Ana içeriğe atla

Ateşkes Mısır’ın Gazze’de dolaylı rol üstlenmesine yol açabilir

Ateşkese nihayet ulaşılmasının ardından Filistin Yönetimi Gazze Şeridi’ne dönebilir, Mısır da gelecekte burada dolaylı bir rol üstlenebilir. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Palestinian President Mahmoud Abbas presides over a meeting with Palestinian leadership in the West Bank city of Ramallah August 26, 2014. Israel has accepted an Egyptian proposal for a Gaza ceasefire, a senior Israeli official said on Tuesday. Egyptian and Palestinian officials said the truce was to take effect at 7 pm (1600 GMT). REUTERS/Mohamad Torokman (WEST BANK - Tags: POLITICS) - RTR43V6J

Gazze Şeridi’nde yedi hafta süren çatışmaların ardından ateşkes sağlandı. Ayrıntılar hâlen muallak ve şüphesiz ki ateşkesin kalıcı olup olmayacağını söylemek için henüz çok erken. Ancak yeni mutabakatın ne kadar kalıcı olacağı, İsrail açısından ne gibi sonuçlar doğuracağı bir yana, Gazze’de yeni bir gerçekliğin ortaya çıkabileceğini söylemek mümkün. Filistin Yönetimi, en azından Mısır sınırındaki Refah Kapısı’nın idaresini üstlenmek üzere Gazze Şeridi’ne dönebilir. Bu olumlu bir gelişme gibi görünse de aslında değildir. Zira eskiden abartılı görülen yeni bir senaryonun kapısını açabilir: Mısır’ın Gazze’nin yönetiminde dolaylı olarak yer alması.

İlk olarak şunun altını çizelim ki Mısır, Gazze’yi kontrol etmek istemiyor. Mısır’ın istediği, kendi sorunlarını kontrol altına almak, Sina Yarımadası ile Refah sınırını Gazze’den radikal militanların sızmalarına karşı korumak. Mısır, Hamas ve diğer grupların Refah sınırında kazdığı yeraltı tünellerini yıkma operasyonlarını son dönemlerde artırdı. Ancak tünellerin yıkımı, Mısır’ın Hamas’la zaten kırılgan olan ilişkilerini bilhassa Mısır ordusunun İslamcı Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’yi devirmesinin ardından kaçınılmaz olarak kötüleştirdi.

Bunun yanı sıra Gazze savaşı, Mısır’ın sınır güvenliğini korurken aynı zamanda Gazze krizinde tarafsız arabulucu olamayacağını gösterdi. Nitekim Hamas, Mısır’ın adil bir arabulucu olmadığına dair sitem ediyor. Kimi İsrailliler ise krizi aslında Mısır ordusunun tünel yıkımındaki sert tavrı mı tetikledi, diye sessizce sorguluyor.

Gazze’deki çatışma, her biri farklı beklenti ve taleplere sahip üç taraflı, garip bir meseleye dönüştü. Neticede Mısır, ateşkes anlaşmasını sağlayarak istediğini almış görünüyor. Mısır, Filistin Yönetimi’nin Refah Sınır Kapısı’nın idaresini üstlenmek üzere Gazze’ye dönüşünü Hamas’a kabul ettirdi. Cumhurbaşkanı Abdül Fettah El Sisi, Filistin Yönetimi’nin dönüşüyle Mısır’ın Gazze’yle sorunlarının çözüleceğine inanmış görünüyor. Ancak soru şu: Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Mısır makamlarından yoğun destek almadan Mısır’ın isteğini yerine getirebilir mi, yani sınır güvenliğini sağlayabilir mi? Bu olası görünmüyor.

Abbas’ın Gazze’deki başarısı, hem Hamas’ın hem diğer Filistinli grupların iyi niyetine bağlı olacak. Bu iyi niyet, ileriye dönük olarak garanti edilemez. Kaldı ki Hamas ve Abbas’ın herhangi bir süre için mutlu ortaklar olmasını beklemek, saflık olur. Mısır’ın güçsüz olan Abbas’a arka çıkmak ve onun Gazze’deki varlığını sürdürmesini sağlamak için devreye girmesi gerekecek. Mısır’ın işin içine nasıl dâhil olacağı ateşkesin sürmesine bağlı olarak belirlenecek. Ancak bu rol, en azından güvenlik ve istihbarat alanlarında kolaylıkla derin ve görülür bir hâl alabilir. Mısır, zaman içinde ya alenen Abbas’ın patronu gibi hareket etmek ya da Abbas’ı Gazze’nin savaş sonrası siyasi bataklığında terk etmek zorunda kalabilir.

Filistin Yönetimi, Batı Şeria’da kanun ve düzeni ancak İsrail ordusunun irtibat ve desteğiyle, onun sağladığı istihbaratla kontrol edebiliyor. Benzer düzenlemeler olmadan – ki bunlar kaçınılmaz olarak Mısır’ı içerecek -- Abbas ve ekibinin Gazze’de başarı sağlaması zor görünüyor.

Ayrıca, Hamas ve diğer gruplar İsrail’e ateş açmayı bırakabilir ama Gazze’ye kaçak yollardan silah sokmaya devam edecek. Sisi’nin kaçakçılığa karşı politikasını gevşetmesi gerçekçi bir beklenti olmaz. Bu da paradoksal bir durum oluşturacak ve muhtemelen bizi krizi tetikleyen başlangıç noktasına geri götürecek: Hamas’ın nefes alamaması durumu ve bunun yansımaları.

Ortada basit bir gerçek var: Sisi, Gazze’deki gruplara cephaneliklerini tazelemeye ve Filistin Yönetimi’ni baltalamaya müsaade ederek Sina’nın güvenliğini sağlayamaz, kaçakçılığı önleyemez. Mısır’ın tünelleri denetim altına alması, sonra da Gazze savaşında arabuluculuğa soyunmasıyla başlayan süreç, neticede öyle bir noktaya varacak ki Mısır, Sina’yı kaçakçılık hatlarının yeniden açılmasına karşı korumak için Gazze’nin iç güç dengeleriyle daha dolaylı bir şekilde uğraşıyor olacak.

Bu senaryo, pek çok Mısırlı ve Filistinli için ürkütücü olsa da ihtimal dâhilindedir ve ciddi siyasi, askeri ve ekonomik sonuçlar doğuracağı için dikkate almaya değerdir. Açıktır ki Gazze’deki birçok grup ve diğer bölgesel aktörler Mısır güç gösterisi yaparken eli kolu bağlı oturmayacak. Bu bakımdan Mısır, hem hasmane hem anarşik yeni bir Gazze’nin içine çekilebilir.

Dolayısıyla Hamas ve Mısır, sadece mevcut krizi soğutmak için değil, krizin ardından olası bir tatsız dönemi engellemek için de düşünme süreçlerini yeni bir modele oturtmalı. Abbas tek başına ne Gazze’yi kurtarabilir ne de Gazze’nin Mısır’ın başına kalmasını engelleyebilir, bilhassa da İsrail’in Abbas ve ekibine güvensizliği devam ederse. Mısır yönetimi bunu ne kadar çabuk idrak ederse o kadar iyi eder. Hamas da şunu anlamalı ki Mursi gerçek bir baba gibi kendisine kol kanat gerdiyse şimdi onun yerini alan Sisi de Hamas’ın kabullenmesi gereken bir üvey babadır. Sisi’nin ucu açık ateşkes önerisinin kabulü, iyi bir başlangıç oldu ama fazlasına ihtiyaç var.

Lafı dolandırmadan söyleyelim: Hamas, harap olan roket stokunu tazelemeye, Refah sınır güvenliği düzenlemesini baltalamaya devam ederse uluslararası toplumun Gazze’yi yeniden inşa etmesini bekleyemez. Gazze bu son çatışmayı zar zor atlatabildi. Ancak ileride başarısız olacak bir Gazze, özerk bir oluşum olarak varlığını kolayca kaybedebilir ve Mısır’ı son derece çetrefilli bir köşeye sıkıştırabilir.

More from Nervana Mahmoud