KYB) bağlı binlerce Peşmerge savaşçısı, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin (KBY) bir kurumu olan Peşmerge Bakanlığı’ndan değil, parti liderlerinden emir almaya devam ediyor. Bakanlık Sözcüsü Halgurd Hikmet’e göre bölgenin diğer güçlü partisi Goran’a mensup mevcut bakan, resmi olarak kendi emrinde olmayan kuvvetleri bakanlığa bağlama çalışmalarına başlamış durumda.

Birbirinden kopuk birliklerin idaresinde doğan kargaşa Sincar, Mahmur ve Celavla gibi cephelerde gün yüzüne çıktı. Resmiyette Peşmerge Bakanlığı’nın emrinde olan ancak fiilen KDP ve KYB’ye bağlı birliklerin eksik eş güdümü yüzünden Kürtler, İD’le yoğun çatışmaların ardından aldıkları Celavla’da temmuz sonunda kısa süreli bir yenilgi yaşamış ve kasabadan çekilmek zorunda kalmıştı.

Hikmet, KBY Başkanı Mesud Barzani’nin Peşmerge Bakanı’na reform konusunda geniş yetki verdiğini söylerken sürecin “yavaş” ilerlediğini kabul ediyor. Ancak sözcü, Sincar, Zumar, Celavla, Ninova ovaları ve Erbil yakınlarında yaşanan bozgunların bir daha tekrarlanmayacağını vurguluyor: “Özellikle Sincar’da neler olduğunu anlamak için komiteler kurduk. (…) Şu ana dek üç sorumlu tutuklandı, birkaç kişinin de soruşturması devam ediyor. Yaşananlardan ders alınacağını ve benzer durumların bir daha tekrarlanmayacağını umuyoruz.”

Yezidi toplumunun büyük trajedisine neden olan kimi üst düzey yetkililerin bireysel hataları dışında Kürt savaşçılar, silah bakımından İD’in gerisinde olduklarından sıklıkla şikâyet ediyor.

Batı ve kuzey Irak’taki Sünni iç bölgesinde Musul dâhil birçok önemli noktayı haziranda işgal eden cihatçılar, Irak ordusunun en az dört tümeni tarafından kullanılan gelişkin ağır silahları ele geçirmişti.

Ağustostan itibaren İran ve birkaç Batılı ülke Irak Kürdistan yönetimine silah tedarik etmeye başladı. Hikmet’in verdiği bilgiye göre bilhassa Almanya ve Fransa, tanksavarlar ve araca monteli büyük makinalı tüfekler gibi fazlasıyla ihtiyaç duyulan ağır silahlar sağladı. Peşmerge subaylarının bu silahları kullanma konusunda şu an hem Irak Kürdistanı’nda hem yurt dışında eğitim aldığını aktaran Hikmet, silahların ihtiyaca göre cephelere dağıtılacağını vurguluyor: “Silahların dağıtımı büyük sorumluluk gerektiriyor. Dağıtım gelişigüzel değil belli bir plana göre yapılmalı.”

Almanya gibi bazı Batılı ülkeler, silahların üçüncü tarafların eline geçmemesini şart koştu. Bu koşul, hâlihazırda Irak ve Suriye’nin Kürt bölgesinde İD’le savaşan Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ve ona bağlı grupları da kapsıyor.

Suriye sınırındaki cepheleri dolaşan Al-Monitor muhabiri, bölgedeki Peşmerge birliklerine yapılan silah sevkiyatı sırasında top ve tanklar dâhil ağır silahlardan oluşan uzun bir konvoya rastladı. Konvoyda asker taşıyan birkaç Mercedes-Benz kamyon da vardı. Kürt askerlerin verdiği bilgiye göre bu kamyonlar da Almanya tarafından hibe edilmiş.

Zumar yakınlarına geri dönersek General Hıdır da birliklerinde kullanılan ve çoğu Rus yapımı olan silahların “daha önce birkaç savaşta kullanılmış” eski silahlar olmasından dert yanıyor. Hıdır ve askerlerinin şansı geçenlerde açılmış ve Irak askerlerinin haziranda kaçarken geride bıraktığı zırhlı araçlardan birkaç tanesi kendilerine verilmiş.

Ancak Hıdır’ın asıl büyük avantajı, İD militanlarına haftalardır göz açtırmayan ABD hava saldırıları. Buradaki birçok asker gibi Hıdır da İD’in ilerleyişini durdurmakta ABD hava gücünün etkisini hemen teslim ediyor: “ABD hava saldırıları bize çok yardımcı oldu. (…) Bombalanmaktan korkan İD savaşçıları artık çok fazla hareket edemiyor.”

Kürt güçleri, bir ayı aşkındır yavaş ama emin adımlarla kaybedilen bölgeleri geri alıyor. Kapasitelerini aşmamaya dikkat ediyorlar ve kaptırdıkları toprakları teker teker geri almayı hedefliyorlar.

More from Mohammed A. Salih

Recommended Articles