Ana içeriğe atla

Batı Şeria’daki boykot İsrail mallarının satışını % 50 düşürdü

Filistinliler giderek İsrail ürünlerinden Filistin ürünlerine yönelirken Filistinli firmaların da işleri açılıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
A Palestinian man selling fruits and vegetables reads a copy of a pro-Hamas newspaper, Palestine, at a market in the West Bank city of Ramallah May 10, 2014. The Palestinian authority had allowed the distribution of the pro-Hamas Palestine newspaper in the West Bank on Saturday after the Hamas-run government in the Gaza Strip said on Wednesday it had relaxed a ban on Palestinian newspapers published outside the enclave as a gesture of reconciliation to rival group Fatah after their unity deal last month. RE

RAMALLAH, Batı Şeria -- Ramallah’ta bir markette 9 yaşındaki Muhammed Ali annesinden ona meyve suyu almasını istiyor, fakat “İsrail meyve suyu olmasın.’’ diye ekliyor. Al-Monitor bunun sebebini sorduğunda Muhammed şöyle diyor: “Çünkü onlar Gazze’deki çocukları öldürüyor.’’

Bu çocuk farkında olmayabilir ama Batı Şeria ve Gazze’de başlatılan kampanyalarla binlerce Filistinli İsrail mallarını boykot ediyor. Boykot çağrısı yapan posterler Batı Şeria’nın her yerinde. Bunun İsrail ve Filistin ekonomilerine nasıl bir etki yapacağı henüz belli değil. Ancak analistler ve kampanya organizatörleri meselenin ekonomiden ibaret olmadığını vurguluyor.

Boykotun öncü aktivistlerinden Filistin Halk Partisi üyesi Halid Mansur, “Bunun Filistin toplumunda bir yaşam biçimi olması gerektiğine’’ inanıyor.

Birzeit Üniversitesi öğretim görevlisi ve ekonomi uzmanı Nasır Abdül Kerim de şu değerlendirmeyi yapıyor: “İsrail mallarını boykot kampanyaları, ekonomik sonuçların ötesine geçiyor. Bu, İsrail’e olan ekonomik bağımlılığı kısmen de olsa ortadan kaldırmaya katkı yapan vatani ve ahlaki bir görevdir.”

Al-Monitor’a konuşan Filistin Merkezi İstatistik Bürosu Başkanı Ula Avad, boykotun etkisinin henüz resmi verilere yansımadığını söylüyor.

Filistin dışalımının yüzde 70’inden fazlasının İsrail’den ya da İsrail üzerinden geldiğini belirten Avad’a göre, İsrail için en büyük önemi Filistin pazarı taşıyor. Çünkü İsrail’den ithalatın toplam değeri 4-4,5 milyar dolara ulaşırken, ihracat yarım milyar doları geçmiyor.

Boykotun etkisi rakamsal olarak değerlendirilemese de emareler, boykotun ivme kazandığını ve Batı Şeria’nın ilçelerinde yaygınlaştığını gösteriyor.

Filistin Merkezi İstatistik Bürosu verilerine göre Filistin’den İsrail’e ihracat, mayıs 2014’te bir önceki aya göre yüzde 7.1 oranında arttı ve toplam ihracat değerinin yüzde 86.5’ini oluşturdu. İsrail’den ithalat ise bir önceki aya kıyasla yüzde 7.3 oranında düştü ve toplam aylık ithalatın yüzde 65.3’ünü oluşturdu.

İsrail’in Kanal 10 televizyonu, 15 Ağustos’taki yayınında şu habere yer verdi: “ Batı Şeria’da İsrail ürünlerinin satışı, İsrail’in Gazze’ye saldırısının ardından başlayan boykot nedeniyle yüzde 50 azaldı. Kimi fabrikalar, satışların düşmesinden dolayı bazı üretim hatlarını kapattı.’’

Ekonomi Bakanlığı’nın sözcüsü ve Ekonomik Çalışmalar ve Politika Genel Müdürü Azmi Abdül Rahman’a göre Filistin ürünlerine talebin artması boykotun etkili olduğunu gösteriyor: “Boykot kampanyasının etkisi, henüz ölçülmüş değil. Fakat İsrail ürünlerine alternatif teşkil eden Filistin ürünlerine talebin artması gibi önemli göstergeler söz konusu.’’

İsrail mallarına ikame ürün üreten Filistinli şirketlerinde ve fabrikalarında, özellikle de İsrail’in Tnuva ürünlerine ikame sunmaya çalışan süt ürünleri sektöründe boykotun etkisi somut şekilde hissediliyor.

Filistin’in en büyük süt ürünleri firmalarından El Cunaydi’nin satış sorumlusu Emced El Muhtesib sektördeki gelişmeleri Al-Monitor’a şöyle aktarıyor: “Boykot kampanyası, firmamızı ve satışlarımızı olumlu etkiledi, bazı ürünlerin satışı arttı. Son iki hafta içinde firmamızın satışlarında yüzde 15’lik artış oldu. Bu başka firmalar için de geçerli. Filistin süt ürünleri firmalarının pazar payı eskiden yüzde 55-60 iken şimdi yüzde 80’i geçti.’’

Üretimdeki artış, çalışma saatlerini de etkiliyor. Muhtesib “Firmamızın fabrikalarında çalışma saatleri artırıldı ve 40 yeni işçi alındı.’’ diye anlatıyor.

Boykotun sadece birkaç haftalık olmasına rağmen, yansımaları şimdiden farklı boyutlarda görülüyor.

Ekonomi Bakanlığı’nın genel üretim yönetiminden sorumlu genel müdürü Manal Ferhat, yayımladığı basın bülteninde şunları kaydetti: “Filistin tüketicisinin harcamalarında yerel Filistin ürünleri payının kısa vadede en az yüzde 12 ile yüzde 25 arasında artması bekleniyor. Ekonomik sürecin unsurlarına olumlu etkisi olacak iyi bir yatırım hareketliliği göreceğiz. Gıda sektörünün tüketici harcamalarındaki payı yüzde 60 oranında artacak. Üretim kapasitesi artan birçok fabrika, şimdiden akşam vardiyası için çok sayıda yeni işçi almış durumda.’’

Abdül Rahman ise şunları ekliyor: “İsrail ürünlerini boykot kampanyası, hükümetin ve Ekonomi Bakanlığı’nın politikalarıyla örtüşüyor. Boykot kampanyası, bakanlığın 2016’ya kadar öngördüğü kalkınma politikalarıyla uyum içinde. Bu politikalar, milli üretim sektörlerinin yerel pazardaki payını yüzde 35’e çıkarmayı, işsizliği de yüzde 26’dan yüzde 18 civarına düşürmeyi amaçlıyor.”

Abdül Rahman’ın beklentisine göre “Tüm üretim sektörlerinin pazar paylarında artış yaşanacak. Mevcut pazar payı yüzde 85’e ulaşan mobilya sektörünün Filistin’in tüm pazar ihtiyacını karşılaması bekleniyor. İlaç sektörünün payının ise yüzde 50’den yüzde 70’e çıkması bekleniyor.”

Abdul Rahman şöyle devam ediyor: “Üretime 1 milyar dolarlık yatırımla 70 bin ila 100 bin arasında yeni iş fırsatı yaratılmış olacak. İsrail ürünlerine boykotun devam etmesi işsizliğin ve yoksulluğun azalmasına, Filistin hükümetinin mali sürdürülebilirliğinin güçlenmesine büyük katkı yapacak.’’

Birzeit Üniversitesi’nden Abdül Kerim ise Filistinlilerin boykotu sürdürmesi gerektiğini düşünüyor, ancak boykotun İsrail’in politikalarında değişiklik yaratmasını olası görmüyor: “Boykot siyasi, ahlaki ve ulusal düzlemde önemli. Boykot bir hayat tarzına dönüşmeli. İsrail’i boykot etmek ekonomik sonuçlar doğursa da Filistinlilerin boykot edemeyeceği yakıt, elektrik, çimento ve su gibi temel ihtiyaç ürünleri var.’’

Abdül Kerim, Filistinlilerin yaklaşık 600 milyon dolar değerinde İsrail ürününü boykot edebileceğini düşünüyor ki bu rakam, İsrail’in 160 milyar dolarlık toplam ticaret hacminde ufak bir gıdım olarak kalıyor.

Abdül Kerim şu rakamlara dikkat çekiyor: “İsrail’den ithal edilen temel ihtiyaç ürünlerinin değeri 3 milyar dolara ulaşıyor. Ayrıca 1 milyar dolar değerinde kişisel tüketim malları söz konusu ki bunların bazılarının ikamesi yok. Bu da boykot edilebilecek İsrail ürünlerinin 600 milyon dolar değerinde olduğu anlamına geliyor. Boykot İsrail’e ekonomik açıdan zarar veriyor olsa da İsrail’i politikalarını ve işgal planlarını değiştirmeye sevk etmeyecek. İsrail’in ticareti 160 milyar dolar olarak tahmin ediliyor. Dolayısıyla Filistinlilerin boykottan elde edeceği kazanım, İsrail’in kaybedeceklerinden çok daha fazla.’’

Filistin’in İsrail ekonomisine bağımlılığını azaltmak için Filistin sanayisine büyük yatırımların yapılması gerekiyor. 

Abdül Kerim şöyle devam ediyor: “600 milyon dolarlık ikame Filistin ürünü sağlamak için tarım alanlarının ıslahına ve fabrikaların geliştirilmesine yaklaşık 1 milyar dolarlık yatırım yapılması gerekiyor. Böyle bir yatırım, 30 bin civarında Filistinliye iş kapısı açar ve kısmen de olsa Filistinlilerin İsrail bağımlılığından kurtulmasına katkı yapar. Ayrıca İsrail’i endişelendiren uluslararası boykot da desteklenmiş olur.’’

Halid Mansur ise boykotun kurumsallaşması gerektiğini düşünüyor: “Vatandaşlar İsrail’i boykot etmekte kararlı olmalı ve bu konuyu okul ve üniversite müfredatlarına, cami vaazlarına dâhil ederek yerleşik bir kültüre dönüştürmeli.’’ Mansur siyasileri de “Paris Ekonomik Protokolü’ne uygun şekilde İsrail’le iş yapmayı durdurma yönünde kalıcı bir karar almaya’’ çağırıyor.

Filistinlilerin kampanyası, İsrail’e karşı ekonomik, akademik ve kültürel alanlarda yükselen uluslararası boykotların ardından gelişiyor. Avrupa’da yayılan ekonomik boykot, İsrail’in Avrupa’ya yönelik tarım ve sanayi ürünleri ihracatına sekte vuracak. Bu da İsrail’i derinden endişelendiriyor.

More from Ahmad Melhem

Recommended Articles